yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (7)
    • medya (0)

    1. tartışılırken hala mini etek örneği gibi nüdizmin baş örtüsü ile kıyaslandığı konu.

    mini etek giymek veya çıplak olmak "allah için" yapılan dini eylemler değildir. laiklik kavramı dini baz alır ve toplumun kutuplaşmaması için haklı veya haksız olarak dini eylemlerin, kişinin tanrı ile kendi arasında kalmasını ve her ne olursa olsun dini sembollerin gösterişini yasaklar.

    burada örtülü bir kadının da mini etekli bir kadın üzerinden hak araması yanlıştır, çünkü mini etekli bir kadının hangi dine inandığını kesin bir biçimde bilemezsiniz. çevrenizde bolca açık ve müslüman kadın görüyorsunuzdur.

    örtülü biçimde spor yapabilmek, realist düşündüğümde bana hiçbir şekilde olası gelmiyor. tüm spor dallarında oyuncular faul yapabilir. böyle bir durumda örtülü bir kadının örtüsünün açılması çok olası. örtünmek benim gözümde kadını sosyal anlamda tamamen pasifleştiren, allahın emrettiği iddia edilen bir eylem. bu insanlar ne sanatın her alanında tamamen özgür biçimde varolabilir (kadın bedeninin çıplak olduğu bir resim çizemez, erotik çağrışım edilebilecek bir şarkı sözü yazamaz, yine çıplaklık içerebileceği için istediği gibi bir heykel yapamaz vs.) ne spor alanında tamamen özgür davranabilir ne de son dönem polislik mevzusundaki gibi agresif hareket gerektirecek bir meslek icra edebilir (bir eylem anında yine örtüsü açılabilir, veya ellenebilir.) kendini tüm bu ihtimallerden sıyırarak bunları yapmaya çalıştığında ise zaten özgürlüğü kısıtlanmış olur.

    tüm bunlardan dolayı insanların "örtü"yü sosyal hayata sokmaya çalışmalarına anlam veremiyorum, bunun malesef bir gerçekçiliği yok.

    edit: tüm entrymi okuyup sevmeyecek olan arkadaşlardan başlığa kendi fikirlerini yazıp haksızlığıma bakış açısı edinmemi sağlamalarını rica ederim. savunulacak özgürlüğün bir gerçekçiliği var mı biz de öğrenelim.

    22 eylül 2016 16:05 22 eylül 2016 16:10

    2. sözde özgürlükler ülkesi türkiye'ye yakışır bir uygulama. sırada ne var atletizm ya da yüzme mi acaba?

    türkiye basketbol federasyonu bu kararı alırken sporcu rahatlıkla rakiplerine karşı eşit şartlarda mücadele edebilecek mi diye biraz kafa yordu mu ya da bir an olsun bu durum yapılan spor dalına uygun mudur diye düşündü mü sahiden merak ediyorum.

    hepsi bir yana başörtünün spora uygun olup olmamasını da hadi geçtik diyelim başörtüsü en başta sporcunun görüş açısını büyük oranda etkiler. bu da doğal olarak oyuncunun performansına yansır. kaldı ki rakiple herhangi bir temas anında olabilecek spor yaralanmalarını ve istenmeyen olayları, kazaları da beraberinde getirebilir.

    inanç özgürlüğüne saygı duyalım tamam da akıl ve mantık bize her alanda lazım kanaatindeyim.

    22 eylül 2016 17:12

    3. Ya arkadaşlar iyi misiniz? Burada işine gelince herkes kadınların hakkı, yok özgürlük, yok eşitlik diye bik bik konuşuyor ama iş türbanlı birine lisans verilmesine girince ama diye başlanıp bir sürü gerekçe saydırılıyor. Bu kadın takmış örtüsünü spor yapıyor neden lisans verilmesin ki? Ben o kadınla şahsen gurur duyarım sporu hayatına soktuğu için. Bir örtü neden spora engel teşkil etsin. gerçekten artık önyargılarınızı bir kenara bırakın ve gerçekten özgürlükçü bir kadın mısınız düşünün.

    Tanım: gayet olağan bir durumdur. Sonuçta bir sporcuya lisans verilmektedir.

    23 eylül 2016 01:11


    4. Kendi adıma söyleyeyim. Bir dönem ezilmiş hakları alınmış her kesimin hakkı verilsin, bu harika bir şey. Evet başörtülü kadınların da hakları verilsin, çünkü hem kadın hem başörtülü diye iki kez ötekileştirilmiş bir kesim. Ancaaaaak uzun zamandır tüm bu özgürlükçü adımların tek kesime yönelik atılması acaba mevzu özgürlük mü islamcılara pozitif ayrımcılık mı diye düşündürüyor haliyle. Bir ona bir bana yapaın ciğerimi yesin benim. Ama Benim toprağımda bir kesime özgürlük yağarken eşcinseller, azınlıklar, kilise ve azınlık dernekleri, bütün kadınlar ve bütün diğer ötekiler için bir şey yapılmayınca sanırım hepimiz anlıyoruz bunun özgürlük adına yapılıp yapılmadığını. Anlıyoruz değil mi süslülerim?

    Edit: diğer ötekilere haklar tanınmadı diyerek yanlış ifade kullandığımı fark ettim. Daha doğrusu fazla iyi niyetli bir ifade. Lgbti yürüyüşleri engellendi, konferansları iptal edildi. Bazı azınlık dernekleri kapatıldı, kadın hareketi basın organları ve diğer kanallarıyla engellendi, ve en önemlisi bütün ötekilere halkın verdiği zararlar reva görüldü. Neredeyse hiç birinin katledilmesini, tehdit edilmesini, engellenmesini bu süreçte bırakın kınamayı yucelttiler. Özgürlükse hadi bana da özgürlük.

    23 eylül 2016 01:47 1 şubat 2019 01:18

    5. Ben de sorun görmeyenlerdenim. Yazılanları okuyunca şaşırdım hatta. Bir kadın başörtülü diye evde oturmak zorunda değil ki. yıl olmuş 2016 benim güzel ülkem hala "ama kapalı kadın şunu yapmamalı, kadın dediğin şöyle olmalı" diye konuşuyor. Ben de kapalıyım mesela ama giderim sahile koşumu, sporumu yaparım. Tatile gider denize girerim. Kapalıyım diye kendimi soyutlayacak değilim. Kafamdaki örtü benim özgürlüğümü kısıtlayacak bir şey değil, olmamalı da. Açıkken ne yapıyor veya yapmıyorsam kapanınca da aynen devam ettim.

    He diyorsunuz ki onlar olsa aynısını yapar mıydı? Vallahi ben yapardım süslü bacılarım. Yapıyorum da. Mini etekliye laf edenlere, Eşcinselleri vs. ötekileştirenlere, Başka dine saygı göstermeyenlere lafımı asla esirgemem. bir tek iktidarla tartışamıyorum onu da oyumu vermeyerek, kendilerini desteklemeyerek gösteriyorum.

    "onlar da zamanında bizi imam hatip kapısında dövmüştü, bizi üni. Kapısından içeri sokmuyorlardı şimdi görsünler nasıl oluyormuş" diye düşünen kindar insanlar iktidar başta olmak üzere var malesef. dilinden düşürmedikleri, isimlerini kullanıp insanların vicdanlarını kullanmakta beis görmeyenler "kapalı bacısı"nı nasıl kayırıp onlara sahip çıkıyorsa kendi gibi olmayanı bir o kadar dışlıyor bu kesim. Yanlışa yanlışla cevap veriyor. Ancak bunu katiyen kabul etmiyorlar. "Hani herkes giyiyor istediğini özgürler işte" diyorlar özgürlük sadece istediğini giymekten ibaretmiş gibi..

    Neyse kardeşlerim Demem o ki ayrımcılığın tek tarafa yapıldığı konusunda hemfikiriz ama "kapalının sahada ne işi var?" Düşüncesine de kesinlikle karşıyım. Gerek fiziksel gerek zihinsel kimseye zarar verilmediği sürece istediği gibi yaşasın insanlar. En güzeli.

    23 eylül 2016 02:37

    6. (link: http://www.suslusozluk.net/n/453775/ şurda) yazılanlara tamamen katılıyorum..

    bu tarz değişikliklere tepki gösterdiğimiz zaman anında "özgürlükçü olmayan" yaftasıyla karşılaşıyoruz.. sebla'nın da girdisinde bahsettiği "türkiye bir islam ülkesidir pr'ı" yorumuna da katılıyorum..

    biz ülkeleri bize gösterdikleriyle tanırız; fransızlar kadar milliyetçi ve terörü destekleyen bir millet yoktur (gizlinot: vaktiyle pkk'nın dağ kadrosunun şimdi paris'te yaşaması) (gizlinot: fransızca hariç bir dilde konuşmak istememleri) ama biz onları zarif, kibar ve gelişmiş görürüz. amerika'da sağlıklı bir aile yapısı çok da sık görünen bir şey değildir ancak hollywood bunun tam aksini gösterir, gibi gibi.. biz de gelişmeye çalışırken, ilerlemeye çalışırken, ab'ye girmeye çalışırken kendimizi dışarıya "islam ülkesi" olarak gösteriyoruz.. ab'den uzaklaşıp bir islam birliği kurmaya çalışıyor ve bir de bunun lideri olmayı hedefliyoruz.. peki hangisi bize ne kazandıracak.. yahu biz inançlarla uğraşırken millet "dünyanın içine sifonu çektik kendimize yeni gezegenler bulalım" derdinde..

    ben gerçekten ciddi sıkıldım bu inançlar sisteminden..

    not olarak da eklemek isterim bu özgürlükçü arkadaşlara; hani üç gün önce şortu kızı otobüste darp eden "şey" var ya, hah işte o şeyle ilgili başbakan binali yıldırım "erkek hoşlanmayabilir, mırıldanabilir" ile başlayan bir cümle kurdu haberiniz var mı.. özgürlük? hıhı evet!

    23 eylül 2016 09:15

    7. Yıllarca tesettürlü kadınların özgürlüğünü savunmuş bir açık olarak iki kelam etmek isterim.

    Öncelikle dindarlık ve dinciliği ayırmak istiyorum.o

    O yüzden dindar ve samimi insanları tenzih ederim en baştan. Fark ne derseniz yazının devamında açıklayacağım.

    Ben başörtülü hemcinslerimin özgürlük alanını savunmayı onların beni asla savunmadığını farkettiğimde bıraktım. Dincilerin nihai amacının bireysel olarak dinlerini yaşamak değil herkesi kendi istedikleri gibi yaşatmak olduğunu anladığımda bıraktım.

    Bugün Türkiye'deki plajların belki yüzde doksanına haşema ile girilebiliyor. Peki yukarıda örneği verildiği gibi, nudistler kendilerinin de kullanabileceği ya da başkalarını rahatsız etmemek adına sadece kendilerin kullanabileceği bir plaj talep etse ilk direnç, ilk tepki kimden gelir dersiniz? Halbuki görmek istemiyorsa o plaja gitmeyebilir, kullanabileceği yüzlerce plaj var. Ama olmaz, burası müslüman bir ülke ve herkes buna göre yaşamak zorunda! değil mi. Bir dikkat edin çevrenize nolur, çok örneğini göreceksiniz bunun.

    Ha sadece kadınlar değil elbette, bu zihniyette çok fazla hatta daha fazla erkek var. Bakın yargılamak için söylemiyorum durumu daha iyi anlatabilmek için izah etmek istiyorum sadece; sık sık alkol alan, gece hayatı aktif, karısını aldatan bir tanıdığım sosyal medya paylaşımlarım üzerine bana diyor ki bıral kominizmi, marksizmi en doğru yol şeriat. Abi şeriat gelse önce senin kafanı keserler diyorum yok o zaman değişirim diyor. E şimdi değiş, yapabildiğini şimdi yap. Madem islama islam kanunlarıyla yönetilmek isteyecek kadar bağlısın önce bir emirlerini yerine getir, yasaklarından kaçın bireysel olarak. Ama derdi o değil ki, derdi seni beni de istediği kalıba sokmak. Yoksa bira da içsin, pavyona da gitsin, isterse çakma hugh heffner olsun bana ne, bana karşı bir sorumluluğu yok o yüzden umrumda değil. Ama benim hayatım onun umrunda ve istediği kalıba sokmaya fırsatı olsa bir dakika düşünmez. Bu şekilde şuan sayabileceğim 4 tanıdığım var.

    Hayatım boyunca " sınırsız özgürlük, tek sınır başkasının özgürlüğünü kısıtlamak" felsefesine inandım. Ve buna herkes için inandım. Ama üzülerek görüyorum ki savunduğum insanların çoğu benim özgürlüğümü savunmadı. Çok uç bir örnek de değilim. o şortu giyip tekmelenen kadın ben olsam aman sen de şort giymeyiver kuzen/bacım/yeğenim/arkadaşım diyecekler biliyorum.

    Şuan tesettürlü hakim olması, savcı olması, doktor olması, basketbolcu olması beni rahatsız etmiyor, umrumda değil açıkçası. İpin ucu çoktan kaçtı memlekette zaten. Yalnız ileride, bir gün tesettürlü bir kadın tesettürü yüzünden istediği sporu yapamazsa, istediği mesleği okuyamazsa yine oh olsun demem ama bu haksızlık diyip onun haklarını eskisi gibi ateşli savunabileceğimi de sanmıyorum. Çünkü benim desteğe ihtiyacım varken onlark yanımda göremedim.

    Yukarıda bahsettiğim profilden çok farklı kadınlar da var bizzat tanıdığım, çok azlar ama çok güzeller. O kadınları tenzih eder, iyi niyetli yüreklerinde öperim.

    23 eylül 2016 10:14 23 eylül 2016 10:20