girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (35)
  • medya (3)

1. Üzerinden kaç yıl geçerse geçsin unutmayacağım bir tanesine sahiptim. Adam bana 'aşk' adı altında saplantı kamu spotu vermiş resmen. (ybkz: swh )

3. Sınıfta eşini Gülizar adlı bir kadınla aldatan öğretmenimiz; sınav kağıtlarına kadının kafasını çizer, üstüne konuşma balonu içerisinde "ben öğretmeninizin arkadaşı Gülizar, hepinize sınavda başarılar diliyorum" filan yazardı. Aynı öğretmen bir sınavda doğru yanlış sorusu olarak aynen şöyle bir soru sormuştu:

"Öğretmeniniz Gülizar'ı seviyor (d) (y)" (gizlinot: ajsjejxkskek)

Yanlışı işaretleyen zavallı bir kız sınavdan 0 almıştı. Başka saykodelik test soruları sorduğu da olmustu ama maalesef hatırlayamıyorum onları.

Sonra aynı manyağın sınıfta buğulu pencereye parmağı ile Gülizar yazdığını hatırlıyorum.

Cuma günleri okul olmaZdı çünkü Gülizar'ın yanına gider haftasonunu onunla geçirirdi. Eşi başka şehirdeydi bu arada, rahatlığı bundandı.

Bitmedi; yıllar sonra fark etmiştim ki Türkçe dersinde bize afilli bir aşk şiiri yazdırmış, bilin bakalım şiir kime yazılmış, sonunda kimin adı var? (Ybkz: swh)

O zamanlar İsmail yk çok popülerdi, sürekli öğretmeni "nerdesin" dinleyip cam kenarında ağlarken hayal ederdik asdjssjdjjw.

Aradan 10-11 yıl geçmiş, hala unutamıyorum seni Gülizar. (ybkz: swh)

(yazar: vanilladreams ) uktesiymiş. :)

9 kasım 2016 22:58 9 kasım 2016 22:59

2. Onların Allah belasını versin açık net söylüyorum! Çok zor koşullarmış da neler neler çıkıyormuş karşılarına da maaşları kuş kadarmış da bıt bıt bıt...Zannedersin bundan başka her meslek grubu deli gibi para kazanıp bütün gün romantik komedi izlemekle yükümlü.Okuduğun fakültenin,çalıştığın koşulların,karşına çıkan yaramazların önemi yok.Her meslekte olduğu gibi,öğretmenlikte de "insan" olman yeterli. Hani burada sık sık konuşuyoruz ya bazı kozmetik mağazası çalışanlarının testerları cebe atıp internette sattığını, ya birisi de bana böyle dolaysız bir denklemle anlatsın bir çocuğun psikolojisini etkilemekten ne çıkarı var o öğretmenlerin? Şimdi geriye bakınca "kötü insanmış be düpedüz kötü kalpliymiş" dediklerim var...

10 kasım 2016 03:29

3. bilmiyorum böyle bi ifşada bulunmak burda kurallara uygun mu ama benim için (link: https://www.facebook.com/gul.cekic?fref=ts bu) kadındır. anaokulu öğretmenim kendisi. çocukluk arkadaşım ezgi ile aynı anda başlamıştık okula ve sınıfta hiç gereği yokken bizi farklı masalara oturtmuştu. ben de 5 yaşındaki bir çocuğun en yakın arkadaşından koparılması ve başka kimseyi tanımadığı bir ortamda yapayalnız kalmasının getirdiği insecurity duygusuyla gün boyunca ağladım böyle. öğretmen yemek saati geldiğinde hala hıçkırarak ağladığımı gördü ve bağırmaya başladı önce. ben daha da şiddetle ağlamamı sürdürdüm ve öyle sert bir tokat attı ki bana, dünyam yerinden oynadı öyle söyleyeyim. bu küçük bi' şey gibi görünebilir yaygın çocukluk travmalarıyla kıyaslandığında, ne pedofili ne şiddet yanlısı tipler öğretmen diye çalışıyor bu ülkede ama beni inanılmaz korkutmuştu. zaten çok gıcık bi çocuktum. şımarık değil, yaramaz değil, gıcık bi tip böyle. o korkuyla iyice garip bi çocuk haline gelmiştim, her gün beni okula bırakan kimse artık annem mi babam mı bin türlü nefret sözcüğü söylüyordum. hala anlatırlar öldürecekmiş gibi bakıyordu bize bırakıp giderken diye. ve en fenası öğretmenden korkuma tuvalet izni bile istemeye çekiniyordum, 5 yaşındaydım ve birden fazla defa altımı ıslatmıştım. bu olayın tekrarlamasından sonra okulumu değiştirdik zaten ama hafızamdan o dönem ve gül çekiç ismi asla silinmedi.

hani böyle ifşa etmem sorun yaratırsa falan entry'yi silerim ama anlatınca bi içim rahatladı. senelerdir kimseye bahsetmediğim bi' şey.

10 kasım 2016 03:38


4. İlkokul birde ya da ikide sınıfta bir çocuk beni itti ben de çok kötü düştüm elim oluk oluk kanamaya başladı. Derste hoca beni bütün sınıfın önüne çıkarıp "kim yaptı göster" Dedi. Elim sargılı bile değildi üstelik kendi mendilimle sarmıştım ve canım acıyordu benimle ilgilenmek yerine otoritesini kullanıyor hanımefendi. Ben de çocuğun adını o an unuttum. Düşünüyorum düşünüyorum gelmiyor. Ben düşünürken bu başladı bana bağırmaya. Neymiş korkumdan saklıyormuşum. Başladım ağlamaya parmağımla gösteriyorum ama öyle bir hıçkırıyorum ki "o yaptı" bile diyemiyorum ağzımdan tek kelime çıkmıyor. Bağırdı çağırdı sonra beni oturttu. O kendimi savunamayışım, konuşmak isteyip ağlamaktan konuşamamam, bütün sınıfın önünde kendimi rezil olmuş hissetmem, elim çok acıyorken kimsenin umursamaması psikolojimi cidden bozdu.

Evet bu çok basit bir olay belki ama ben ne zaman topluluk önüne çıksam konuşamayacak gibi hissediyorum kendimi. Sanki ağzımdan tek kelime bile çıkamayacak kendimi savunamayacağım gibi.

Bir tane daha anlatayım gideyim. Ortaokulda üç sene Fen bilgisi dersime girmiş çok da sevdiğim bir öğretmen vardı. Sekizinci sınıfın başında bir gün derse geç geldim diye ki ben geç gelmemiştim aslında erken gelmişti beni tahtaya kaldırdı ve sorular sormaya başladı. Ben de her sorusuna doğru cevap verdim bana bir şekil çizdirdi ve net hatırlıyorum "nötron"u gösterip adını sordu. Cevap veremedim. Bir türlü gelmedi adı aklıma. Sonra sınıfa dönüp "buna bile cevap veremeyen hiçbir liseyi kazanamaz, üniversiteyi de kazanamaz, hiçbir şey olmaz ondan" Dedi. Gururumun kırılmasını bir yana bırakın üç senedir tanıyor beni ve ne kadar Çalışkan geleceği parlak bir öğrenci olduğumu bilmesi lazım. Ondan daha zor sorduğu sorulara cevap vermişim şekli gözü kapalı çizmişim sadece adını hatırlayamamışım. İşin kötü tarafı ben o kadına inandım ve üzüldüm. Ben okuyamıycam sandım. Sonuç olarak ise onaınıftan sadece üç kişi Anadolu lisesi kazandı biri bendim. Üstelik en yüksek ikinci puan da benimdi. O sınıftakiler arasında en iyi okuldan da ben mezun oldum şu an. Hem de açık ara en iyisi. İsmini bile hatırlamıyorum hatırlasam hayallerini yıktığın kıza dön de bak diye karşısına çıkıcam.

10 kasım 2016 05:42

5. sabah 9 akşam 6 şeklinde eğitim verilen bir okulda okudum. öğle yemeğimizi okulda yer, öğle tatilinden sonra derse dönerdik doğal olarak. öğleden sonraki dersimizde, yemekten sonra dişlerimizi fırçalayıp fırçalamadığımız kontrol edilirdi. o gün diş fırçamın ve macunumun olduğu poşeti evde unutmuştum. yine de bir sınıf arkadaşımın macununu kullanarak parmağımla dişlerimi fırçaladım. öğleden sonraki kontrolde manyak öğretmen "dişlerini fırçalamamışsın piiiis!" tarzı bir tepkiyle beni rezil etti sağ olsun. bırakın dişlerini fırçalamayı tuvaletten çıktıktan sonra ellerini bile yıkamayan götü boklu ece varken benim pis olarak addedilmem harika oldu.

10 kasım 2016 08:16 10 kasım 2016 08:17

6. Ilkokulda odev yapmayan ogrenciyi cetveliyle doven, ogretmenler gununde aldigim cicegi gozumun onunde bunlar solmus diye cope atan bir ogretmene sahiptim. Sonra benden normal bir psikolojim olmasini bekliyorlar.

10 kasım 2016 15:29

7. Sevgili (yazar: sushi ) ile aynı sınıfta mı okuduk diye düşündüm girdisini okuyunca.

Berbat bir tanesine sahiptim. Paragöz, aç bir kadındı. Ha bu arada öncelikle şunu söyleyeyim o zamanlar yaşadığımız şehirde herkes öğrencisini bu kadının sınıfına göndermek isterdi, devlet okuluydu ama şehirde efsaneleşmiş, isim yapmıştı, öğretmenim değiştiği için annem de bu kadına yalvar yakar sınıfına yazdırmaya çalışıyor beni. Kadın kibirden gözünün önünü göremiyor. Yok sınav yapacam falan dedi, yaptı bir sınav, kabul etmiş hanımefendi ama çoooook zayıfmışım, çooooook çalışmam gerekiyormuş falan filan bir sürü zırva ki yaptığı sınavım baya baya iyiydi.

Şimdi durum böyle olunca yani şehirde ki eeeen meşhur ilkokul öğretmeni olunca sınıf kalabalık oluyor ve çok fazla sınıfına gitmek isteyen oluyor, sınıfımızda maddi durumu çok iyi olanlar, zengin çocuğu çok fazlaydı. 70 kusur kişiydi sınıf bu arada. 4 sütün halindeydi sınıf. Kürsüye yakın, cam kenarı ve onun yanındaki sütunlar yani ilk iki sıra 5 (puan üzerinden) likler sırasıydı oraya herkes 5 likler sırası derdi, bir sonraki sütun 4.5 luklar sırası. duvar kenarı da tembeller sırasıydı. Sınıf kalabalık olduğundan kürsüye yakın ilk iki sıraya ders anlatılır ödevleri kontrol edilirdi yanlarına giderdi, öğretmen gibi davranırdı ama diğer iki sütuna uğramazdı, zaten kürsüye de çok uzaktı onun yerine hani oooo mi-kem-mel 5lik öğrencileri var ya onlardan birini diğer sıradaki öğrencilerden birinden sorumlu yapardı o ona öğretmenlik yapardı (sınıf arkadaşı bunlar). o ödev verır, o sözlü yapar, o azarlardı. Zaten bu kast sisteminde bir 5likle bir 4.5 lüğün muhabbert, sohbet etmesi konuşması imkansızdı. Oyun oynanmaz, beden derslerinde bile ikili yan sırada eş olunmaz, itiraz edilirdi.

İşin en acı yani ise zayıflar sırası dahil özellikle 4.5 luklar sırasında ki memur çocuğu olan maddi durumu orta olan öğrencilerin çoğunun ders durumu 5liklerden iyiydi. Bir dershane sınavına girmiştim, şehirde 1. olmuşum, sınavın 4. ve 5. sı de bizim sınıftan, Sonra hoca derste bilmemne dershanesinin yaptığı sınavda alkışlıyoruz şu arkadaşının 4. şu arkadaşınız 5. oldu dedi alkışlattı ayağa kaldırdı, yanına çağırdı öptü sevdi, hediye verdi. Ben üzüldüm, saçma belki ama üzülmüşüm işte, tenefüste yanına gidip söyledim, hiç farketmedim dedi, kafasını çevirdi.

capslock açık<berbat bir insan, berbat bir öğretmendi>çapslock kapalı

Maddi durumu iyi olan bu öğrencilerin velileri özellikle anneleri okula çocuklarının durumunu sormaya çok sık gelir, mutlaka öğretmeni hediyeye boğarlardı, maddi değeri yüksek hediyelerden bahsediyorum. Haa bu öğretmenler günü hikayesi var ya öyle küçük küçük parça parça hediyelerden de hoşlanmazdı, mesela bir tane olsun tam olsun, maddi değeri yüksek olsun diye velinin birine duyurmuştu sanırım daha sonra o veli her ıvır zıvırda diğer velileri seferber eder, öğretmenin gönlüne göre bir hediye alırdı.

Bu kadar ünlü bir öğretmen olunca yaşlılığında da özel okula geçmişti, adına üzüldüm, orada herkesin durumu iyi ise nasıl ayrımcılık yapıyorda nasıl tatmin oluyor? o küçücük çocukları iterek, arkadaşlarından uzaklaştırarak, ikinci sınıf insan muamelesi yaparak daha 9-10 yaşlarında maddi durumdaki birisi onun üstüymüş gibi davranması öğreterek ne amaçladı bilmiyorum.

Hala yaşıyor, arada karşılaşıyorum, tanıyıp tanımadığını bilmiyorum ama ben onu her gördüğümde elimde olmadan midem bulanıyor ve yüzüme yansıyor. içimdeki mide bulantısı farkettiğine eminim.

10 kasım 2016 16:15 10 kasım 2016 16:16


8. bugün canım ilkokul öğretmenimin değerini bir kez daha anlamama ve sahip olduğum iş ahlakı için bir kez daha şükretmeme neden olan başlık.

buraya yaşadıkları kötü deneyimleri yazan her arkadaşı da kucaklamak istiyorum. çünkü çocukluk yıllarında yaşanan şeylerin asla unutulmadığını biliyorum.

10 kasım 2016 16:45

9. Travma diye nitelendiremem ama üzerinden 20 yıl geçse de unutamadığım birşey var ilkokul 1. Sınıfa yeni başlamışım öğretmenimiz çok sert çok sinirli bir kadındı ilk hafta derste burnum kaşınmıştı ve ben de burnumu dıştan tam kaşıyordum ki bir bağırdı "lady lawyer burnunu karıştırma" diye :( tüm sınıf gülmüştü ya burnumu karıştırsam bu kadar içerlemezdim yeni başlamışım okula zaten ürkeklik alışma süreci falan Allah'tan emekli oldu da 1. Sınıfın sonunda hayatıma yön veren canım öğretmenimle devam ettim ilkokula

10 kasım 2016 20:43

10. Okula basladigim ilk hafta (hatta sanirim okulun 2. Günü) öğretmenim olacak pislik yan siradaki çocuğun kulagini cekti çocuğun kulagi kanadı. Diger ogrenciler ogretmenim kulagi kanıyor dige haber verince de cocuga ne diye oynayip kanattin kulagini esek herif diyerek bi tokat atti ve tek basina kulagini yikasin diye tuvalete yolladi :(

32 yasindayim 7 yil ilkokul ogretmenligi yaptim bi an unutmadim bu olayı..

10 kasım 2016 20:56