sorular içinde ara
yeni soru sor
son sorular
son cevaplar
kategoriler
  • süslü
  • moda alışveriş
  • kuaför & güzellik merkezi
  • sağlık
  • spor
  • gönül işleri
  • aile arkadaş ilişkileri
  • cinsellik
  • eğitim & kariyer
  • seyahat
  • pet
  • sanat
  • bürokrasi
  • diğer
girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (54)
  • medya (4)

54. ceza kanununa göre bir eylemin suç olduğunu bilmemek bir savunma olarak kabul edilemez. bu tür vakalarda "orada o saatte ne işi varmış", "mini etek giymiş", "alkol almış" vb ithamların dile getirilmesini yasaklayan bir düzenleme olmalı. bu söylemler savunma olarak kabul edilmemeli. kanun dillerine kilit vurmalı.

17 mayıs 15:09

53. bu dava gerçekten nasıl bu kadar uzun sürüyor?

davanın savcıları da işten atılmalı. gün gelince hesabı sorulmalı.

balık baştan kokar. rabia naz vatan cinayetinde 11 yaşındaki çocuğun üzerinde bulunan samanın olduğu ev (link: http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/1354591/Rabia_Naz_in_olumunde_en_onemli_delili_yikmislar_.html# belediye ekipleri ) tarafından yıkılıyor.

akp iktidarı çöktüğünde ortaya saçılacak pisliklerin haddi hesabı yok. şule çeti biliyoruz, rabia naz'ı bazı insanlar duydu. duyulmayan ve başarıyla örtbas edilen kaç olay var? tarsus kazısında nişancı dikip sonrasında vatikan'ı ziyaret ettiler.

türkiye'nin her kamusal örgütünün mercek altına alınıp kirli çamaşırların ortaya saçılması gerekecek.

umarım şule çet'in avukatı bir gün o hakim koltuğuna oturup davaları sürekli bir sonraki celseye erteleyen kendini dokunulmaz sananları yargılar. herkes karşı tarafın avukatlarına ve ailesine küfrediyor. ben savcı ve hakimlere küfrediyorum. karaktersizler.

17 mayıs 02:31 17 mayıs 03:17

52. Bu olayı ilk öğrendiğimden beri nasıl içimin yandığını anlatamam. Zaten biraz insan olan her kişi aynı şekilde hisseder. Ben artık daha çok kızgınım bu olay karşısında. Bir kez daha gördük ki türk yargılama sistemi hiçbir işe yaramıyor, uzun süren mahkeme süreçleri mağdurların ailelerini başta olmak üzere hepimizi yıpratıyor. Sürekli ertelenen bir dava, aylardır araştırılan bir olay var. Bir hukuk öğrencisi olarak ben bile neden bu kadar uzun sürdüğünü anlamlandıramıyorum. 

Şule ile aşağı yukarı aynı yaşta olduğumu sanıyorum. Onun başına gelen bu olay benim de, senin de, onun da başına gelebilir. Gelebilir çünkü üst tabakadan, siyasetten kimse çıkıp da net tavrını koymuyor, halk tek yürek olup karşı durmuyor, anneler oğullarını ‘insan’ gibi yetiştirmiyor.(gizlinot: Özverili annelerimizi tenzih ediyorum) sevgili süslüler böyle olaylar bu ülkede normalleşmemeli, normalleşmeyecek. Bu olaylar izleyip kanalı değiştirdiğimiz haberler olarak kalmamalı. En basitinden bir topluluk içinde konuşurken de bir kadın olarak kendi özgürlüğümüz ve kendi bedenimizle ilgili başka hiç kimsenin söz hakkı olmadığını net bir şekilde ifade etmeliyiz. Etmeliyiz ki artık ‘o saatte orada ne yapıyormuş’ gibi mantık dışı sözler sarf edilmemeli. 

17 mayıs 00:28

51. kendimi uzun zamandır bu kadar çaresiz bu kadar eksik ve boşlukta hissetmemiştim. cinayete kurban giden canım Şule'miz o kadar vahim ve adaletsiz bir düzende savunulmaya çalışılıyor ki dava ayrıntıları her haliyle acı verici. sanık avukatları sanki yıllarca adaleti savunmamışlar gibi 2 katilin uşağıymışcasına davranıyorlar. resmen kuduz gibiler ve zehir saçıyorlar. hukuk adına birer utançtır.

adını ağzıma bile almak istemediğim katilse ''kızına sahip çıksaydın'' diyerek suçunu dolaylı olarak itiraf etmiş sayıldı ki katillerden biri mağduru oynarken diğeri saldırganca davranarak yavuz hırsızı oynadı. her davada kendilerini biraz daha aşarak suçlarına rezilliklerini de eklediler. aileleri desek ki yetişen çocuklardan aileleri de belli oluyor. yalan ve düzenbazlıkla hareket ettiklerini haklılarmışçasına anlattılar. utanç verici..

apayrı bir parantezde Şule'nin avukatı Umur Yıldırım'a açılmalı diye düşünüyorum. canla başla vazgeçmeden korkmadan bu davanın peşinde olan umur gelecek adına adalet adına içimi iyimserlikle dolduruyor.

sanık avukatının '' senin yaşın kadar benim avukatlık tecrübem var'' derken aslında karşısındaki genç ve bu davanın peşini bırakmayacak meslektaşına karşı yenildiğini, davayı kaybettiğini anlamış ve çirkince sözlerle insanların direncini kırmaya çalışmıştır. fakat nafile, benim tanıdığım umur, Şule'nin bi saç telinin bile hesabını soracak ve burunlarından fitil fitil getirecektir.

sesine ses olacağız canım Şule'm gzel kardeşim #ŞuleÇetİçinAdalet

16 mayıs 22:17 16 mayıs 22:53

50. Lanet olsun sizin insanlık adına aldığınız her nefese! Bu ülkede insanlar bir gün değil, adalet yerini bulmadıkça her gün ölmeye devam ediyorlar. Böylelerinin yaşattıkları acıları her bir zerrelerinde hissetmeden, yaşadıkları her an için pişman olmadan õlmemelerini dilerim!

16 mayıs 19:45

49. Dün duruşmadaydım ben de, ilkine de katılmıştım. İlk duruşma hakkındaki girdim ise (link: https://www.suslusozluk.com/şule-çet-cinayeti?i=961655 şu) .

Dün pek yazabilecek durumda değildim ancak bugün nispeten toparlanınca dünkü duruşmada olanları ve tuttuğum notları sizlerle paylaşmak istiyorum.

- Duruşmanın yapılacağı salonun önü mahşer yeri gibiydi. Kapının açılmasıyla insanlar önlerindekini itmeye başladı ve bu yüzden bazıları ezilme tehlikesi atlattılar. Ben kapıya yakın bir yerde durduğum için içeri girebildim. Ancak salona girebilenlerden daha fazlası dışarı kaldı. Duruşma boyunca ara sıra yükselen "Şule için adalet" sloganlarıyla, alkış ve ıslık protestolarıyla içeriye destek verdiler.

- Duruşma salonuna projeksiyon kurulmuştu. Bu ekran vasıtasıyla Şule'nin avukatı Umur Yıldırım olay yeri fotoğrafları, adli raporlar, baz istasyonu raporları, olay yeri inceleme ekibinin daha Şule yerdeyken çektiği fotoğraflar, adli tıp otopsi fotoğrafları gibi delilleri sundu (hepsi sadece vücudun bir bölgesini gösteren fotoğraflar bunlar, Şule'nin yüzü hiç bir şekilde gösterilmedi.). Bunlar üzerinden sanık tarafı savunmasındaki çelişkileri, yok edilen delilleriaktardı. Bir de Şule'nin kanında bulunan uyuşturucu bir maddeden bahsetti. "Şule uyuşturucu kullanmazdı. Ne çantasında ne evinde yapılan aramada buna dair hiç bir şey çıkmadı. Bu madde Şule'ye sanıklar tarafından verildi."

- Çağatay Aksu'nun avukatı Levent Erkmen söz aldı. Ama sözü sanıktan daha çok kendini savunmak içindi. "Geçen duruşmada ettiğim iddia edilen bir söz sebebiyle ben de lince maruz kaldım. Ben bakire değildi diye bir savunma yapmadım, SEGBİS kayıtlarında da yoktur. Bu bana iftiradır." Duruşmanın ilerleyen kısımlarında ise bu konu hakkında "Benim ağzımdan kızlık zarı diye bir laf çıkmadı, "hymen" dedim ben." diyerek üstüne tüy dikti. Siyah demedim kara dedim diyor yani kısaca.

- Berk Akand'ın avukatı Paşa Büyükkayaer ise daha çok Şule'nin avukatlarına ve onların savunmalarına laf ederek konuştu. "Karşı taraf sürekli iddia değiştiriyor, çarpıtıyor. Suçlama başladığı ilk yerden daha farklı bir noktada. Biz ise verdiğimiz ilk ifadede hiç bir değişiklik yapmadan bugüne geldik." dedi.

- Tanıkların dinlenmesi aşamasında ilk olarak Çağatay Aksu'nun annesi dinlendi. Giyimi oldukça sıradandı, görseniz orta halli bile değil bildiğin yoksul derdiniz (niye böyle dediğime birazdan değineceğim). "Olaydan 2 gün sonra ben dolandırıldım. Başsavcılıktan arıyoruz diyerek eğer kabul edersek Çağatay'ın serbest bırakılacağını söylediler, istedikleri parayı bıraktım, sonra 72 kez aradım beni arayan numarayı, ulaşamadım." Bu kısmın konu ile alakasını kimse anlamadı zaten. Sonra olay gününü anlatmaya başladı. Anlatırken sürekli "iftar, sahur, oruç, ramazan, allah, mübarek ramazanda içki içmesine kızdım" gibi kelimeler kullandı. Bunu duyan seyirciler kendi aralarında "hah, sihirli sözcükleri de söyledi." şeklinde konuştular. "Olaydan sonra oğlumun psikolojisi bozuldu, psikologlara götürdüm, tutuklanana kadar antidepresan kullandı." dedikten sonra Şule'nin avukatı umur yıldırım'a dönüp "Umur bey bizim çok zengin olduğumuzu sosyal medyaya, her yere yaydı. Olayı zengin erkek-fakir kız hikayesine çevirdi. Bizim şirketlerimiz, evlerimiz, arabalarımız varmış. Ben de babası da emekliyiz, evimiz bile yok kirada oturuyoruz." dedi. Ama bunu söylerken nedense oğlunun Yelken Plaza gibi bir yerdeki ofisine hiç değinmedi. Biraz önce de kadının giysilerine de özellikle bu söylemleri yüzünden dikkat çekmiştim.

- Gelgelelim "kızına sahip çıksaydın." lafına. Çağatay Aksu'nun annesi umur yıldırım'a bu sözleri söylerken ona doğru dönüp bağırmaya başladı. İlk kıvılcım bu ses yükselmesiyle olurken şule'nin avukatları ve ailesinin olduğu yerde bir homurdanma ve kaynaşma baş gösterdi. tam o esnada Çağatay Aksu ayağa fırlayarak elini kaldırıp şule'nin babasına doğru "kızına sahip çıksaydın lan o zaman." diye bağırdı. Bunun üzerine duruşma salonunda resmen kıyamet koptu. yanında oturan jandarmalar Çağatay Aksu'yu hemen çekip yerine oturturken ve öteki jandarmalar ve polislerden oluşan 2 sıra, önlerinde etten duvar oluşturdu. seyirciler ayağa kalkıp bağırmaya başladılar. oluşan kargaşa bayağı bir süre devam ederken arada Çağaytay Aksu'nun "Anama laf ettirmem laaan" diye bağırdığını duydum. Evet kendisi anasına laf ettirmiyor ama evlat acısıyla yanan yaslı bir babaya "kızına sahip çıksaydın" diyebiliyor. Bunun üzerine Şule'nin babası ayağa kalktı ve "ben kızıma sahip çıktığım için buradayım." dedi ama o hengamede pek duyan olmadı. Bense onlara yakın oturduğum için duyabildim.

- Kargaşa güç bela yatıştıktan sonra sanık yakınlarının oturduğu yerden "senin arkandayız abiimmm" diye bir ses geldi. Bu kısmın yorumunu size bırakıyorum. Daha sonra ise umur yıldırım "bu sözün kayıtlara geçmesini istiyorum. bu resmen işlediği suçu kabul etmektir." dedi.

- Tanık dinlemeye devam edildi. Şule'nin arkadaşı, eski erkek arkadaşı ve çağatay ve berk'in arkadaşı olan 3 kişi daha dinlendi. Şule'nın arkadaşı onun asla intihar edecek biri olmadığını, hayat dolu olduğunu, derslerinin de iyi olduğunu söyledi. Çağatay ve berk'in arkadaşı olan kişi ise olay günü içkileri aldıkları yerin sahibiymiş. o ise "Çağatay ve Berk'i 13 yıldır tanıyorum, öğrenciliklerinden beri. olay günü içkileri benden aldılar, yanlarında şule yoktu." şeklinde konuştu. Daha sonra Şule'nin avukatları kendisine sorular yönelttiler, bunları cevaplamaya, Çağatay ve BErk'i ne kadar iyi tanıdığını anlatmaya çalışırken bir ara ağzından "X5 kullanırdı öğrenciyken." lafını kaçırdı. bunun üzerine salonu uğultu kapladı. Anne babası gariban emekliler olan, kirada oturan bir kişi daha öğrenciyken x5 model bir araba kullanıyormuş. İşe bakın.

- Daha sonra Şule'nin bir başka avukatı olan ama ismini öğrenemediğim kişi söz alarak "Şule'nin dövmesi, piercingi yeterince konuşuldu. Bir de vücudundaki izler konuşulsun o halde. Şule'nin kanında bulunan madde kişinin direncini kırmada kullanılan haplarda olan bir madde. Şule'nin direncini kırıp tecavüz etmek için sanıklar tarafından bu hap verildi. Her şey önceden planlanmış. ... Mersin Üniversitesi'nden aldığımız rapor için parayla alınmış özel rapor dendi. O raporu yazıp imzalayanların hepsi şu an hali hazırda görevde olan profesörlerdir. Bir sonraki celsede o profesörleri de tanık olarak dinlenmeleri için getireceğiz." dedi. Daha sonra seyirciler arasından oturan öğrencilerinden öğrendim ki, bunları söyleyen avukat başkent üniversitesi hukuk fakültesi'nde bir profesörmüş ve ayşe paşalı davasında öldürülen kadının avukatlığını yapmış.

- Şule'nin avukatlarından bir başkası ise yanında getirdiği bir lahana bebek üzerinden düşme dinamiğini açıkladı. Atılmada veya düşmede düşüş farkına dikkat çekti. Eğer kendi atlamış olsaydı yere önce vücudun alt kısmının çarpacağından ancak Şule'nin yere kafa üstü çarptığından bahsetti. Daha sonra ise olay yeri inceleme ekiplerinin çektiği, Şule'nin çakıldığı yerdeki halini gösteren bir fotoğraf yansıtıldı ekrana. Bu kısımda bir çok kişi fotoğrafa bakmamak için başını çevirdi. Ben bir kaç saniye de olsa bakmaya cesaret ettim (merak etmeyin yüzü ve kafa kısmı hiç bir şekilde görünmüyordu). Yeniden söz alan avukat şule'nin ayağından çıkıp sağa sola savrulan ayakkabılarından bahsetti, ayakkabıların bağcıkları açıktı. Bu iddialara cevap vermek için söz alan sanık Çağatay Aksu "Şule 77 Metreden atıldı, ayakkabılarının çıkmış olması normal." dedi. Av. Umur Yıldırım ise "gördünüz atıldı dedi, Kayıtlara geçsin bu." dedi.

- Avukatlardan sonra sanık ÇAğatay Aksu söz aldı ve "Eğer ben bir suç işlemişsem bana kanıt gösterin, ben kime tecavüz etmişim? Vallahi ben de bıktım, ailem de bıktı. Beni gerçek delillerle yargılayın senaryolarla değil." diyerek resmen şov yaptı. 2 celsedir gösterilen çarşaf çarşaf kanıtları bu şekilde yok saymaya çalıştı.

- Çağatay'ın avukatı Levent Erkmen söz aldı " Şule'nin transkripti incelensin. Arkadaşı dersleri iyiydi diyor, neresi iyi. Tam 3 yıldır 2. sınıftaymış." Seyircilerden ne alakası var itirazları yükselince de "Şu alakası var, dersleri iyiydi diyorlar. İyi falan değilmiş. Tanıkların yalan söylediğinin kanıtıdır bu." Kendisiyle ilgili yukarıda bahsettiğim "kızlık zarı demedim hymen dedim." sözünü ise bu kısımda sarfetti.

Duruşmanın bundan sonraki kısmını ise hem asabım bozulduğu hem de sıcak havada kötü olduğum için not almadım. O kısımda Berk Akand'ın avukatlarından biri "Ben de babayım, müvekkilimin masum olduğuna inanmasam onu savunmazdım. Karşı taraf çok kesin konuşuyor yaptılar, ettiler diye. Biz ise diyoruz ki böyle olmuş olabilir, ihtimal var. Biz gerçeği ortaya çıkarmaya çalışıyoruz." söyleminde bulundu. Mahkeme heyeti ise; olayın gerçekleştiği yelken plaza'da keşif yapılması, Şule'nin psikolojik tedavisi ile ilgili görüş alınması, olay yeri kamera görüntülerinin dosyaya eklenmesi, tutukluluk halinin devam etmesi ara kararlarını vererek bir sonraki duruşmanın tarihini 10 temmuz olarak belirledi ve duruşmayı sonlandırdı.

16 mayıs 18:12

48. Bugünkü duruşmada Çağatay aksu, Şule'nin babasının yüzüne bakarak 'Kızınıza sahip çıksaydınız' 

'70 metrede neden perde çekme ihtiyacı duyalım?' demiş...

Elim ayağım titriyor düşündükçe. 'Kızınıza sahip çıksayınız'.... 

bu cümle gerçekten de hepimize edilmiş bir cümledir.

Kendimi o mahkemede o ailenin yerine koyuyorum, delirecek gibi oluyorum.

Diyecek söz yok...

16 mayıs 04:40

47. Güncelleme : çağatay 'ın kaldığı kogustan bir baska tutuklu ile ortağımın yaptığı görüşmede öğrendiğine göre o koğuşa giren etin, sütün haddi hesabı yok arkadaşlar.

Hani bugünkü duruşmada "durumumuz yok, şirket kurduk battı"diyen ama çıkışta son model bmw jipe binen çağatay aksu'nun ailesi var ya, o koğuştaki herkese aylık 500 TL bağlamış, maksat çağatay'a zarar gelmesin, biricik oğullarına herkes ağam paşam çeksin. O tutuklu şahıs, ortağıma "abi burada keyifler güzel" demiş. Avukatına verilen vekalet ücreti ise dolar üzerinden bunlari bilin yeter. Diyeceğim bu kadar.

15 mayıs 23:59 16 mayıs 00:01

46. Dava 10 temmuza ertelendi. Twitterdaki floodlardan takip ettim. Link bırakıyorum. (link: https://mobile.twitter.com/sadecefero/status/1128573160239042560 Tamamına buradan bakabilirsiniz.)

15 mayıs 13:58

45. Merak ediyorum bu canileri avukatlar nasıl savunuyor? Haklı gösterecek neyi buluyorlar? Bı hayat gitmiş.daha ötesi var mı?

15 mayıs 13:30 15 mayıs 13:31

ilginizi çekebilecek benzer başlıklar