sorular içinde ara
yeni soru sor
son sorular
son cevaplar
kategoriler
  • süslü
  • moda alışveriş
  • kuaför & güzellik merkezi
  • sağlık
  • spor
  • gönül işleri
  • aile arkadaş ilişkileri
  • cinsellik
  • eğitim & kariyer
  • seyahat
  • pet
  • sanat
  • bürokrasi
  • diğer
girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (107)
  • medya (0)

107. Benim vicdan azabım, hayatımı borçlu olduğum ama bir o kadar da hayatımı mahveden kişi. Babasız büyüdüm. Daha 22 yaşında iken kucağında ben varken kaldı ortada. Üvey baba elinde büyümeyeyim diye de asla evlenmedi. Keşke evlense idi.

Toplum baskısı ve sevdiği adamı kaybetmenin acısı ile psikolojik olarak kötüydü ve ben hep dayak yedim annemden . Alakalı alakasız. yaramazlık yapsam da yapmasam da. Öyle ki arkadaşlarıma alay konusu oldum. Biri ben sinirlendirmek isteyince annemin taklidini yaparak, yüksekçe bir yerden, beni annemin ses tonu ile çağırırdi. Kendimi iğrenç hissederdim.

Muhafazakar bir çevrede yaşıyorduk. Annem bize laf gelmesin diye kendini eve kapattı beni de daha 12 yaşımda eve hapsetti. Laf gelir korkusu ile balkona bile çıkamazdim çıkıp fazla kaldımmıydı bir ton laf duyardım. Hep baskı hep psikolojik şiddet. Dayak atmalar ben 12 yaşlarında iken bitti de bu sefer psikolojik baskılar başladı. Hayatı boyunca yalnızlık korkusu çekti. Ben daha küçükken ölü numarası yapardı ben ağlayınca demek bana bakacaksın deyip sevinçle yerinden kalkardı. Ben büyüdüm bir daha bu numaraları yapamadı ama hep alttan alta laf vurdu.

"Ben yaşlanınca bana bakacak mısın? Bakacaksin dimi? Sen bakmazsın ben biliyorum..."

Hep, sürekli, durmaksızın, her fırsatta. öyle ki tüm hayatımı ona göre şekillendirmemi istiyor.Artık yeter! Asla hiç bir konu da kusuru kendinde aramaz asla hiç bir konu da kendini kabahatli görmez. Hiç bir şey bilmediği konularda kendini öyle bir inandırır ki asla ikna edemezsiniz. onun için Bir şey siyah ise siyahtır beyaz ise beyaz. Asla söylediğim hiç bir şeyin hükmü yoktur.

Kendi ozguvensizligin acısı hep benden çıktı. Benimle ilgili kararları hep o salak kız kardeşine ve erkek kardeşine danışti. Onlar ne derse o. Benim hayatımı hep başkaları çizdi bana birşey sorulmadı. Mutsuz olmam kendimi kötü hissetmem hep şımarıklık olarak görüldü. Çünkü ona göre annelik tam da yaptığı şey. Misal 24 yaşındayım hala geliyor üstümü örtüyor. ben bebek miyim? Aç değilim diyorum 1 milyon kez soruyor. Aç olduğumu anlamayacak kadar salak mıyım? Çorap giymezsem getirir zorla giydiriyor. Üşüdüğümü anlamayacak kadar mal mıyım? Bunları yapıyor diye kendini süper bir anne zannediyor.

Her fırsatta ben senin için evlenmedim deyip yaptığı şeyi başıma kakmasini, her fırsatta yaptığı ajitasyon ile yaşlılığı için hayatımı ipotek altına almaya çalışmasını, her fırsatta ne kadar üniversite okuyor oluyor olsam da sırf benden yaşça büyük diye bilgi birikimimi hor görmesini, küçükken attığı dayaklari, büyükken yaptığı psikolojik baskıları, arkadaşlarımın önünde beni rezil etmelerini, akşam 10 da eve geldim diye beni apartmanda bağırarak rezil etmesini, yaptığım herşeyi eleştirmesini, 24 saat sanki allah'mışçasına gözünü üstüme dikip her dakika benden haberdar olmak isteyip beni rahatsiz etmesini, söylediği beddualar, ben küçükken ettiği küfürler, yaptığı baskılar ... ona göre bu yaptıkları gayet normalken sırf üsütümü örtüyor diye dört dörtlük anne oluyor. yaptığı dini baskıları saymadım bile. yazıp da hatırlamak istemiyorum. ve daha nicesi.

onun gibi olmamak için direniyorum. asla kendini eleştirmez. onun gibi olurum korkusu ile kendimi sürekli eleştiriyorum ve kendimi böcek gibi hissediyorum. onun gibi ezilmek istemiyorum diye katı, kaskatı bir insan oldum kimseye tahammül edemiyorum. başkasına muhtaç yaşamak istemiyorum kendimi harap ediyorum.yaşıtım geleceğe yönelik bir kaygı duyuyorsa ben bin kaygı duyuyorum. boğuluyorum!

benim annem kötü bir kadın değil. çok ezilmiş ama bunu kendi elleri ile imkan sunmuş bir kadın. bu yüzden ona hem üzülüyorum hem kızıyorum. içinde bulunduğu durum, yaptığı küçük oyunlarından, aklınca beni elinde tutma girişimlerinden dolayı ona acıyorum. ama bir yandan da empati kurmaya çalışıp merhamet duyuyor iken öte yandan bana yaptıklaından dolayı keskin bir öfke duyuyorum. ben sevmek,acımak, öfke duymak, vijdan azabı çkmek arasında sıkıştım kaldım. ve ne yapacağımı bilmiyorum. ne gidebiliyorum ne kalabiiyorum. korkunç bir vijdan azabı çekiyorum. herkes ailesi ile bu kadar sevgi kelebeği iken ben neden öyle değilim sorusu en az bana yaptıkları kadar canımı acıtıyor. ben artık dayanamıyorum anne. sen niye bunu görmüyorsun?

15 şubat 23:15

106. Narsist annelerin günah keçisi evlatları için hiç de romantik olmayan kelime.

Altın çocukları toz kondurmaz tabi.

11 şubat 22:18

105.  Anne evde yürürken çıkan terlik sesini özlüyorum

11 şubat 02:41 11 şubat 02:41

104. “baba” başlığına yazdığım upuzun girdiden sonra annemin çok daha fazlasını hak ettiğini düşündüğümden bunları yazmak istedim. annem 19 yaşındayken babamla evlenmiş. aynı köydelermiş, aileler çok çok uzaktan da olsa akraba. evlenip batman’a gitmişler, babamın şark görevi için. 19 yaşında gencecik bir kız. hayatında köyünden sadece şehir merkezine gitmiş bir iki kez, birisi de gelinlik almaya. düşünün. iç anadolu’nun bir köyünden hiç bilmediği neredeyse hiç tanımadığı bir insanla, yine hiç bilmediği kimsesinin olmadığı bir doğu şehrine gitmiş. 21 yaşındayken ilk kızı doğmuş, en büyük ablam. annemi doğuma 3 gün geç almışlar. normal doğum için beklemiş, sezaryen yapılmamış. bu sırada bebek anne karnında oksijen eksikliğine maruz kalmış. 6 aylıkken havale geçirmiş ablam ve bütün ömrümüz boyunca bizi mahveden hastalıkları o zaman başlamış. sonra ablam 13 aylıkken diğer ablam doğmuş. annem kimsesiz, biri hasta iki çocukla henüz 22 yaşındayken kalakalmış öyle. üstüne üstlük babam hep uzakta hep evden dışardaymış. ablamın hastalığı evle olan bağını tamamen koparmıştı zaten... ardından şimdi yaşadığımız şehre gelmişler, sonra ben doğmuşum. 3 çocuk, biri hasta, diğeri (gizlinot: ben) sürekli hasta, grip alerji bilmem ne. koca desen haftanın 4 günü varsa 3 günü yok. aile yok yine hiç bilmediğin şehir arkadaş yok, dost yok.... annem hayatı boyunca hiç itiraz eden bir insan olmadı. hep şükreden hep aza tamah eden birisi olmuştur. 40 yaşına gelmeden gördüğü psikolojik tedaviler, 10 yılı aşkın kullandığı antidepresanlar, senelerdir sahip olduğu bilimum kalp, tansiyon hastalıkları.. çok zor bir ömür olmuş onun icin. bir keresinde bana “zorlanacağımı bildiğim için seni aldıracaktım kızım, tam 4 kere gittim o koltuğa 4ünden de kalktım ağlaya ağlaya” demişti. bunu duyduktan sonra anneme hep yük olduğumu düşündüm. geçenlerde söyledim, anne böyle demiştin sana yük oldum mu? diye. “ablan da gitti, sen de olmasaydım kafayı yerdim bir başıma” dedi. canım annem. hakkını hepimiz birleşsek ödeyemeyiz. anadolu coğrafyası ve erkeklerinin bu kadınlara çok büyük borcu var. 

11 şubat 00:43

103. Herkes çocuğumum acısını iki kat hisseder demiş benimki bi kaşık suda boğacak neredeyse .. istemiyorsanız yapmayın çocuk yada yaptınız böyle yapmayın bacılar 

25 aralık 2018 04:41

102. Arabamı aldıktan 1 ay sonra bi kaza geçirdim. iş yerindeki otoparktan çıkarken öndeki araca vurdum hafif bi dokunmaydı ama airbaglerim açıldı. korkunun etkisiyle direksiyonu kırdım, yetmezmiş gibi direğe ufaktan çarptım. ben iyiydim Allah'a şükür ama araba airbagler için sanayide 1 hafta kaldı. sanayiden geldiğinin ertesi günü işe gittim akşam çıkıyorum bi baktım otoparkta arabanın yanında bekliyor. araba geldikten sonra ilk defa aynı yerden geçeceğim travmatik olmasın yanında olayım diye üşenmeden dolmuşa binip gelmiş. 

annelik farklı bi kafa süslülerim. bazen öyle ufaktan hayatıma dokunuşları oluyor ki. çok önemli taşları koyuyor sanki ne biliyim. 

Allah başımızdan eksik etmesin. annesi yanında olmayanın da çok güçlü olduğuna eminim, o güç hepimizin içinde çünkü. ya kaybedince ya anne olunca ortaya çıkıyor bence.

edit: imla.

23 aralık 2018 00:38 23 aralık 2018 00:47

101. Şu entryleri okurken gözlerim yaşarıyor süslüler çok tatlısınız. 

Allah kimsenin başından eksik etmesin annesini. 

Gideyim de benimkinin yanağına bir öpücük kondurayım.

22 aralık 2018 23:26

100. düşük yaptığım akşam hastaneden dönerken, annem aradı. ''geçmiş olsun'' falan dedi, ben gayet sakindim. ankara'da kar yağmasını falan konuştuk. konuyu dağıtmaya çalıştığını hissediyordum, ben de uyum sağladım. biraz sağlayabildim yani, çünkü konuşmanın bir yerinde boğazıma bir yumru oturdu, sesim kesildi. o ana kadar ağlayacağımdan bile haberim yoktu. bir anda oldu her şey, konuşmak istesem de anneme cevap veremez oldum. annem sustu telefonda, sakinleşmemi bekledi ve sonra bana dedi ki ;

''bunu söylemek ne kadar doğru bilmiyorum ama, çocuğunun olması her zaman iyi bir şey değil. bak, eşek kadar olsa bile hala o ağlayınca senin ciğerin yanıyor.''

sesi titriyordu bunu söylerken...

anne tam olarak budur işte, senin acını sevincini senden daha çok hisseden biricik kadın.

22 aralık 2018 19:54

99. Çok seviyorum. Çok özledim.

Kolay bir hayatı olmamış, karşılaştığı tüm zorluklarda dişini sıkmış ve sabretmiş, babamla var olan müthiş sevgi bağı ile hayallerimin evliliğini yaşayan hayatımdaki en güçlü kadınların başındadır benim için annem.

Gençliğine benzetilmekten hep çok mutlu oldum. İyi ki var. 

22 aralık 2018 18:11

98. annem

öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna

22 aralık 2018 00:09