yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et

    bu başlıktaki içeriklerin bir bölümü erişim engelleme kararı nedeniyle yayından kaldırıldı.

    29.05.2019 tarihli mahkeme kararı
    2019-10-01 tarihli mahkeme kararı
    • girdiler (99)
    • medya (6)

    99. Icimize az da olsa su serpildi bu cani katillere verilen cezada istemsizce tüm kadın katillerinden intikam alınmış gibi hissettim kinimiz sizi içeri tıkabildi. Yaşasın böyle kin! Sizi dünyaya getiren ana babanın yüzüne tüküreyim..

    dün 07:44

    98. asıl hak ettiğin cezayı içeride alman dileğiyle.

    hayat bundan sonra zehir olsun sana. doğduğun, yaşadığın her dakika için lanet et. gecen gündüz olmasın korkudan, vicdan azabindan.

    5 aralık 09:50

    97. demek katilsin dediğimizde artık bu girdileri sildiremeyeceksin.

    5 aralık 06:41


    96. Hicbir ceza içimi rahatlatmıyor, yüreğime su serpmiyor. Lanet olası herifler gencligine doyamadan acılar içinde gebersin istiyorum. Üstelik kıza atmadıkları iftira kalmadı. Acılı babasını o halde nelerle uğraştırdılar. Darısı rabia naz'in katilinin başına! 

    5 aralık 00:28

    95. Katillerinin aldığı cezalar bana en güzel doğum günü hediyesi olmuştur. Rahat uyu güzel bebek, ruhun biraz olsun huzur bulmuştur umarım.

    5 aralık 00:01

    94. Sanırım ilk ve son kez başka bir sözlükten alıntı yapacağım, iki cümlelik. Öyle kısa ve özlü bir yorum gördüm ki ekşide, toplum tepkisini, kamu vicdanını, birlik olmayı ozetleyivermis...

    " kızınıza sahip çıksaydınız" diyen it di mi bu? kızımızın hiç değilse ölüsüne sahip çıktık, nasıl beğendin mi?

    Not:Ha bir de, kadıni ezmeye yeltenen o cümleyi, sahibine mis gibi iade etmis.

    4 aralık 22:48 4 aralık 22:49

    93. Ali İsmail Korkmaz’ın annesi demişti ki bunlar müebbet de alsa, asılsa da benim çocuğum geri gelmeyecek.Bu iki yaratık ne ceza alırsa alsın Şule geri gelmeyecek malesef.Fakat hiç değilse birinin müebbet alması ve tecavüz suçlamasının da kabul edilmesi sevindirici.çünkü sadece cinayetten ağırlaştırılmış müebbet alsa bile eksik olacaktı.o babaya “kızına sahip çıksaydın” denildikten sonra tecavüzden ceza alması şart olmuştu.

    Şule’nin canı geri gelmeyecek ama onun sayesinde,ailesi sayesinde,bu mücadelede yer alanlar sayesinde biz tüm kadınların çalışma,bir iş yemeğine katılma, yanımızda kocamız olmadan bir iş görüşmesine gitme haklarımız savunuldu.

    Şule mesaj attığı arkadaşına “buradan çıkamıyorum” demişti. Biz de bu cehennemden çıkamıyoruz Şule ama bu haber, senin cennet mekanından bizim cehennemimize bir tatlı meltem oldu.

    Not: gerizekalı angut bi de diyor ki Şule hiç mi boğuşmadı pencereye tutunmadı neden parmak izi yok? Heralde kız akrobatik sıçrayışla atlamıştır camdan.Ne bunlarda akıl var ne bağrışan yakınlarında.

    4 aralık 21:29


    92. Şulenin ruhu adına seviniyor adaleti bağırarak almak zorunda olduğumuz için çok üzülüyorum. 

    4 aralık 20:48

    91. Şule'ye yapılan tüm iğrenç suçlamalara ve iftiralara rağmen adalet yerini bulduğu için mutluyum. Bu dava ile Kadın hareketinin ve sosyal medyanın ne kadar etkili ve önemli olduğunu bir kez daha anladık. O iğrenç adamları umarım içerde öldürmezler , ölüm ödül olur onlar için. Günleri, yılları o delikte geçsin her gün yüzleşsinler yaptıkları şeyle.

    4 aralık 20:43

    90. Adliyedeki durumu (link: https://www.suslusozluk.com/şule-çet-cinayeti?i=1099843 kısaca aktarmıştım.) Detayları anca şimdi verebiliyorum, gecikme için kusura bakmayın.

    - Adliyenin arka kapısından Çağatay Aksu'nun avukatı Levent Erkmen ile beraber geçtim :( her zamankinden moralsiz görünüyordu.

    - Saat 8.50'de mahkeme salonunun önündeydim. Kimseyi göremeyince "acaba kimse gelmedi mi?" diye düşündüm. Sonra içeri bir baktım insanları çoktan içeri almışlar, salon dolmak üzereydi, zar zor bir yer bulabildim. İlk salon dolunca bitişik salonu açtılar.

    - İlk gerginlik Çağatay Aksu'nun yakınları ile izlemeye gelen avukatlar arasında çıktı. Avukatların önlerinde durmalarından ötürü göremiyorlarmış. HAlbuki daha ne sanıklar getirilmiş ne de duruşma başlamıştı.

    - Sanıklar içeri getirilince akrabalarının oturduğu yerden biri "çağataycım, yanındayız oğlum." diye bağırdı.

    - duruşma başladı. İlk söz hakkı çağatay aksu'ya verildi. "Bir sürü rapor aldılar, aleyhime bir sonuç çıkmadı. Delil dedikleri şeyler bile kesin bir şey çıkaramadı ortaya. tecavüz dediler, kaldırıp attı dediler. Madem öyle neden benim dnam çıkmadı şule'nin üzerinde? 65 kilo bir adam olarak 50 kiloluk kızı nasıl kaldırıp atayım ben? Madem atmışım, atılan insan hiç mi boğuşmaz, pervazlara tutunmaz? Pervazda şule'nin parmak izleri yok. Bakın ilk duruşmada da söyledim. Eğer gerçekten bir suçum varsa asın beni gerçekten. Asma falan yoksa kendim dilekçe veririm beni asın diye. Bir sürü videomuz var, asansörün önünde, aşağı indiğimizde, karakolda sinir krizi geçirdiğimde. Ben karakolda 1,5 saat sinir krizi geçirdim, onun videosunu nolur bir izleyin, göreceksiniz." dedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı "izledik biz o videoyu." dedi. "o halde takdir sizin." dedi aksu.

    - berk akand söz aldı. O kadar dağınık, tekrarlayarak, benim haberim yoktu, farkında değilim diyerek konuştu ki not almadım, alınacak bir nokta yoktu çünkü.

    - sanıklardan sonra avukatları söz aldı. Levent Erkmen her duruşmada üzerinde olan ben bilirim, kolay yav tavrından epey uzaktı bu kez. şule'nin avukatlarının ve ailesinin gereksiz yere ne kadar rapor aldığından, davayı ne kadar karıştırdığından dem vurdu. "böyle bir dosyadan 10 senaryo daha çıkarırım ben size. " dedi.

    - Aksu'nun yeni avukatı (adını not alamadığımdan unuttum) ise levent erkmen'in hemen hemen aynısı olan bir savunmayı yaparken mahkeme başkanı "farklı bir sözünüz varsa söyleyin, aynı şeyi tekrar etmeyin." diye uyardı.

    - berk akand'ın avukatlarından paşa büyükkayaer ise heyetin üzerine oynar bir savunma yaptı. "adaletinize güveniyoruz, üzerinizdeki baskının farkındayız ama lütfen bunun sizi etkilemesine izin vermeyin. Kamuoyu baskısının; akşam eve gittiğinizde başınızı yastığa rahat koyamayacağınız bir karar verdirmesine sebep olmayın." dedi. bu Son cümleyi hatırlamak bile yoruyor, kuran kendini epey zorlamış olmalı.

    - berk akand'ın öteki avukatı iskender balkış da kamuoyu baskısından, sosyal medyadan dem vurdu. "Devir dijitali iyi yönetenlerin devri. Biz bunu öngöremedik, dolayısıyla iyi yönetemedik ama umur bey davayı oradan yürüttü resmen. Eğer bu baskıya yenik bir karar verirseniz bu çocukları 20-25 yaş arasındaki cadı avcılarının eline bırakmış olacaksınız." dedi. Son cümlesi üzerine salondaki seyirciler epey tepki gösterdi.

    - Burada dikkatimi çeken önemli bir nokta oldu. Berk'in avukatlarının her ikisi de, geçen duruşmada müvekilerini kurtarabilmek için çağatay aksu'yla aralarındaki mektupları heyete kendileri verdiği halde, bu duruşmada 2-3 farklı seferde "o mektuplar çağatay suçludur demek değil, biz kimseye suç da isnat etmiyoruz. O mektuplar berk'in olaydan ne kadar habersiz olduğunu göstermek için verildi. eğer çağatay'a suç yıkmak isteseydik ona göre bir ifade hazırlayıp berk'e söyletirdik ama biz sadece ne olduysa onu anlatmasını istedik" dedi. bu da bir önceki duruşmadan sonra "siz napıyorsunuz?" diye aksu team tarafından uyarıldıklarını düşündürdü.

    - şule'nin ailesi ve avukatları söz talebinde bulunmayınca heyet kendi arasında konuşmaya başladı. Salon uğultularla doldu ve Çağatay Aksu'nun yakınları heyete doğru "vicdanınızı dinleyin, yalnızca adalet istiyoruz, hakime hanım nolur vicdanlı olun."gibi şeyler söylediler.

    onlar böyle deyince seyircilerden biri "başkalarının canını yakamasınlar" deyince aksu'nun yakınlarından birinin "sana mı soracak be!" diye yükselmesi üzerine gerginlik epey tırmandı. "Kabul ediyorlar resmen" yorumları yapıldı. Polisler ortalığı zar zor yatıştırdı.

    - Kararı açıklamaya başladı heyet. herkes son derece sessiz şekilde dinliyordu. ÇAğatay Aksu'ya müebbet + 12 yıl, berk akand'a 18 yıl açıklanınca yakınları haykırıp yıkılmalar şeklinde sinir krizi geçirmeye başladılar. hakim tüm kararı açıklayıp bitirince seyircilerden alkış, sanık yakınlarından isyan yükseldi.

    - Karar oybirliği ile değil oy çokluğu ile alınmış, 3 üyeden 1'i çekimser oy kullanmış. Bundan sonra jandarmalar sanıkları apar topar içeri götürürken polisler ve kalan jandarmalar da sanıkların kriz halindeki yakınlarını kapıdan çıkarmaya başladılar. Herhangi bir karşılaşmayı engellemek için de şule'nin ailesini ve seyircileri öteki kapıya yönlendirdiler. Sanık yakınlarının bağırış ve hakaretleri bir çok koridordan duyulabiliyordu. KArışıklık epey bir zaman devam etti.

    - kalabalıktan dolayı güç bela salondan çıkıp aşağı indiğimde şule'nin ailesini ve avukatını gördüm. Tebrik etmek için yaklaştığımda umur yıldırım'ın çoktan röportaj vermeye başladığını gördüm. Bu yüzden Şule'nin babasına ve abilerine gözünüz aydın, nihayet çıktı karar dedim. Teşekkür ettiler ve "bu zamana kadar hep yanımızda durdunuz, sağolun." dediler.

    - Kişisel düşüncem bu son duruşmaya bile hiç gerek olmadığı yönünde. Zaten geçen duruşmada sanık tarafı ek savunma talebinde bulunduğu için "savunma hakkımız engellendi, adil yargılama olmadı." demesinler diye konulmuş gibiydi. Bu duruşmada da öncekilerden hiç farkı olmayan savunmalar yaptılar, işe yaradı mı, hayır. yine ceza yağdı. Temyize gideceklermiş bir de. Gitsinler bakalım, ne çıkacak.

    4 aralık 19:14