yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (108)
    • medya (0)

    108. Anneme anlatamadığım her kederde aklıma gelen şiir

    Anne.. Ben iyi değilim.

    Neyi tuttuysam elimde kaldı.

    Atladığım her öğün için üzülen sen,

    ruhumdan akan kanı görsen,

    nasıl dayanırsın bilmem

    10 mayıs 22:33 10 mayıs 22:33

    107. babamla buluşacağız. ben de azıcık özeneyim dedim, hafif bir makyaj yaptım, giyindim. anneme göstermek için yanına gittim bana dediği şey "ay ne güzel olmuşsun, makyaj ne kadar değiştiriyor insanı". hahahah sağ ol anne.

    28 mart 15:51

    106. düzenli olarak sabahları kullanmam gereken bir ilaç var fakat ben gün içinde aklıma geldiğinde içiyorum bu bazen sabah oluyor, bazen öğlen bazen akşamüstü. aklım beş karış havada olduğu için unutuyorum. geçen gün anneme bundan yakındım o da "bir saat belirleyelim her sabah o saatte iç" dedi. dediği saatte beni uyandırıyor ilacımı içiriyor sonra da odamdan çıkıyor. 26 yaşına gelmişim ilacımı ben değil kendisi takip ediyor. aklıma geldikçe öyle duygulanıyorum ki utanmasam oturup ağlayacağım.

    13 mart 16:45

    105. canımdan çok sevdiğim insanı toprağa verdiğim için gelen ölüm fobisinin en çok yanında nüksettiği insandır.

    genç yaşında, her zaman dik kafalı ve kendi ütopyasında yaşayan, annesinden -doğurup doğurup tarlaya giden anneannem- gördüğü kadarıyla çocuk eğitimini bilen, tatlı-sert bir annenin katı kuralcı, dışa dönük duruşlu içe dönük kızıyım.

    eğer "ne olacaksa olsun lan artık daha ne olabilir" kafasında isem, her tepkim abartılıysa, gelgitli bir kafaya sahipsem, istisnasız her gece acaba kafamdaki mükemmeliğe ulaştım mı diye kaygılanıp ağlıyorsam, dertleşmeyi bilmiyorsam, elimdekiyle yetinmeyi çok iyi biliyorsam ve çok çabuk affediyorsam iyi ki varsın annecim.

    annemin omzuna yattığım an ağlarım, hiç anlaşamam annemle çünkü o çok detaycıdır ve asla onun kadar ince düşünemem. buraya o kadar şey yazarım ki süslüler. çünkü annemin karakterini çok yeni anlıyorum. çok değişik her şey henüz çözemedim.

    canım annem allah hayırlı uzun ömürler versin

    13 mart 00:15

    104. Ne yazık ki kimse itiraf edemese de iyiliğiyle bile travma yaşatandır, insanın ruhunu sakat bırakandır, özellikle Türk annesi. “Yemez yedirir içmez içirir” ve koskocaman büyüyememiş yetişkin olamamış bir çocuk toplum yaratılır böylece. Sorumsuz, şımarık ya da az sevilmiş; hasarlı, kimlik bilinci oturmamış vs vs kızlar ve erkekler yetiştirirler. Elbette bunun sebebi de zincirleme ebeveynlerinden ve onların da ebeveynlerinden gelir. 

    Zinciri koparıp sağlıklı ve doğru sevgiyle çocuklar yetiştirmeliyiz. 

    Anneler; bizi bi salın ya. 

    Ek: herkesin ama herrrkesin okuması gereken, hayatınızı değiştirecek bir kitap: Zor Bir Ailede Büyümek. Adına takılmayın, benim ailem zor değil demeyin okuyun.

    12 mart 17:47 12 mart 17:51

    103. Annem;

    Sen vefat edeli 2,5 ay oldu seninle hayattayken aşırı kavga ederdik anlaşamazdık ama sen öldüğünden beri her şey o kadar boş ki sensiz o kadar yalnız hissediyorum ki gerçekten kelimelerle anlatamam iyi ki bana kardeşimi hatıra bırakmışın seni özlüyorum

    2 mart 01:15

    102. Benim vicdan azabım, hayatımı borçlu olduğum ama bir o kadar da hayatımı mahveden kişi. Babasız büyüdüm. Daha 22 yaşında iken kucağında ben varken kaldı ortada. Üvey baba elinde büyümeyeyim diye de asla evlenmedi. Keşke evlense idi.

    Toplum baskısı ve sevdiği adamı kaybetmenin acısı ile psikolojik olarak kötüydü ve ben hep dayak yedim annemden . Alakalı alakasız. yaramazlık yapsam da yapmasam da. Öyle ki arkadaşlarıma alay konusu oldum. Biri ben sinirlendirmek isteyince annemin taklidini yaparak, yüksekçe bir yerden, beni annemin ses tonu ile çağırırdi. Kendimi iğrenç hissederdim.

    Muhafazakar bir çevrede yaşıyorduk. Annem bize laf gelmesin diye kendini eve kapattı beni de daha 12 yaşımda eve hapsetti. Laf gelir korkusu ile balkona bile çıkamazdim çıkıp fazla kaldımmıydı bir ton laf duyardım. Hep baskı hep psikolojik şiddet. Dayak atmalar ben 12 yaşlarında iken bitti de bu sefer psikolojik baskılar başladı. Hayatı boyunca yalnızlık korkusu çekti. Ben daha küçükken ölü numarası yapardı ben ağlayınca demek bana bakacaksın deyip sevinçle yerinden kalkardı. Ben büyüdüm bir daha bu numaraları yapamadı ama hep alttan alta laf vurdu.

    "Ben yaşlanınca bana bakacak mısın? Bakacaksin dimi? Sen bakmazsın ben biliyorum..."

    Hep, sürekli, durmaksızın, her fırsatta. öyle ki tüm hayatımı ona göre şekillendirmemi istiyor.Artık yeter! Asla hiç bir konu da kusuru kendinde aramaz asla hiç bir konu da kendini kabahatli görmez. Hiç bir şey bilmediği konularda kendini öyle bir inandırır ki asla ikna edemezsiniz. onun için Bir şey siyah ise siyahtır beyaz ise beyaz. Asla söylediğim hiç bir şeyin hükmü yoktur.

    Kendi ozguvensizligin acısı hep benden çıktı. Benimle ilgili kararları hep o salak kız kardeşine ve erkek kardeşine danışti. Onlar ne derse o. Benim hayatımı hep başkaları çizdi bana birşey sorulmadı. Mutsuz olmam kendimi kötü hissetmem hep şımarıklık olarak görüldü. Çünkü ona göre annelik tam da yaptığı şey. Misal 24 yaşındayım hala geliyor üstümü örtüyor. ben bebek miyim? Aç değilim diyorum 1 milyon kez soruyor. Aç olduğumu anlamayacak kadar salak mıyım? Çorap giymezsem getirir zorla giydiriyor. Üşüdüğümü anlamayacak kadar mal mıyım? Bunları yapıyor diye kendini süper bir anne zannediyor.

    Her fırsatta ben senin için evlenmedim deyip yaptığı şeyi başıma kakmasini, her fırsatta yaptığı ajitasyon ile yaşlılığı için hayatımı ipotek altına almaya çalışmasını, her fırsatta ne kadar üniversite okuyor oluyor olsam da sırf benden yaşça büyük diye bilgi birikimimi hor görmesini, küçükken attığı dayaklari, büyükken yaptığı psikolojik baskıları, arkadaşlarımın önünde beni rezil etmelerini, akşam 10 da eve geldim diye beni apartmanda bağırarak rezil etmesini, yaptığım herşeyi eleştirmesini, 24 saat sanki allah'mışçasına gözünü üstüme dikip her dakika benden haberdar olmak isteyip beni rahatsiz etmesini, söylediği beddualar, ben küçükken ettiği küfürler, yaptığı baskılar ... ona göre bu yaptıkları gayet normalken sırf üsütümü örtüyor diye dört dörtlük anne oluyor. yaptığı dini baskıları saymadım bile. yazıp da hatırlamak istemiyorum. ve daha nicesi.

    onun gibi olmamak için direniyorum. asla kendini eleştirmez. onun gibi olurum korkusu ile kendimi sürekli eleştiriyorum ve kendimi böcek gibi hissediyorum. onun gibi ezilmek istemiyorum diye katı, kaskatı bir insan oldum kimseye tahammül edemiyorum. başkasına muhtaç yaşamak istemiyorum kendimi harap ediyorum.yaşıtım geleceğe yönelik bir kaygı duyuyorsa ben bin kaygı duyuyorum. boğuluyorum!

    benim annem kötü bir kadın değil. çok ezilmiş ama bunu kendi elleri ile imkan sunmuş bir kadın. bu yüzden ona hem üzülüyorum hem kızıyorum. içinde bulunduğu durum, yaptığı küçük oyunlarından, aklınca beni elinde tutma girişimlerinden dolayı ona acıyorum. ama bir yandan da empati kurmaya çalışıp merhamet duyuyor iken öte yandan bana yaptıklaından dolayı keskin bir öfke duyuyorum. ben sevmek,acımak, öfke duymak, vijdan azabı çkmek arasında sıkıştım kaldım. ve ne yapacağımı bilmiyorum. ne gidebiliyorum ne kalabiiyorum. korkunç bir vijdan azabı çekiyorum. herkes ailesi ile bu kadar sevgi kelebeği iken ben neden öyle değilim sorusu en az bana yaptıkları kadar canımı acıtıyor. ben artık dayanamıyorum anne. sen niye bunu görmüyorsun?

    15 şubat 23:15

    101. Narsist annelerin günah keçisi evlatları için hiç de romantik olmayan kelime.

    Altın çocukları toz kondurmaz tabi.

    11 şubat 22:18

    100.  Anne evde yürürken çıkan terlik sesini özlüyorum

    11 şubat 02:41 11 şubat 02:41

    99. “baba” başlığına yazdığım upuzun girdiden sonra annemin çok daha fazlasını hak ettiğini düşündüğümden bunları yazmak istedim. annem 19 yaşındayken babamla evlenmiş. aynı köydelermiş, aileler çok çok uzaktan da olsa akraba. evlenip batman’a gitmişler, babamın şark görevi için. 19 yaşında gencecik bir kız. hayatında köyünden sadece şehir merkezine gitmiş bir iki kez, birisi de gelinlik almaya. düşünün. iç anadolu’nun bir köyünden hiç bilmediği neredeyse hiç tanımadığı bir insanla, yine hiç bilmediği kimsesinin olmadığı bir doğu şehrine gitmiş. 21 yaşındayken ilk kızı doğmuş, en büyük ablam. annemi doğuma 3 gün geç almışlar. normal doğum için beklemiş, sezaryen yapılmamış. bu sırada bebek anne karnında oksijen eksikliğine maruz kalmış. 6 aylıkken havale geçirmiş ablam ve bütün ömrümüz boyunca bizi mahveden hastalıkları o zaman başlamış. sonra ablam 13 aylıkken diğer ablam doğmuş. annem kimsesiz, biri hasta iki çocukla henüz 22 yaşındayken kalakalmış öyle. üstüne üstlük babam hep uzakta hep evden dışardaymış. ablamın hastalığı evle olan bağını tamamen koparmıştı zaten... ardından şimdi yaşadığımız şehre gelmişler, sonra ben doğmuşum. 3 çocuk, biri hasta, diğeri (gizlinot: ben) sürekli hasta, grip alerji bilmem ne. koca desen haftanın 4 günü varsa 3 günü yok. aile yok yine hiç bilmediğin şehir arkadaş yok, dost yok.... annem hayatı boyunca hiç itiraz eden bir insan olmadı. hep şükreden hep aza tamah eden birisi olmuştur. 40 yaşına gelmeden gördüğü psikolojik tedaviler, 10 yılı aşkın kullandığı antidepresanlar, senelerdir sahip olduğu bilimum kalp, tansiyon hastalıkları.. çok zor bir ömür olmuş onun icin. bir keresinde bana “zorlanacağımı bildiğim için seni aldıracaktım kızım, tam 4 kere gittim o koltuğa 4ünden de kalktım ağlaya ağlaya” demişti. bunu duyduktan sonra anneme hep yük olduğumu düşündüm. geçenlerde söyledim, anne böyle demiştin sana yük oldum mu? diye. “ablan da gitti, sen de olmasaydım kafayı yerdim bir başıma” dedi. canım annem. hakkını hepimiz birleşsek ödeyemeyiz. anadolu coğrafyası ve erkeklerinin bu kadınlara çok büyük borcu var. 

    11 şubat 00:43