yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (32)
    • medya (0)

    1. hayatı boyunca en büyük hayali anne olmak olan (gizlinot: bunu hiç anlamamışımdır), kariyerinde ve evliliğinde başarı yakalayamamış olsa da çocuk doğurunca üstünlük elde ettiğini düşünen kadınların, çocuksuz hemcinslerine karşı gösterdiği saygısızca tavırdır. ben bu tavrın içlerinde biriktirdikleri kompleksten ve hayatta ancak, doğurmak gibi tüm memeli hayvanlara özgü doğal bir eylem söz konusu olduğunda diğer kadınlarla yarışa dahil olabildiklerinden ileri geldiğini düşünüyorum. sözüm çocuk sahibi olunca sürekli övünerek konuşanlara, diğer kadınlara üstten bakarak akıl verme mertebesine geldiğini düşünenlere, iş yerinde sorumluluklarını başkalarının omuzlarına yıkıp sürekli ayrıcalık bekleyenlere, mutsuzluğunu, yetersizliğini çocuk ile perdelediklerini sananlara, evliliğini kurtarmak için çocuk yapanlara, yaşım geçiyor diye şartları düşünmeden doğuranlara.

    çoğunlukla dışarıdan gözlediğim bu durumdan yakın arkadaşım sayesinde nasibimi aldım. sahip oldukları çocukları hayatlarında seviye atlamak için ya da hemcinslerine karşı güç/silah olarak kullanan kadınların en çok çocuklarına üzülüyorum .

    çocuk sahibi olmamak da bir seçimdir ya da bazı durumlarda tıbbi bir sorundan kaynaklanabilir. ben çocuksuz bir kadın olarak her iki durumda da koşulsuz şartsız saygıyı hakettiğimizi düşünüyor ve benim gibi düşünenlere bu toplumda, bu ana kraliçelerle uğraşırken kolaylıklar diliyorum.

    1 nisan 2015 00:29

    2. yıllardır düşündüğüm şey dile getirilmiş bu başlıkta. yukarıdakilere tamamen katılmakla beraber son zamanlarda daha da arttığını düşünmekteyim bu durumun ya da son zamanlarda çevremdeki çocuklu insanları gözlemleme şansım olduğundan da olabilir. Şehirde hiç bir zorluk çekmeden büyümüş, yaşamış ve üstüne bir de çocuk yaptıktan sonra dünyanın en zor görevi sanki ondaymış da diğer çocuk sahibi kadınlar süttenmiş gibi davrananları gerçekten şımarık buluyorum. Özellikle çocuk bakıp çalışmayan kadınlarda görüyorum bunu. be insaf et be kadın iki etrafına bak kaç çocuklu kadınlar bir de iş güç sahibi. bi çapını bil ona göre söylen.

    1 nisan 2015 01:13 1 nisan 2015 01:14

    3. çok üzgün bir zamanımda çocuklu bir arkadaşıma ev gezmesine gitmiştim. dertleşmek istediğimi söylemiştim telefonda. 5 saat kadar oturduk sadece çocuğundan, çocuğunun sorunlarından, yaptığı yaramazlıklardan bahsettik. pc den doğduğu andan itibarenki fotoğraflarına baktık. gittikleri atta'lardan, düğünlerden kareler vs. vs.

    o gün tamamen emin oldum ki; evli çocuklu arkadaşınla beraber eğlenip vakit geçirmek için senin de evli çocuklu olman gerekiyor.

    senin sevgilinle tartışman hatta ayrılmanız önem teşkil etmiyor çünkü önemli olması için kocan olması gerekiyor. dertlerini hafife alıyor, eee daha neler göreceksin bunlar da dert mi modunda cevap veriyor. test edildi onaylandı. yalnız değilsiniz. (gizlinot: üzgün smiley)

    1 nisan 2015 02:31


    4. hele ki erkek doğurmuşsa. allah allah kimse onları tutmasın. aklıma gelen tek sahne: kahpe pizans filminde, kadın çocuğu doğurur. ben tarlaya gidiyorum der.( bu neydi şimdi der insan). eskiler hep aman biz de doğurduk der. sinir oluyorum. anam doğurdun da herkesin kimyası aynı değil. bazısı rahat geçirir hamileliği, bazısı zor. çok da şey etmemek gerekir.

    1 nisan 2015 19:09

    5. Üniversitedeyken psikoloji okuyan bir arkadaşım (gizlinot: şimdi çok tatlı bir klinik psikolog oldu) (link: http://en.wikipedia.org/wiki/Self-justification self-justification) adında bir dışa vurumdan bahsetmişti. İnandıklarımız ve yaptıklarımız çeliştiğinde (bilişsel bir çelişki yaşadığımızda) kendimizi yaptığımız şeyin haklılığı ile ilgili ikna etmeye eğilimli olurmuşuz.

    Bir çantaya çok fazla para verip eve geldiğimizde o çantayı aslında ne kadar sevdiğimize kendimizi ikna etmemiz, gerçekten de kullandıkça daha da çok sevmemiz gibi... İlişkide kendimize yakıştıramadığımız bir konumdaysak, normalde katlanmayacağımız şeylere katlanıyorsak karşımızdakini ne kadar sevdiğimizi kendimize tekrarlayıp durmamız gibi...

    İşte ben bu durumu çok abartan kadınların da bir self-justification süreci yaşadıklarını düşünüyorum. Düne kadar gezmeyi-tozmayı seven, çocuk sahibi olmayı ayak bağı gibi gören kadınların hamile kalınca, çocuk doğurunca bekar arkadaşlarını neredeyse ezer gibi konuşmasını, kendilerini üstün görmesini sadece hormon değişiklikleriyle açıklayamıyorum çünkü.

    1 nisan 2015 20:47

    6. bir insanın herhangi bir nedenle kendini diğerlerinden üstün görmesi hali hazırda ruhsal bir problem göstergesi ama doğum yapmış bir kadının kendini üstün görmesi neyin kafası çözemiyorum. biyolojiyle ilgili ilk öğretilen şey şudur: canlı doğar, büyür, solunum yapar, beslenir, boşaltır, ürer ve ölür. insan sosyal bir canlı olduğu için, elbette bu aşamaların her biri karmaşık kurallar ve seramonilerle bezenmiş. en basitinden, birisi yemek yediği için üstünlük taslayabilir mi? saçma. canlı olmamızın gerekliliği olan doğmak, nefes almak v.s. için ancak mutlu olabilir, şükran duyabiliriz. sağlıklı olan budur, üstün olduğunu düşünmek/hissetmek ise arıza. malesef burada "aman elleşmeyin, bi bununla gurur duyuyormuş hayatta" diyemeyeceğim çünkü bu sağlıksız ruh haliyle bir çocuk yetiştirecek o kişi. sonra o çocuk büyüyüp topluma karışacak ve kim bilir neler yapacak.

    2,5 - 3 yıl öncesine kadar kesinlikle çocuk sahibi olmayı düşünmüyordum. çocuğu olduğu için üstünlük taslayan kadın teröründen nasibimi yeterince aldım yani. savunmam yaklaşık yukarıda açıklamaya çalıştığım gibiydi. istisnasız hepsinden duyduğum cümle: "anne olunca anlarsın". sonra bir nedenle hayata bakışım değişti, çocuğum olsun istedim, oldu. yani anne oldum ama malesef anlamadım. mutlu muyum? evet, çok. ama methiyeler düzmeye gerek yok, o benim mutluluğum, kime ne? arkadaşlarım var, evlenmek ve/veya çocuk sahibi olmak gibi yaşam hedefleri olmayan. onlara, sırf hayatımla ilgili bir karar verdiğim için tepeden bakmaya hakkım var mı? ya istediği halde çocuğu olmayan birine? ayıptan öte, kötü kalplilik olur ancak bu. anaların hakkı ödenmez. %100 doğru. ama içerden bildiriyorum: annelik kutsal değil. kesin bilgidir, yayalım.

    not: sanmayın ki bu üstünlük çabası sadece çocuğu olmayan kadınlara karşı, bunun bir üst modeliyle de şu an cebelleşiyorum: benim anneliğim senin anneliğini döver. bitmiyor kızlar, bitmiyor.

    1 nisan 2015 21:31

    7. onlar kendilerini üstün görüyorlar mı bilmiyorum. çünkü çevremde "ah benim de bebeğim şöyle, böyle..." diyen anneler yok. çocuklarından bahsediyorlarsa da ben sormuşumdur büyük ihtimalle. çocuğu olan her annenin hikayesini dinlemek hoşuma gidiyor çünkü. kesinlikle imrenerek dinliyorum. insan yetiştiriyorlar, kolay mı? o yüzden onlar kendilerini üstün görüyorlar mı bilmiyorum, ama ben onları üstün görüyorum.

    1 nisan 2015 21:35


    8. :)

    ya bir can getirmişler dünyaya. aylarca ruhsal, fiziksel bağ kurmaya uğraşmış, mide bulantılarını, şiş vücudu, uyku halini, depresifliği dengeleyerek yabancı şeyi dışarı atmaya çalışan vücuda alışmak zorunda kalmış, doğum sancısı yaşamış, doğumsonrası endişeleri, korkuları, değişen bir hayatı, kendisini ertelemesi gerektiği inancını kabullenmiş bir kadından bahsediyorsunuz.

    arkadaşım doğumdan sonra eve geldiğinde ziyaretine gidip bir gece kalmıştım. gece yattık, bebek beşiğinde salonda, biz de salondayız. çocuk elini kaldırsa annesi uyandı. hızlı nefes alsa annesi uyandı. biraz mızmızlansa annesi uyandı. en son ben uyudum tabii sabah uyandığımda emziriyordu bebeğini. kimbilir sabaha kadar kaç defa kalkıp baktı. baba da yatak odasında uyuyordu gece çocuk ağlar da uyku uyutmaz diye.

    ya ben yıllaaar yıllar önce erkek arkadaşımı kaybetmiştim de gece gündüz annem benimle gözyaşı dökmüştü, yanımdan ayrılamamıştı.

    geçen sene eşimle aramız kötüyken ankara'da kaldım bir süre. bir gece kitap okuyorum güya ama ağlaya ağlaya. yanıma geldi, "iyi misin?" diye sordu. "iyiyim anne sen git yat." dedim de "seni böyle bırakıp nasıl yatayım ben" dedi.

    annelik işte bu.

    bu duygudan üstün duygu mu var?

    bırakın övünsünler.

    hayır anne deyince aklınıza kendi anneniz gelir över durursunuz ama "çocuk doğuran kadın" deyince diğer kadınlar geliyor değil mi?

    Rakipler yani.

    :)

    2 nisan 2015 08:57

    9. Agzinizi açıp iki kelam edip, kendilerini elestirdiginizde, çevreden "her şeyden önce o bir anne tamam mı !?"sözleriyle uyarilacaginiz kadın.

    E tamam işte "o bir anne" ise yaptığı ve söylediği her şeye ekstra dikkat etmesi gerekmiyor mu ?

    ayrıca bu insanlar, bir takım sosyal ağlarda da, düzenli olarak çocuklarının aynı açıdan çekilmiş 57557453464 tane fotoğrafını paylaşırlar ki bakıp bakıp hayran kalalim.

    hayir anneciğim, o sadece senin için dünyanın en mükemmel yaratığı. Benim için ise sadece "anasayfam s.kilmiş yeaa"

    Biolari;

    (Kalp) baranin annesi

    (Kalp) prensinin prensesi

    (Dua eden emo) allah de ötesini bırak

    (Dua eden emo) çok şükür bin şükür seni bana verene

    "Arkamdan konuşanlar önümden yesin" minvalinde bir söz.

    (Oje süren emo) sadece bayanlar lütfen (kalp)

    (Çanta emo)

    (Ruj emo)

    (Çak yapan emo ama onu muhtemelen dua eden el zannediyor)

    (Kalp)

    Kapanış.

    (gizlinot: swh)

    sanmıyorum ama iyi günler.

    2 nisan 2015 09:37 2 nisan 2015 10:21

    10. Hayatındaki tek başarısı düzenli sevişecek birini bulup doğurmak olan kadındır

    2 nisan 2015 09:43