yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et

    bu başlıktaki içeriklerin bir bölümü erişim engelleme kararı nedeniyle yayından kaldırıldı.

    29.05.2019 tarihli mahkeme kararı
    • girdiler (74)
    • medya (1)

    74. Nasıl bir kan nasil bir soy sizdeki?! kan ve soy kelimelerine olumsuzluk eki ekleyip cevabı bulabiliz! Sizin dunyaya gelmenize neden olan insanların yüzüne tükürmeye devam edeceğiz.

    Yüzsüzler. Katiller. Katilsiniz. Canavarca cinayet işlediniz. Katilsiniz! O kıza bu korkuyu bu eziyeti nasıl yaşattınız. Seytanlar. Katiller. Hic mi ananız yok hiç mi küçük kiz yeğeniniz yok soysuzlar! Ne içtiniz ne kullandınız. Sizin ben ailenizin parasina, arkanızı sağlam yapan o tanıdıklarınıza tüküreyim. Katiller. Geberene kadar yakanızı bırakmayacağız

    19 temmuz 20:21

    73. Katil zanlısı Çağatay Aksu bu başlıktaki 2. girdimi de sildirmişti. Onda da 15 Mayıs günü görülen 2. duruşmada tuttuğum notları aktarmıştım. Silinen ilk girdimi de yeniden yazdım, (link: https://www.suslusozluk.com/şule-çet-cinayeti?i=1041921 şuradan) ulaşabilirsiniz.

    (15.05.2019 - Şule Çet Cinayeti Davası 2. Duruşması)

    - duruşmanın yapılacağı salonun önü mahşer yeri gibiydi. kapının açılmasıyla insanlar önlerindekini itmeye başladı ve bu yüzden bazıları ezilme tehlikesi atlattılar. ben kapıya yakın bir yerde durduğum için içeri girebildim. ancak salona girebilenlerden daha fazlası dışarı kaldı. duruşma boyunca ara sıra yükselen "şule için adalet" sloganlarıyla, alkış ve ıslık protestolarıyla içeriye destek verdiler.

    - duruşma salonuna projeksiyon kurulmuştu. bu ekran vasıtasıyla şule'nin avukatı umur yıldırım olay yeri fotoğrafları, adli raporlar, baz istasyonu raporları, olay yeri inceleme ekibinin daha şule yerdeyken çektiği fotoğraflar, adli tıp otopsi fotoğrafları gibi delilleri sundu (hepsi sadece vücudun bir bölgesini gösteren fotoğraflar bunlar, şule'nin yüzü hiç bir şekilde gösterilmedi.). bunlar üzerinden sanık tarafı savunmasındaki çelişkileri, yok edilen delilleriaktardı. bir de şule'nin kanında bulunan uyuşturucu bir maddeden bahsetti. "şule uyuşturucu kullanmazdı. ne çantasında ne evinde yapılan aramada buna dair hiç bir şey çıkmadı. bu madde şule'ye sanıklar tarafından verildi."

    - çağatay aksu'nun avukatı levent erkmen söz aldı. ama sözü sanıktan daha çok kendini savunmak içindi. "geçen duruşmada ettiğim iddia edilen bir söz sebebiyle ben de lince maruz kaldım. ben bakire değildi diye bir savunma yapmadım, segbi̇s kayıtlarında da yoktur. bu bana iftiradır." duruşmanın ilerleyen kısımlarında ise bu konu hakkında "benim ağzımdan kızlık zarı diye bir laf çıkmadı, "hymen" dedim ben." diyerek üstüne tüy dikti. siyah demedim kara dedim diyor yani kısaca.

    - berk akand'ın avukatı paşa büyükkayaer ise daha çok şule'nin avukatlarına ve onların savunmalarına laf ederek konuştu. "karşı taraf sürekli iddia değiştiriyor, çarpıtıyor. suçlama başladığı ilk yerden daha farklı bir noktada. biz ise verdiğimiz ilk ifadede hiç bir değişiklik yapmadan bugüne geldik." dedi.

    - tanıkların dinlenmesi aşamasında ilk olarak çağatay aksu'nun annesi dinlendi. giyimi oldukça sıradandı, görseniz orta halli bile değil bildiğin yoksul derdiniz (niye böyle dediğime birazdan değineceğim). "olaydan 2 gün sonra ben dolandırıldım. başsavcılıktan arıyoruz diyerek eğer kabul edersek çağatay'ın serbest bırakılacağını söylediler, istedikleri parayı bıraktım, sonra 72 kez aradım beni arayan numarayı, ulaşamadım." bu kısmın konu ile alakasını kimse anlamadı zaten. sonra olay gününü anlatmaya başladı. anlatırken sürekli "iftar, sahur, oruç, ramazan, allah, mübarek ramazanda içki içmesine kızdım" gibi kelimeler kullandı. bunu duyan seyirciler kendi aralarında "hah, sihirli sözcükleri de söyledi." şeklinde konuştular. "olaydan sonra oğlumun psikolojisi bozuldu, psikologlara götürdüm, tutuklanana kadar antidepresan kullandı." dedikten sonra şule'nin avukatı umur yıldırım'a dönüp "umur bey bizim çok zengin olduğumuzu sosyal medyaya, her yere yaydı. olayı zengin erkek-fakir kız hikayesine çevirdi. bizim şirketlerimiz, evlerimiz, arabalarımız varmış. ben de babası da emekliyiz, evimiz bile yok kirada oturuyoruz." dedi. ama bunu söylerken nedense oğlunun yelken plaza gibi bir yerdeki ofisine hiç değinmedi. biraz önce de kadının giysilerine de özellikle bu söylemleri yüzünden dikkat çekmiştim.

    - gelgelelim "kızına sahip çıksaydın." lafına. çağatay aksu'nun annesi umur yıldırım'a bu sözleri söylerken ona doğru dönüp bağırmaya başladı. i̇lk kıvılcım bu ses yükselmesiyle olurken şule'nin avukatları ve ailesinin olduğu yerde bir homurdanma ve kaynaşma baş gösterdi. tam o esnada çağatay aksu ayağa fırlayarak elini kaldırıp şule'nin babasına doğru "kızına sahip çıksaydın lan o zaman." diye bağırdı. bunun üzerine duruşma salonunda resmen kıyamet koptu. yanında oturan jandarmalar çağatay aksu'yu hemen çekip yerine oturturken ve öteki jandarmalar ve polislerden oluşan 2 sıra, önlerinde etten duvar oluşturdu. seyirciler ayağa kalkıp bağırmaya başladılar. oluşan kargaşa bayağı bir süre devam ederken arada çağaytay aksu'nun "anama laf ettirmem laaan" diye bağırdığını duydum. evet kendisi anasına laf ettirmiyor ama evlat acısıyla yanan yaslı bir babaya "kızına sahip çıksaydın" diyebiliyor. bunun üzerine şule'nin babası ayağa kalktı ve "ben kızıma sahip çıktığım için buradayım." dedi ama o hengamede pek duyan olmadı. bense onlara yakın oturduğum için duyabildim.

    - kargaşa güç bela yatıştıktan sonra sanık yakınlarının oturduğu yerden "senin arkandayız abiimmm" diye bir ses geldi. bu kısmın yorumunu size bırakıyorum. daha sonra ise umur yıldırım "bu sözün kayıtlara geçmesini istiyorum. bu resmen işlediği suçu kabul etmektir." dedi.

    - tanık dinlemeye devam edildi. şule'nin arkadaşı, eski erkek arkadaşı ve çağatay ve berk'in arkadaşı olan 3 kişi daha dinlendi. şule'nın arkadaşı onun asla intihar edecek biri olmadığını, hayat dolu olduğunu, derslerinin de iyi olduğunu söyledi. çağatay ve berk'in arkadaşı olan kişi ise olay günü içkileri aldıkları yerin sahibiymiş. o ise "çağatay ve berk'i 13 yıldır tanıyorum, öğrenciliklerinden beri. olay günü içkileri benden aldılar, yanlarında şule yoktu." şeklinde konuştu. daha sonra şule'nin avukatları kendisine sorular yönelttiler, bunları cevaplamaya, çağatay ve berk'i ne kadar iyi tanıdığını anlatmaya çalışırken bir ara ağzından "x5 kullanırdı öğrenciyken." lafını kaçırdı. bunun üzerine salonu uğultu kapladı. anne babası gariban emekliler olan, kirada oturan bir kişi daha öğrenciyken x5 model bir araba kullanıyormuş. i̇şe bakın.

    - daha sonra şule'nin bir başka avukatı olan ama ismini öğrenemediğim kişi söz alarak "şule'nin dövmesi, piercingi yeterince konuşuldu. bir de vücudundaki izler konuşulsun o halde. şule'nin kanında bulunan madde kişinin direncini kırmada kullanılan haplarda olan bir madde. şule'nin direncini kırıp tecavüz etmek için sanıklar tarafından bu hap verildi. her şey önceden planlanmış. ... mersin üniversitesi'nden aldığımız rapor için parayla alınmış özel rapor dendi. o raporu yazıp imzalayanların hepsi şu an hali hazırda görevde olan profesörlerdir. bir sonraki celsede o profesörleri de tanık olarak dinlenmeleri için getireceğiz." dedi. daha sonra seyirciler arasından oturan öğrencilerinden öğrendim ki, bunları söyleyen avukat başkent üniversitesi hukuk fakültesi'nde bir profesörmüş ve ayşe paşalı davasında öldürülen kadının avukatlığını yapmış.

    - şule'nin avukatlarından bir başkası ise yanında getirdiği bir lahana bebek üzerinden düşme dinamiğini açıkladı. atılmada veya düşmede düşüş farkına dikkat çekti. eğer kendi atlamış olsaydı yere önce vücudun alt kısmının çarpacağından ancak şule'nin yere kafa üstü çarptığından bahsetti. daha sonra ise olay yeri inceleme ekiplerinin çektiği, şule'nin çakıldığı yerdeki halini gösteren bir fotoğraf yansıtıldı ekrana. bu kısımda bir çok kişi fotoğrafa bakmamak için başını çevirdi. ben bir kaç saniye de olsa bakmaya cesaret ettim (merak etmeyin yüzü ve kafa kısmı hiç bir şekilde görünmüyordu). yeniden söz alan avukat şule'nin ayağından çıkıp sağa sola savrulan ayakkabılarından bahsetti, ayakkabıların bağcıkları açıktı. bu iddialara cevap vermek için söz alan sanık çağatay aksu "şule 77 metreden atıldı, ayakkabılarının çıkmış olması normal." dedi. av. umur yıldırım ise "gördünüz atıldı dedi, kayıtlara geçsin bu." dedi.

    - avukatlardan sonra sanık çağatay aksu söz aldı ve "eğer ben bir suç işlemişsem bana kanıt gösterin, ben kime tecavüz etmişim? vallahi ben de bıktım, ailem de bıktı. beni gerçek delillerle yargılayın senaryolarla değil." diyerek resmen şov yaptı. 2 celsedir gösterilen çarşaf çarşaf kanıtları bu şekilde yok saymaya çalıştı.

    - çağatay'ın avukatı levent erkmen söz aldı " şule'nin transkripti incelensin. arkadaşı dersleri iyiydi diyor, neresi iyi. tam 3 yıldır 2. sınıftaymış." seyircilerden ne alakası var itirazları yükselince de "şu alakası var, dersleri iyiydi diyorlar. i̇yi falan değilmiş. tanıkların yalan söylediğinin kanıtıdır bu." kendisiyle ilgili yukarıda bahsettiğim "kızlık zarı demedim hymen dedim." sözünü ise bu kısımda sarfetti.

    duruşmanın bundan sonraki kısmını ise hem asabım bozulduğu hem de sıcak havada kötü olduğum için not almadım. o kısımda berk akand'ın avukatlarından biri "ben de babayım, müvekkilimin masum olduğuna inanmasam onu savunmazdım. karşı taraf çok kesin konuşuyor yaptılar, ettiler diye. biz ise diyoruz ki böyle olmuş olabilir, ihtimal var. biz gerçeği ortaya çıkarmaya çalışıyoruz." söyleminde bulundu. mahkeme heyeti ise; olayın gerçekleştiği yelken plaza'da keşif yapılması, şule'nin psikolojik tedavisi ile ilgili görüş alınması, olay yeri kamera görüntülerinin dosyaya eklenmesi, tutukluluk halinin devam etmesi ara kararlarını vererek bir sonraki duruşmanın tarihini 10 temmuz olarak belirledi ve duruşmayı sonlandırdı.

    19 temmuz 15:47

    72. Katil zanlısı Çağatay Aksu girdilerimi sildirmişti. Ben de yeniden yazacağıma söz vermiştim. Neyse ki başka bir yere de kopyalamıştım. 6 şubattaki ilk duruşmada tuttuğum notlardan derlediğim girdim şu şekildeydi:

    (06.02.2019 - Şule Çet Cinayeti Davası 1. Duruşma)

    - bu sabah mahkeme salonunda bizzat bulundum, duruşmanın ilk kısmında yani. hakim ara verdiğinde işe geçmem gerektiği için çıktım, ikinci yarıya kalamadım. ama ulaşan bilgilerden anladığım kadarıyla iyi ki de kalmamışım. i̇lk kısımda ifadeler alınıp genel savunmalar yapılırken bile yeterince sinir bozucuydu. i̇kinci yarıdaki "bakire değildi, bira içti" vs. şeklindeki ifadeleri duysam herhalde kriz geçirirdim.

    şans eseri, şule çet'in akrabalarının yanına oturmuşum salonda. başsağlığı diledik, onlar da bize "sizin sayenizde bu herifleri buraya getirebildik, mahkemeye çıkarabildik. her şey için çok sağolun." diyerek teşekkür ettiler.

    twitlerde olan biten bir çok şey anlatılmış zaten ama yer almayan bir, iki şeyi de ben buradan paylaşayım; duruşmaya başlarken yapılan kimlik tespiti sırasındaki "mezuniyetiniz ve işiniz nedir, aylık kazancınız ne kadardır?" sorularına sanıklardan çağatay aksu "mali müşavirim(?), aylık kazancım 3000 tldir, berk akand ise "bazlama yapıp dağıttığım fırınım var." şeklinde cevap verdiler. yani para ve makam sahibi yakınları sayesinde yırtmaya çalıştıklarını herkesin bildiğini bildiklerinden "kendi yağında kavrulan garibanlarız." imajı yaratmaya çalıştılar. evet, aylık kazancı 3000 lira olan bir mali müşavirin başkentin en lüks, en pahalı gökdelen plazalarından birinde kendine ait ofisi varmış, son model lüks bir arabası da. görüyor musunuz nasıl becerikli mali müşavirler varmış, 3000 tl ile mucizeler yaratabilen.

    daha sonra sanıklardan çağatay aksu, salona girdiği andan beri üstünde olan o lakayıt ve saldırganca tavrıyla baştan aşağı çelişkiler ve ajitasyonlarla dolu olan savunmasını yaptı ve çet ailesinin avukatları kendisine sorular sorarken bir anda yükselerek "çok merak ediyorum sizler ve mahkemeyi dolduran bu kalabalıktakiler, bu mahkeme bittikten sonra haklarınızı nasıl helal edeceksiniz." dedi. haspama bak hele, oradakiler sana haklarını niye helal etsin, bu bir. ikincisi, zaten kimsenin de senden helallik falan beklediği yok.

    sahipsiz, savunmasız, desteksiz sanıp dilediğinizi yapacağınızı sandınız ama duvara fena tosladınız. üstünü kapatırız sandınız ama insanlar şule'ye sahip çıkınca neye uğradığınızı şaşırdınız. durun daha. o çaresiz kızcağıza yaşattığınız korkunun, yaptığınız eziyetin, attığınız iftiraların hesabını söke söke vereceksiniz. bugün mahkeme salonunda zar zor ayakta durabildiğini gördüğüm o gariban babaya yaşattığınız tarifi imkansız acıların cezasını çekeceksiniz!! peşinizdeyiz, sonuna kadar!!!!

    Hadi bunu da sildirin madem.

    19 temmuz 15:41 19 temmuz 15:49

    71. hep çok üzüldüm kendisi için. hep çok sinirlendim hem bunu yapanlara hem de türkiye’de varolduğu söylenen ama sadece zenginlere işleyen adalet sistemine. ama dün haberleri izlerken ‘22(gizlinot: bazı yerlerde 23 yazıyor) yaşındaki şule’ diye bahsettiler. daha önce basit bir rakam gibi geliyordu sadece, üzerine hiç düşünmemiştim. dün düşündüm. birkaç ay önce 22 yaşına girdim. hayatımı, hayallerimi düşündüm. ne çok planım vardı geleceğe dair, aileme dair, sevdiklerime dair. şule’nin de vardı. ve hepsi yarım kaldı. çok mutsuzum sözlük. yarım kalan hayatlar ve yarım kalan hayaller için. umarım adalet bir gün yerini bulur. umarım şule’nin katilleri en ağır cezaları alır. 

    11 temmuz 18:32

    70. Apartmanın 5.katından aşağı bakarken bile tuhaf hisseden ben, kendimi Şule'nin yerine koyuyorum da.. Plazanin YİRMİNCİ! katindan düşmek.. daha doğrusu düşürülmek! Okurken bile içim ürperiyorken, bu kadar insanın seni bu vesileyle tanıyacağından bihaber neler düşünüp neler hissettin kimbilir...

    Şule Çet

    Özgecan Aslan

    Münevver Karabulut ve daha sayamadığım ülkemin genç kızları... Keşke o son anlarınız da yüzleriniz kadar güzel olabilseydi.:(

    11 temmuz 14:49

    69. dünkü duruşmayı tek tek az önce okudum. gözlerim doldu. şule'nin yerine koydum kendimi ve o geceyi birebir yaşadım sanki. genç bir kadın yaşamını bu şekilde yitiriyor. üzerinden bir yılı aşkın süre geçiyor hala net bir karar yok. bunca delil varken o şerefsizleri savunan kansız avukatlara da büyük beddualar ettim. yaşattığınızı yaşamadan ölmeyin inşallah cani pislikler!

    11 temmuz 10:14

    68. cagatay aksu

    berk akand

    Sizi yetiştiren ailenin...

    O kızın arkasında duracağız yaptığınızı unutturmayacağız.

    Istediginiz yerden sildirin sizi, ne oldugunuzu yüzünüze her seferinde vuracağız. Hem sizin hem sizi yetiştiren ailelerinizin...

    Yüzünüze tükürmeye değmez. Son olarak yine, sizi yetiştiren ailenizin...

    10 temmuz 23:16

    67. şule çet için adalet (büyük harflerle yüksek sesle adalet yerini bulana kadar)

    10 temmuz 16:59

    66. Bir insan evladı düşünün ki tecavüze uğruyor, camdan aşağı atılıyor ve buna "intihar" denmeye çalışılıyor. Zorla oluşmuş ekimozler için "kabızlık olmasın, erkek arkadaşı ile ilişkiye girmiş olmasın?" tarzında terbiyesizce ve karaktersizce yorumlar yapılıyor. Gerçekten okudukça sinirlerim bozuldu. Davanın sonunda salondakilere küfür etmek nedir? Bu nasıl bir serefsizliktir. Neymiş efendim mal varlıkları yokmuş da bilmem neymiş. O yüzden mi her yerden engelletiyorsunuz başlıkları. Hapishanede kendilerine güzelce bakılıyor ne de olsa. Umarım tez zamanda allahtan belanızı bulursunuz. Bu girdim yine mahkeme kararı ile kabine gideceği için sıkıntım yok.

    10 temmuz 13:57

    65. "Her seferinde daha gür çıkacak sesimiz."

    Ne kadar uzarsa uzasın; nihayetinde hak ettikleri cezayı alacaklar, inancım tam.

    10 temmuz 13:40