yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et

    bu başlıktaki içeriklerin bir bölümü erişim engelleme kararı nedeniyle yayından kaldırıldı.

    29.05.2019 tarihli mahkeme kararı
    2019-10-01 tarihli mahkeme kararı
    • girdiler (59)
    • medya (6)

    59. Şule’nin ölümünün ardından çıkan ofis görüntülerinde Sanıklar Çağatay Aksu ve Berk Akand’ın alkollü oldukları, dudaklarında koordinasyon bozukluğu bulunduğu, sakallı ve bıyıklı olmaları nedeniyle görüşme içeriğinin net tespit edilemediği açıklanmış. Adamlar ayakta bile duramıyor, yürüyemiyor. Nasıl hatırlıyorlar da inkar edebiliyorlar?!!

    18 ekim 17:59

    58. Midem, yüreğim kaldırmıyor bu ülkede kadınların yaşadığını. Özgecanları, Şuleleri erkeklerin kurban ettiği her kadını. Ahh canım huzur içinde uyutmuyorlar bile seni nasıl kalbimde sızı var anlatamam. Allah hepsinin belasını versin. 

    Daha iki gün önce akşam 9 gibi yürüyüşe çıktım içim evde çok bunaldığı için, arkamdan iki erkek sesi işe çıkmış galiba gibi iğrenç sözlerle konuşmaya başladı. Dönüp bana mı diyorsunuz diyince duymazdan gelip hızlıca diğer yöne döndüler yürüyüp gittiler. Ve bu olay İzmir'de yaşandı hani bu ülkenin görece daha rahat yaşanabilen bir şehrinde. 

    Allah hepinizin belasını versin yaşattıklarınız için. Anneleriniz sizi nasıl yetiştirdiyse onların da belasını versin. 

    Bela okumaktan çok çok kaçınırım ama gerçekten içimden başka birşey gelmiyor. 

    16 ekim 21:37 16 ekim 21:38

    57. Bugün 4. Celsesinde bulunduğum "cinayet".

    Bu kadar soğukkanlı vicdansız insanların(!) olduğunu gösteren bir duruşmaydı. Şaşkınlıkla savunmaları izledim. Bir avukat olarakta sanık avukatlarından utandım. Öncelikle duruşmanın yönetilmesi konusunda sıkıntılar var. İnsanlarımızın mahkemeye saygı duyulmasını öğrenmeleri gerekiyor. Evet hepimiz destek olmak istiyoruz,şule'nin rahat uyumasını istiyoruz,ailenin yanında olmak istiyoruz haklıyız da. Ama bu şekilde olmaz, duruşmanın ortasında kapıyı zorlamak, duruşmada takım taraftarıymış gibi alkış tutmak, tartışma çıkarmak, savunmalara kahkaha atmak yukarıda bir yazarın dediği gibi karşı tarafa yalnızca koz verir. Bu insanlar şimdi kamuoyunun yüzünden masumiyet karinelerinin ihlalinden yakınıp aslında abartılıyor biz neden burdayıza konuyu getiriyorlar. Bunu lütfen ellerine vermeyelim. Genel olarak beklediğimden daha kısa süren bir duruşmaydı. Sanıklardan Çağatay Aksu olayları saptırmaktan öteye gidemedi. Çok ilginç ki "ben beraat edeceğime eminim" dedi. Emin olmasının sebebi aleyhine ilerleyen bir davada neye dayanıyor merak konusu oldu. Sanık akrabalarının saldırgan hareketlerini ise göz ardı etmek mümkün değildi. Berk akand daha az konuştu. Annesinin hastalığından,maddi durumundan yola çıkarak adeta kendilerini acındırmaya çalıştılar. Tahliye talep etseler de tutukluluklarına devam kararı verilerek 20.11.2019 tarihine 5. Duruşma günü belirlendi.

    16 ekim 21:01

    56. Bu davanın açık ara en kısa süren ve içeriği en boş olan duruşmasıydı; 4. celse olmasına rağmen hem de.

    Şule Çet'in ev arkadaşı ve bilirkişi raporunu hazırlayan uzman dinlenildiği halde "mesaj sildin-silmedim.", "olasılık diyorsunuz, hani kanıt nerede?" ekseninde geçti.

    NEyse, değinmek istediğim farklı bir nokta var. Diğer duruşmalarda da oldukça rahatsız olduğum ama bu son duruşmada ayyuka çıkan bir "müsabakalaştırma" durumu söz konusu maalesef. ÖZellikle ÇEt ailesinin avukatı umur yıldırım'da gözlemlediğim tabiri caizse tribünlere oynama yönelimi, son 3 duruşmadır izleyenler arasındaki heyecanlı tiplerin sanıklara ve onların avukatlarına yüksek sesle sataşmaları, sanık yakınlarının sataşmalarına prim verip laf dalaşına girmeleri, bazılarının abartıp üstlerine yürümeleri gibi durumlar benim gibi ilk duruşmadan beri orada olup adalet arayan insanlarda bile antipatiye yol açıyor. Bugün duruşma çıkışında, bir çok kişi de bundan duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

    Zaten bu duruşma öncesinde "sosyal lince maruz kalıyoruz, yargılama adil olmuyor, savunma hakkı tanınmıyor" gibi ajitasyonlarla kapalı duruşma talep etmişlerken bugün benim oturduğum sıradaki bir kadın sanık avukatına "kaç para aldın katilleri savunmak için?" diye bağırdı. O avukat da bunu kullanıp "işte görüyorsunuz. aynen böyleler, bundan dolayı kapalı duruşma istedik." diye sözünü sürdürdü. Bunların eline koz vermenin ne gereği var? Uyduruk taleplerine dayanak oluşturmanın ne alemi var?

    16 ekim 18:05 16 ekim 18:12

    55. Katil zanlısı Çağatay Aksu 2. duruşmaya ait notlarımı içeren 2. girdimi de sildirmişti. (link: https://www.suslusozluk.com/şule-çet-cinayeti?i=1083372 ilk girdimi) de yeniden yazdım.

    (15.05.2019 - şule çet cinayeti davası 2. duruşması)

    - duruşmanın yapılacağı salonun önü mahşer yeri gibiydi. kapının açılmasıyla insanlar önlerindekini itmeye başladı ve bu yüzden bazıları ezilme tehlikesi atlattılar. ben kapıya yakın bir yerde durduğum için içeri girebildim. ancak salona girebilenlerden daha fazlası dışarı kaldı. duruşma boyunca ara sıra yükselen "şule için adalet" sloganlarıyla, alkış ve ıslık protestolarıyla içeriye destek verdiler.

    - duruşma salonuna projeksiyon kurulmuştu. bu ekran vasıtasıyla şule'nin avukatı umur yıldırım olay yeri fotoğrafları, adli raporlar, baz istasyonu raporları, olay yeri inceleme ekibinin daha şule yerdeyken çektiği fotoğraflar, adli tıp otopsi fotoğrafları gibi delilleri sundu (hepsi sadece vücudun bir bölgesini gösteren fotoğraflar bunlar, şule'nin yüzü hiç bir şekilde gösterilmedi.). bunlar üzerinden sanık tarafı savunmasındaki çelişkileri, yok edilen delilleriaktardı. bir de şule'nin kanında bulunan uyuşturucu bir maddeden bahsetti. "şule uyuşturucu kullanmazdı. ne çantasında ne evinde yapılan aramada buna dair hiç bir şey çıkmadı. bu madde şule'ye sanıklar tarafından verildi."

    - çağatay aksu'nun avukatı levent erkmen söz aldı. ama sözü sanıktan daha çok kendini savunmak içindi. "geçen duruşmada ettiğim iddia edilen bir söz sebebiyle ben de lince maruz kaldım. ben bakire değildi diye bir savunma yapmadım, segbi̇s kayıtlarında da yoktur. bu bana iftiradır." duruşmanın ilerleyen kısımlarında ise bu konu hakkında "benim ağzımdan kızlık zarı diye bir laf çıkmadı, "hymen" dedim ben." diyerek üstüne tüy dikti. siyah demedim kara dedim diyor yani kısaca.

    - berk akand'ın avukatı paşa büyükkayaer ise daha çok şule'nin avukatlarına ve onların savunmalarına laf ederek konuştu. "karşı taraf sürekli iddia değiştiriyor, çarpıtıyor. suçlama başladığı ilk yerden daha farklı bir noktada. biz ise verdiğimiz ilk ifadede hiç bir değişiklik yapmadan bugüne geldik." dedi.

    - tanıkların dinlenmesi aşamasında ilk olarak çağatay aksu'nun annesi dinlendi. giyimi oldukça sıradandı, görseniz orta halli bile değil bildiğin yoksul derdiniz (niye böyle dediğime birazdan değineceğim). "olaydan 2 gün sonra ben dolandırıldım. başsavcılıktan arıyoruz diyerek eğer kabul edersek çağatay'ın serbest bırakılacağını söylediler, istedikleri parayı bıraktım, sonra 72 kez aradım beni arayan numarayı, ulaşamadım." bu kısmın konu ile alakasını kimse anlamadı zaten. sonra olay gününü anlatmaya başladı. anlatırken sürekli "iftar, sahur, oruç, ramazan, allah, mübarek ramazanda içki içmesine kızdım" gibi kelimeler kullandı. bunu duyan seyirciler kendi aralarında "hah, sihirli sözcükleri de söyledi." şeklinde konuştular. "olaydan sonra oğlumun psikolojisi bozuldu, psikologlara götürdüm, tutuklanana kadar antidepresan kullandı." dedikten sonra şule'nin avukatı umur yıldırım'a dönüp "umur bey bizim çok zengin olduğumuzu sosyal medyaya, her yere yaydı. olayı zengin erkek-fakir kız hikayesine çevirdi. bizim şirketlerimiz, evlerimiz, arabalarımız varmış. ben de babası da emekliyiz, evimiz bile yok kirada oturuyoruz." dedi. ama bunu söylerken nedense oğlunun yelken plaza gibi bir yerdeki ofisine hiç değinmedi. biraz önce de kadının giysilerine de özellikle bu söylemleri yüzünden dikkat çekmiştim.

    - gelgelelim "kızına sahip çıksaydın." lafına. çağatay aksu'nun annesi umur yıldırım'a bu sözleri söylerken ona doğru dönüp bağırmaya başladı. i̇lk kıvılcım bu ses yükselmesiyle olurken şule'nin avukatları ve ailesinin olduğu yerde bir homurdanma ve kaynaşma baş gösterdi. tam o esnada çağatay aksu ayağa fırlayarak elini kaldırıp şule'nin babasına doğru "kızına sahip çıksaydın lan o zaman." diye bağırdı. bunun üzerine duruşma salonunda resmen kıyamet koptu. yanında oturan jandarmalar çağatay aksu'yu hemen çekip yerine oturturken ve öteki jandarmalar ve polislerden oluşan 2 sıra, önlerinde etten duvar oluşturdu. seyirciler ayağa kalkıp bağırmaya başladılar. oluşan kargaşa bayağı bir süre devam ederken arada çağaytay aksu'nun "anama laf ettirmem laaan" diye bağırdığını duydum. evet kendisi anasına laf ettirmiyor ama evlat acısıyla yanan yaslı bir babaya "kızına sahip çıksaydın" diyebiliyor. bunun üzerine şule'nin babası ayağa kalktı ve "ben kızıma sahip çıktığım için buradayım." dedi ama o hengamede pek duyan olmadı. bense onlara yakın oturduğum için duyabildim.

    - kargaşa güç bela yatıştıktan sonra sanık yakınlarının oturduğu yerden "senin arkandayız abiimmm" diye bir ses geldi. bu kısmın yorumunu size bırakıyorum. daha sonra ise umur yıldırım "bu sözün kayıtlara geçmesini istiyorum. bu resmen işlediği suçu kabul etmektir." dedi.

    - tanık dinlemeye devam edildi. şule'nin arkadaşı, eski erkek arkadaşı ve çağatay ve berk'in arkadaşı olan 3 kişi daha dinlendi. şule'nın arkadaşı onun asla intihar edecek biri olmadığını, hayat dolu olduğunu, derslerinin de iyi olduğunu söyledi. çağatay ve berk'in arkadaşı olan kişi ise olay günü içkileri aldıkları yerin sahibiymiş. o ise "çağatay ve berk'i 13 yıldır tanıyorum, öğrenciliklerinden beri. olay günü içkileri benden aldılar, yanlarında şule yoktu." şeklinde konuştu. daha sonra şule'nin avukatları kendisine sorular yönelttiler, bunları cevaplamaya, çağatay ve berk'i ne kadar iyi tanıdığını anlatmaya çalışırken bir ara ağzından "x5 kullanırdı öğrenciyken." lafını kaçırdı. bunun üzerine salonu uğultu kapladı. anne babası gariban emekliler olan, kirada oturan bir kişi daha öğrenciyken x5 model bir araba kullanıyormuş. i̇şe bakın.

    - daha sonra şule'nin bir başka avukatı olan ama ismini öğrenemediğim kişi söz alarak "şule'nin dövmesi, piercingi yeterince konuşuldu. bir de vücudundaki izler konuşulsun o halde. şule'nin kanında bulunan madde kişinin direncini kırmada kullanılan haplarda olan bir madde. şule'nin direncini kırıp tecavüz etmek için sanıklar tarafından bu hap verildi. her şey önceden planlanmış. ... mersin üniversitesi'nden aldığımız rapor için parayla alınmış özel rapor dendi. o raporu yazıp imzalayanların hepsi şu an hali hazırda görevde olan profesörlerdir. bir sonraki celsede o profesörleri de tanık olarak dinlenmeleri için getireceğiz." dedi. daha sonra seyirciler arasından oturan öğrencilerinden öğrendim ki, bunları söyleyen avukat başkent üniversitesi hukuk fakültesi'nde bir profesörmüş ve ayşe paşalı davasında öldürülen kadının avukatlığını yapmış.

    - şule'nin avukatlarından bir başkası ise yanında getirdiği bir lahana bebek üzerinden düşme dinamiğini açıkladı. atılmada veya düşmede düşüş farkına dikkat çekti. eğer kendi atlamış olsaydı yere önce vücudun alt kısmının çarpacağından ancak şule'nin yere kafa üstü çarptığından bahsetti. daha sonra ise olay yeri inceleme ekiplerinin çektiği, şule'nin çakıldığı yerdeki halini gösteren bir fotoğraf yansıtıldı ekrana. bu kısımda bir çok kişi fotoğrafa bakmamak için başını çevirdi. ben bir kaç saniye de olsa bakmaya cesaret ettim (merak etmeyin yüzü ve kafa kısmı hiç bir şekilde görünmüyordu). yeniden söz alan avukat şule'nin ayağından çıkıp sağa sola savrulan ayakkabılarından bahsetti, ayakkabıların bağcıkları açıktı. bu iddialara cevap vermek için söz alan sanık çağatay aksu "şule 77 metreden atıldı, ayakkabılarının çıkmış olması normal." dedi. av. umur yıldırım ise "gördünüz atıldı dedi, kayıtlara geçsin bu." dedi.

    - avukatlardan sonra sanık çağatay aksu söz aldı ve "eğer ben bir suç işlemişsem bana kanıt gösterin, ben kime tecavüz etmişim? vallahi ben de bıktım, ailem de bıktı. beni gerçek delillerle yargılayın senaryolarla değil." diyerek resmen şov yaptı. 2 celsedir gösterilen çarşaf çarşaf kanıtları bu şekilde yok saymaya çalıştı.

    - çağatay'ın avukatı levent erkmen söz aldı " şule'nin transkripti incelensin. arkadaşı dersleri iyiydi diyor, neresi iyi. tam 3 yıldır 2. sınıftaymış." seyircilerden ne alakası var itirazları yükselince de "şu alakası var, dersleri iyiydi diyorlar. i̇yi falan değilmiş. tanıkların yalan söylediğinin kanıtıdır bu." kendisiyle ilgili yukarıda bahsettiğim "kızlık zarı demedim hymen dedim." sözünü ise bu kısımda sarfetti.

    duruşmanın bundan sonraki kısmını ise hem asabım bozulduğu hem de sıcak havada kötü olduğum için not almadım. o kısımda berk akand'ın avukatlarından biri "ben de babayım, müvekkilimin masum olduğuna inanmasam onu savunmazdım. karşı taraf çok kesin konuşuyor yaptılar, ettiler diye. biz ise diyoruz ki böyle olmuş olabilir, ihtimal var. biz gerçeği ortaya çıkarmaya çalışıyoruz." söyleminde bulundu. mahkeme heyeti ise; olayın gerçekleştiği yelken plaza'da keşif yapılması, şule'nin psikolojik tedavisi ile ilgili görüş alınması, olay yeri kamera görüntülerinin dosyaya eklenmesi, tutukluluk halinin devam etmesi ara kararlarını vererek bir sonraki duruşmanın tarihini 10 temmuz olarak belirledi ve duruşmayı sonlandırdı.

    16 ekim 17:33

    54. Katil zanlısı Çağatay Aksu'nun 2 kez sildirdiği; 6 şubat günü görülen ilk duruşmaya ait notlarım. Aynı girdiyi 3. kez yazıyorum, bakalım bir daha silinecek mi.

    (06.02.2019 - şule çet cinayeti davası 1. duruşma)

    - bu sabah mahkeme salonunda bizzat bulundum, duruşmanın ilk kısmında yani. hakim ara verdiğinde işe geçmem gerektiği için çıktım, ikinci yarıya kalamadım. ama ulaşan bilgilerden anladığım kadarıyla iyi ki de kalmamışım. i̇lk kısımda ifadeler alınıp genel savunmalar yapılırken bile yeterince sinir bozucuydu. i̇kinci yarıdaki "bakire değildi, bira içti" vs. şeklindeki ifadeleri duysam herhalde kriz geçirirdim.

    şans eseri, şule çet'in akrabalarının yanına oturmuşum salonda. başsağlığı diledik, onlar da bize "sizin sayenizde bu herifleri buraya getirebildik, mahkemeye çıkarabildik. her şey için çok sağolun." diyerek teşekkür ettiler.

    twitlerde olan biten bir çok şey anlatılmış zaten ama yer almayan bir, iki şeyi de ben buradan paylaşayım; duruşmaya başlarken yapılan kimlik tespiti sırasındaki "mezuniyetiniz ve işiniz nedir, aylık kazancınız ne kadardır?" sorularına sanıklardan çağatay aksu "mali müşavirim(?), aylık kazancım 3000 tldir, berk akand ise "bazlama yapıp dağıttığım fırınım var." şeklinde cevap verdiler. yani para ve makam sahibi yakınları sayesinde yırtmaya çalıştıklarını herkesin bildiğini bildiklerinden "kendi yağında kavrulan garibanlarız." imajı yaratmaya çalıştılar. evet, aylık kazancı 3000 lira olan bir mali müşavirin başkentin en lüks, en pahalı gökdelen plazalarından birinde kendine ait ofisi varmış, son model lüks bir arabası da. görüyor musunuz nasıl becerikli mali müşavirler varmış, 3000 tl ile mucizeler yaratabilen.

    daha sonra sanıklardan çağatay aksu, salona girdiği andan beri üstünde olan o lakayıt ve saldırganca tavrıyla baştan aşağı çelişkiler ve ajitasyonlarla dolu olan savunmasını yaptı ve çet ailesinin avukatları kendisine sorular sorarken bir anda yükselerek "çok merak ediyorum sizler ve mahkemeyi dolduran bu kalabalıktakiler, bu mahkeme bittikten sonra haklarınızı nasıl helal edeceksiniz." dedi. haspama bak hele, oradakiler sana haklarını niye helal etsin, bu bir. ikincisi, zaten kimsenin de senden helallik falan beklediği yok.

    sahipsiz, savunmasız, desteksiz sanıp dilediğinizi yapacağınızı sandınız ama duvara fena tosladınız. üstünü kapatırız sandınız ama insanlar şule'ye sahip çıkınca neye uğradığınızı şaşırdınız. durun daha. o çaresiz kızcağıza yaşattığınız korkunun, yaptığınız eziyetin, attığınız iftiraların hesabını söke söke vereceksiniz. bugün mahkeme salonunda zar zor ayakta durabildiğini gördüğüm o gariban babaya yaşattığınız tarifi imkansız acıların cezasını çekeceksiniz!! peşinizdeyiz, sonuna kadar!!!!

    16 ekim 17:29

    53. Bu dava sonuçlandığında katilin ailesinin yanında olmayı çok isterdim. Hepsine birer bardak soğuk su ikram etmek istiyorum. Kötülüğü kötülükle örtmeye çalıştınız ama size soğuk su kaldı demek istiyorum.

    16 ekim 15:50

    52. duruşma 20 kasıma ertelendi. dayan güzelim ,rahat uyuyacağın günler gelecek..

    16 ekim 15:02

    51. sanıklardan biri beraatini istemiş bir de utanmadan. salondan bir kadın bağırmış: "ya şulenin babası?" diye. gencecik bir kızın canına kıydılar utanmadan insalık bekliyorlar.

    16 ekim 14:09

    50. Ölümünün intihar olmadığını ortaya seren rapor mahkemeye sunulmuş ve intihar şüphesi ortadan kalkmıştır. Bu araştırmayı yapıp mahkemeye sunanlara gözyaşları içinde teşekkürlerimi sunuyorum. 

    Şule’nin atamadığı çığlık olacağız! 

    16 ekim 12:50