girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (1)
  • medya (0)

1. uzundur gerek sosyal medyada, gerek youtube’daki Röportajlarını izleyerek aşırı merak ettiğim, aşırı heveslendiğim ve sonunda bugün izleyebildiğim film. 

yakın gelecekte insanları sesle avlayan yaratıkların istilası altında bir dünyada geçiyor. görme duyularıyla değil, tamamen işitme duyularıyla avlanıyorlar. Bu sebepten sessiz yaşamak zorunda kalan, işaret diliyle anlaşan bir ailenin yaşadıklarını izliyoruz. 

Burdan sonrası spoiler. 

*spoiler*

-konu bence çok taze ve sıradışı bir konu. korku filmlerinin temel unsuru çığlıklar bu filmde yok. 

-aile içi ilişkileri bize yansıtmaktan neredeyse kaçınıyor film. Ailenin sıcaklığını, baba-kız ilişkisinin boyutlarını göremiyoruz pek.

-bazı sahnelerde gerçekten “Perşembe’nin gelişi çarşamba’dan belli” dedirtiyor. Önseme değil kesinlikle, öyle önseme olmaz yani. 

-oyunculuklar Harika. Emily Blunt ve John krasinski karı koca Harika oyunculuk sergilemişler. çocuklar da fena değildi. 

-derinlikten ısrarla kaçınılması, konuların dümdüz geçilmesi gerçekten bir başyapıt olabilecek hammaddeye sahip olan bu filmi, sıradan bir korku-gerilim filmi yapmış sadece. 

-sonu gerçekten berbattı. babanın kendini feda sahnesi gereksizdi. bu kadar zaman kimsenin o yaratıkların cızırtılı sinyal sesinden etkilendiklerini kimsenin farketmemesi, sağır kız bu şekilde 2 kere yaratıktan kurtulmuşken bunu kullanmaması “eeeh” dedirtti. 

-sanırım filmin en çok beğendiğim sahneleri Emily Blunt ve çivi sahnesi, bir de küvetteki Doğum sahnesiydi. “sessiz Doğum yapmaya çalışan bir kadın, yaratığın gittikçe yaklaştığının farkındayken ne kadar kendine hakim olabilir” sorusunu gerçekten güzel verdi. o sahnelerde ciddi anlamda strese girdim, çarpıntım falan başladı o denli gerçekçi vermiş o anın korku ve baskısını. Helal olsun. 

-ayrıyetten filmde aile haricinde 2 kişi görüyoruz. Amcanın karısını yiyorlar, amca da aileyi görünce bağırıp canavarı yanına çekiyor. Zaten amcanın tipi normal değil, tam korku filmi amcası. Madem karını kaybettiğine üzüldün, bekle insanlar gitsin, o zaman çağır canavarı yesin seni. Niye gereksiz gerginlik yapıyorsun?!

-mısır deposuna düşmeleri de salak gibiydi. Kız o esnada anladı zaten kulaklığındaki parazitli sinyalinin yaratığa fenalık getirdiğini, aç onu habire işte. illa baban mı ölsün ya? allahım delirdim delirdim ya. 

*spoiler bitti*

Beklediğime çok değmedi açıkçası. Mantık hatalarıyla dolu, Işıklar yanar yanmaz salonda herkes aynı şeyden şikayetçiydi. oyunculuklar iyi, konu iyi, yönetmen iyi, senaryo bokum gibi. Muazzam bir konu ile filmin zamanı bir yarım saat uzatılsa, azıcık ikili ilişkilere ve aile iletişimine bakılsaydı belki gerçekten farklı bir yapım olurdu. Rotten tomatoes’da hem bir korku gerilim filmi olduğu düşünülürse puanı gerçekten yüksek olduğu için hem de sitedeki en çok güvendiğim sinema eleştirmenleri tarafından göklere çıkarıldığından izlemek için sabırsızlanmıştım. herkes sessizliğin esas olduğundan, filmin sizi içine aldığından bahsediyordu. Bir kaç an haricinde herhangi bir gerilim filmi gibiydi. Üstelik izlediğim sinema salonunda kimse ne kola içti ne patlamış mısır yedi, filmin başında biri patlamış mısır yiyecek oldu, film çok sessiz olduğu için sesi duyuldu bayağı, adam dönüp “kusura bakmayın” Dedi ve yemeyi bıraktı. inanamadım, ayağa kalkıp alkışlayasım sarılasım geldi. 

19 nisan 00:53