girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (83)
  • medya (1)

83. Bende 17-18 yaşlarımda başladı. Geçirdiğim bazı travmaları o zamanlar sahip olduğum sevgili kişisiyle atlatmıştım. Sonra o kişiyle ayrılınca aslında hiçbir şeyi atlatamadığımı farkettim, atlattığımı sandığım her şey ayrılıkla birlikte öyle bir üstüme yıkıldı ki nefes alamıyorum diye pencerelere koşmaya başladım. İnsanlardan korkuyordum, kendi ailemden bile korkuyordum. Hala devam eden titremelerim o dönem başlamıştı. Depresyonla birleşince artık konuşamamaya başladım. Birisi bir şey soruyordu cevap veremeden yüzüne bakıyordum sadece. Hayatım boyunca unutamayacağım bir gün var. Yine duvarlar üstüme üstüme geliyor içimde sanki birisi ölmüş gibi bir sıkıntı var. Abim yemek masasında benimle şakalaşmaya çalışıyor ama kaldırabilecek durumda değilim. Bir anda sinirle masayı itip ağlayarak odama koştum kapımı kilitledim. Annem bağırarak kapıyı tekmelediği için açmak zorunda kaldım ama nefes alamıyorum. Öyle kötü durumdayım ki annemi duyamıyorum bile. Nefessizlikten öleceğimi sandım, bir yandan ağlıyorum bir yandan bütün vücudum uyuşturucu krizine girmişim gibi titriyor. Su içmeye çalışıyorum bardağın çoğu üstüme dökülüyor titreme yüzünden. Annem halimi hiç umursamayıp dağları delip geçecek bir ses tonuyla bağırmaya devam ediyor. O bağırdıkça daha zor nefes alıyorum. 1 saat falan bu şekilde devam etti. Panik atak mıydı, anksiyete krizi miydi yoksa sinir krizi miydi bilmiyorum ama hayatımın en zor 1 saatiydi. Depresyon kısmını atlattım ama anksiyete bana miras kaldı. Ellerim zaten sürekli titriyor. Bazen sebepsiz yere tüm vücudumda titreme nöbetleri oluyor. Ortada hiçbir şey yokken sanki çok kötü bir şey olmuş ya da olacakmış gibi kaygı hissediyorum, kalbim sıkışmaya başlıyor, ğöğsüme bir şey saplanıyor bir anda. Bazen bir anda bir kaygıyla uyanıp kusmaya başlıyorum. İnsanların içinde olduğu zaman bayılmayla sonuçlanıyor. Ne yaşadıysam hep kendi kendime yaşadım, kimseye bir zararım dokunmadı, kimseyi bunaltmadım da sorunlarımla. Ama ben anlatmasam da bir şekilde titreme krizlerimi ya da bayılmalarımı görüyorlar. Artık insanlar sen hastasın, sen normal değilsin falan dediklerinde cevap bile vermiyorum. Senin tahtaların eksik diyen bile oldu sadece titrediğim için. Bazı insanları uyuşturucu kullanmadığıma ikna edemiyorum. Sadece titrememle insanları bu kadar rahatsız ediyorsam yaşadıklarımı içime atmasam beni hastaneye kapatırlar heralde. Ne diyelim, tüm topluma psikolojisi düzgün bir cirkinordek diliyorum, böylece herkes rahatlar bende etiketlerimden kurtulmuş olurum.

17 eylül 23:31

82. Panik bozukluğu, sosyal anksiyete bozukluğu, yaygın anksiyete bozukluğu ve bir çok fobi gibi alt kategorilerden oluşan bir mental rahatsızlık türü.

En yaygın belirtileri;

Korku ve panik hali

Uyku problemleri Nefes problemleri El ve ayaklarda terleme ve üşüme

Baş dönmesi ve halsizlik

Ağız kuruluğu

Kas ağrıları Kalp çarpıntıları'dır.

Anksiyete bozuluğu bir ya da birden çok durum sonrası ortaya çıkabilir. Teşhis sırasında bu semptomları göstermenize sebep olacak herhangi bir sağlık probleminiz olup olmadığından emin olunur daha sonrasında ise bir psikiyatriste yönlendirilir. (Buranın altını çiziyorum ki teşhis koymak doktorların işidir; psikologların değil. Dolayısıyla eğer şüpheleriniz varsa lütfen önce bir sağlık kurumuna başvurun. Psikologların kendileri gerekli görürse doktora yönlendirmeleri gibi bir durum sağlıklı değildir.)

Tedavi birkaç ayrı ya da kombinasyonlar şeklinde yürütülebilir. Genelde ilaçlar + psikoterapi tedavisiyle hastadan iyi geri dönüşler alırız. Bu durumda doktor ile bir klinik psikologun ya da herhangi bir ruh sağlığı uzmanının birlikte çalışması -eğer hasta da iş birliği içerisindeyse- en hızlı sonucu verir.

Onun dışında zararsız görülen bitki içerikli çay vb şeyler tüketmek de danışmadan yapılmaması gereken şeylerden bir tanesi. Hastalara kafein önermiyoruz, bu hastada hali hazırda var olan ellerde terleme ve taşikardi durumlarına sebep olabiliyor. En önemlisi ise iş birliği içerisinde olan hastanın kendi mental ve fiziksel konforunu ön planda tutması gerekiyor. Önce kendiniz, sonra sınavlarınız ya da işiniz gelir unutmayın.

13 eylül 21:19 13 eylül 21:19

81. Atak dönemlerinde kalp çarpmasını ×3 kat daha fazla hissettirir. Kendini işe yaramaz, güçsüz, çaresiz ve bitik görmeni sağlar. Endişelerin yemek yemene engel olur. Duş almana, işe gitmeye, okula zaman ayırmaya. Ve bunlar malesef ne reyhan çayıyla ne de melisa çayıyla geçiyor. Zaman zaman panik atak geciriyorsaniz ve sosyal fobiniz de varsa vay halinize ! Kendimden biliyorum çünkü, lisenin başlarında teşhis konulmuştu ve 24 yaşındayım, hala muzdaribim...

13 eylül 20:50


80. Hafif versiyonu için melisa çayı ve ılık duş iyi gelir. 

13 eylül 20:38

79. İki ay önce teşhis koyulan ve şu anda ilaç kullandığım hastalık. Ayrıca terapide alıyorum. Uzun zamandır başka sağlık sorunlarıyla uğraştığım için hep erteliyordum ama artık dayanılmaz bir hale gelince yeter dedim ve doktora gittim. Meğer o sağlık sorunlarımında nedeni buymuş. İlacın etkisi benim için çok iyi oldu. Şimdilik uzun bir tedavi süresi beni bekliyor. Umarım sonunda bu hastalığa sahip olan hepimiz için her şey iyi olur ^^

13 eylül 15:45

78. dün girdiğim sınav sonucu ellerimden sular akmasına, 4 saat boyunca karnımın ağrımasına neden olmuş durumdur.

o kadar kötü bir psikolojik rahatsızlık ki bu, hayatımdaki pozitif şeyleri asla göremiyorum.

çok saçma biliyorum ama pozitif şarkı dinlemek bile bana zevk vermiyor.

yataktan çıkmak istememek değil de yataktan çıktığımda dışarıda başıma neler geleceğini düşünmekten tedirgin oluyorum.

sürekli eski dialogları, yaşadıklarımı hatırlayıp 'şöyle olmalıydı, böyle olmalıydı'

diyorum.

yakında destek almaya başlayacağım.

üstte de dediğim gibi dün annem o sınavdan çıktığım halimi görünce şok oldu, ben hem kendim için hem annem için üzüldüm.

3 yıl öncesine kadar başarılı biriyken bu hastalıkla başarım da düşüyor, dünden beri çok üzgünüm buraya yazmak istedim.

çok, çok kötü.

birbirimizi bırakalım artık anksiyete, lütfen.

13 eylül 10:57 13 eylül 11:05

77. "bende de var" diyen herkeste anksiyete bozukluğu olmadığı gibi, her insan anksiyeteyi farklı düzey ve boyutlarda yaşayabilir. anksiyetenizin bozukluğa dönüştüğünü düşünüyor/hissediyorsanız ve imkanınız varsa sürekliliği olan bir psikoterapi desteği almanız ve gerekirse psikoterapiyi destekleyen ilaç tedavisi görmeniz en iyisi olacaktır. anksiyete, panik vb.; kendileriyle başa çıkamadığınız durumlarda bozukluğa dönüşür. durumunuzu kabul etmek tedavi olmak için bir adımdır, ancak her şeyin içinden "bende zaten anksiyete var, bende zaten panik atak var" deyip çıkmaya çalışmak tedavi değildir. alacağınız terapi/tedavi desteğinde de çoğu işin size düştüğünü, yani tedaviye açık olmanız gerektiğini anlamanız gerekiyor. güvenli alanınızdan çıkmamak için gösterdiğiniz kaçınma davranışlarını kırmaya gönüllü olmadıkça, yani bizatihi elinizi taşın altına koymadıkça tedavi olmayı beklememelisiniz bence. bunları yapmak kolay değil tabii, bu yüzden destek alıyorsunuz zaten, unutmayın. deli değilsiniz üzülmeyin, deli olsanız durumunuzun farkında olmazsınız. ha bir de anksiyete bozukluğuyla yaşamayı öğrenmek için (bakın "anksiyete bozukluğunu yenmek için" demiyorum) bu bozukluğa sebep olan şeyleri bulmak (örneğin, çocukluğa inmek) gerekir öncelikle. sebepleri bulduğunuzda da bunları etrafınızdakileri suçlamak için değil, kendinizi daha iyi anlamak için kullanmanız gerekiyor. yani sonuç olarak, terapi desteği yoluyla davranışlarınızın ya da davranamayışlarınızın nedenlerini anlayıp bunları kabul etmeniz en iyisi olacaktır. neyi niçin yaptığınızı ya da yapmaktan niçin kaçındığınızı anlarsanız kendinize de başkalarına da daha az yüklenirsiniz. durumunuz varsa lütfen sizi anladığını (hak verdiğini değil) düşündüğünüz bir klinik psikolog bulana kadar denemekten vazgeçmeyin. önce psikoloğa, sonra psikolog önerdiği takdirde ek olarak psikiyatriste gidin. "psikolog bana ne yapacak ki?" diye düşünmeyin. bir şey yapmayacak zaten, sadece anlamanıza yardımcı olacak. ve "ben, beni yoran düşüncelerimden tamamen kurtulacağım" diye de düşünmeyin bence, birlikte yaşamayı öğreneceksiniz diyelim. kendinizi kapamayın, başkalarını suçlamayın, fiziksel olarak da sağlıklı olmaya çalışın (beden-ruh sağlığı bağlantılı olsa gerek) ve yola devam edin.

13 eylül 09:24 13 eylül 11:01


76. Kapalı bazı alanlar, maddi sıkıntılar, insanların bazı mimikleri, kafada hiç susmayan düşünceler. hepsi maalesef tetikliyor. yıllardır var bende de. panik atağı yendim bu zıkkımı yenemedim. ilaçtan bıktım. bıraksan ayrı bırakmasan ayrı terane. bazen göğüs kafesimi kırıp "yangın vaaar!" Demek istiyorum.

13 eylül 03:08 16 eylül 13:57

75. Ya aslında krizin tetiklenmesi için çok büyük kayıplara/dramatik olaylara gerek yok. 

Bir söz

Kelime

Bakış

En küçük noktada başlıyorum kendimi 1 yıl öncesine geri atmaya. Sonra da tüm günüm ziyan oluyor “o orada ne demek istedi” “o olayda şu nasıl oldu”

13 eylül 01:46

74. Beni çok yoruyor. Özellikle şu mevsim geçişlerinde kendimi tanıyamıyorum.son bir kaç senedir özellikle şu zamanlarda daha da depreştiğini fark ettim. Kaygılarım, mutsuzluğum, mutluluğum hepsi uç seviyelerde. eskiden rahatlık alanım olan comfort zone dedikleri evim gibi yerlerde oldukça rahattım ama artık sosyalleşmezsem iç sesim hiç susmadığı için sürekli kendimleyken uğraş bulmak zorunda kalıyorum. Müzik dinlemek gibi. İnsan kendinden yoruluyor bir süre sonra. Yıllardır çabalıyorum aşmak için. Bir şeyleri gerçekten akışına bırakacak kadar rahat olmayı ben de istiyorum. Duru, dingin, sakin bir insan olmayı ben de istiyorum. 

13 eylül 01:26