sorular içinde ara
yeni soru sor
son sorular
son cevaplar
kategoriler
  • süslü
  • moda alışveriş
  • kuaför & güzellik merkezi
  • sağlık
  • spor
  • gönül işleri
  • aile arkadaş ilişkileri
  • cinsellik
  • eğitim & kariyer
  • seyahat
  • pet
  • sanat
  • bürokrasi
  • diğer
girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (9)
  • medya (0)

9. sanki yusuf atılgan cafe de flore'a gidip, sartre ve camus'nün bulunduğu masaya oturmuş, birlikte saatlerce sohbet etmişler ve günün sonunda da bu roman doğmuş.

---- spoiler içeriyor olabilir ----

kitaptaki başkarakter c.'yi, yabancı kitabının başkarakteri olan meursault'ya çok benzettim. özellikle meursault'nun arap'ı güneşin aşırı sıcak olması nedeniyle öldürmesi gibi, c.'nin de amerikalıyı dövdükten sonra "parmaklarını kütletiyordu" demesinden sonra... iki karakter de hem kendilerine, hem de topluma yabancılaşmış karakterler.

---- spoiler içeriyor olabilir ----

kitap içerisinde çok güzel tespitler barındırıyor, benim en çok hoşuma giden 'tutamak sorunu' oldu. "Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine, sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez." c. ise tek gülünç olmayan tutamağı: gerçek sevgiyi arar. umarım c.'ler bir gün b.'lerine kavuşur.

21 kasım 13:41

8. - her sene en az bir kere ve toplamda en az 8-10 kere okuduğum, her seferinde farklı bir haz aldığım ve baş karakteri C.'ye mi C.'nin yaratılış üslubuna mı daha fazla hayranlık duyduğumu kestiremediğim ancak sonuç olarak ciddi derecede hayranlık duyduğum kitaptır.

- içerisindeki cümlelerin altını çizeyim derken neredeyse tüm kitabı çizik çizik ettiğim iki kitaptan biridir. (gizlinot: diğeri de lisede okuyup hayran kaldığım kürk mantolu madonna'dır. Bu kadar erken yaşta okuyabildiğim için mutluyum.)

- "Bir gün sana dünyada katlanılacak tek şeyin sevgi olduğunu öğreteceğim." cümlesi bile Yusuf Atılgan'ı en sevdiğim yazar yapmaya yeten kitaptır.

- hakkında olumsuz bir eleştiriye asla tahammül edemediğim ve mütemadiyen ücretsiz avukatlığını yaptığım kitaptır :)

- Yusuf Atılgan'ın eşi Serpil Hanım ile tanışma hikayesini duyduktan sonra daha da fazla anlam yüklediğim kitaptır. (Serpil hanım genç kızlığında aylak adam'ı okur ve çok beğenir. Bu karakteri yaratabilen yazara ciddi bir ilgi duyar ve ona mektup yazar. normalde hiçbir hayran mektubuna cevap vermeyen Yusuf Atılgan, serpil hanım'ın yazdığı mektuptan çok etkilenir ve ona cevap verir. Mektuplaşmalar devam ederken görüşmeye karar verirler. nerede olduğunu şu an hatırlayamadığım bir yerde buluşup çok uzunca bir yolu tek bir kelime dahi konuşmadan beraber yürür ve birbirlerine gözleriyle veda ederek ayrılırlar. Birbirine ilgi duyan iki insanın sessizliği paylaşabilmesinin en güzel örneğidir bu. ikinci buluşmalarında yusuf atılgan ilk kez konuştuğunda evlenme teklifi eder, çünkü o da kendini yarattığı söylenen karakter C.nin B.'yi bulması gibi hissetmiştir Serpil hanım'ı gördüğünde. Serpil hanım yeni konuştuğu bu adamla evlenmeyi teredütsüz kabul eder ve evlenirler.)

- benim B. olarak beklediğim gibi, beni de sürekli arayan ve bir gün karşılaşacağımıza gerçekten inandığım C.nin var olduğuna inanmamı sağlayan kitaptır. :)

19 mart 16:01 19 mart 16:05

7. Merhaba ben de aylakkadın! Evet aylak adam'ı ve aylaklık müessesini pek sevdiğim için ismim bu zaten. Aylak Adam'ı okumak biraz zordur çünkü modernist bir eserdir ve bilinç akışı tekniği ile yazılmıştır. Ancak sakin, sindire sindire ve biraz aaraştırma yaparak okunursa tadından yenmez.

4 kasım 2017 20:40


6. ilk 50 sayfasında burhan altıntop edasında "bayılazaaam" diyerek okusam da bittikten sonra bıraktığı tadı çok sevdiğim kitap. kitabın notunu bitirince vermenizi tavsiye ederim. c karakterinin bazı huylarına sinir olsam da, o sinir karakteri öyle bir canlandırıyor ki gözünüzde yazar, bir iki gün onunla yaşıyorsunuz. gittiği yerler, yedikleri, ıslanması, üşümesi, terlemesi, aynı anda sizde de vuku buluyor gibi gerçekten, özellikle bilinç akışı tekniği şeklinde yazılan bölümler dil olarak enfes.

3 kasım 2017 20:37 3 kasım 2017 20:38

5. Okurken sıkıldığım, bir türlü konu bütünlüğü sağlayamadığım ve sonrasında sonunu getiremediğim bir kitap oldu. Yusuf Atılgan 'ın bu eseri pek çok kişi tarafından sevildi, bu referans ile katmak istedim kitaplığıma lakin aynı hazzı ben alamadığım için üzüldüm.. Belki tekrar alırım elime..

8 nisan 2017 16:30 9 nisan 2017 12:30

4. benim buhran dolu bir zamanımda sanırım bir gecede okuyup bitirdiğim bi kitap. sabaha karşı 3 gibi falan bitirmiştim sanırım o aralar pek uyuyamıyordum belki uyumama yardımcı olur dedim ama aksine olan bir gram uykumu da kaçırmıştı.

kitap adı bizde saklı bir adamın hayata bakışı ve gündelik hayatı üzerine. olay ve macera beklentiniz varsa yusuf atılgan size göre bir yazar değil demektir. kitapta her şeyden çok zihin var, bir adamın zihnine girip her düşüncesine ulaşıyor gibisiniz. kitabın adından belli olacağı gibi kendisi bir aylak adam. varlıklı oluşu, sorumsuz oluşu ve buna rağmen barındırdığı mutsuzluk beni kızdırmıştı okurken amaan dertlere bak ya diye ama zamanla üzerine düşündükçe ve açıp açıp yeniden okudukça mutsuzluğun ya da mutluluğun dışarıdan çok iç dünyamızla alakalı olduğuna inanıyorum. elinizde her imkan olabilir dışarıdan gıpta edilen bir hayatınız olabilir ama bu sizin aradığınız şeyin bu olduğu anlamına gelmez. zira mutluluk başkalarının çizdiği gibi değildir. şimdi ona sinir olmaktan çok onu anlıyorum ve açıkçası başkasına bakıp aa bak ne güzel hayatın var mutlu ol denmesini aptalca buluyorum. işte bu kitapta tam olarak bunu buldum ben.

yusuf atılganın yazın dilini akıcı buluyorum. düşünce odaklı olduğu için monologlarını seviyorum, düşünce yapısını, kitabın akışını, sonun çok doğal olarak gelişini seviyorum yusuf atılganı seviyorum.

7 nisan 2017 18:11 7 nisan 2017 18:13

3. insan doğasına ilişkin tespitleri etkileyici bir kitaptır.

"çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor. sinemadan çıkmış insan. gördüğü film ona bir şeyler yapmış. salt çıkarını düşünen kişi değil. insanlarla barışık. onun büyük işler başaracağı umulur. ama beş-on dakikada ölüyor. sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu; asık yüzleri, kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleriyle onu aralarına alıyorlar, eritiyorlar."

18 şubat 2016 10:04 18 şubat 2016 10:40


2. En sevdiğim roman karakterlerinden birine c.'e sahip roman.

Yusuf atılganın şehir hayatından uzaklaşıp bir köye yerleştiği dönemde yazdığı şehrin orta göbeğinde geçen bir roman.

Döner döner tekrar okurum c.'nin yaşadıklarından hep başka şeyler çıkarırım.

C. Sayesinde hayatta karşıma çıkan "bu me biçim insan be Nasıl yapar bunları" diye sövdüğümüz çoğu insanı anladım.

Bu kadar ustalıkla günümüzde çok yaygın bir karakteri bu kadar duru anlatan yazarın önünde eğilinilir.

18 şubat 2016 02:54

1. bir Yusuf Atılgan romanı.

baş kahramanından en fazla nefret ettiğim romandır kendisi. bazen yumruğumu sıkarak okudum sinirden. her şeye karşı duran ve kendini mutluluğa kapatan bir adamın hikayesi.

ukte (yazar: sutlukahve)

18 şubat 2016 01:07