yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (91)
    • medya (1)

    91. 11 senedir hayatı bana zehir eden psikolojik rahatsızlık. başta kendini sadece uyuyamama, dışarı çıkmam gerektiğinde mide bulantısı şeklinde gösterirdi. sonra bir gün her yemek yediğimde kusmaya başladım, su bile içsem kusma isteği duyup banyoya koşuyordum. bu böyle tam bir sene sürdü. o süreçteki psikolojimi tarif bile edemem. yemek yemeyi bıraktım kusmaktan korktuğum için, birden bire 15 kilo verdim. öğretmenlerim halime üzülüp devamsızlık hakkımı uzattılar. annemle gitmediğimiz doktor kalmadı; fiziksel hiçbir şey bulunamadı. en sonunda antidepresana başlayınca kusmalar azalarak bitti. bu 16 yaşımdayken oldu.

    son 7 senedir falan da sebepsiz yere boğazımda yumru gibi bir şey hissediyorum. genelde gece kendi başıma kaldığımda başlıyor, oyalanabilirsem geçiyor. ama aklıma gelince yine başlıyor. biri sanki iki eliyle soluğumu kesmeye çalışıyor, boğazımı sıkıyor gibi. artık dayanamıyorum gerçekten. uyutmuyor bile, sabahlara kadar cam önünde nefes almaya çalışıyorum. en son bayılıp kalırsam öyle uyuyorum. daha ne kadar ilaç kullanmam gerek, kaç doktor gezmem gerek? umudum kalmadı, bittim. yaşama isteğim kalmadı.

    bunun tek sorumlusunun anksiyete olmadığını da öğrendim bu sene, bende aynı zamanda borderline kişilik bozukluğu da varmış. ona uygun yeni ilaçlara başladım uzun zaman önce, ama şikayetlerimde minicik bir düzelme bile olmadı.

    15 ağustos 05:19 15 ağustos 05:20

    90. Çok önemli ve baya etki eden birini yazmayı unutmuşum. Harry potter methaforu yani harry nasıl kötü düşünceler, umutsuzluk, depresyon, kaygıyı vs kaçırmak için en mutlu olduğu anıyı düşünüp patronus yapıyorsa. Kaygılı düşünceler geldiğinde biraz kendimizi zorlayarak en mutlu hissettiğimiz anları düşünüp o hislerin sıcaklığının kalbimize inmesine izin verirsek, belki bizim patronusumuz da bu olur. Geçenler de denedim. O sırada gerçekten böyle bir şeyi düşünmek zor, saniye de milyonlarca şey düşünen beyninize karşı savaş verip istediğiniz şeyi düşünmek çok zor ama biraz da olsa başardım. bir şekilde önce gülümsedim (zorla) sonra göz yaşlarım akmaya başladı ama düşünmeye devam ettim mutlu anılarımı, sonra birden çok tuhaf bir şey oldu beynime düşüncelerin doluşması gerektiği an da kolaçan ettim sesleri o kadar cılızdı ki. Gerçekten inanılmaz mutlu oldum. Yapabilmem gerçekten zamanımı aldı ama her pratikte daha da güçleneceğime inanıyorum. Umarım sizin de işinize yarar, çok isterim. Belki dünya da ki gerçek patronusu yapan ilk insanlar da biz oluruz fena mı olur :')

    26 mayıs 11:01 26 mayıs 12:01

    89. Yaklaşık beş aydır çektiğim hastalığımdır.

    14 yıldır anksiyete hastasıyım aslında. İki üç senede bir tetikler. Eskiden bir ay uğrayıp giderdi; ama bu şimdiki çok sevdi beni herhalde gitmek istemiyor. Aylardır sülük gibi yapıştı.

    Bir erkek arkadaşım oldu. İlişkimiz çok sancılı geçti. Bana değer vermedi, ondan ayrıldım. Ptt sınavına girdim. 82 puan aldım, Ankara 89 ile kapayınca giremedim. Bütün bunlar anksiyeteyi tetikledi.

    İlk başta 30 mg duxet ile nervium kullandım. İki ay geçmesine rağmen nervium etki etmeyince Rivotril verdi doktor.

    Sonra doktorumu değiştirdim. Özele gidiyordum, parayı alıp ilaç verip gönderiyor, senin terapiye ihtiyacın yok dedi. Devlette doktor bulduk. Grup terapilerine de başladım. Bu üçüncü haftam. Doktor ilaçlarında değişiklik yapma dedi.

    Denemediğim yöntem kalmadı. Kundalini Yoga, kirtan kriya, dua, meditasyon, zikir, yürüyüş, spor. Olmuyor, olmuyor.

    Bazen azalıyor, bazen çok şiddetleniyor; ama hiç gitmiyor.

    Tabi babamın alzheimer olması, evdeki huzursuzluk, iş bulamamam da bunda etkili. Aslında bir buçuk ay önce işe girmiştim. Maaşsız ve sigortasız çalıştığım için çıktım. Şimdi iş arıyorum ve ataklı dönem geri geldi.

    PTT sınavına gireceğim, konsantre olamıyorum, dikkatim dağılıyor, ezber gücüm çözüm. Ne yapacağım bilmiyorum.

    Haa bir de ilginç olan atakların evde gelmesi. Genelde dışarı çıkılınca olur, ben evdeyken rahat değilim.

    23 nisan 01:23 23 nisan 01:35

    88. Modern hayatın getirileri ile son yıllarda gittikçe yaygınlaşan kaygı ve korku bazlı rahatsızlık. Çoğu insan maalesef küçük stres veya kaygı yaşadıklarında kendi kendilerine hemen tehşis koyuyorlar ancak bu rahatsızlık maalesef çok daha derin ve etkili. Kişiye ve kaygının seviyesine göre değişmekle beraber bende günlük hayatıma kadar etkileyici olabilen bir rahatsızlık. Kaygı günün ortasında normal bir aktivite anında birden ya da yavaş yavaş artarak gelip zirveye ulaşır ve sizi tamamen işlevsiz hale getirir. Size kendi yaşadığım bir örnekle anlatayım. Üniversite 1.sınıftayım ve bölümümle ilgili kaygılarım var acaba altından kalkabilecek miyim vs. ve özel bir okulda burslu okuyorum. Sanat tarihi dersindeyiz ve hoca İngilizce  dersi anlatıyor, hocanın söylediği bir cümleyi anlamıyorum ve anksiyete atağım başlıyor. Hocayı anlamadığım için biraz panik oluyorum kendi kendime nasıl olur niye anlamam ki diyorum ve o an kendimle konuşmaya başlıyorum. Ya ileriki dersleri de anlayamazsam? Hiçbir şey anlamadığım için ya sınavdan düşük alırsam? Aaa ben bursluyum, düşük alıp ya bursumu kaybedersem? Belki de ben bu bölüme uygun değilimdir ya ileride çok pişman olursam? Hop oradan gelecek kaygısı başlıyor. Ya hep yanlış kararlar verip sevmediğim biriyle de beraber olursam? Hiçbir şey yolunda gitmiyor her şey kötüye gidecek biliyorum.Bunlar 2-3 dakika içinde zihnimden geçen düşünceler ve hepsi sanki o an gerçekleşmişçesine beni korkunç bir kaygı ve korkunun içine sürüklediler, tabi dersi dinlemek hakgetire benim o an o sorulara cevap bulmam şart yoksa kaygı gitmeyecek biliyorum. Kulaklarım uğulduyor, yüzümün kızardığını hissediyorum ve dersten tamamen kopmuş haldeyim. Ders bitiyor kendimi dışarı atıyorum ve annemi arıyorum. Bölümü bırakmak istediğimi, derslerin bana çok ağır geldiğini söylüyorum. Annem şaşırıyor, daha dün her şey yolundayken şimdi neden böyle olduğunu soruyor? Hiçbir şey yolunda değil diyorum. Sonrası aylar süren psikolojik destek, saatlerce süren konuşmalar vs. Anksiyetem o döneme nazaran çok azalmış olsa da hala ara ara yokluyor beni ve ben izin verdiğim müddetçe ele geçirip yaşadığım o andan koparıyor beni. Günlük stresle karıştırmayın insanların çok daha ciddiye alması gereken bir konu maalesef.

    22 nisan 04:12 22 nisan 04:13

    87. 12 yaşındayken teşhisi konulan hastalığım. kurtulmak istediğim, gece aniden göğsüme ağırlık gibi çöken, bu girdiyi bile gözlerim dolu dolu yazmama sebep olan illet.

    nasıl örnek versem diye düşündüm. benim otobüs ya da kalabalık korkum yok. mesela durup dururken hastalanacağımı düşünmüyorum, otobüste midem bulanmıyor vs.

    günün herhangi bir saatinde ama en çok geceleri aniden o kaygılı düşünceler geliyor. göğsümde bir ağırlık hissediyorum. nefes alırken zorlanıyorum. kafamdan kaygı dolu binlerce düşünce geçiyor. iç sesim susmuyor. öyle bunalıyorum ki boğulup nefessiz kalacakmış gibi hissediyorum. kendimi sakinleştirmeye çalışıyorum ama işe yaramıyor.

    günlük tutmayı çok severim. bu yaşadıklarımı günlüğe yazsam bile rahatlamış hissetmiyorum.

    her şeyin en kötüsünü, her durumun ve her olayın en olumsuzunu düşünüp o kötü düşüncenin üzerine gidiyorum. o an da yoğun bir bunalım hissi geliyor.

    ben bu eziyeti en çok ikili ilişkilerde çekiyorum. az önce yaşadığım atağı (atak mı desem bilemedim) anlatmak istiyorum. çok iyi anlaştığım bir insanla daha yeni tanıştım birkaç gün önce. bir çevrem olmasına rağmen kendi tercihimle yalnız bir insanım. samimi, dürüst ve sıcakkanlı biriyim. tanışıp uzun uzun konuştuğum insanlar beni sever. işte en son tanıştığım insanla en son dün görüştük, sonra da konuşmadık. az önce resmen çıldırdım. "acaba bir daha görüşmeyecek miyiz, ya ortadan kaybolursa, acaba yanlış bir şey mi yaptım, ya bir daha göremezsem?" diye dakikalarca aynı şeyleri düşündüm. içimdeki ses susmadı. iş adresini hatırlamaya çalıştım. son anlarımızı defalarca kafamda tekrar canlandırıp yanlış bir şey yapıp yapmadığımı hatırlamaya çalıştım. facebook'ta hala ekli olup olmadığını defalarca kontrol ettim ve whatsapp'tan sürekli son görülmesine baktım. rahatlamak için evdeki bütün camları açıp evde boş boş yürüdüm. tek sebebi de şuydu, bir gün boyunca o insanla konuşmamak. aramızda bir kavga olmadığı halde böyle kaygılandım. insanlara güvenimi kaybetmem de bir sebep tabii ki. şu ana kadar kime güvendiysem pişman oldum. verilen hiçbir söz tutulmadı. ama ben umursamaz biri olamadığım için anksiyetem ile birleşince işkenceye dönüşüyor.

    geceleri bu illet yüzünden rahat uyuyamıyorum. aniden gelen kötü düşünce ve kaygı uykumu kaçırıyor. nefes almakta zorlanıyorum. kalp atışlarım hızlanıyor. stres ve kaygı yüzünden tırnak yeme alışkanlığıma tekrar başladım.

    çok kötü bir çocukluk geçirdim. yaşadığım ev, o evdeki insanlar bana kötü bir çocukluk yaşattı. 4 senedir o insanlarla görüşmesem bile o günler beni öyle mahvetti ki yemin ederim neredeyse her gece rüyamda tekrar o evde, o insanlarla yaşadığımı görüyorum. en büyük korkularımı ve hatırlamak istemediğim şeyleri bana rüyamda tekrar hatırlatıyor bu lanet şey.

    bu girdi çok uzun oldu ama içimi dökmek istedim. bu saatte beni dinleyecek, anlayacak kimsem yok. insanların prim yapmak için kullanamayacağı kadar illet bir şey.

    17 nisan 04:00

    86. bu durumu yaşamayanların dışarıdan "zengin hastalığı, şımarık kız hastalığı" vs gibi iğrenç tanımlarda bulunduğu bir hastalıktır. Tıpkı diğer psikolojik bozukluklar gibi (şizofreni, obsesif komplasif bozukluk, depresyon vs) tamamen bir hastalıktır. ben psikiyatriye 2 kez gittim, bu durumu yaşadığımı ilk farkettiğimde ise uyuyamadığım gerekçesiyle nörolojiye gitmiştim. 6 aylık bir antidepresan tedavisi uygulamıştı. Kime neyin işe yaradığı belli olmaz ancak, antidepresanlardan sonra o anki yaşadığım büyük sıkıntıdan kurtuldum fakat sonradan bir çok kez panik ataklar nüksetmeye başladı. nüksettiği sırada psikiyatriye gittim ve benim ilaç kullanacak kadar ileri derecede olmadığımı söyledi. Anlatırken bile yaşadıklarım aklıma geliyor ve içim daralıyor ancak bu durumu yaşayanlar için birtakım önerilerde bulunmak istiyorum. ben (tamamen kendi düşüncem) bir psikiyatristin yardımının benim için yeterli olmadığını ya da gittiğim psikiyatristin iyi olmamasından dolayı yetersiz buldum ve kendi sorunumu kökten olarak en iyi kendimin bulacağını düşündüm çünkü ne yaşadığımı ben biliyorum. bu yüzden sorunumun dibine inmek için 4 tane psikolojik kitap aldım. hiçbirini tamamen bitirmedim hepsinden de ara ara okudum. bunlardan öğrendiğim şey ise bir çocuğu çocuklukta ne kadar kötü yetiştirirseniz yetişkinlikte birçok psikolojik sorun yaşıyor malesef ben de ailemin çok iyi yetiştirdiğini sandığı ama kötü yetiştirdiği bir çocukmuşum aslında. çocukken annem ve babam beni resmen özgüvensiz olarak yetiştirmek için ellerinden geleni yaptılar. otobüse binme çantanı çalarlar, minibüse binme taciz ederler, taksiye binme kaçırırlar, uzak yerlere gitme kaybolursun yani o kadar paranoyak düşünceler empoze etmişler ki beni koruduklarını sanarken psikolojimi bozmuşlar. Ben onların her dediğine uysaydım bugün pısırık eve kapanık özgüvensiz biri olacaktım ancak tüm bu laflarına rağmen bu durumu aştım. fakat bu bana psikolojik bozukluk olarak döndü malesef. 4-5 sene önce kadar en ufak şey korku veriyordu. onların beynime empoze ettiği düşünceleri beynim bana empoze etmeye başladı. çevremdeki her şeyi herkesi tehlike olarak görmeye başladım ve panik atak krizleri geçirdim. buna o dönemde yaşadığım stresli durumların tetiklemesiyle neden oldu. sorunumun çocuklukta yaşadığım şeylerden kaynaklandığını da okuduğum kitaplardan öğrendim. kitaplardan ilki ve benim en çok sevdiğim;

    1. panik atak dört ayaklı bir fildir. psk. hayrettin şahin

    2. panik atakta -dr. david d burns

    3.iyi hissetmek dr david d. burns

    4. hayatı yeniden keşfedin jeffrey e. young

    ben kendi sorunlarımla alakalı kısımları okudum. içlerinde kendinizi test edebileceğiniz, sorunlarınızı çözmenize yardımcı olan testler vs var. kendinizle yüzleştiren, sorunlarınızın derinine inmenize yardımcı olan konular var. lütfen bunları yaşıyorsanız okuyun çok yardımı dokunacaktır. elbette bir psikologtan yardım alabilirsiniz, ilaç kullanabilirsiniz ancak sorunun derinine inmekte kendiniz de bir çaba gösterin derim :) okuyan olursa dmleşebiliriz :)

    - insanlara yardımcı olmak isterken eksilenmek?? 

    17 nisan 00:42 17 nisan 02:20

    85. Hayatımı mahfeden durum. Neredeyse 26 yaşını doldurdum, şu ana kadar yaşadığım her ilişkiyi, her arkadaşlığı, her günümü bana zehir eden, hiç bir işte kalıcı olamamama, sağlığımın bozulmasına, son 10 yıldır uyuyavildiğim gecelerin sayılı olmasına, hayata asla tutunamama, hiç bir konuda devamlılık sağlayamamama,sürekli ağlama krizlerime, paranoyak güvensiz ve saplantılı davranmam, tüm bunlar sonucu toplumda bir yerim olmamasına sebep olan, asla geçmeyeceğini hissettiğim ve bu yaşımda beni ömrüm heba olmuş her şey için çok geç kalmışım gibi hissettiren en büyük problemim.

    16 nisan 22:00

    84. Arkadaşlar "ilaç kullandım hiçbir işe yaramadı, terapiye gittim hiçbir işe yaramadı" gibi şeyler yazmak kimseye yardımcı olmuyor. insanlarda buralardan okuyup "e işe yaramıyormuş başka yollar denemeliyim" diyorlar. bunun sonu intihara kadar gidebilir. Lütfen yardım alın böyle şeylerde. Gittiğiniz doktorları ve özellikle psikologları iyice araştırın ve yardım alın. psikoloji lisansı ve klinik psikoloji yüksek lisansı olanların olması gerekiyor. Malum pdr mezunu olup klinik psikologluk yapanlarda var bizim ülkemizde.

    17 şubat 17:04

    83. 1.5 yıl antidepresan kullanarak kurtulduğum hastalık.

    yaşarken kabus gibiydi, istiklal caddesi’nin 12 yıl önceki kalabalığında panikten öleceğimi zannederdim. asla metroya, taksiye, uçağa aslında hiçbir ulaşım aracına binemezdim. İlacımı düzenli kullandım ve doktorumun kararını asla sorgulamadım. İlacı bırakma sürecim de artık içmeyi unutmaya başladığım için neredeyse kendiliğinden oldu. 

    Ssri elbette hormonlarımı düzenleyerek normal bir insan gibi düşünüp tepki vermemi sağladı ama bence asıl etkiyi 1 kez bile kullanmadığım anksiyolitikten aldım. nasıl derseniz doktorum olası ataklar için ihtiyaç halinde içebileceğim bir ilaç da yazdı. ben bunu cüzdanıma koydum. bana öyle müthiş bir özgüven verdi ki nasılsa acil bir durum olursa çözüm çantamdaydı. artık onu da taşımıyorum 12 yıldır hiç atak yaşamadım. çok üzüldüğüm, paniklediğim zamanlar da oldu tabii ki ama hiç geçmişteki gibi acillik olmadım. illa panik atak olarak seyretmesine gerek yok. içinizi tahtakurusu gibi kemiren ve sizi sürekli negatif düşüncelere iten kaygılarınızla başedemiyorsanız inat etmeyin ve doktora gidin.

    1 şubat 02:36 1 şubat 02:36

    82. Yıllardır yaşadığım problem. Kompülsif bozuklukla birlikte kendimce bir düzene oturttum, hangi durumda ne yapacağımı keşfettim. Fakat yine de çok stresli olduğum dönemlerde, pms dönemlerinde, geegin olduğum dönemlerde en başa dönüyorum. Çok kötü oluyorum.

    1 şubat 01:28