girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (132)
  • medya (1)

132. Günde ortalama 10 adım atan, yaklaşık yirmi gün evin kapısından dışarı adım atmayan, günün 20 saatini yatakta geçirip diger kişisel bakımlar bir yana banyo yapmayı bile işkence gibi gören hastalara spor yap demek çok yerinde bir öneridir. psikiyatriste gitmeden önce çoğu insan kendine iyi gelecek ve modunu yükseltecek şeyler yapmayı denemiştir diye düşünüyorum. Antidepresan kullanmayı red mi ediyorsun? Wow çok güçlü olmalısın.

Tanısı konulmuş depresyondaki insanlara ilk önerim sizi anlamayacak üstüne de antidepresan kullanıyorsunuz diye size acıyacak ve neee antidepresan mı kullanıyorsuaan diyip size mutant gibi bakacak insanlardan uzak durmanız. Basınız ağrıyor ağrı kesici alıyorsunuz, ülseriniz var ilaç kullanıyorsunuz tedavi oluyorsunuz ama antidepresan gelince mi işler değişiyor? Bu da "gerçek" bir hastalık ve gerçek bir ilaç.

Antidepresanı aldığım eczacı bunu kullanacağına türk halk müziği dinle ruhu besliyor dedi. Dışkının içindeki yararlı bakteriler ve fermentasyon sonucu oluşan doğal bileşikler cildinizdeki kırışıklığı önlüyor desem kullanacak insanlar antidepresana öcü muamelesi yapıyor.

Kullanmanız gerekiyorsa kullanmanız gereken ilaçtır. Ben de zamanında ilacın bende işe yaramayacağını ve yarayanlarda da plasebo etkisi yaratacağına o kadar inanmıştım ki kullanmadım. Senelerce aynı şeyleri yaşadıktan sonra ve doktorun azarlamasından sonra ilacı denemeye karar verdim ve içim patlayacakmış gibi yaşadığım duygu yoğunluğu ve kafamda yuksek sesle çalan müzik gibi geçen yoğun düşünceler kesildi. Günlük işlerini yapmaya da yavaş yavaş başladım. Benimle aynı zamanda ilacı kullanmaya başlayan bir arkadaşım vardı. Antidepresandan çok ümitliydi ve kullanınca nzt hapı kullanmış gibi eksitasyon yaşadı. Her ilaç gibi herkeste aynı etkiyi etmeyebilir ama sizde ise yaramaması başka birinde de yaramayacağı anlamına gelmez ve bazı insanlar için başka çareler sınırlıdır ve sizin sözünüz onların umudunun iyice kırılmasına ve kendilerini en dipte hissetmelerini sebep olabilir.

Toplum olarak ruhsal hastalıklara bakış açımız berbat. İsmini vermek istemediğim profesör psikiyatri hocası bile hastalarına tespih çekin diyorsa sokaktaki insan ne düşünsün?

Doktorlar gereksiz ilaç yazıyor mu sorusunun cevabı da evet. Ders çalışamıyorum arkadaşım ritalin kullanıyormuş ben de kullanacağım diyen arkadaşın hiçbir sorunu olmamasına rağmen doktor ilacı yazdı. Ve bahsettiğim ilaç kırmızı reçeteli bir ilaç. İnanıyorum ki seneler içinde doktorlar gereksiz antibiyotik ilaç kullanımı konusunda bilgilendirildikleri gibi antidepresanlar konusunda da bilgilendirilecekler.

21 ekim 01:19 21 ekim 01:23

131. bir dönem kullandığım, iştahımı sıfıra indirip 42 kiloya düşmeme yol açan ilaç. psikolojik açıdan da hiçbir faydasını da görmedim. kesinlikle gerekli olduğu durumlar var ama birçok doktorun gereksiz yere verdiğini düşünüyorum.

20 ekim 00:41

130. ilaç firmalarının üzerinden milyonlarca dolar kazandığı ilaç türü. ilaç firmalarının gelirlerinin büyük bir bölümü anti depresan ilaçlardan gelir. dopamin, seratonin, endorfin bunların oranları reseptörlerin duyarlılıkları hepsi bilim açısından hala kör nokta. orta çağda uygulanan tedaviler hakkında biz ne düşünüyorsak muhtemelen 100 yıl sonra, şu anda insanlara şeker gibi verilen bu haplar hakkında gelecek nesil benzer şeyler düşünecektir. bu konuyla ilgili birçok belgesel bulmak mümkün zaten. mesela bana 17 yaşındayken öss stresine girince anti depresan vermişlerdi günlerce bulantı çektim, derin uyuyamadım. depresyonda olduğumu düşündüğüm için devamlı ağladım oysaki sorun çok fazla anlam yüklediğim sınav stresiyle bahşedememdi. sebep ortadan gidince benim depresyon da gitti. her zaman bir sebep vardır zaten önemli olan o sebebi ortadan kaldırmak, savaşmak

19 ekim 01:23


129. Ülkemizde insanların psikolojinin bir bilim olduğunu kavraması, antidepresan kullananlara "aslında her şey kafanda bitiyor" gibi gereksiz tavsiyeler vermeye çalışmaması çok zaman alacak bence. Her şey kafamda bitiyor öyle mi, hadi canım?? Reseptörler arası dengeyi sağlamaya yardımcı ilaçlardır. Kişinin ruh sağlığı bunu gerektiriyorsa kullanmalıdır. Bende kilo alma, uyku gibi bir etkisi olmadı ancak cinsel isteğim sıfırlandı. Bu da çok önemli değil şimdilik.

19 ekim 00:58

128. depresyon ya da distimi gibi rahatsızlıkları dindirmek için kullanılan psikiyatrik ilaç, besin maddeleri veya bitkisel maddeler için kullanılan terimdir.

28 eylül 12:16

127. Yaklasik 4 senedir kullaniyorum,3 sene farkli bir ilac kullandim, simdi kullandigim ilactan pek memnun degilim ve asiri istah yapti bende , haliyle de kilo.

Depresyon ve panik atak nedeniyle kullaniyorum, ilk kullandigim ilac depresyona iyi gelirken,suan kullandigim ise panik atagima daha iyi geliyor gibi.

Diyabetim oldugundan zorlaniyorum biraz kilo vermekte, Izmir’de psikiyatrist onerisi olan suslulerim benimle iletisime gecebilir mi :) 

27 eylül 16:29

126. Farmasötik kimya bilmem. Psikiyatr bilmem. Ama size anadolu lafları hazırladım bol bol.

İnsanın canını sıkan şey küçük ya da büyük olabiliyor. O ipleri kesen durum. İyi hatırlıyorum bol iftiralı bol kavgalı bir dönemden geçmiştim. Bunu buraya belirttiğim için özür dilerim ama şiddet görmüştüm. Bu olaylar yaklaşık 3 ay sürdü her gün aralıksız. Ama bir sabah uyandım ve “aman hayat işte. Sabır gerekli. Kalk ayağa toparlan” gibisiden aklımca positive vibes ile kendimi toparlayacaktım zaten yarım kalan aklımla. O günü iyi hatırlarım. Makyajımı yaptım , evden çıktım. Atlatmıştım ya hani :) 

Yarım saat sonra şehrin merkezindeydim işte alışveriş dükkanları falan. Yanımda bir erkek grubu geçiyor. Kulak misafiri oluyorum. İçlerinden birisi “aman abi karı milleti böyle. Evlenecek kız vardır eğlenecek kız” 

Emin olun bu cümle gerçekten bana söylenmiş bir şey değildi. Ama sen otur , başla ağlamaya oracıkta..Eve kendimi zor attıktan sonra farkettim ki ben hiçbir şeyi atlatabilmiş değilim daha. 

Hani siz diyorsunuz ya “ergen tembelliğinden sınav stresine hap alıyor” işte aslında o “ergen” pek te öyle yapmıyor. Kim bilir o yaşa gelene kadar ailesi neler etti “tıp okumazsan bu kapıdan içeri girme”

Ülkece aşinayız zaten kimin ne yediğine ne dediğine karışmaya. Bırakın insanların tedavisine bari biz karışmayalım elimizin hamuruyla. 

Antidepresan kullanan insanlara müptezel gözüyle bakmayın rica ederim

6 eylül 11:03


125. bana bazen tüm dünyaca yaptığımız çok büyük bir hataymış da henüz farkında değilmişiz, ama 50 yıl sonra çok dalga geçecekmişiz gibi gelen, aynı zamanda da bazı insanların yaşam kalitesini arttırarak sorunlarını çözmesine yardımcı olan, dolayısıyla iyidir/kötüdür ayrımını çok net yapamadığım ilaç grubu. bu tanımı bütün psikiyatrik ilaçlar için yapıyorum bu arada, sadece antidepresanlar değil.

 birincisi, yaşadığımız çağdaki tıp eğitimi ve tıp anlayışı yetersiz. daha doğrusu, gelişmeye açık ve bir adım ilerisi var. biz insanlık olarak tıp ve kimya bilgisini son 50, hatta 30 yılda artan teknolojiyle beraber aldık arşa çıkardık. eski dönemleri anlatan şeyleri izlemeyi sevenler bilirler, kan nakli, kan grubunun belirlenmesi gibi "çok basit" şeylerin sağlık anlayışına entegre edilmesi bile sadece 100 yıl önceye dayanıyor.

1960'larda kısırlık tedavisi, spermin bir kap içinde toplanıp kadının vajinasına akıtılması, kadının saatlwierce bacaklarını havaya dikip beklemesi şeklinde yapılıyordu.

özellikle kadın üreme sistemi hakkında çok yakın tarihlere kadar çok büyük hatalar yapıldı. kadın üreme sistemi, fertilite ve seks konusundaki tabuları yıkarak kaçak göcek araştırmalar yapan ve bugünlere gelmemizde çok büyük payı olan william masters ve asistanını anlatan, yarı belgesel-yarı kurgu bir dizi var (bkz: masters of sex). yukarıda anlattığımı buradan öğrendim.

geçen gün bir süslü erken boşalmayla ilgili bir soru sormuştu. altına doktor bir süslü, cinsel ilişkinin aşamalarını yazmış: uyarılma - plato - çözülme - (orgazm sonrası) (gizlinot: ismi neydi unuttum). bu ayrımı dr. masters 1960larda yapmıştı, aynısını diziden  biliyorum. dediğim gibi, araştırmaları kaçak göçek, günümüzdeki araştırma olanakları yok, kafalar çok başka çalışıyor falan... bence 2018'te, yani bu ayrımın yapıldığı zamandan neredeyse 60 yıl sonra başka ayrımlara gitmeliydik, bunu daha ileriye götürmeliydik. tıbbın gelebileceği daha iyi yerler varken bunu kast ediyorum. 

mesela bir diğer mesele de doğum kontrol hapları ve kadın üreme sistemi sağlığı. pcos'a da doğum kontrol hapı veriliyor, adet düzenlemeye de veriliyor, çocuk sahibi olmak istemeyenlere de. böyle geniş bir spektrum olabilir mi ya? bu konuda daha çok araştırmaya ve daha net hedeflenmiş ilaçlara ihtiyacımız var.

aynı şey psikiyatrik ilaçlar için de geçerli. toplasak en fazla 6-7 grup ilaç ve 15 çeşit etken madde vardır. ama 30-40 çeşit psikiyatrik vaka var? travmaya da seratonin, menapoz depresyonuna da ssri, doğum sonrası depresyona da, bipolara da, borderlinea da, narsistik kişiliğe de, şizoide de, hepsine antidepresan olur mu?

 bir uzmanın ağzından alıntılayarak söylüyorum, psikiyatride "karanlığa dart atmak" var. insan beyni bir kara kutu, sadece anlattıklarıma dayanarak benim seratonin/dopamin vs. azlığı çektiğimi düşünemezsiniz. aynı doktorlara sadece anlatarak şeker hastası olduğunuzu ispat edemezsiniz, dur bakalım bi' kan şekerine der. ispat ve kanıt ister. ama söz konusu antidepresansa, eööö işte belli depresyon, depresyonda bazı hormonlar düşüyo, onu toparlar antidepresan da bilmemne. ya nerden biliyorsun? belki dışarıdan depresyon olarak gözüken şeyde içeride büyük bir hormon karmaşası var, belki antidepresan vermek yangına körükle gitmek gibi olacak? antibiyotik yazarken bile yapılması gereken en doğru şey boğazdan sürüntü alıp bakteri çeşidini bulmak ve ona göre ilaç yazmakken, psikiyatrideki sadece hasta öyküsüne dayanan bir teşhis ve tedavi anlayışı beni çıldırtıyor.

tabi ki bunun sorumlusu doktorlar değil. onlara verilen eğitim böyle 1, beyin-vücut dolaşım sistemleri arasında bir bariyer olduğu için beyin hormonlarını kanda tespit edemiyoruz 2. doğrudan kafatasından ölçecek teknolojimiz de yok, o yüzden allaha emanet körlemesine teşhisler koyuyoruz.

örneğin, daha çok yakın zamanlarda fmri (fonksiyonal mr) kullanılarak borderline hastaların beynindeki amigdala bölgesinin, normal insanlardan daha çok çalıştığı saptandı. amigdala ise beynin tehlike-kontrol merkezi. ne zaman tehlikedesin diye alarm veren yer. bunu böyle gözleyip test etmeden, gerçekten bir hastanın amigdalasına bakmadan sadece bazı kişilik testlerine bakarak, insan gibi evrenin ennnnnnnnnn subjektif canlısının olayları aktarış şekline inanarak teşhis koymak bana baya (gbkz: abesle iştigal) geliyor. buna bir de doktordan doktora değişen deneyim, yaklaşım ve eğitim farkını ekleyin. buna bir de yukarda anlatmaya çalıştığım daha gelişecek yolu olan tıp anlayışını ekleyin. buna bir de ilaç firması etkisini ekleyin.

psikiyatride doğru teşhis oranının diğer tıp alanlarına göre çok daha düşük olduğu bir gerçek. özellikle manipülatif hasta gruplarını yakalamada büyük sorunlar yaşadığı da bir gerçek.

bu yüzden bana kumar gibi geliyor bu antidepresan işi bazen.

neyse ki, geleceği parlak duruyor. amerika'da bir grup uzman, bu karanlığa dart atma işinin saçmalığını görerek psikiyatrik görüntüleme sistemi geliştirmeye çalışıyorlar. amaçları, psikiyatrik hastalıkları beynin mr'larına bakarak çözebilmek. bu yüzden 83 bin kişinin mr görüntülerini inceliyorlar. bu bağlantıyı kurmayı başarıyorlar da. örneğin öfke sorunları yaşayan kişilerde beyinde tenis topu büyüklüğünde bir kitle bulunuyor. 

bunlara dayanarak fiziksel ameliyat + psikiyatrik ilaçlar + nörolojik ilaçlar + terapi + (gbkz: beslenme) üzerine kurulu bir tedavi merkezi açıyorlar. bahsettiğim ekibin ted konuşması (link: https://youtu.be/esPRsT-lmw8 linki)

bilimin bizi götürebileceği yerler çok heyecan verici. keşke 300 yıl yaşayabilsek de o günleri görebilsek.

edit: imla

6 eylül 07:11 6 eylül 18:28

124. "doktora danışmanıza gerek yok mu? o insanlar da zaten boşuna 6 sene tıp okuyor, sonrasında tusa hazırlanacağım diye gece gündüz dirsek çürütüyor. hobi olsun diye ruh sağlığı ve hastalıkları branşında 4 yıl uzmanlık almak için hayatlarının bir dönemini asistan-köle olarak geçirmeyi tercih ediyorlar.

üstüne üstllük sizin yaşınız kadar hasta vakasıyla uğraşıyorlar her gün ama siz hala doktora danışmaya lüzum görmeyin. hadi siz görmüyorsunuz tamam da ne hakla insanlara bu öneride bulunuyorsunuz? şuraya bir şey yazmadan bin düşün, bir yazın rica ediyorum."

şu girdim kabine gitmiş. sebebi ise ürün yorumu içermemesi.(gizlinot: ?)

1. bu başlık niçin süslü sekmesinde?

2. konu ile ilgili yorumum da gayet açık. en az bu işin 10 yıl eğitimini almış doktorlar mevcutken, burada rastgele bir yazar çıkıp da "kullanmayın, doktora da danışmanıza gerek yok, kendinizin doktoru olun" diyemez, dememeli. insanların hayatları ile oynamak olur bu.

o girdi beğenilmiş, bunun da eksi alacağını biliyorum ama önemli değil. yine kabine gönderilse, yine yazacağım noktası, virgülüne kadar aynı şekilde. moderasyon da böyle girdileri kabine göndereceğine, başlığı konu dışı sekmesine taşısa daha çok işini yapıyor olacak.

5 eylül 18:07

123. Auralı migrenim var. 1 sene önce üniversite sınavına hazırlanıyordum. Artık migrenim öyle bi boyuta gelmişti ki her gün tutuyodu ve saatlerce geçmeyip beni öldürüyodu. Nöroloji doktorum migren için laroxyle başlattı. Sınava girdikten sonra doktorum kontrollü bir şekilde bıraktırdı. İlacı kullandığım dönem gerçekten rahattım. Süreç boyunca migrenim belki 2-3 kere anca tutmuştur. Şimdi bırakalı uzun bi süre oldu ve sürekli migrenim tutuyo özlüyorum ilacı amaaa stresimi tetikleyecek yoğun bir dönem geçirmediğim sürece bir daha asla kullanmayı düşünmüyorum. Beni biraz aptallaştırdığını düşünüyorum.

4 eylül 11:46