yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (86)
    • medya (5)

    86. Teşhis on bir yılı aşkın bir süre önce konuldu. O zaman için zor koşullar ve problemli bir ailenin getirileriydi. Ben hiç kendime kondurmadım, yanlış teşhis olduğunu benim halimin, kaygılarımın normal olduğunu düşündüm. Zamanla kaygı duyduğum şeyler başıma gelmeye başladığında bir süre tükenmişlik sendromu yaşadım, hayatıma devam etmeme sebep olan şey okulu bitirmezsem daha büyük bir batağa düşecek olmaktı, buna tutundum devam ettim. Hep en kötü senaryoyu düşünüyor olmaması için çırpınırken hiçbirşey iyiye gitmiyordu, vücudumun belli yerlerinde yara dökmeye, ciddi oranda saç kaş ve kirpik kaybetmeye başladım. Bu esnada hala anksiyeteyi kabul etmiyordum. Sonra kurguladığım en kötü senaryoyu yaşamaya başladım. Ardından panik atak geldi. Motivasyon kaynağım şuydu "en dipte olmanın güzel bir tarafı varsa oda daha fazla dibe batamayacağındır kızım sık dişini, artık herşey daha iyiye gidecek" öyle birşey de yokmuş. Yani ya dip yok ya da orası dip değildi. Magmaya doğru yolculuğuma depresyon eşlik ediyor, sürekli kasıldığım için vücut ve baş ağrısı, yaralar, döküntüler. E buda magma değilse bir kalp krizi paklayacak beni.

    Bu arada artık kabul ediyorum, anksiyetem var. Ve bu durum kesinlikle yaşam koşullarıyla doğrudan alakalı, ne zor bu ülkede bu çevrede yaşamak.

    24 ocak 21:10

    85. İnsanı canından bezdiren hastalık. 1 yıldır bu illetle uğraşıyorum sadece beni değil çevremi de etkiliyo.ilaç kullanmak da istemiyorum biraz araştırdım stalcam diye bi takviye buldum yaklaşık 2 aydır kullanıyorum baya bi etkili oldu. İnanılmaz rahatlattı dünya varmış dedim

    31 aralık 2020 12:04

    84. Bazen insana “yaşamak bu mu yahu?” diye sorgulatan hastalıktır. Kimselere diyemediğiniz korkularınız sizi en keyifli anlarınızdan bile koparır. Düşündüğünüz en kötü ihtimali kafanızın içinde o kadar çok yaşarsınız ki, olur da gerçekten başınıza gelirse şaşırmazsınız. Kanser olsam, dersiniz. Kanser olsam bu hastalıktan daha az yıpranırdım. Belki ölürdüm ama bir kere ölürdüm, şimdiyse her gün defalarca kendimi gömüp,  toprağıma çiçek dikiyorum

    1 ağustos 2020 19:17


    83. Burda güzelce anlatılmış, Nedir ne değildir. O yüzden bu konuda bir şey yazmayacağım, sadece tanım yapıp yeni bulunan bir çözüm yolunu haber vereceğim. 

    Tedavisi yok, diye biliniyor ama artık değil, bir umut ışığı var. 

    Tanım, Anksiyete yani kaygı bozukluğu, Türkiye’de görülen en yaygın beş zihinsel (mental) bozukluktan birisidir.Anksiyete bozukluğu kısaca, sürekli endişeli olma hâlidir. 

    Işık, demiştim. O da şöyle, fareler üzerinde yapılan bir araştırmada anksiyete seviyesini kontrol eden beyinde hücreler bulunmuş. Bu Hücreler beynin yön bulma ve hafızada önemli rolü olan hipokampüs bölgesinde tespit edilmiş. açık havada olmaktan kaygı duyan anksiyetesi yüksek laboratuvar fareleri üzerinden yapılan araştırmada Bazı yolları açık havaya çıkan bir labirente konulan farelerin, hipokampuslerinin fonksiyonları gözlemlendi. Anksiyetesi artan farelerde, hipokampusünün alt kısmında bulunan belirli hücrelerinin daha aktif olduğu görüldü.

    Bilim adamları ve kadınları, bu bölgede belirli olan bu hücrelerin faaliyetleri azaltılırsa anksiyetenin azalıp azalmayacağını deneyimlediler. Faaliyeti durunca bu hücrelerin Anksiyetesi azalan fareler, sonu açık havaya çıkan yolları aramaya daha yatkın hale gelmişler. Aynı şekilde hücrelerin aktivitesi arttırıldığında ise farelerin daha da endişeli hale geldikleri ve artık herhangi bir yolu keşfetme eğilimi göstermedikleri görüldü.

    Ancak, bu hücrelerin tek başına anksiyeteyi kontrol etmediği, Yani bu durumun sadece bu hücrelerin faaliyeti yüzünden ortaya çıkmadığını tespit etmiş araştırma ekibi. Beynin başka bölümde olan hücreleri de anksiyete için eylem sahibi olduğunu görmüşler. anksiyetenin oluşmaya sebep olacak davranış ortaya çıkınca tespit edilen bu hücrelerin karar verici olduğunu anlamışlar.  Örneğin, hipokampusteki hücreler, fareye ne zaman tehlikeden kaçması gerektiğini bildiren diğer bir beyin bölgesi olan hipotalamus ile iletişime geçiyor. Yani devrenin diğer kısımları, tehlikeli koku veya sesleri algılıyor olabilir. Algılanan bu durum, konuştumuz hücrelere iletiliyor ve anksiyete başlıyor. 

    Yani, çözüm ve ışık uzak değil, sadece biraz daha beklemesi gerekecek bu durumdan muzdarip olanların. 

    30 nisan 2020 17:27

    82. pazar günü geçirdiğim ufak çaplı sinir krizinden sonra pazartesi psikiyatristin yolunu tuttum. teşhis: anksiyete bozukluğu. paxera 10 mg ile tedaviye başladım.

    bir buçuk yıl önce babamı, bu yaz da eşimin çok sevdiğim babaannesini kaybedince sanırım bende kayış koptu. son bir buçuk yıldır herhalde 5 kere filan dışarı çıkmışımdır. onun dışında evden işe işten eve modunda bir hayat sürüyorum. kalabalık ortamlara girmek bana kabus gibi geliyor. hayatta hiçbir şeyden zevk almıyorum. yatağa uzanıp saçma sapan videolar izleyerek kafa dağıtmak iyi geliyor bir tek. bu süreçte oğluma da iyi bir anne olamadım zaten. o konuda da kendime aşırı kızıyorum. öfkemi asla kontrol edemiyorum, en ufak şeye bile aşırı sinirleniyorum. hep yalnız kalmak istiyorum. kimseyle konuşmak istemiyorum. işe gelirken ayaklarım geri gidiyor resmen. sürekli aklımda hayatımla ilgili kötü senaryolar dönüp duruyor. çünkü bu hayatta ne kadar olmayacak şey varsa hep gelir beni bulur.

    bu süreçte maalesef kimse beni anlamadı. "ya baksana ne güzel ailen var, işin var haline şükret" filan diyorlar. ya teşekkür ederim benim hiç aklıma gelmemişti bunu yapmak?! kontrol edebildiğim şeyler değil ki bunlar. insanımız gerçekten psikolojik rahatsızlıkları küçümsemekten vazgeçse çok sevineceğim. çünkü bunu yaşamayan gerçekten anlamaz.

    11 aralık 2019 09:14

    81. sanırım çağımızın hastalığı. ben de çeşit çeşit ilaç kullandım ama geçmedi. hatta son 3 senedir de irritabl bağırsak sendromu ile daha ağır ortaya çıktı. özellikle stresli dönemlerde midem bulanıyor (gizlinot: hele de sabahları) ve karnım çok şişiyor.

    ibs için doktor dicetel vermişti pek faydasını görmedim. yapabileceğim tek şey stresten mümkün olduğunca uzak durmaya ya da kontrol altına almaya çalışmak oldu. bir de d vitaminim eksikti ve kullanmaya başlayınca çok faydasını gördüm.

    ama dönem dönem ruhsal etkileri ile başa çıkamadığım oluyor. herkesin bana art niyetle yaklaştığını hissediyorum, herkesin bana baktığını hissediyorum, birileri arkamda gülünce bana gülüyorlarmış gibi geliyor, herhangi bir ortamdaki en eğreti kişi benmişim gibi hissediyorum (gizlinot: belki de zaten öyledir gfjfgj)

    ilgili medya:
    1
    14 kasım 2019 20:09

    80. Kendimi bildiğimden beri çektiğim rahatsızlık, bir dönem anti depresan kullandım, bir dönem psikoloğa gittim, geldiğim noktada farkındalığın ne kadar önemli olduğunu anladım, tavsiyem sorununuzun kökenine inin, mutlaka çocukluktan çıkıyor, ve bana en iyi gelen tedavinin düzenli spor ve meditasyon olduğunu keşfettim.  

    24 eylül 2019 00:00


    79. Mesela az önce işte yapamadığım-çözemediğim bi sorunla karşılaştım. Büyük bişey de değildi. Çarpıntı başladı, başıma bir ağrı girdi, her an kusacakmışım gibi -ki ben asla kusmam kusma fobim var- midem bulanmaya başladı ve gözlerim doldu. Birinin yardımıyla sorunu çözdüm ama bu hislerin hiç biri geçmedi şu anda delicesine ağlamamak için kendimi sıkıp mesainin son 6 dakikasının geçmesini bekliyorum. Bu en hafif ve en normal bi günde karşılaşılabilecek örnek. Siz bi de evde yalnızken görün

    23 eylül 2019 16:59

    78. Çok önemli ve baya etki eden birini yazmayı unutmuşum. Harry potter methaforu yani harry nasıl kötü düşünceler, umutsuzluk, depresyon, kaygıyı vs kaçırmak için en mutlu olduğu anıyı düşünüp patronus yapıyorsa. Kaygılı düşünceler geldiğinde biraz kendimizi zorlayarak en mutlu hissettiğimiz anları düşünüp o hislerin sıcaklığının kalbimize inmesine izin verirsek, belki bizim patronusumuz da bu olur. Geçenler de denedim. O sırada gerçekten böyle bir şeyi düşünmek zor, saniye de milyonlarca şey düşünen beyninize karşı savaş verip istediğiniz şeyi düşünmek çok zor ama biraz da olsa başardım. bir şekilde önce gülümsedim (zorla) sonra göz yaşlarım akmaya başladı ama düşünmeye devam ettim mutlu anılarımı, sonra birden çok tuhaf bir şey oldu beynime düşüncelerin doluşması gerektiği an da kolaçan ettim sesleri o kadar cılızdı ki. Gerçekten inanılmaz mutlu oldum. Yapabilmem gerçekten zamanımı aldı ama her pratikte daha da güçleneceğime inanıyorum. Umarım sizin de işinize yarar, çok isterim. Belki dünya da ki gerçek patronusu yapan ilk insanlar da biz oluruz fena mı olur :')

    26 mayıs 2019 11:01 26 mayıs 2019 12:01

    77. Yaklaşık beş aydır çektiğim hastalığımdır.

    14 yıldır anksiyete hastasıyım aslında. İki üç senede bir tetikler. Eskiden bir ay uğrayıp giderdi; ama bu şimdiki çok sevdi beni herhalde gitmek istemiyor. Aylardır sülük gibi yapıştı.

    Bir erkek arkadaşım oldu. İlişkimiz çok sancılı geçti. Bana değer vermedi, ondan ayrıldım. Ptt sınavına girdim. 82 puan aldım, Ankara 89 ile kapayınca giremedim. Bütün bunlar anksiyeteyi tetikledi.

    İlk başta 30 mg duxet ile nervium kullandım. İki ay geçmesine rağmen nervium etki etmeyince Rivotril verdi doktor.

    Sonra doktorumu değiştirdim. Özele gidiyordum, parayı alıp ilaç verip gönderiyor, senin terapiye ihtiyacın yok dedi. Devlette doktor bulduk. Grup terapilerine de başladım. Bu üçüncü haftam. Doktor ilaçlarında değişiklik yapma dedi.

    Denemediğim yöntem kalmadı. Kundalini Yoga, kirtan kriya, dua, meditasyon, zikir, yürüyüş, spor. Olmuyor, olmuyor.

    Bazen azalıyor, bazen çok şiddetleniyor; ama hiç gitmiyor.

    Tabi babamın alzheimer olması, evdeki huzursuzluk, iş bulamamam da bunda etkili. Aslında bir buçuk ay önce işe girmiştim. Maaşsız ve sigortasız çalıştığım için çıktım. Şimdi iş arıyorum ve ataklı dönem geri geldi.

    PTT sınavına gireceğim, konsantre olamıyorum, dikkatim dağılıyor, ezber gücüm çözüm. Ne yapacağım bilmiyorum.

    Haa bir de ilginç olan atakların evde gelmesi. Genelde dışarı çıkılınca olur, ben evdeyken rahat değilim.

    23 nisan 2019 01:23 23 nisan 2019 01:35