sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (14)
    • medya (1)

    14. Sahip olduğumu 28 yaşında, bu ay öğrendiğim hastalık. İlk kez 15 yaşındayken gittim psikiyatriste, iki ilaç verdi o dönem. Sonra 23 yaşında tekrar gittim, yine dönüşümlü olarak 3,4 ilaç kullandım. Toplamda heralde 2 yıla yakın ilaçlı tedavi gördüm. İlkini ergenlik bunalımı sandım, ikincide yaşadığım bazı kötü olayların tetiklediği bir depresyon dedim. Sonuç olarak geçip gitti. Ya da ben girtiğini sanıyordum. Geçenlerde annemle depresyon üzerine konuşurken bana ikinci tedavi dönemimde bipolar bozukluk teşhisi konduğunu öğrendim. Terapi gördüğüm doktor değil de ona yönlendiren doktor koymuş bu teşhisi. Kendi doktorum hiçbir zaman açıkça senin teşhisin şu demedi. İnsan tuhaf hissediyor. Ben o melankolik ruh halini, aşırı düşünme halini karakter özelliğim sanıyordum, meğer hastalığımmış.

    Hala emin değilim aslında ben teşhisin doğru olduğundan, bilemiyorum belki bir savunma mekanizmasıdır bu da. Yaşadıklarımı, daha doğrusu hislerimi buraya yazmak istedim ki başka yaşayanlar da varsa fikir sahibi olabilirler. Biraz karışık ifade edebilirim şimdiden özür diliyorum bu yüzden. Eğer gerçekten bipolar isem bence bu rahatsızlığın en büyük göstergesi aşırı düşünmek ve bunun dönem dönem iki uç duyguyu hissettirmesi olabilir. Şöyle ki, bazen bir yaprağa bakıp dünyanın ne kadar mükemmel ne kadar yaşanılası olduğunu düşünüyorum; bana bu hayat bahşedildiği için minnetle doluyor içim. Öyle dönemlerde kendimi aşırı güçlü hissediyorum. Bir anda yeni bir üniversiteye başlama kalkışmalarım oldu mesela ya da bir kursa gitmeye karar veriyorum ama kurs bitince o konunun en iyisi olacağım; meğer benim o konuda gizli bir cevher varmış, sen şimdiye dek neredeydin diyecek otoriteler bana, öyle bir kendine güven ve şevk yani düşünün. Bunu da üç beş aylık kurs ile başaracağım bu arada assdlfdşs. Yine bu dönemlerde dediğim gibi hayat o kadar güzel geliyor ki bana (ki genel olarak sorunlar yaşadığım bir döneme denk gelebiliyor bu yükselme, yani o an aslında ortalık karışık ama ben polyanna) bir saatlik varoluşun ömür boyunca çekilen tüm acılara değdiğini düşünüyorum. İnsanların bu mucizenin farkında olmadığını düşünüyorum, neden bu kadar mutsuzlar neden varoluştaki küçük mükemmel anları yakalayamıyorlar diye şaşırıyorum. Evde oturup duvara bakmak dahi mutlu ediyor yani beni öyle bir dönem. Çok hızlı düşünüyor, çok pratik çözümler üretebiliyorum. 

    Bir de tam tersi var bunun. Evden hatta bazen odamdan çıkmak istemediğim bir dönem oluyor. Kendimi çok çirkin hissettiğim, çok başarısız hissettiğim, senin de yaşamaya hakkın mı var be dediğim, dünyadaki oksijeni israf ettiğimden şüphelendiğim bir dönem. Bir üst paragrafta bahsettiğim güzelliklere bakıp attığım kahkaha acı bir tebessüme dönüşüyor bu sefer. Hepsinin boş olduğunu, bir gün bitecek olduğunu düşünüyorum.

    Bir de ölüm korkusu gelişti son zamanlarda bende ama ölüm anında çekilecek acı ya da gömülme korkusu değil, artık var olamayacağım korkusu ama öyle şiddetli ki  uykularımı kaçırıyor. Çoğu zaman mutlu ve huzurlu olduğum dönemde kapılıyorum bu korkuya. Sonra varolup da ne değiştiriyorsun dünyada diye düşünüyorum ve işte o zaman depresif moda geçiyorum. İşin ilginci bunların bir hastalık, bir duygu durum bozuklğu olduğunu da düşünmüyorum. Tüm insanlığın yapması gereken sorgulamalar gibi geliyor bana. Kimse kendini aramıyor, kendini tanımaya çalışmıyor. Bazen yeterince mantıklı ve sabırlı konuşarak insanlara herşeyi anlatabileceğimi düşünüyorum bazen de ağzımı açmak dahi gelmiyor içimden, değmez diye düşünüyorum.

    Başka şeyler de var aklıma geldikçe ekleme yapabilirim. Bu durumun Genetik yatkınlığa sahip olduğunu öğrendiğimden beri çocuk yapma düşüncesinden de uzaklaştım, benim gibi bir hayatı olması düşüncesi beni korkutuyor. Ben başa çıkmayı çok zor öğrendim o öğrenebilir mi bilmiyorum. Teşhisin doğruluğundan emin olamadığım için tekrar doktora gitmeyi düşünüyorum ama doğru ise ömür boyu ilaç tedavisi de beni başka felsefik çelişkilere itiyor. Özetle bipolar “varolmanın dayanılmaz hafifliği” ile varolmanın dayanılmaz ağırlığı arasında gidip gelmek. Bir de mevsim geçişleri benim için bayağı zor oluyor. Özellikle ilkbaharı hiç sevmiyorum herkes mutlu mesutken bana bir hüzün çöküyor her ilkbaharda. Tam olarak ne hissettiğimi anlatamam ama sanki ilkbahar sahte bir mevsim, bir oyalama, bir teselli gibi geliyor. O yüzden hiç sevmiyorum.    

    Edit: bu entry’yi yazdıktan sonra Ekşi sözlükte birkaç entry okudum hakkında, “aslında karakterin olduğunu sandığın bir çok şeyin hastalığın olduğunu anlayacaksın” demiş biri. Aynı şekilde tarif etmişiz.

    26 nisan 16:52 26 nisan 17:37

    13. Maddi durumu el veren süslülere istanbuldaki np istanbul hastanesini şiddetle tavsiye ediyorum

    Edit: neyi eksilediniz çok merak ediyorum

    7 ekim 2018 22:58 8 ekim 2018 17:23

    12. bana bir çok şey katan ama hayatımı elimden alan hastalık. 10 yıldır psikiyatriste gitmeme rağmen bana ultra hızlı döngülü bipolar tanısı konalı daha 2 yıl oldu. buradan bu hastalık hakkında özellikle hızlı döngülüsü hakkında çok bilgili oldukları anlaşılıyor doktorların. aslında bir bakımdan da haklılar bendeki bipoların bu türü çok çok nadir görülüyormuş.

    nedir mi ultra hızlı döngülü bipolar? normalde yılda 4 ataktan fazla geçirenler hızlı dögülü sınıfına giriyor. bizse nerdeyse ayda bir atak geçiriyoruz. bir de bunun bir üst modeli de var. gün içinde ataktan atağa koşanlar. çok şükür o gruba dahil değilim.

    bu aralar ayda bir mani atağım tutuyor. depresyon pek yok. eskidense depresyon çok daha baskın olandı. sanırım yaşın ilerlemesiyle ilgili bir durummuş. 30'dan sonra durulacağımı söylüyor doktorlar. umut ediyorum sadece gerçekleşmesi için.

    evet mani başlarda güzel ama önü kesilmezse psikotik boyutlara ulaşabiliyor. genelde çok ağır bir mani döneminden sonra yaşadıklarınızı pek hatırlamıyorsunuz zaten.

    ben hatırladıklarımı anlatayım. gerçekten bu yazdıklarımı okuyan ve kendinde bu hastalıktan olduğuna şüphelenen birileri varsa bir parça yardımım dokunursa çok mutlu olurum. neyse mani dönemi uykun olduğu halde uyumama isteğiyle başlıyor bende. yok yani uyumamak için her yolu deniyorum. daha sonralarıysa uyku zaten sizi terkediyor böyle bir uğraşınız kalmıyor. konuşmalarınız hızlanıyor. konudan konuya atlıyorsunuz. beyninizi patlatırcasına düşünceler uçuşmaya başlıyor. çok detaycı, dikkatli belki de normal halinizden daha zeki oluyorsunuz. öyle çok düşünüyorsunuz ki ve bu öyle hızlı ki ben bu durumu manideyken doktoruma "beynimde filler tepiniyor" şeklinde anlatmıştım. bu duruma bir son vermek için arayışlara girebiliyorsunuz. alkol gibi. çok şükür ben maddeye bulaşmadım. ama alkol bu dönem içinde bağımlılık oluşturabiliyor ve sonrasında her dönem içme durumuna dönüşebiliyor. en azından bende olan bu. zaten okuduğum tüm makalelere göre bipolarların büyük kısmı alkol ve madde bağımlısı olabiliyormuş. tabi bu bir genelleme herkesde olacak diye bir durum yok. zaten bipolarda atakların şiddetlerinin dereceleri de var.

    karma atak... en kötüsü. depresyonun elleri ensenizde maninin gözleriyse sizi süzüyor. bu ikilinin kavgasının arasında kalmak..insanı en çok yıpratan bu oluyor. zaten intiharların çoğu karma dönemde gerçekleşiyor.

    gizdökümcü olarak bilinen şiir türünün tüm yazarları neredeyse bipolardır. ben de gizdökümcü türde şiirler yazıyorum karma dönemde. sanırım tür olarak genelde de pek anlaşılamayandır bu. ama metaforlar ne acılar ne aşağılamalar barındırır. aslında tüm oklar kendinedir insanın.

    ve depresyon. saatlerce uyku. sonra saatlerce uyku. verilen ilaçlarla daha da fazla uyku. "ben neden burdayım? benim bu dünyada ne işim var? ben buraya ait değilim."

    daha fazla uzatmayayım arkadaşlar çünkü gerçekten bunları şuan yazmak bile beni kötü yaptı.

    umarım bir parça hastalığımı anlatabilmiş benim gibiler varsa onlara konunun ciddiyetini anlatabilmişimdir.

    9 temmuz 2018 10:32

    11. genetik yatkınlığın etkisinin önemli olduğu, organik kökenli hastalık.

    Bu nedenle hastalar profesyonel yardımdan kesinlikle kaçınmamalı, psikiyatristinin uygun gördüğü tedaviyi devam ettirmelidir. İlaç kullanım süreci zorlu bir süreç, bu süreçte yine doktorunuzun yönlendirmesiyle psikoterapi alabilirsiniz.

    Ayrıca bu hastalık Shameless dizisinde doğru bir şekilde işlenmiştir.

    16 mayıs 2017 14:28

    10. Bendede olan ve 15 yasimda erken tehsis koyulan bazen sacma sapan hareketlerimin bulunmasina neden olan tedavisini bir turlu bulamadigim hastaligim,bu donemlerde yasadigim kotu seyler aklima gelir ve bu yasadiklarimin butun hayatimi saracagi, her yerde karsima cikacagi hissi gelir ki şuan böyle hissediyorum.

    16 mayıs 2017 11:29

    9. sözlükte tam da bu aralar hortlaması tesadüf değildir. (bkz: ani mevsim geçişi)

    16 mayıs 2017 11:11

    8. bir hafta önce olduğum muayene ile bana teşhisi konulmuş olan hastalık. vücudu mahveder. Manik olmak iyi gibi anlaşılır ama kişi o dönemde de kendine zarar vermeye meyillidir.

    kendimden bahsedecek olursam.

    manik dönemde çok az uyurum(günde ortalama 2 saat kadar) çok konuşurum. aşırı sosyalleşirim kontrolsüz para harcarım çok çalışır hiç dinlenmem ağır saatlerce spor yaparım içimden çıkıp hep koşmak gelir sinirli olur çabuk patlarım yaratıcılığım artar gece oturup makale hikaye vs yazarım.

    depresif dönemde ise çok uyurum (ort 10 saat) neredeyse hiç yemek yemem, çevremle iletişimi koparırım. odam darmandağınık olur saçlarımı yıkamaya halim olmaz pek konuşmam.

    daha önce bir kere intihar teşebbüsüm defalarca ise kafamda kendimi öldürmenin hayalini kurdum. bu geçişler çok sert olur. vücut çok zorlanır. mesela bu yeme içmenin de dengesiz olması yüzünden 7-8 kiloya varan değişimler sürekli olduğu için vücudumda çatlaklar var. lisedeyken de daha önce de bu biliniyordu ben aylarca ders çalışmayıp sürekli uyurdum sonra bir içimden istek yükselirdi o arada günde iki test kitabı falan çözerdim insanlar şok olurdu.sonra yine uyuma sonra yine yükselme.

    Ben eskiden bende bu rahatsızlığın olduğunu bilmiyordum sadece ruh halim dengesiz diye biliyordum. depresif dönemlerimi kötü diye düşünüp iki defa depresyon teşhisi ile tedavi oldum ama manik hallerimde ben mükemmelim her şeyi yaparım modunda dolaştığım için bunun aslında bir problem olduğunu fark edemedim.

    liseden bir arkadaşım üniversitede konuşurken (kendisi tıp okuyordu o sırada) ya sende bipolar yok muydu dedi. ben o ne ki deyince anlattı belirtilerini nasıl bir hastalık olduğunu ben dedim galiba bende var. internetten baktım hani kendini anlat desen bu hastalık belirtileriyle anlatabilirim. o derece uyuyor ben şok oldum. testler yaptım farklı farklı hepsinde yüksek oranlarda sizde bipolar olma ihtimali çok yüksek bir uzmana görünün sonucu çıktı.

    ama ben daha önce tedavi olurken intihar teşebbüsünde bulunduğum için ilaçlardan o kadar korkuyordum bir türlü cesaret alıp doktora gidemedim. kendime sürekli şimdi uyumalısın şimdi kalkmalısın gibi telkinlerde bulunup yaşamımı her gün savaş içinde sürdürdüm.

    geçenlerde artık bu halden perişan olduğum için doktora gittim. Bana bipolar teşhisi kondu. ağır depresif tarafta olduğum için paxera ve dengeleyici olarak rexapin verdi. bana paxera seni manik tarafa fırlatabilir dikkat et manik olursan paxerayı direkt bırak buraya gel dedi.

    ilaçları kullanmaya başladım. yan etkileri çok sert vurdu beni gözlerimde odaklanmada problemler baş dönmesi baş ağrısı dalgınlık mide bulantısı sorunları yaşadım. ara ara içimde yükselmeler oldu ama moralim yaşadığım bir takım olaylardan dolayı çok bozuktu geri düştü o yükselmeler.

    ama dün sabah ben geliyorum demişti zaten ve geldi. işleri hızlıca hallettim dışarı çıktım kafeye gittim grupça takılan arkadaşlara tanışabilir miyiz diye tanıştım 2 saat konuştuk ben zıplaya zıplaya ofise döndüm hala daha zıplayasım var ama görmeniz lazım. sonra bana bir şeyler oldu bir anda başım dönmeye başladı. izin alıp doktora gittim.

    acile gittiğim için başka bir doktor vardı baştan ona da anlattım bana paxerayı bırak rexapine devam et üç gün sonra tekrar gel eğer bu manikliğin devam ederse dedi. dün akşam sadece rexapini içtim. bugün sabah uyanmakta güçlük çektim zorla işe geldim. baş ağrısı devam ediyor.

    dişlerimi fark etmeden sıkıyorum ama ben mükemmelim modu üzerimde bu uzun girdiyi yazmamdan da anlaşılıyor galiba. dışarı çıkıp koşasım var. sürekli konuşasım var. üç gün sonra tekrar gel demesi lityuma başlanılacağından dolayıydı. ama lityum oldukça ağır bir ilaç ve ben kullanmak istemiyorum açıkçası.

    sorunlarım çözülsün istiyorum ama bu ilaçların yan etkileri beni bıktırdı.

    dün ilaçları bırakmayı düşündüm bugünde düşünüyorum. ama bir profesyonelle konuşmam lazım.

    ömür boyu peşimde olan bu hastalıktan nasıl iyileşirim bilmiyorum.

    geçmişteki tecrübelerime dayanarak en iyi gelen şeyin kendimi düzenli yaşamaya zorlamak ve spor yapmak olduğunu fark ettim. bunları da doktorla konuşacağım.

    bu popüler olan veya cool olan bir şey değil insanı bu dengesizliklerle yoran yıpratan ve çevresindekilerden uzaklaştıran uzun ilişkiler sürdürmesine engel olan bir bozukluk. yardım alın diyeceğim de kendim bu korkuları taşırken başkasına böyle bir şey demenin iki yüzlülük olduğunu düşünüyorum. bu hastalığa sahip herkese sabır diliyorum bol bol ihtiyaçları var çünkü.

    16 mayıs 2017 10:48

    7. i hate being bipolar it's awesome!

    15 mayıs 2017 17:57

    6. manik dönemin ve depresif dönemin belirtileri aslında her insanda dönem dönem gözlemlenir arkadaşlar. o yüzden ben de bipolar mıyım? sorurusunu soran insanlara çok rastladım. ama gerçekten manik dönemi yaşıyor olsanız bu saydığınız değişiklikleri sadece sizler değil çevrenizdekiler de farkediyor olurdu. ve bu değişikikler hayatınızı ciddi anlamda zorlaştırırdı. manik dönemde uyumama, çok konuşma, bol hareket var evet ama bunların ultrası var. öyle ki bi anormallik olduğunu çevreden anlaşılabilecek düzeyde. ve aksine hasta bu dönemde iyi olmadığını anlamıyor. herşeyin çok yolunda gittiğini düşünüyor hatta.

    size tavsiyem eğer ki böyle bir şüpheniz var -tam anlamıyla manik yaşadığınızı sanmam ama- belki buna meyilli olabilirsiniz ve travmatik ya da zor geçen bi dönemde tetiklenebilir ve gerçekten başlayabilir ihtimaline karşı kendinize, yaşamınıza dikkat edin. uykularınıza, beslenmenize dikkat edin. kendinize sağlıklı bir yaşama biçimi seçin. mümkünse alkolu azaltın hatta çıkarın hayatınızdan.

    10 aralık 2015 12:33

    5. ayrıca aklıma gelen isimlerden slyvia plath, kurt cobain, brithney spears, maryln monroe, robin williams (hayatları berbat olan ya da felaketle bitenleri saymaya çalışıyorum ama aklıma gelmiyo şuan) hepsi bipolar hastası. yine 1990larda boğaz köpüsünden atlayan bi sanatçımız var o da bipolardı. zaten ne zaman çok ünlü bi sanatçının sebepsiz yere evinde ölü bulunduğunu ya da intihara teşebbüs ettiğini duysam hemen açıp biyografisine göz gezdiriyorum kesin bipolar çıkıyorlar. izlediğimiz filmlerde dizilerde de bu rahatsızlığın hep kötü yanları işleniyo. çok kötü etkiliyo bu beni. eminim birçok bipolar hastasını da aynı şekilde demotive ediyordur. birçok dizi ya da filmde denk geldim ama aklıma shamelessta bi de 90210 dizisindeki geliyo şuan. hep yıkımlar anlatılıyor. öyle ki dizilerde ya da filmlerde de kişi semptomları gösterdiğinde o karakterin bipolar olduğunu anlayabiliyorum ve arkasından illa ki trajik olaylar yaşanıyor. bu benim gerçekten çok canımı sıkıyo. kendime acıyorum, kendimden korkuyorum. şuana kadar sadece (gbkz: silver linings playbook) filminde bu rahatsızlığı çok daha umut verici şekilde işlemişler. zaten o filmin de yönetmenin oğlu bipolarmış ve aslında bu filmi de oğluna ilham olması için çekmiş. ve tabi ki diğer birçok bipolar hastasına da ilham oldu. bize biraz daha bu tip filmler gerek diye düşünüyorum. kendimi jim carey nin ya da tim burton ın ya da mozart ın, ısaac newtonun ve nicesinin bipolar hastası olmasıyla avutamam. biraz daha bizden biri gibi olanların hikayesi gerek diye düşünüyorum. çok hassas sinirlere sahibiz. bazı dönemler kolay etkilenebiliyoruz. biraz kendimize inanmamız için yardımcı olmalılar. hikayede ille bipolar hastası biri olması gerekecekse bu kadar yüzeysel ve sadece karanlık tarafı işlenmemeli diye düşünüyorum.

    9 ağustos 2015 10:45