yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (22)
    • medya (0)

    22. Çok uzatmayacağım, birlikte olmaması gereken insanlarla aynı evde her an hırgür kavga dövüş içinde olmaktansa inanın çocuklarında tercih edeceği durumdur.

    Nitekim anneme babamı boşamasını defalarca kez söylemiş (6-7 yaş civarında) küçücük bir çocukken bile olgun olmaya itilmiş bir çocuk olarak net söylüyorum, hayatımın en mutlu günlerinden biri boşandıkları gündü!

    Anne babası birlikte olan çocuk sağlıklıdır diye birşey yok, sağlıklı bir ailede sevgi ortamında büyüyen çocuk sağlıklıdır hergün ailesinin boşanmasını ümit eden, kavga dövüş içinde büyüyen çocuk değil.

    Sözün özü, çocuğunuz için evliliğinizi süründürmeyin tam tersine çocuğunuz için boşanın hiçbir çocuk erken yaşta olgunlaşmayı, korkmayı, kavga içinde büyümeyi haketmez. Büyüyünce senin için katlandımlar yemez yani. Bilin!

    24 ocak 00:45

    21. Hep hayalim olmustur. Anneme o kadar eziyet eden bir babam varki. Su cografyadaki cocuklarin bile hayalleri kalp kirikligi...

    23 ocak 23:33

    20. Türkiye'de (afedersiniz ama) damgalı eşek muamelesi görmektir. Yaptığınız herşey, potansiyel suçlu olup olmamanız,aile kurabilme kapasitenizin olup olmaması ile yargılanırsınız. Sanki boşanmayan her aile pembe panjurlu evde yaşıyormuş gibi. Özel meselelerimi buraya normalde yazmam ancak. Son dönemlerde hep bununla ilgili birtakım yargılar görüyorum.Ben 15 yaşındayken boşandılar. Boşanmalarını öneren de bendim. Onlar boşandı yalnız ben boşanmadım. İkisiyle de görüşürüm. Hiçbir zaman her istediği yapılan, şımartılan çocuklardan olmadım. Yeri geldi babama annelik, anneme koruma görevi üstlendim. İkisini de idare etmeyi, bir ortam nasıl yumuşatılır, insan nasıl alttan alınır, sınır kavramı nedir, istemediğim yerde durmamayı, zararlı her tür davranışı az biraz önceden kestirmeyi öğrendim.

    İnsan dediğimiz gelişebilen, kendine bir şeyler katabilen bir varlık. Neyin, nasıl, yapılmayacağını öğreniyorsunuz. Boşanmış her ailenin çocuğu Ted bundy olmuyor yani. Yardım alırsınız, aynı hataları yapıp ayak izlerini takip etmezsiniz olur, biter. Siz yeter ki kendinizi görmeyi bilin. Eksiklerinizin üzerine gidin. Kimsenin ama hiç kimsenin boş, safsata yargılarına kulak asmayın. Sevgiliniz veya eşiniz her kimse sizi bunun için yargılıyorsa onsuz da yaşayabilirsiniz.

    23 ocak 22:23


    19. annem babam ve benim aynı karede olduğumuz tek bir fotoğrafın olmamasıdır.

    15 ekim 2017 22:48

    18. Cümleye maalesef bende yaşadım, yaşamaya devam ediyorum diyerek giriyorum. Annemler ayrılalı 13 yıl oldu. Benim kardeşimin ve abimin velayeti annemdeydi ve anneannemde yaşıyoduk ama ilk 5 yıl içinde babam sürekli gidip geliyodu. Hatta ben çocuk aklımla barıştılar sanıyodum ama öyle değilmiş. Ayrılık sebepleri çok özel olduğundan buraya yazmak istemiyorum ama annem çok kez çabalamış 5 yıl içinde ama bi yerden sonra kendi kişiliğine saygısızlık ettiğini düşünüp görüşmeyi kesmiş. Asıl ayrılık o zaman başladı bizim için. Babam bizlere karşı çok ilgili değildi, Hala değil. Neye karşı alerjimiz var, hastalıklarımız neler, en sevdiğimiz yemek, renk vs. Bu ayrıntıların hiçbirini bilmez. Yıllar boyunca evimiz bir yokuş ötede olmasına rağmen hafta sonları bizi alır 2 saat gezdirir gelirdi. Gezdirmek dediği, çay bahçesinden bozma bir restorana götürür kendisi oturur birasını çayını kahvesini içer bizi de mekanın parkına gönderirdi. Kaydırak kayar salıncak biner dönerdik. Birkaç yıl önce artık her akşam işten dönerken bizi arar gelin ben kapının önündeyim der, aşağı arabanın içine inerdik. Fırça yiyeceksek max. 45 dakika, genel de minimum 5 dakika arabada oturur "bugün naptın, nasılsın" diye sorardık babama. Para konusunda hiçbir zaman hakkını yiyemem, bize her allahın günü harçlık verirdi, kimi zaman 100 tl'ye mont alcam diye kredi kartını isteyip mağazada 250 tl'ye daha kalın mont bulunca al kızım senden değerli mi derdi. Ama bundan başka hiçbir yararı olmadı hiçbir zaman. Ara ara dert anlatırdım, hiçbir zaman objektif yaklaşmaz, o "sert, maço" baba tavrına bürünüp nasıl davranmamı isterse öyle çare söylerdi. Bi yerden sonra artık babama sadece ben dayanmaya başladım. Kız kardeşimde abimde arabaya inmemeye başladı. Çünkü ben kıyamıyodum her şeye rağmen. Sevgilisi oluyo du bize harcamadığı makyaj malzemesi parasını gidip sevgilisine harcıyodu. Bi de yüzsüzce çok pahalı değilmiş aldım bende derdi, ki benim istediğim şeylerdi genelde aldıkları. Bugüne kadar kız kardeşime bi oyuncak bebek bile almayan babam, bikaç yıl önce gürcistanlı(?) sevgilisinin kızına battal boy peluş ayı alıp, gürcistana(?) ziyarete gitti. Çok komik bi cümle zira yunanistana gitmek istesek bağırmaya başlar. Bu yazdıklarım çok ironik, ilk başta para konusunda hakkını yiyemem dedi ce şimdi seyahate izin vermez diyorum. İşte bu da babamın zaman içindeki değişimi maalesef. Hayatına henüz hiç kimse girmemişken hep bize para harcardı, sevgili bulduktan sonra satış koyan kanka gibi harcama yapmamaya başladı. Son olarak bugündür babam bana da hiçbi oyuncak ayı veya bebek almadı, ama derdini sıkıntısını hep ben dinledim, hala dinliyorum. Evini gidip ben temizliyorum, sevgilisine alıcağı hediyeyi bile ben seçiyorum. Bunun adı salaklık mıdır yoksa merhamet mi yoksa babaya karşı olumlu olup ondan ilgi ve şevkat beklemek midir hiç bilemiyorum ama içimde derin bi baba sevgisi boşluğu var. Demek ki babasız büyümek sadece onun vefat etmesiyle ilgili değilmiş, hayatta olan babalar bile çocukları için ölü olabiliyomuş.

    12 ekim 2016 04:43 12 ekim 2016 04:46

    17. Bakınız ben,2,5 yaşındayken anne ve babam boşanıyor hemde korkunç olaylarla birbirlerinden ölesiye nefret ediyolar 24 yasındayım bu yasıma kadar hep babamla yasadım ömrumun sonuna kadarda böyle yasamak isterim,annemle aynı evde yasayamıyorum hayat tarzlarımız cok cok farklı onuda suclayamam oda yıllarca tek yasamıs 30 yasında bosanmıs bır genc kadın olmus oda yalnız hayata alısmıs annemdır sonucta onuda ayrı sevıyorum ama babamın yerı bambaska ya 2,5 yasındakı bir kız bebege bakmak her erkeğin harcı degıl diye dusunuyorum mesela ben hic anne baba aynı evde nası yasar bılmem arkadaslarımın evınde garıpserım bu durumu malesef,annesizlik hissedilmedi mi nekadar babam hem anne hem babada olsa yinede bi anne şevkati baska bence en acı örnegi kendimde ilkokuldan eve dönuyorum eve anahtarla giriyorum saat öglen 3 falan babam aksam 8 isten dönuyor eve anahtarla girip bos bos tv izlemek okadar acı ki, çünkü bir gün okul cıkısında arkadasıma gitmistik yaş 9-10 falan annesi kapıda karşıladı bizi ev nasıl kurabiye kokuyo her okul dönusu kek kurabıye yaparmıs ona sütle yermiş arkadasım ha ben acmıydım evde tabıkı hayır buzluktan nugget ısıtır yerdım yada cornflakes ama o anne kurabıyesı baskadır emınımkı sıcacık karsılanmak evde hic anne corbası icmedigime ve anne kurabiyesi yememek okadar icimde kaldı ki kendi cocugumu okul dönusu hep evde kurabıye kokusuyla karsılıcam

    12 ekim 2016 01:22

    16. Erkek arkadaşımdır.

    Aslında etrafımda böyle pek çok arkadaşım var.bizim ülkemizde öyle medeni medeni boşanan insanlar pek az olduğundan ben ne yazık ki hep şanssız kesimden olanları tanıdım.ya annesi bırakmış gitmiş ya babası yada ikisi birden.burada birkaç tespit yapmak istiyorum izninizle:

    -bu insanlar ekseriya henüz ergenlik çağında bir yetişkinin gösteremeyeceği metanet ve olgunluğa erişmiş oluyorlar

    -çok daha merhametli ve sahipleniciler.biraz ilgiye aç olduklarından olabilir bu sahiplenicilik.ama bu sahiplenme "ya benim olacaksın ya kara toprağın" tarzı bir şey değil,zamanı geldiğinde sevdikleri insanların kendileri olmadan da mutlu olabileceğini bilen insanlar

    -evliliğe ve çocuğa sıcak bakmayanlar var elbet ama bu sanıldığı gibi ailelerinden gördükleri yüzünden değil kişisel tercih meselesi.ancak bunun dışındakiler çok daha iyi eş ve ebeveyn adaylarıdır,kesin bilgi yayalım.

    Ben küçükken bizimkiler de defalarca ayrılmanın eşiğine geldiler,bu ne aldatma ne sevginin/saygının bitmesinden kaynaklıydı.hep maddi ve ailevi sorunlardı ama ben bile ayrılın da siz de kurtulun biz (gizlinot: kardeşim ve ben ) de diyordum.bazen çok şiddetli kavga ederlerdi.onları ayakta tutan yine sevgileri oldu.birbirlerinden başka kimseleri yok zaten.şimdi düşünüyorum da bu kavgalar biraz etrafın gazlamasıyla oldu sanırım.buradan ilişkide yapılan hatalar temalı bir başlığa gidebilirim

    12 şubat 2016 10:12


    15. bu kişiler ekseriyetle farklı bir olgunluğa sahip oluyorlar, valla bak.

    boşanmamış anne-babaların çocukları, özellikle de çift uyumlu ve az buçuk mutluysa, aşka dair irrasyonel derecede olumlu fikirlere sahip oluyorlar. doğru kişiyle tanışınca ortam müzikale dönüşüp çevredeki tüm ahali dans etmeye başlayacak, popolardan ışık çıkacak, hayat bayram olacak gibi düşünüyorlar. dolaysıyıla böyle aşklı meşkli konularda yedikleri darbeler daha çok yıkıyor. mesela ben bunun tipik bir örneğiyim. böyle olmayacağını bu kadar başarısız flörtten sonra adım gibi biliyorum ama yine de olacakmış gibi davranıyorum zira (gbkz: mick jagger) dedemizin old habits die hard'da söylediği gibi (gizlinot: yok be bundan bahsetmiyor) (gizlinot: ama ediyor da olabilir siz bi dinleyin) erken yaşta edindiği düşünce kalıplarını öyle hemen değiştiremiyor insan. ya kolay kolay'ı bırak, yırtınsam öyle bir metanete erişemem çok net.

    fakat anne-baba erken yaşta boşanınca, dolayısıyla bu paradigma en yakınında iflas edince "ilişkiler aşklar evlilikler yürümeyebilir, sevgiler bitebilir, hiçbir olay tek boyutlu değildir, bunun ucunda ölüm yok, insanın yaşam boyunca yanında kalacak tek kişi kendisidir" bilincine çok erken bir yaşta ulaşmış oluyor insan. özenmiyorum diyemem.

    çok yakın bir arkadaşım var, ki bu sene 28'ine girecek, annesiyle babası geçtiğimiz ay ani bir şekilde boşanma kadarı aldılar. bu müthiş olgunluk onda peyda olacak mı göreceğiz, duruma üzülsek de dizinin yeni bölümlerini sabırsızlıkla bekliyoruz.

    9 şubat 2016 20:50

    14. "boşanamamış" aile çocuğu olmaktan olmaktan daha iyidir.

    kendimi bildim bileli anne ve babamın kavgalarıyla büyüdüm. şu konuda şanslıydım, babam asla ne bize ne anneme şiddet göstermedi. hakaret bile etmezdi, annem çıkarırdı hep kavgayı. o zamanlar annem suçlu sanardım ama 13 yaşımda işin iç yüzünü gördüm, babamın daha sakin olan taraf olmasının sebebi %100 suçlu olmasıymış. hiç sorunlu bi çocuk olmadım çünkü annem de babam da benimle çok ilgilenip çok sevdiler. özellikle babam bana kaşlarını bile çatmadı doğru düzgün. o yüzden babamdan bütün yaptıklarına rağmen nefret edemedim. ergenliğimin doruklarında hiç tanımadığım bi abim olduğunu öğrendiğimde bile. çok sinirlendim çok kızdım ama nefret edemedim. zamanla kavgalar şiddetlendi, babam son ana kadar hata yapmaya devam etti ve sonunda bu sene boşandılar. boşanmalarını en çok ben istedim. iyi ki boşanmışlar diyorum şimdi. yine de boşanırken en çok beni yıprattılar, keşke bu kadar uzatmasalardı da hayatımın en kritik döneminde travmalardan travmalara koşmasaydım (gizlinot: swh)

    9 şubat 2016 18:46

    13. Annesi babası sürekli kavga eden, ya da kavga etmese bile mutsuzlukları yüzlerinden okunan çocukların durumundan çok daha iyi durumda olmaktır. Bu ülkede insanlar sanıyor ki aile birliği yıkılmadığı sürece sorun yok. Yeter ki boşanma olmasın da her türlü şiddet, ihanet, her türlü pislik olsun o evlilikte, çocukların durumu düşünülmez ama boşanma olunca hemen mevcut çocuklar boşanmış anne babaya sahip oldukları için "sorunlu" yaftası yerler, işte bu denli sığ insanlarla dolu bir toplumuz maalesef! Sorunlu ailelerde büyüyen çocukların durumu içler acısı, annesi, babası tarafından ezilen ailelerde büyüyen çocukların durumu mesela, ileride sağlıklı beraberlikler kurabilme şansları ellerinden alınıyor o çocukların. Boşanmış anne babaların çocukları ise sadece o anne baba ayrıldıktan sonra hâlâ birbirleri ile uğraşıyorlarsa yara alıyor. Yani mesela anne babadan biri diğerinden tamamen geçmiş olmuyor, kafaya takıyor, uğraşıyor, çocuğu ona karşı kullanıyor/dolduruyor v.s. tabii bu durumda çocuk sağlıklı olamaz ama zaten o anne baba boşansa da boşanmasa da o çocuğun sağlıklı büyüme ihtimali yok. Medeni bir şekilde ayrılmış, çocuklarıyla ilgili her durumda görüşen, fikir alışverişi yapan, çocuklarıyla ilgili her durumda bir araya gelebilen, birbirlerinin hayatlarına karışmayan boşanmış bir anne babaya sahip olmak ise son derece sağlıklı bir durumdur, pedagoglardan da aynı şeyi duyabilirsiniz. Keşke bütün çocuklar birbirinin gözünün içine aşkla bakan, sevgi ve saygı dolu beraberlikleri olan anne babalarla büyüseler. Ama bu mümkün olmuyorsa çocuk için - tek - sağlıklı yol boşanmaktır. Yoksa siz o mutsuz evlilikte uçuruma sürüklenirken çocuğunuzu da beraberinizde o uçuruma sürüklersiniz. "Çocuğum için katlanıyorum" ise ayrılığa, tek başına düzen kurmaya cesareti olmayan insanların bahanesidir. Kendi zayıflıklarını ört bas etme çabasıyla fedakar(!) anne babayı oynamaktır. Çocuk anne babasının mutsuzluğunu derinden hisseder ve bundan olumsuz etkilenir, mutsuzluğunuzu çocuğunuzdan saklayamazsınız. Bu yüzden mutluluk oyunu oynayarak aslında bitmesi gereken bir evliliği sürdürmenizin çocuğunuza hiçbir yararı olmayacağı gibi zararı olacaktır. Boşanmış aile çocuğu olmak, edebiyle boşanmayı başarmış düzgün anne babalara sahip olunduğu sürece bir şanssızlık ya da dezavantaj değildir. Asıl şanssızlık aynı evde birbirlerine karşı sevgi ve saygı duymayarak yaşayan anne babanın yanında büyümek zorunda kalmaktır.

    9 şubat 2016 07:00