yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (17)
    • medya (0)

    1. (gbkz: satın alma sahiplen) başlığından sonra açmaya karar verdiğim başlık.

    (link: http://www.suslusozluk.net/n/505787/ bu) girdimin bir bölümünde de yazdım ancak yeni başlık açılmasının önemli olduğunu düşündüğüm için burada da bulunmasını istediğimden kopyalıyorum:

    benim de bu konuda daha önce bilinçli olmadığımı, sebeplerini okuyup öğrenince hak verip durumun savunucusu olduğumu belirterek ön yargıyla okumaya başlamamanızı rica ediyorum. kısırlaştırmak neden gerekli?

    ilk olarak, dişi kediyle başlayalım. dişi kediyi her kızgınlığa girdiğinde (yani yaklaşık üç ayda bir) çiftleştirmediğimizde kedideki rahim kanseri riski çok fazla artıyor. kızıştığında çiftleştirmemek için kendisine hormon verilmek üzere yapılan bazı aşılar var ki vücuda her seferinde "hamilesin" mesajı vererek hormon dengesini alt üst ediyor. aynı şekilde bu hormonlar da kedide birtakım sağlık sorunlarına, hormonal ve genital problemlere yol açıyor. yok "ben her üç ayda bir çiftleştiririm ve doğacak her bebeğin de sorumluluğunu alırım; onların hepsine bakarım veya sahiplendiririm" diyorsak:

    ilk durum için, eğer o kadar kediye bakma imkanımız varsa neden sokakta halihazırda yuva bekleyen ve yuva bulamadıkları durumda hastalıktan, açlıktan, susuzluktan, soğuktan, sıcaktan, tecavüzden, araba çarpmasından ölecek (ya da sakatlanacak) zavallı hayvanlara yuva olmuyoruz da yenilerini istiyor ve diğerlerinin yuva bulma ihtimallerini çok daha fazla düşürerek bir kez olsun başı okşanmadan ölecek olmalarına göz yumuyoruz?

    ikinci, yani sahiplendirme durumu için de aynı şekilde, sahiplendirdiğiniz yuvalar bir hayvan bakabilme kapasitesine sahipse neden bu sokakta ömrü yukarıda bahsettiğim koşullar yüzünden yuva bulamadığı durumda yaklaşık 2 yıl olacak olan hayvanlar değil de boş yere dünyaya getirilmiş yenileri olsun?

    bunların haricinde, hayvan her kızıştığında çiftleştirilmesi ve doğurması gerekeceğinden ömrü boyunca aklımızın alamayacağı kadar doğum yapacak ve her seferinde 3 ila 6 arası yavru doğuracak, doğacak bebeklerin de kısırlaştırılmadığını varsaydığımızda durum şu olacak:

    http://www.animallia.com/assets/images/kediureme/ureme%20semasi(1).bmp

    8 yılda 2 milyon kedi! yani sadece 8 yıl içinde ve sadece bir kişinin kısırlaştırmayı reddetmesi 2 milyon zavallı sokak hayvanının hayatına mal olacak. (hadi bir kere çiftleştirdik, sonra kısırlaştırdık diyelim. o zaman da her yavrunun bir kez çiftleştirip kısırlaştırılması durumunda 2 milyon değil ama doğan kedi sayısına göre onlarca/yüzlerce olacak bu sayı. ve her yeni doğan hayvan için aynı sayıda sokakta olup yuva bulamayan hayvanın mutsuzluğunun, sakatlamasının, ölmesinin sebebi biz olacağız).

    bunun haricinde doğum kontrolünün bilinmediği ve/veya uygulanmadığı yerlerde sürekli doğum yapan kadınların genç yaşta öldüklerini biliyoruz. aynı durum kediler için de geçerli. bir kedi ne kadar doğurursa ömrü o kadar azalır. kedimle daha az yıl mı geçirmek istiyorum gerçekten?

    dolayısıyla kısırlaştırma hayvanın ömrünü uzatan ve yuvasız hayvanlara yuva umudu olan bir işlemdir.

    "çiftleşme güdüsünü ondan almaya ne hakkımız var?"a gelince... eğer sokaklarda, barınaklarda yuva bekleyen hiçbir muhtaç hayvan yoksa yani yukarıda anlattığım durumlara sebep olmayacaksak, kedi nesli tükeniyor olsa çiftleştirelim de durum maalesef yukarıda anlattığım gibi.

    erkek kedi meselesine gelince ise, bir erkek kedinin çiftleşmesi için kısırlaştırılmamış bir dişi kedi gerekecek, çünkü kısır dişi kedi kısır olmayan erkek kediye kendisine yaklaşması için izin vermeyecektir. bunun için de kısır olmayan bir dişi kedi gereklidir. kısır olmayan dişi kedinin yol açacağı durumları ise yukarıda uzun uzun anlattım.

    bu arada erkek kedinin kızgınlığa girdiğinde spreylemesi durumunda ev iğrenç kokacak ve o koku asla tam olarak çıkmayacaktır. ayrıca erkek kediler için kısırlaştırma işlemi 10 dakika sürer. 10 dakikalık operasyona direnme sonucu 2 milyon kedi...

    (gizlinot: ben kedi üzerinden anlattım ancak aynısını köpeğe de uyarlayabilirsiniz.)

    okuduğunuz için teşekkürler ve hayvan dostlarınızla mutlu ömürler.

    1 aralık 2016 09:31

    2. Evet benim de bir tekir kedim bir de fransız bulldogum var kedimi 10.ayda köpeğimi 15. ayda kısırlaştırdık.

    Etrafta dolaşan "Ayyyy bi kerecik yavrusunu alsaydik biz de kisirlastiracagiz ama 5 senedir uygun bir dişi (ya da erkek) bulamadik" safsatalarina hiç girmeden sahip olduğum bütün petlere tamamen bilinçli bir şekilde kısırlık ameliyatını yaptırdım.

    Bu durumda konuşmak riskli olabilir aslında çünkü bilgisizlikten ötürü hayvanimi kisirlastirdim diyen insana bir caniymis kendine yaptirilsa o da mutlu olur muymuş hayvanın geleceğini varolus sebebini elinden almis gibi davranildigi için her yerde sorulmadigi sürece açıklama yapmıyorum ben. Ama ben buranin açıklayabilecegim belki bilmeyenlere bilgi verebileceğim eleştirel değil objektif dinleyenlerin oldugu medeni bir topluluk olduğuna inanıyorum ve başlıyorum.

    Her hayvanın cinsine ırkına göre yaşam süreleri, kızgınlık başlama ve döngü evreleri değişkenlik gösterir ama genel olarak bildiklerimden size de kısırlaştırma neden önemli bahsedebilirim :

    1. İŞARETLEMEYİ YOK EDER: Erkeğe yerini belirtmek için evin her yerine bırakılan salgı evdeki herkesi kediciginiz de aslında dahil huzursuz eder.

    2. KONTROLSUZ UREMEYI ÖNLER : Bununla ilgili basit bir bilgi yeterli olur sanırım. Dişi bir kedi yılda iki kez ortalama 2-10 yavru arası doğurabilir. Yavruların en az ikisi disi olsa ve her ikisi de en az bir kez yavrularsa ki tabii ki daha fazla yavrulayabilirler sayıları 400.000 e ulaşabilir. Bu da kontrolsüz üreme dediğimiz durumu ortaya çıkarır.

    3. AGRESYONU AZALTIR : Kedi ya da köpek hormonlarının emrinde oldukları aylarda rahatlama saglayamadiklari için daha agresif daha özgür daha hırçın davranışlar sergileyebilirler.

    4.KANSER RİSKİNİ AZALTIR: Tabii ki en önemli sebep etken budur. Kısır olan kediler olamayan kedilere nazaran yüzde 80lere varan oranda hastalık riskini azaltabilirler.

    5. EVDEN KAÇMAYI ONLER: Evde çiftinin olmadığını anlayan petiniz çözümü daha geniş kitlesi olan sokakta aramaya karar verir ve bu hiçbirimizin kontrol altına alamayacagı sonuçlara sebep olabilir.

    6.YASAM SÜRESİNİ ARTIRIR: Hem fiziksel hem ruhsal olarak huzursuz olmayan kediniz ya da köpeğiniz kanser riskini azaltmış, kızgınlık dönemlerinin ona yarattığı etkilerden yalitilmis olarak yine bahçenizde evinizde ya da sizinle gezmelerde mutlulukla hayatını sürdürebilir.

    Umarım uzun olmasına rağmen okunur ve etkili olur.

    1 aralık 2016 10:29

    3. Kedilere büyük zaafım var.

    Geçen hafta otoyolun kenarında bişey gördüm. Gözlüğüm olmadığından anlamlandıramadım başta. Gözlüğü takıp yaklaştım.

    Bi kedi cesediydi arkadaşlar. Çarpan rezil ne hızla çarptıysa hayvanın üst derisi ve başı bütün iç organlarından ayrılmıştı.

    Vahşi bi hayvanın doğası şehir sokakları değildir. Bu şekilde can vermelerindense kısırlaştırılsınlar. Bizler gibi çocuğum olsa da büyütsem diye hislenmiyorlar. Duygusal düşünmek yerine bir de her gün böyle can veren, tecavüze uğrayan hayvanları düşünün.

    1 aralık 2016 12:05

    4. Canlıların en temel iç güdüsü üremedir, neslin devamıdır. Ve siz hiçbir hakla (hastalık hariç) bunu onun elinden alamazsınız. Siz de bir canlısınız ve birileri sizden bunu alsa nasıl olursunuz bir düşünün.

    Özellikle cins canlıları satış amaçlı zorla çiftleştiriyorlar ve sağlıklarıyla oynuyorlar. Bu yanlış, sizin yaptığınızı doğru yapmaz.

    Üstelik bilmem kaç bin yıldır insanlarla şehirlerde yaşayan canlılar bunlar... Adapte olmuş canlılar...

    Kızışırsa kızışsın demek ki üreme zamanı gelmiş. Ergenliğe giren insan dişilerini de kısırlaştıralım, malum kanser riski. Ya da göğüsleri büyüyen insan dişilerinin göğüslerini alalım, malum kanser riski...

    Ne kadar meraklısınız doğayla oynamaya. Senin cins kedin/köpeğin gidip kırma canlılar doğuracak ya da sokaklar kediden köpekten geçilmeyecek diye hadi kısırlaştıralım. aaa bak hastalık riski de var. Ya canım bunların doğalı burası değil ne işleri var buralarda yazık.

    edit:

    evet doğaya karışılmaması gerektiğini savunuyorum. gördüklerimi de besliyorum hatta yaralıysa ücretli tedavilerini de yaptırıyorum. üstelik tüm bunları öğrenci halimle yapıyorum. neden? çünkü ailemden böyle gördüm. benim çevremdeki insanlar sokak hayvanlarını beslemek için özel mamalar alan ve sokak sokak gezip bunları hayvanların rahatça yiyebileceği yerlere koyan insanlar. ooo kısırlaştıralım da ölülerini görmek zorunda kalmayalım zamanla azalsınlar tarzı insanlar değil.

    bir canlıya evinizi açmanız onun sizin malınız olduğu anlamına da gelmiyor.

    işin sağlık kısmını söylemişsiniz çok merak ediyorum meme kanseri hakkında ne düşünüyorsunuz? ya da yumurtalık kanseri? aaa ama siz insansınız değil mi? onlar sadece sokak hayvanları :(

    müdahale ettiklerimiz bizimle kediler için 10000 köpekler için 30000 yıllık geçmişe sahip canlılar. bu süre içerisinde adapte olmuş canlılar. bu canlıları kısırlaştırmaktansa onlara saygılı insanlar yetiştirmek, onlarında canlı olduğunun bilincine varmak, onların haklarını arttırmak ve var olan haklarını korumak, onlara barınaklar (kedi evleri mesela) sağlamak varken neden onları iyice mal olarak görüp kısırlaştırma yolunu seçiyorsunuz? daha kolay olduğu için olabilir mi? sonuçta gözünüz daha az can gördüğü için var olanlar daha mı mutlu oluyor?

    kısırlaştırmayı tartışmak yerine onlar için daha iyi yaşam ortamları nasıl oluşur diye tartışsaydınız keşke.

    1 aralık 2016 12:20 1 aralık 2016 18:53

    5. kısırlaştırmayı savunanları bir nevi canilikle eş değer gören, aşırı "bencil" insanların var olduğunu göstermiş başlıktır.

    eser miktardaki sağlık bilgisiyle duygu sömürüsü boyutunu geçemeyen, bilimsellikten ve hayvanseverlikten tamamen uzak bu yaklaşımlara gerçekten dayanamıyorum.

    1. kısırlaştırılmayan hayvanlarda, özellikle de dişi kedilerde, vücutta biriken hormonların bir süre sonra mutlaka ve mutlaka kiste sebep olduğu ispatlanmıştır. Bu ne demek; ölüm demek, hastalık demek. kısırlaştırılmayan 6 yaş civarı bir kedinin yumurtalıklarında oluşan 8 cm'lik kistin çıkarıldığı vb ameliyatları izlemek için youtube'a bir göz atarsanız hangisi daha canice görürsünüz. hatta ve hatta 1,5 yaşındaki bir kedide bile bu birikim görülür ve kısırlaştırma ameliyatında bu henüz minik olan kistik yapılar alınır.

    2. kısırlaştırılmayan hayvanlar her kızgınlık dönemlerinde (hiç de öyle sanıldığı gibi sadece mart ayıyla sınırlı değil) yoğun şekilde stres yaşarlar. araştıranlar bilir ki kedi-köpek hastalıklarının sebepleri arasında stres her zaman ilk sıralardadır. stres tek başına bir hayvanın bağışıklığını çökerterek onu ölüme sürüklemeye yetecek bir unsurdur (gizlinot: onların metabolizması için). maalesef sokakta yaşayıp zaten türlü türlü virüs taşıma/kapma olasılıkları yüksek kediciklerin bir de ek olarak verdikleri yaşam savaşı sırasında bu strese maruz kalmaları sadece daha erken ölmelerine sebep olur. hadi onlar çiftleşti ve geçici olarak kurtuldular diyelim. hayatı boyunca bunu yaşayacak olan ev hayvanınızın bağışıklığını kolay yoldan çökertmek istiyorsanız buyrun kısırlaştırmayın.

    3. üreme konusunda ise ilkokul düzeyindeki bir hesaplamayı anlamayacak ne var gerçekten bilemiyorum. kedi-köpekler sokak hayvanı değillerdir. insan bakımı sonucu evrimleşmiş, evcilleştirilmiş ve insan üretimiyle soyları devam eden hayvanlardır. yani sokakta hayvan olması halihazırda zaten "doğaya aykırı" bir durumdur. kedileri belgesellerdeki aslanlarla bir tutanlar var, yıl olmuş 2016. onları sen ve senin ataların üretti, sen bakmak zorundasın bu kadar basit. onlara bir kap mama vermekten aciz insanların, onların bu şartlarda yaşamaları, yavrularının da aynı şartlara mahkum olması gerektiği hakkında atıp tutması en hafif tabiriyle "bencil"liktir. bu sorumluluğu hisseden bir avuç duyarlı insan da her yıl milyonlarca sokak hayvanının canı, beslenmesi, sağlığı için uğraşıp dursun, ne kadar da doğal! nat geo wild mı desem, people mı???

    4. doğum yapan hayvanların ömürlerinin hatırı sayılır bir miktarda kısaldığı, ilgili olan herkesçe bilinir. insan bedeni, metabolizması ve üreme sistemiyle bu hayvanları karşılaştırmanın saçmalığına değinmek bile istemiyorum ama onlar doğum yapınca bizim gibi vücutları/hücreleri yenilenmiyor, tam tersi daha hızlı tükeniyor. ben kedim daha uzun yaşasın diye mamasından, vitaminine, suyunun kalitesine her şeyi düşünürken bir de kendi elimle ömrünü kısaltacağım. çok mantıklı!

    bunlara daha bir sürü ekleme yapabiliriz fakat mantıklı ve hayvansever insanlar için yeterli diye düşünüyorum.

    ben ve komşularım sokağımızdaki canları sabah-akşam beslemenin yanı sıra ayda en az 1 kere belediyeyle organize olup kısırlaştırılmalarını da sağlıyoruz. gayet güzel aldıkları yere bırakıyorlar, hepsi de tosuncuk gibi yaşıyor.

    keşke daha çok insan bizimle bu sorumluluğu paylaşsa da her dakika facebookta, twitterda pıtrak gibi çoğalan "sokakta ölmek üzere bulunan yavru kediler" ilanı görmesek.

    1 aralık 2016 13:57 1 aralık 2016 14:18

    6. Vay arkadaş! Saniyorum dunyayi amerikan filmlerinde aile olmus, boy boy bebeleri olan, saglikli yasayan st bernardlarin, cins cins dunya tatlisi kedislerin maaile, mutlu mesut yasadigi bir yer zannedenlerin katilmadigi durum.

    Yaşlandiği icin sokağa atilan, ay cok yaramaz deyip el kadar yavrucaklari çope, oraya buraya koyanlarin, daha beterlerinden bahsetmeyecegim, oldugu bir dunya burasi. Iki gundur hava ayaz, ayakciklarini altina cekmis, isinmaya calisan kedilerin, aç bir de üstüne soguk, hele de yeni dogmus ise ölmeye gark olmus hayvanlarin oldugu bir dunya burasi. Gözünüzden kactiysa naçizane söylüyorum.

    1 aralık 2016 14:44

    7. aramızda bakir doğada (gizlinot: yani üzerinde oynanmamış hayvan doğasında) yaşayan ve her yumurtlama döneminde üreyenlerin olduğunu gösteren başlık.

    1 aralık 2016 15:03

    8. Karşı çıkanlar olduğunu hayretle gördüğüm başlıktır.

    Nasıl insanla karşılaştırabilirsiniz? Benim üreme içgüdüm var evet, beni kısırlaştırsalar hoşuma gitmez buna da evet, ama hayvanlara doğum kontrolü ile ilgili eğitim veren bir kurum var da benim mi haberim yok? Kısırlaştırmamayı savunmak benim gözümde köyde 12. doğumunu yapan 37-38 yaşındaki kadının ölmesini doğal karşılamaktan farklı değil. Eksik kaldıysam biri beni aydınlatsın ben de yanlış biliyormuşum diyeyim. Ayrıca "sokaktaki hayvanı evime almak için, keyfim için" demekle olmuyor o iş, sokak hayvanı diye bir şey yok aslında, hayvanların doğal ortamına çöreklenmeden binaları yolları dikmeden düşünecektiniz bunu. Hiçbir hayvanın doğal yaşam ortamının asfalt, soğukta araba motoru, merdiven altı olduğunu ve yemek bulma alanının belediyenin koyduğu çöp konteynerı olduğunu düşünemiyorum, aksini düşünenin iyi niyetindenden de şüphe ediyorum. Kimse kusura bakmasın.

    Not: 3,5 yaşındaki kedimi ilk kızgınlık döneminin ardından kısırlaştırdım.

    1 aralık 2016 15:04

    9. Sevgili (yazar: tirmiktirmik ) (link: http://www.suslusozluk.net/n/505789/ girdisinde )o kadar güzel anlatmış ki kısırlaştırmanın önemini, neden gerekli olduğunu tüm gerekçelerini sıralayarak. Bunun üstüne halen insanların hayvanın doğası, bencillik diye buna karşı çıkmalarını anlayamıyorum. Kısırlaştırılmayan tek bir kedinin binlerce, yüzbinlerce hatta milyonu bulan alt soyu oluşuyor. Bu kadar büyük sayıda kedi dışarıda dolaşmadığına göre neredeler sayın çok duyarlı hayvan severler. Size söyleyeyim o yavruların çoğu sokaklarda hastalıktan, soğuktan, şiddetten, trafikten can veriyor, acılar içinde ölüyor. Bravo kısırlaştırmaya karşı çıktınız ve sokaklarda bir sürü kedinin telef olmasına, sahiplenme şanslarının azalmasına katkıda bulundunuz.

    Hiçbir bilinçli hayvan sever kısırlaştırma karşıtı olmaz. Sokak hayvanlarına yardım eden, hastalıkları ile ilgilenen, onları veterinere götüren ve bunları bizzat yaptığı için yollarda, sokaklarda ölen birçok hayvana şahit olan “gerçek hayvan severler” kısırlaştırmanın ne kadar gerekli olduğunun bilincini kemiklerinde hissederler. Bir de şu ünlü “doğaları” olayına gelirsek hayvanlarda bu tür bir bilinç yok. Kısırlaştırıldığının farkında bile değil. İstediği halde çocuk sahibi olamayan insanlar gibi “çocuğum olmuyor, anneliği tadamadım ” diye depresyona girmiyorlar emin olun.

    1 aralık 2016 15:47 1 aralık 2016 16:14

    10. Hiçbir hayvan 'neden çocuğum olmuyo :( ' ya da 'artık çocuk sahibi olmak istiyorum ' diye düşünmez.kısırlaştırmak hayvanı bin tane hastalıktan korur,ömrünün daha sağlıklı ve uzun olmasını sağlar.

    Eğer insanla kıyaslıyorsanız sokakta yaşayan bir kadının düşünmeden dürtüleriyle hamile kalıp senede 24 tane çocuk doğurduğunu ve sokakta onlara bakmaya çalıştığını düşünün.ne kadının sağlığı kalır ne çocukları sağlıkla doğup yaşayabilir.

    Ne yeşil kaldı ne doğa.her yer vızır vızır araba,çöpler onlar için mikrop ve hastalık yuvası.sizin için bir kedinin doğurup anne olması mı daha önemli yoksa doğumda hastalanıp çocuklarının teker teker araba altlarında açlıktan hastalıktan ölmesi mi?

    Bazı girdilere gerçekten şaşırdım.benim köpeğim de kısırlaştırıldı ve içim son derece rahat.Ona haksızlık ettiğimi,onu mutsuz ettiğimi düşünmüyorum.çoğalsa nasıl bakacağım,kime güvenip nasıl vereceğim? O zaman evde bakma diyen olursa o hayvan sokakta bebelerini nasıl yaşatacak?

    Bu bir döngü lütfen gidin barınaklara bir bakın hepsi bilinçsiz üremeyle sokaklarda kalmış yaşam mücadelesi veren hayvanlar.

    1 aralık 2016 16:32