yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (89)
    • medya (3)

    89. sanırım çağımızın hastalığı. ben de çeşit çeşit ilaç kullandım ama geçmedi. hatta son 3 senedir de irritabl bağırsak sendromu ile daha ağır ortaya çıktı. özellikle stresli dönemlerde midem bulanıyor (gizlinot: hele de sabahları) ve karnım çok şişiyor.

    ibs için doktor dicetel vermişti pek faydasını görmedim. yapabileceğim tek şey stresten mümkün olduğunca uzak durmaya ya da kontrol altına almaya çalışmak oldu. bir de d vitaminim eksikti ve kullanmaya başlayınca çok faydasını gördüm.

    ama dönem dönem ruhsal etkileri ile başa çıkamadığım oluyor. herkesin bana art niyetle yaklaştığını hissediyorum, herkesin bana baktığını hissediyorum, birileri arkamda gülünce bana gülüyorlarmış gibi geliyor, herhangi bir ortamdaki en eğreti kişi benmişim gibi hissediyorum (gizlinot: belki de zaten öyledir gfjfgj)

    ilgili medya:
    1
    14 kasım 20:09

    88. Kendimi bildiğimden beri çektiğim rahatsızlık, bir dönem anti depresan kullandım, bir dönem psikoloğa gittim, geldiğim noktada farkındalığın ne kadar önemli olduğunu anladım, tavsiyem sorununuzun kökenine inin, mutlaka çocukluktan çıkıyor, ve bana en iyi gelen tedavinin düzenli spor ve meditasyon olduğunu keşfettim.  

    24 eylül 00:00

    87. Mesela az önce işte yapamadığım-çözemediğim bi sorunla karşılaştım. Büyük bişey de değildi. Çarpıntı başladı, başıma bir ağrı girdi, her an kusacakmışım gibi -ki ben asla kusmam kusma fobim var- midem bulanmaya başladı ve gözlerim doldu. Birinin yardımıyla sorunu çözdüm ama bu hislerin hiç biri geçmedi şu anda delicesine ağlamamak için kendimi sıkıp mesainin son 6 dakikasının geçmesini bekliyorum. Bu en hafif ve en normal bi günde karşılaşılabilecek örnek. Siz bi de evde yalnızken görün

    23 eylül 16:59


    86. senelerdir uğraştığım hastalık. kullanmadığım ilaç, sakinleştirici, yöntem kalmadı. ve geçeceğine dair umudum da kalmadı. sadece atak dönemlerini atlatmaya çalışıyorum artık. mücadeleci olmadığımdan değil, sadece yorgunum.

    düşünsenize beyin tümörünü atlatıyorsunuz, tümörün neden olduğu epileptik nöbetlerle yaşamayı öğreniyorsunuz. bunların üzerine sevdiğiniz kişinin ölüm haberini alıyorsunuz. buna bile alışıyor hatta yeniden sevebiliyorsunuz. bunları yapacak kadar güçlüyüm. çünkü bir şekilde yolun devamını görebiliyorum.

    ama anksiyete bozukluğunda benim için öyle bir durum yok. o yolun devamı hiç bir zaman net değil. hep karanlık. o yüzden de şimdilik bununla, kocaman bir bilinmeyenle yaşamaya çalışıyorum.

    23 eylül 11:46

    85. Çok önemli ve baya etki eden birini yazmayı unutmuşum. Harry potter methaforu yani harry nasıl kötü düşünceler, umutsuzluk, depresyon, kaygıyı vs kaçırmak için en mutlu olduğu anıyı düşünüp patronus yapıyorsa. Kaygılı düşünceler geldiğinde biraz kendimizi zorlayarak en mutlu hissettiğimiz anları düşünüp o hislerin sıcaklığının kalbimize inmesine izin verirsek, belki bizim patronusumuz da bu olur. Geçenler de denedim. O sırada gerçekten böyle bir şeyi düşünmek zor, saniye de milyonlarca şey düşünen beyninize karşı savaş verip istediğiniz şeyi düşünmek çok zor ama biraz da olsa başardım. bir şekilde önce gülümsedim (zorla) sonra göz yaşlarım akmaya başladı ama düşünmeye devam ettim mutlu anılarımı, sonra birden çok tuhaf bir şey oldu beynime düşüncelerin doluşması gerektiği an da kolaçan ettim sesleri o kadar cılızdı ki. Gerçekten inanılmaz mutlu oldum. Yapabilmem gerçekten zamanımı aldı ama her pratikte daha da güçleneceğime inanıyorum. Umarım sizin de işinize yarar, çok isterim. Belki dünya da ki gerçek patronusu yapan ilk insanlar da biz oluruz fena mı olur :')

    26 mayıs 11:01 26 mayıs 12:01

    84. Yaklaşık beş aydır çektiğim hastalığımdır.

    14 yıldır anksiyete hastasıyım aslında. İki üç senede bir tetikler. Eskiden bir ay uğrayıp giderdi; ama bu şimdiki çok sevdi beni herhalde gitmek istemiyor. Aylardır sülük gibi yapıştı.

    Bir erkek arkadaşım oldu. İlişkimiz çok sancılı geçti. Bana değer vermedi, ondan ayrıldım. Ptt sınavına girdim. 82 puan aldım, Ankara 89 ile kapayınca giremedim. Bütün bunlar anksiyeteyi tetikledi.

    İlk başta 30 mg duxet ile nervium kullandım. İki ay geçmesine rağmen nervium etki etmeyince Rivotril verdi doktor.

    Sonra doktorumu değiştirdim. Özele gidiyordum, parayı alıp ilaç verip gönderiyor, senin terapiye ihtiyacın yok dedi. Devlette doktor bulduk. Grup terapilerine de başladım. Bu üçüncü haftam. Doktor ilaçlarında değişiklik yapma dedi.

    Denemediğim yöntem kalmadı. Kundalini Yoga, kirtan kriya, dua, meditasyon, zikir, yürüyüş, spor. Olmuyor, olmuyor.

    Bazen azalıyor, bazen çok şiddetleniyor; ama hiç gitmiyor.

    Tabi babamın alzheimer olması, evdeki huzursuzluk, iş bulamamam da bunda etkili. Aslında bir buçuk ay önce işe girmiştim. Maaşsız ve sigortasız çalıştığım için çıktım. Şimdi iş arıyorum ve ataklı dönem geri geldi.

    PTT sınavına gireceğim, konsantre olamıyorum, dikkatim dağılıyor, ezber gücüm çözüm. Ne yapacağım bilmiyorum.

    Haa bir de ilginç olan atakların evde gelmesi. Genelde dışarı çıkılınca olur, ben evdeyken rahat değilim.

    23 nisan 01:23 23 nisan 01:35

    83. Modern hayatın getirileri ile son yıllarda gittikçe yaygınlaşan kaygı ve korku bazlı rahatsızlık. Çoğu insan maalesef küçük stres veya kaygı yaşadıklarında kendi kendilerine hemen tehşis koyuyorlar ancak bu rahatsızlık maalesef çok daha derin ve etkili. Kişiye ve kaygının seviyesine göre değişmekle beraber bende günlük hayatıma kadar etkileyici olabilen bir rahatsızlık. Kaygı günün ortasında normal bir aktivite anında birden ya da yavaş yavaş artarak gelip zirveye ulaşır ve sizi tamamen işlevsiz hale getirir. Size kendi yaşadığım bir örnekle anlatayım. Üniversite 1.sınıftayım ve bölümümle ilgili kaygılarım var acaba altından kalkabilecek miyim vs. ve özel bir okulda burslu okuyorum. Sanat tarihi dersindeyiz ve hoca İngilizce  dersi anlatıyor, hocanın söylediği bir cümleyi anlamıyorum ve anksiyete atağım başlıyor. Hocayı anlamadığım için biraz panik oluyorum kendi kendime nasıl olur niye anlamam ki diyorum ve o an kendimle konuşmaya başlıyorum. Ya ileriki dersleri de anlayamazsam? Hiçbir şey anlamadığım için ya sınavdan düşük alırsam? Aaa ben bursluyum, düşük alıp ya bursumu kaybedersem? Belki de ben bu bölüme uygun değilimdir ya ileride çok pişman olursam? Hop oradan gelecek kaygısı başlıyor. Ya hep yanlış kararlar verip sevmediğim biriyle de beraber olursam? Hiçbir şey yolunda gitmiyor her şey kötüye gidecek biliyorum.Bunlar 2-3 dakika içinde zihnimden geçen düşünceler ve hepsi sanki o an gerçekleşmişçesine beni korkunç bir kaygı ve korkunun içine sürüklediler, tabi dersi dinlemek hakgetire benim o an o sorulara cevap bulmam şart yoksa kaygı gitmeyecek biliyorum. Kulaklarım uğulduyor, yüzümün kızardığını hissediyorum ve dersten tamamen kopmuş haldeyim. Ders bitiyor kendimi dışarı atıyorum ve annemi arıyorum. Bölümü bırakmak istediğimi, derslerin bana çok ağır geldiğini söylüyorum. Annem şaşırıyor, daha dün her şey yolundayken şimdi neden böyle olduğunu soruyor? Hiçbir şey yolunda değil diyorum. Sonrası aylar süren psikolojik destek, saatlerce süren konuşmalar vs. Anksiyetem o döneme nazaran çok azalmış olsa da hala ara ara yokluyor beni ve ben izin verdiğim müddetçe ele geçirip yaşadığım o andan koparıyor beni. Günlük stresle karıştırmayın insanların çok daha ciddiye alması gereken bir konu maalesef.

    22 nisan 04:12 22 nisan 04:13


    82. bu durumu yaşamayanların dışarıdan "zengin hastalığı, şımarık kız hastalığı" vs gibi iğrenç tanımlarda bulunduğu bir hastalıktır. Tıpkı diğer psikolojik bozukluklar gibi (şizofreni, obsesif komplasif bozukluk, depresyon vs) tamamen bir hastalıktır. ben psikiyatriye 2 kez gittim, bu durumu yaşadığımı ilk farkettiğimde ise uyuyamadığım gerekçesiyle nörolojiye gitmiştim. 6 aylık bir antidepresan tedavisi uygulamıştı. Kime neyin işe yaradığı belli olmaz ancak, antidepresanlardan sonra o anki yaşadığım büyük sıkıntıdan kurtuldum fakat sonradan bir çok kez panik ataklar nüksetmeye başladı. nüksettiği sırada psikiyatriye gittim ve benim ilaç kullanacak kadar ileri derecede olmadığımı söyledi. Anlatırken bile yaşadıklarım aklıma geliyor ve içim daralıyor ancak bu durumu yaşayanlar için birtakım önerilerde bulunmak istiyorum. ben (tamamen kendi düşüncem) bir psikiyatristin yardımının benim için yeterli olmadığını ya da gittiğim psikiyatristin iyi olmamasından dolayı yetersiz buldum ve kendi sorunumu kökten olarak en iyi kendimin bulacağını düşündüm çünkü ne yaşadığımı ben biliyorum. bu yüzden sorunumun dibine inmek için 4 tane psikolojik kitap aldım. hiçbirini tamamen bitirmedim hepsinden de ara ara okudum. bunlardan öğrendiğim şey ise bir çocuğu çocuklukta ne kadar kötü yetiştirirseniz yetişkinlikte birçok psikolojik sorun yaşıyor malesef ben de ailemin çok iyi yetiştirdiğini sandığı ama kötü yetiştirdiği bir çocukmuşum aslında. çocukken annem ve babam beni resmen özgüvensiz olarak yetiştirmek için ellerinden geleni yaptılar. otobüse binme çantanı çalarlar, minibüse binme taciz ederler, taksiye binme kaçırırlar, uzak yerlere gitme kaybolursun yani o kadar paranoyak düşünceler empoze etmişler ki beni koruduklarını sanarken psikolojimi bozmuşlar. Ben onların her dediğine uysaydım bugün pısırık eve kapanık özgüvensiz biri olacaktım ancak tüm bu laflarına rağmen bu durumu aştım. fakat bu bana psikolojik bozukluk olarak döndü malesef. 4-5 sene önce kadar en ufak şey korku veriyordu. onların beynime empoze ettiği düşünceleri beynim bana empoze etmeye başladı. çevremdeki her şeyi herkesi tehlike olarak görmeye başladım ve panik atak krizleri geçirdim. buna o dönemde yaşadığım stresli durumların tetiklemesiyle neden oldu. sorunumun çocuklukta yaşadığım şeylerden kaynaklandığını da okuduğum kitaplardan öğrendim. kitaplardan ilki ve benim en çok sevdiğim;

    1. panik atak dört ayaklı bir fildir. psk. hayrettin şahin

    2. panik atakta -dr. david d burns

    3.iyi hissetmek dr david d. burns

    4. hayatı yeniden keşfedin jeffrey e. young

    ben kendi sorunlarımla alakalı kısımları okudum. içlerinde kendinizi test edebileceğiniz, sorunlarınızı çözmenize yardımcı olan testler vs var. kendinizle yüzleştiren, sorunlarınızın derinine inmenize yardımcı olan konular var. lütfen bunları yaşıyorsanız okuyun çok yardımı dokunacaktır. elbette bir psikologtan yardım alabilirsiniz, ilaç kullanabilirsiniz ancak sorunun derinine inmekte kendiniz de bir çaba gösterin derim :) okuyan olursa dmleşebiliriz :)

    - insanlara yardımcı olmak isterken eksilenmek?? 

    17 nisan 00:42 17 nisan 02:20

    81. Hayatımı mahfeden durum. Neredeyse 26 yaşını doldurdum, şu ana kadar yaşadığım her ilişkiyi, her arkadaşlığı, her günümü bana zehir eden, hiç bir işte kalıcı olamamama, sağlığımın bozulmasına, son 10 yıldır uyuyavildiğim gecelerin sayılı olmasına, hayata asla tutunamama, hiç bir konuda devamlılık sağlayamamama,sürekli ağlama krizlerime, paranoyak güvensiz ve saplantılı davranmam, tüm bunlar sonucu toplumda bir yerim olmamasına sebep olan, asla geçmeyeceğini hissettiğim ve bu yaşımda beni ömrüm heba olmuş her şey için çok geç kalmışım gibi hissettiren en büyük problemim.

    16 nisan 22:00

    80. Arkadaşlar "ilaç kullandım hiçbir işe yaramadı, terapiye gittim hiçbir işe yaramadı" gibi şeyler yazmak kimseye yardımcı olmuyor. insanlarda buralardan okuyup "e işe yaramıyormuş başka yollar denemeliyim" diyorlar. bunun sonu intihara kadar gidebilir. Lütfen yardım alın böyle şeylerde. Gittiğiniz doktorları ve özellikle psikologları iyice araştırın ve yardım alın. psikoloji lisansı ve klinik psikoloji yüksek lisansı olanların olması gerekiyor. Malum pdr mezunu olup klinik psikologluk yapanlarda var bizim ülkemizde.

    17 şubat 17:04