yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (26)
    • medya (0)

    26. Her ne kadar boş bir kitap olsa da Ergenliğimde bana kitap okumayı sevdiren seri. Serra'nın arkadaşları, aşkları (arkadaşım Cüneyt'i ve oktay'ı ben özgür'ü severdim :D ) ailesi, üniversite hayatı, çocuğu hepsine şahit olduk. Serra Noyan seni unutursak kalbimiz kurusun....

    22 kasım 10:49

    25. bir cumartesi gecesi gripken ve malum evdeyken on kitabını da okuduğum bu seriyle ilgili artık yazmanın vakti geldi diye düşünüyorum.dile kolay tam on kitabını okumuşum.açıkça söylemeliyim ki dördüncü kitaptan sonrasına sırf meraktan devam ettim.bence dördüncü kitapta bitmeliydi bu noled seri.ama ipek ongun durur mu,montumu çok sormuşsunuz diye link bırakan infuleenzaalar gibi çok istediniz çok istediniz diye yazdı da yazdı.eveet gelelim benim serayla tanışmama; on iki yaşındaydım.sıcak bir yaz günü o zamanlar deli gibi kitap okuyan bana, annem bu serinin ilk kitabını alıp getirmişti.yazarın adını görünce önce bir gülten dayıoğlu samimiyeti almıştım ama alakası yokmuş tabi.ilk kitabı anne babası ayrı bir çocuk olduğumdan, ikinci kitap olan arkadaşlar arasında'yı o dönem ben de yeni bir okula alışmaya çalıştığımdan,üçüncü kitap olan kendi ayakları üstünde'yi serra'nın o yaşta küçük de olsa bir iş deneyimi yaşayıp para kazanması bana çok güzel geldiğinden,dördüncü kitap olan adım adım hayata'yı oktay'ın romantikliğini ve dilek'in büyük aşkını ayıla bayıla okumamdan dolayı sevdim.yani bir yere kadar kendimden bir şeyler buldum ama sonra büyüdükçe (şunu da belirtmeliyim serileri arka arkaya okumadım,araya hep başka kitaplar girdi.) 'bu serra da biraz şey sanki' diye düşünmeye başladım.evet,bu serra şeydi biraz.bencildi.sürekli kendini düşünürdü,her olayda kendine ya bir mağduriyet yaratırdı ya da etrafındakilere özellikle de canım sırmacığıma kızardı.serra uyuzuna yine döneceğim ama sırma benim en sevdiğim karakterlerin başındaydı.deli dolu,süslü,espirili,neşeli, mis gibi bir kızdı.serra salağı, sırf falcıya gitti ya da kendinden yaşça büyük birine aşık oldu diye demediğini bırakmamıştı sırmoşa.hatta ikisi de evliyken bir gece beraber kaldıklarında sırma, serra'nın pijamalarına bakıp 'pazen babaanne donu giy istersen bu ne böyle' anlamında laflar etmişti de,çok gülmüştüm ahsgddg canım sırmoş.umarım kızların ve yağuşuğlu kocan deniz'le çok mutlusundur,öpücükler.en sevdiğim karakterlerin ikincisiyse dilek'ti.bu dilek tam benim kafamda bir kızdı.o da en az sırma kadar deli dolu,eğlenceli,lafını sakınmayan biriydi.dilek'in en çok da aşkının peşinden gidişine,ulaş'ı kazanmak için çevirdiği komik oyuna,evleneceği zaman çirkef anası yüzünden işler bozulacakken ulaş'la basıp gidip venedikte evlenmelerine bayılmıştım.zaten bir yerden sonra hep dilek'i merak ettim kitaplarda,en çok sayfa ona ayrılsın istedim.dilekcim yeşil gözlü ulaş'ın ve kızlarınla erguvanların açtığı bahçende huzurlu kahkalar attığını tahmin edebiliyorum,sana buradan çook sevgiler.sırma ve dilek dışında çeşme tayfasından tümay ve zeynep'i çok severdim.serra'nın okul arkadaşlarından erkek tayfasını da severdim.nihayetinde eğlenceli ,kendi halinde tiplerdi.toprak kızı da severdim bak.tam bi stk gönüllüsü,hayvansever,kadın hakları savunucusuydu toprak.ayrıca o da gayet kafa kızdı.serra'nın arkadaşları içinden ev sevmediğim iki kişiyse melis ve esindi.melis aynı sera gibi bencil,esin serra gibi uyuzdu.evet şimdi serra'ya geri dönüyorum. bu serra hanım ki,lisede arkadaşları bunu bara götürüp kendi deyimiyle uzun saçlı tiplerle muhattap etti diye zırlayan,lise arkadaşlarını yıllar sonra bir araya topladığı bir organizasyonda aldığı kilolar yüzünden simten'i eleştirmeyi kendine hak gören,babasından gün yüzü görmemiş anneciği biriyle flörtleşiyor diye ona hayatı zindan eden,kocası özgür'ü kıskançlıklarıyla deli eden,vee romantik ve özgür ruh ama onu çook seven oktay'ı 'bir göz bekar evinde kalamam' 'oktay işi bırakacakmış beş parasız kalacak' gibi nedenlerle terkeden bir insandır. serra hanım, saraylarda büyüyen bir piremses olduğu için bir göz odada kalamaz tabi,ki bu ipek ongunun bir göz oda dediği de en az 1+1 evdir ben söyleyeyim.serra hanım, 'sen mutlu olduğun işi yap tabi ki ben buna saygı duyarım' demez de beş parasız,sokaklarda yatacaklarını düşünür.ha amaa kendisi bunu deseydi de oktay karşı çıksaydı,sayfalarca 'oktay benim tercihlerime saygı duymuyor' diye ağlardı.yürü git bee.ikiyüzlü,bencil.bak,yazdıkça aklıma geliyor.bu serra babasına da bir soğuk davranırdı,adam buna yaklaşmaya çalışırdı bu hep kendini haklı görürdü.anneannesini çok severdi ama babaannesinin yemeklerine filan bayıldığı halde 'amaan bu babaaennem de acık köylü gibi' demeyi ihmal etmezdi.sanki memlekette çok çalışan bir kendiymiş gibi uzuun uzuun yaptığı işleri anlatırdı.ayyh madem şikayetçisin çalışma serra.ki eminim özgür çok zengin olsa bu serra çalışmazdı ve sevgili ipek ongun ona da bir sürü neden bulur, sayfalarca açıklardı.ayy içim şişti.ne dolmuşum serraya.son bir şey daha söyleyeceğim : romantik,yakışıklı,tatlı oktay sevdiği işi yapmaya başlamış,sonra da kafa dengi birini bulup bir dağın tepesinde evlenmişti,oh olsun.bunu okuyan benim de serra'nın içten içe kıskandığını düşünüp içimin yağları erimişti.özgür hakkında pek bir şey yazamıyorum çünkü özgür'ü ne severim ne sevmem. tek diyebileceğim serra'ya hala katlanıyorsan allah sana ve kızın selin'e sabırlar versin krdş.

    edit büdüt : mesaj atan süslüler sağolsun.sera yazmışım hep,oysaki karakterin adı :serra.çok güldüm kendime.ama niye böyle yazdığımı şimdi buldum.daha ilk okuduğumda serra diye iki r ile söylemek zor geldiğinden ben hep sera derdim,yazıya da öyle geçirmişim dhddghh domates serası der gibi.sırf sözlük için düzelttim,yoksa serra'ya ya da sera'ya hala gıcığım dgdhhfj.

    21 kasım 23:25 22 kasım 01:28

    24. ergenliğini yaşayan her genç kızın okumuş olduğu, ipek ongun kitabıdır.

    kitabın ana karakteri, asla örnek alınmaması gereken “serra” isimli kızımızdır.

    serra, aşırı derecede ders çalışan, bizim "inek" diye tabir ettiğimiz biri. gece gündüz sürekli ders çalışır da çalışır. hatta üniversite’ye hazırlandığı sene işi o kadar abartır ki gece yarılarına kadar çalıştığı yetmezmiş gibi sabah dörtte falan kalkar, okula gidene kadar gene ders çalışır. bu yüzden onun bir insan değil de uzaylı olduğundan şüphelenmişimdir hep.

    peki bu kadar çalışmanın sonucunda ne olur? serra, bilkent üniversitesi turizm otelcilik bölümünü kazanır hem de burssuz olarak. sınav esnasında heyecandan bütün bildiklerini unuttu herhalde ya da optik kaydırma yaptı. yoksa 7/24 deli gibi çalışan biri, odtü’yü, ankara üniversitesi’ni falan kazanır değil mi. hadi bunları geçtim, kazandığı bölümü burslu okur.

    gelelim serra nasıl bir karaktere sahiptir sorusuna…

    serra alıngandır, kaprislidir, şımarıktır, egoisttir, kıskançtır, hatalarını kabul etmez, özür dilemeyi bilmez. ay yazarken içim şişti sözlük.

    sürekli "çok güzel bir arkadaş grubum var. beraberken her şeyi konuşuruz, kimse alınganlık yapmaz. çünkü çok samimi bir ortamdır bizimkisi" diye hava atar; ama ilk başta arkadaşlarının dediklerine kendisi alınır, bozulur. arkadaşlarından biri hakkında bir şey dediği zaman lafı değiştirmeye çalışır, sonra da günlüğüne saçma sapan çocuksu şeyler yazar.

    annesine bağırır, babaannesine bağırır, dedesine bağırır, babası onunla dans etmeye kalksa "saçmalama baba" deyip babasına bağırır.

    serra kızımız üniversite son sınıfa gelmiştir. tahminen 21 ya da 22 yaşındadır. ankara’da okuduğu için yazın istanbul’a, ailesinin yanına gelir. bir gün telefon çalar, serra açar telefonu. karşısındaki kişi annesinin görüştüğü bir beydir. normal bir insan evladı bu durumu olgunlukla ve anlayışla karşılar (serra'nın anne ve babası yıllar önce boşanmışlar); ama yok. serra ille de bir terslik yapacak. annesine bağırdı çağırdı, aylarca konuşmadı kadıncağızla bu yüzden. hatta annesinin mutsuzluğundan mutlu oldu ki kendisi de söyledi zaten "annemin mutsuzluğundan zevk alıyorum. oh olsun" diye. evet, bildiğiniz manyak aslında.

    yani, ipek ongun’un bize örnek olsun diye yazdığı karakter aslında ruh hastasıdır. ben bu kitabı kızım olursa eğer ona alacağım ve "kızım bak bu kitabı özellikle okumanı istiyorum. burada serra diye bir kız var. sen asla böyle biri olma" derim.

    Haaa bir de bu serra lisedeyken hafta sonları tayyör giyip arkadaşları ile otel lobisinde çay içerdi. Nasıl bir gençlik anlayışıydı o ya.

    sonra bu hanım kızımız evlendi. bu sefer de kıskançlık krizleri ile kocası özgür’ü delirtmeye başladı.

    kısacası çoğu yerinde sinir krizi geçirdiğim bir seri oldu benim için bir genç kızın gizli defteri.

    28 eylül 2018 17:22 28 eylül 2018 17:33


    23. Bu seri olmasa ben muhtemelen kitap okumayı bu kadar seviyor olmazdım. Tüm seri kitaplığımda duruyor, bir minnet borcum varmış gibi hissediyorum bu seriye resmen. 

    7 temmuz 2018 23:53

    22. Ergenlik döneminde keyifle okuduğum kitap serisi...

    7 temmuz 2018 22:37

    21. Ergenken en az 5 kez okuduğum seri. Hala içime dert olan şey şu, bu kitapta suphi diye bir karakter vardı, lise grubundan, "sulu" şakalar yapan. (gizlinot: Zaten grupta 3 erkek vardı )(gizlinot: diğerleri çapkın burak'la çekingen çocuk serhat'tı) bu çocuk bir anda kayboldu. Kaçıncı kitapta görüldü en son hatırlamıyorum, ama yok oldu çocuk, öldü bile demediler ya. Çeşme'deki uyduruk arkadaşlarının bile akıbetini öğrendik, suphi yok.dizi de değil ki sözleşmesi bitsin. Yazar resmen karakteri unuttu. Yıllardır merak ediyorum, hesabını ver ipek ongun, #suphinerede? (gizlinot: swh)

    7 temmuz 2018 21:40 7 temmuz 2018 21:48

    20. 13-14 yaşlarındayken ilk dört kitabını okuduğum seri. Ekşi sözlükte kötülendiğini görüp hayal kırıklığına uğramıştım çünkü o zamanlar beğenmiştim. Tabii ergenlik.

    7 temmuz 2018 20:42


    19. Oktay hala bekarsan görüşelim....

    7 temmuz 2018 18:23

    18. Ben de ortaokuldayken okumuştum, en son evlendi orada kaldım. Dahası var mı bunun süslüler?

    Çocukken olağan gelebiliyordu anlatılanlar ama şimdi bakınca garip gelen şeyler yok değil.

    Mesela Oktay bir türlü evlenme teklif etmiyor diye, Serra'nın dedesi olaya el koyup ya alırsın kızı ya da kış kış temalı bir konuşma yapıyordu. Çok utanç verici değil mi ya? Serra'nın yerinde olsam bu nişanı hayatta kabul etmezdim. Adam güdümlü çalışıyor resmen, dede iteledi diye evet evleneceğim demek nedir? Bu birinci olaydı. İkinci olay yine bu ikisi arasında dönüyor. Oktay bariz mutsuz, adam evlenmek istemiyordu. Bir de üstüne iş değişikliği istedi diye Serra kapının önüne koymuştu. Hani seviyordun kız bunu? bekleseydin az adamı, direkt terk ettin. Hemen evlenmiyorsak sen yoluna ben yoluma dedi resmen. :)

    Ama o zamanlar bana göre oldukça renkli geçen Serra'nın hayatını bayıla bayıla okurdum. Ben o zamanlar lise sınavlarına hazırlık için iki yıl evvelden kurslara falan gidiyordum. Nerede öyle çay partileri, güzel yaz tatilleri falan.

    7 temmuz 2018 17:24

    17. Ben bununla büyüdüm .

    Aramızda 20 yaş olan kuzenim ki kendisi şu an 12 yasında, elinde bu kitabı gördüm . "biliyor musun bir sürü kitabı var bu serinin" dedi heyecanla

    Ah be kızım bilmez miyim . Sen daha neye bulaştığını bilmiyorken biz dönüyorduk.

    Fan'ları hiç azalmıyor bu serinin. her yıl yenileri ekleniyor .

    7 temmuz 2018 15:02

    ilginizi çekebilecek benzer başlıklar