yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (48)
    • medya (1)

    48. Alkol alınca yüzü kızaran ve çabuk sarhoş olan çekik gözlüler daha önce dikkatinizi çekti mi bilmem ama bu olayın sebebi asyalıların asetaldehit dehidrogenaz enzimlerinin iyi çalışmamasıdır. Yani asetaldehit , asetata dönüştürülemez. Kanda asetaldehit gibi zehirli bir ürün akması sonucu Kızarıklık, kusma gibi alkole olan bu aşırı duyarlılık asyalıların atalarının alkol tüketmemesi/az tüketmesi ile açıklanıyor. 

    10 ekim 20:40

    47. 1. Beyin Donması: Eğer dondurma sever biriyseniz, bazı lokmalar sırasında beyninize ani bir soğuk dalgasının çarptığını hissetmişsinizdir. Buna "beyin donması" ya da "dondurma baş ağrısı" denmektedir ve soğuk yiyecek-içeceklerin beyninize ani sinyaller göndermesiyle oluşur. Bunu çözmenin yollarından biri, bu durumu hissettiğiniz zaman baş parmağınıza baskı uygulamak veya damağınızın dişlerinizle birleştiği bölgeye bastırmaktır. Damağınızı hızlı bir şekilde ısıttığınızda, bu "donma etkisini" durdurabilirsiniz.

    2. Dile Dolanan Şarkılar: Bu bizlerin en sık karşılaştığı sıkıntılardan biridir: Dile dolanan bir şarkı, bir noktadan sonra rahatsız etmeye başlayabilir. Bunu çözebilmek için tek yapmanız gereken bir puzzle ya da bilmece/bulmaca çözmeye çalışmaktır. Beyniniz buna odaklandığında, şarkıyı (daha doğrusu genelde "melodiyi") tekrarlamayı bırakacaktır.

    3. İdrar Yapma İhtiyacı: Bir diğer "modern sorun", çiş yapmanız gerektiği zaman beklemeniz gereken uzun kuyruklardır. Özellikle eğlence mekanları ve etkinliklerde bu tuvalet kuyrukları büyük sorunlar yaratabilir. Belki sırayı atlatmanızın bir yolu olmayabilir; ancak idrar yapma ihtiyacınızı unutmak isterseniz, tek yapmanız gereken seks hakkında düşünmektir. Seks hakkında düşünmek, prostat bezi ve ilgili organları uyaracak ve idrar yapma hissinin azalmasına neden olacaktır. Bu ihtiyacı gidermenin bir diğer yolu da bacağınızın arka kısmını kaşımaktır. Bu hareketler veya çabalar beyninizin idrar ihtiyacına odaklanmasına engel olacaktır.

    4. Anksiyete (Gerginlik/Tedirginlik): Özellikle stresli zamanlarda, anksiyetenizi azaltmak için baş parmağınıza üflemeyi deneyebilirsiniz. Baş parmağınızdaki bazı sinirler, kalp ritmini belirlemek üzere beynin kullandığı sinyalleri iletir. Bu sinirler üzerine üflemek beyninize kalp atışlarınızı düşürmenize yönelik sinyaller iletecektir.

    5. Diş Ağrıları: En sinir bozucu ve rahatsızlık verici ağrıların başında gelen diş ağrılarını geçirmenin en kolay yolu tabii ki diş doktoruna gitmektir. Ancak geçici bir yönteme ihtiyaç duyarsanız, elinizin üstüne ve baş parmağınız ile işaret parmağınız arasındaki perdeye buz sürmeyi deneyebilirsiniz. Bu bölgelere uygulanacak buz, beyninizin yüz ve el bölgelerinden gelen acı bilgilerini taşıyan sinyalleri uyuşturacak ve diş ağrınızı bir nebze olsun azaltabilecektir.

    6. Kısa Uyku Sonrası Yorgunluk: Eğer gün içerisinde, normalde uyumayacağınız bir saatte uyuduysanız, uyandığınızda gereksiz ve rahatsız edici bir yorgunluk hissedebilirsiniz. Buna engel olmanın yolu, o kısa uykuya yatmadan önce bir bardak kahve içmektir. Kafein siz uyanana kadar ancak etki etmeyi başaracak, bu da size kendinizi zinde hissettirecektir.

    (link: https://evrimagaci.org/zor-zamanlarda-isinize-yarayabilecek-7-vucut-hilesi-1433 Kaynak)

    10 ekim 18:58

    46. Uzun zaman önce okuduğum ve artık tekrar bulamadığım bir bilimsel bir makale vardı, makale şunu söylüyordu;

    ''insan düşünceleri bir radyo dalgası gibi düşünmeye başladığımız anda evrene yayılır. Düşündüğümüz her şey, geçmişte, günümüzde yaşayan ve ölen insanların düşünceleri şu an bir di radyo dalgası gibi, Bir ışık gibi evreni dolaşıyor. ''

    Bunun üzerine bir makale idi, Öyle ezoterik, havvasçı bir sitede değil saygın bir dergide yayınlanan bir makale idi. 

    Geçen bir arkadaşım regresyon'a gidiyorum deyince aklıma tekrar geldi. Regresyon, reenkarnasyon, telepati, zihin okuma ve aklınıza gelen düşünce ile alakası olan herşey. 

    Mesela Bilimsel olarak varlığı ispatlanmayan şöyle bir yetenek var, yaşamadığı şeyleri veya geçmişte yaşayan insanların anılarını hatırlayan insanların böyle bir yeteneği. Bazı insanlar, rüyaları ile geçmişte yaşarlar,geleceğe giderler ya da olmakta olan şeyleri görürler. 

    Eminim sizde de vardır bu,  kaynağını bilmediğiniz ya da ne zaman öğrendiğinizi bilmediğiniz bir bilgiye sahipsiniz. Öylece bilirsiniz. 

    Sovyetler komünist bir ülke olarak dini reddetmiş, dini toplumsal hayattan çıkarmış, materyalist bir yaşam biçimi ile toplumsal hayatı baskılamıştır. Çünkü metafiziği kabul etmemiştir. Ancak tarihte en çok metafizik deneyleri yapan devlet de onlardı. Bir deney yaptılar, yeni doğum yapmış bir anne tavşanı bir askeri üstte tutarken yavruları  Sibirya tarafında bir denizaltı ile suyun millerce altına indirdiler. 

    Aynı anda iki yerde de kayıt başladı, yavru tavşanlar öldürüldü ve o anda yavrular öldürülürken aradaki o kadar mesafeye rağmen anne tavşan çılgınlar gibi tepki göstermeye başladı. Kalp çok hızlı atmaya, beyin dalgaları en hızlı seviyeye çıktı. anne tavşan tam yavruları ölürken nasıl bir tesadüf ile tepki gösterdi ya da nasıl bildi de tepki gösterdi, Sovyetler için inançları ve bilimleri için oldukça büyük bir paradoks idi bu.

    Böyle çok sayıda deney yapıldı. İnsan zihinleri birbiri ile nasıl konuşur, aşıklar konuşmadan nasıl anlaşır, ölen insanların anılarını nasıl biliyoruz?

    Ya da dünyaya tekrar geldiğini düşünen insanlar gerçekten mi geri geliyor? 

    Hayır, tamamen Bilimsel bir açıklama var. Henüz teori bu ancak herşeyi açıklayan bir teori. 

    Hepimiz aynı derecede bunu yapamıyoruz, Ama yapanlar var. Telepati, dünyaya yayılan düşünce dalgalarını hissedecek kadar güçlü olan kişiler tarafından yapılıyor. Reenkarne olduğunu düşünen insanlar aslında ölen insanların düşüncelerini, anılarını duyumsuyor ve kendi hayatı zannediyor. Anne tavşan ölen yavrularının acı dolu duygularını ve düşüncelerini algılıyor(tüm anneler bunu yapıyor). Rüyasında geçmişe giden bir insan başka bir insanın anısını yaşıyor. Empati yeteneği gelişkin olan insanlar duygu ve düşünceleri algılıyor. Aşıklar birbirlerini görmese de birbirine yönelttikleri düşünceleri algılıyor. 

    Tıpkı radyo dalgaları gibi, verici; Evren de dolaşan düşünceler. yeterli sayıda nöronlara sahip isek alıcı; biziz.

    Belki daha uzun bir yazı yazarım. 

    10 eylül 20:42

    45. eline, beline, diline hakim olmak deyiminin anlamı.

    her ne kadar günlük hayatta eline hakim olmakla hırsızlık yapmamayı, beline hakim olmakla zina yapmamayı ve diline hakim olmakla kötü söz söylememeyi kastetsek ve o anlamda kullansak dahi işin aslı öyle değilmiş. Bu anlamı ile de çok güsel ama.

    orta asya türk felsefesine uzanıyormuş bu söz. el ile il, ülke, yurt; bel ile boy, nesil; ve dil ile de lisan yani türkçe kastediliyormuş. ülkene, nesline ve türkçe'ne sahip çık denilmek isteniyormuş.

    (link: https://youreads.net/yorum/45439 Link)

    18 ağustos 20:21 18 ağustos 20:47

    44. Cocuklugumuzun şarkısı daha dün annemizin'in aslinda little star adında bir mozart bestesi olmasıdır.

    22 temmuz 02:24

    43. Pet şişelerin altında yer alan numaralı üçgenlere dikkat edin. Bu sembol şişenin hangi materyalden yapıldığını gösterir. Polietilen(2 ve 4) ve polipropilen (5) hariç, diğer numaralı üçgen taşıyan şişeler tek kullanımlıktır. Tekrar kullanmayın, Çünkü suya karışan bir madde taşıyor demektir. 

    26 mayıs 13:15

    42. "benden sorsan ummanlardır derdim hani gözlerin var ya" şarkı sözü orijinalinde yani yunanca'da "bahçemde bir tulumba açtım, kuşlar gelip su içsin diye" ymiş. bu kadar naif bir şarkı sözü duymuş muydunuz?

    haksızlık etmişiz çevirirken. bize de aşk olsun...

    (link: https://twitter.com/Azuth/status/1132167017509867520?s=19 Işte o şarkı )

    25 mayıs 11:11 25 mayıs 11:11

    41. Fareler ile yapılan bir demeden çıkarılan sonuç, davranış batağı. 

    yaklaşık 2.5 metreye 2.5 metre tabanı, 90cm duvar yüksekliği olan bir akvaryum. her duvarda zeminden 50cm yüksekliğe kadar dikine çıkan, duvara yapışık 16 tane tünel ve her tünelde 4 adet oda. yani duvar başına 64, toplam 256 oda. balık istifi doldurulursa da oda başına 20 fare kapasite. avluyu da kabaca hesaba katarsak hacmen 5-6 bin farenin sığabileceği, ısının 20c dereceye sabitlendiği ve iki tane sınırsız temiz su kaynağı olan bir ortam. farelerin dünyası bu. tabii en yüksekteki odadan sonra 40cm daha çıplak duvar olduğu düşünülürse neden kapalı dünya olduğunu anlamak zor değil.

bu dünyanın 1. gününde nüfusu; hastalık taşımadığından emin olunması için tek başına yaşatılmış 4'ü erkek 4'ü dişi 8 adet fare. bu şanslı 8; her gün tünellerin tepesinden kuru meyve ve kuruyemiş dökülmesi ve her 6 haftada bir de taban talaşı yenilenmesi dışında müdahele edilmeyen kendi dünyalarında, 104 gün kadar saltanat sürmüşlerdir. ortamı kolaçan etmeleri ve uyum sağlamaları bittikten sonra da 105. günde ikinci kuşağın ilk bireyi doğmuş ve nüfus 9 olmuştur. burdan sonra baktılar sıkıntı yok vitesi yükseltip yaklaşık her 55 günde nüfusu ikiye katlayarak 315. günde 600'ün üstünde bir nüfusa ulaşmışlardır.

bu noktada sabahtan akşama bi yukarı bi aşağı koşuşturup oynama, refah içinde yeme içme ve mutlu bir aile olma fikri sekteye uğramaya ve işler hafiften çirkinleşmeye başlıyor. fare sayısı arttıkça verilen yem de artırılıyor. hali ile huzurun kaçmasındaki sebep açlık değil, kalabalık. 

    her yeni doğan fare hali hazırda oldukça kalabalık bir ortama doğuyor ve ömrü vefa ederse ortamın daha da kalabalıklaşmasına şahit oluyor. rakip sayısı sürekli artan erkek fareler yuva belledikleri kısımları korumakta zorlanmaya başlıyorlar. zorlanmaktan başarısız olmaya geçenler ise işi bırakıyor ve kendi bölgesinden çok avluda takılmaya başlıyor. 

    ilk şiddet bu yitik gençlik gibi akvaryumun ortasında takılan ekipte baş gösteriyor. bazı fareler diğerlerine saldırmaya, ısırmaya ve yanlarından kovalamaya başlıyor. saldırıya uğrayan fareler de bir süre sonra ortama uyum sağlıyor ve onlar da canını sıkanlara saldırmaktan çekinmiyor. arada bir oda basmaya yukarılara çıkıyorlar, iyi korunmayan bazı fareler öldürülüyor ve yuvaları elinden alınıyor. bazı dişiler tek başına yaşamaya ve yavrularının bir kısmını yemeye başlıyor. terk edilen ve büyümeden ölen yeni doğan sayısı artıyor. az sayıda fare (deney sahibi calhoun bunlara "beautiful ones" diyor.) en üst kattaki odalara çekiliyor ve hatta bazıları odanın girişini kapatmaya çalışıyor. bunlar bi süre sonra s.kiş kovalamayı bırakıyor ve sadece yeme içme uyuma ile hayatlarını bitiriyorlar. 

    komünün geri kalan kısmında; yamyamlık, çocuk katli ve şiddet bulaşıcı hastalık gibi giderek artıyor. çoğu erkek fare, maymun gruplarındaki tek baba maymun gibi davranıp bütün gördüğü dişileri s.kmeye çalışıyor. hali ile erkeklerin yemek haricinde paylaşamadıkları bu kulvar düzenli olarak kavga etmelerine ve birbirlerini öldürmelerine neden oluyor. güven duygusu ortamı tekediyor ve fare toplumu çökmeye başlıyor.

nüfusun zirve noktası olan 2200 fareye 560. günde yani bir buçuk yılda ulaşılıyor. bu noktada gittikçe daha çok hızlanan bir nüfus düşüşü başlıyor ve 610. günde nüfus 100 ün altına düşüyor. artık nüfus; balataları sıyırıp kendini saklamış, yukarı odalarda tek başına yaşamaya çalışan farelerden ve aşağıdaki kanlı oyunun kazananları, hafiften canavarlaşmış farelerden oluşuyor. deneyin sanırım en ilginç tarafı burası ki bu toplum bir daha da toparlamıyor. yani ortalığın cesetten ve hastalıktan geçilmemesi gibi bi durum yok, 6 haftada yapılan bir temizlikte zemindeki cesetlerde toplanıyor. içeride son kalan 100 fare aslında 250. gündeki 100 fare ile hemen hemen aynı şartlarda yaşıyorlar. ama artık yaşanmışlıklar mı dersin çoluğunu çocuğunu yediğin farenin yüzüne bakamamak mı dersin bilmiyorum ama 650. günde son dişinin ölmesi ile bu kapalı dünya zamanını dolduruyor ve şanslı 8 hanedanı tarihe karışıyor.

bu deney aslında "davranış batağı" dediğimiz, toplumun sert bir şekilde çirkinleşmeye başlaması kavramı. 

    Buraya aldım çünkü günümüz Türkiyesine çok benzer, özellikle İstanbul. Her şey var ama bizi toplum yapan özellikler yok. 

    25 nisan 20:53

    40. enstrüman çalmanın beyin üzerinde etkileri,

    müzisyenler ellerine enstrümanı her ellerine aldıklarında beyinlerinde havai fişeklerin patladığını biliyor muydunuz? müziği okurken, kesin ve çalışılmış hareketleri yaparken dışarıdan sakin ve odaklanmış gözükebilirler. ama beyinlerinin içinde bir parti dönmektedir. bunu nasıl mı biliyoruz. son 20-30 sene de sinirbilimciler gerçek zamanlı incelemeler ile beynimizin nasıl çalıştığı hakkında dev buluşlar yaptılar. 

    bunun için fmri ve pet tarama aletlerini kullandılar. insanlar bu makineye bağlandıklarında okumak veya matematik problemleri çözmek gibi görevlerin her birinin beyinde karşılığı olan bölgeleri ve bunların o andaki etkinliklerini gözlediler. araştırmacılar, katılımcılara müzik dinletince havai fişekler gördüler. beyinlerin bir çok noktası aynı anda parlıyordu. beyin, sesi işleyip melodi ve ritim gibi parçalara ayırdıktan sonra hepsini bir araya getirerek birleşik bir müzik deneyimi oluşturuyordu. ve beynimiz bütün bu işi , müziği ilk duyduğu anda ayağımız tempo tutuncaya kadar kısa sürede yapıyordu. 

    fakat bilimadamları müzik dinleyenlerden ziyade müzisyenlerin beynini incelemeye başlayınca küçük havai fişekler dev bir şölene döndü.ortaya çıktı ki müzik dinlemek beyni gayet ilginç etkinliklere soksa da enstrüman çalmak beyinde bütün bir vücut egzersizi yapmak ile eşdeğer. sinirbilimciler beynin bir çok alanın parladığını, aynı anda farklı bilgileri karışık, birbiriyle ilgili ve şaşırtıcı derece de hızlı bir seride işlediğini gördüler. ama müzik hakkında beyni böyle aydınlatan şey nedir. bu araştırma hala yeni sayılır ama sinirbilimcilerin gayet iyi bir fikri var. 

    enstrüman çalmak beynin hemen hemen tüm bölümlerini aynı anda meşgul ediyor, özellikle de görsel, işitsel ve motor korteksini. ve başka herhangi bir eksersiz gibi enstrüman çalmaya disiplinli ve planlı çalışma, bu beynin işlevlerini güçlendiriyor, ve bu güce başka aktivitelerde başvurmamızı sağlıyor.müzik dinlemek ve enstrüman çalmak arasındaki en büyük fark, ikincisinin beynin iki yarımküresi tarafından da kontrol edilen ince hareket becerilerine ihtiyaç duymasıdır. aynı zamanda sol beyinin daha ilişkili olduğu sözel ve matematiksel keskinlik ile sağ beynin öne çıktığı yenilikçi ve yaratıcı içeriği birleştirir. bu sebeplerden, enstrüman çalmanın beyindeki carpus callosum bölümünün, yani iki yarım küre arasındaki köprünün hacmini ve etkinliğini arttırdığı görülmüştür. böylece beyindeki mesajlar daha hızlı ve daha çeşitli yollardan iletilebilir. bu, müzisyenlerin hem akademik hem sosyal ortamlarda sorunlara daha etkili ve yaratıcı çözümler getirmesini sağlar. müzik yapmak, duygusal içeriğini ve mesajını, üretmeyi ve anlamayı da kapsadığı için, müzisyenlerin genelde daha yüksek sevilerde yürütme işlevi vardır. yani planlamayı, strateji üretmeyi, detaylara dikkati içerirken aynı anda kavramsal ve duygusal alanları analiz etmeyi gerektiren birbiriyle bağlantılı göreler kategorisi. bu becerinin aynı zamanda hafızamızın çalışma sistemine de etkisi vardır. ve gerçekten de, müzisyenler daha hızlı efektif hatırlayarak, saklayarak gelişmiş hafıza becerisi gösterirler. çalışmalar, müzisyenlerin yüksek derece de bağlantılı beyinlerini her bir anıya birden çok etiket vererek kullandığını bulmuştur. örneğin, kavramsal bir etiket, duygusal bir etiket, işitsel bir etiket ve bağlamsal bir etiket. adeta iyi bir arama motoru gibi. peki bütün bu faydaların örneğin spor yapmak yada resim yapmak yerine sadece müziğe özel olduğunu nasıl biliyoruz. ya da müziğe yeni başlayan insanlar zaten en başından akıllı olabilir mi. 

    sinirbiliciler bu konuları da araştırdılar, fakat şimdiye kadar bulduklarına göre bir müzik aletini çalmayı öğrenmenin sanatsal ve estetiksel alanları diğer bütün etkinliklerden farklı, diğer sanat dalları da dahil. ve aynı seviye de kavramsal beceri ve sinirsel işlem gösteren katılımcılar arasından yapılan rastgele çalışmaya göre, bir müzik öğrenimi görmüş olanlar diğerlerine nazaran birden çok beyin bölgesinde gelişme gösterdiler. 

    enstrüman çalmanın zihinsel yararları hakkında yapılan bu yakın tarihli araştırma zihinsel işlemler hakkındaki anlayışımızı geliştirerek beynimşzdeki harika orkestrayı yaratan iç ritimleri ve karmaşık etkileşimi ortaya çıkardı.

    Başka bir sözlükte var olan bir yazımdır, kaynağı. 

    9 nisan 00:20

    39. ailenin aslında bir yaştan sonra seni istemediği,sana bir an önce gitsin gozuyle baktığı* hatta bunun için seni kırıp geçmekten çekinmediği.

    21 eylül 2018 12:29 21 eylül 2018 12:37

    ilginizi çekebilecek benzer başlıklar