yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (1)
    • medya (0)

    1. orhan kemal'in 1960 yılında yayınlanan romanı.

    ayrıca 1966 yılında nejat saydam'ın beyaz perdeye uyarladığı, başrolleri türkan şoray'ın ve ekrem bora'nın paylaştığı siyah beyaz bir film. (gizlinot: nejat saydam, 1972'de hanımın çiftliği romanını da beyaz perdeye uyarlamıştı ve başrolleri türkan şoray'la kartal tibet paylaşmıştı.) film çekildiğinde orhan kemal hayattaymış, filmi izledi mi, ne düşündü acaba diye merak ettim. romanda da böyle mi bilmiyorum ama film tam bir melodram. nazan ve mazhar gençken birbirlerine aşık olurlar ancak mazhar'ın annesi nazan'ı hiçbir zaman ailelerine yakıştıramaz, türlü oyunlarla ikiliyi ayırır, olaylar gelişir.

    ---spoiler---

    bol zaman atlamalı ve yer yer insanın sinirine dokunan bir film, ama tüm bu ataerkil yapının içinde ağzımı açık bırakan ve ansızın geldiği için tebessüm ettiren bir sahne var ki filmin tüm sahnelerine bedel. nesrin (çolpan ilhan) nazan'a sahip çıkar ve istanbul'da onu himayesine alır. bir gazinoda şarkıcılık yapan nesrin'in verem hastalığı nükseder ve şarkı söyleyemez. nazan, nesrin'e baskı yapan gazino patronunu ve onu gazinodan çıkarmaya yeltenen çalışanları ''yeter bugüne kadar sustuğum'' diyerek döver. yanlış okumadınız, tüm film boyunca kaderine razı gelen nazan, ona ve arkadaşına kötü davranan adamları cüneyt arkın hareketleriyle yere serer. buradan sonra bir kısım şarkı türküyle geçiyor, nazan tam güçlü bir kadın olacak derken bir yanlış anlaşılma yüzünden hapise düşüyor, alkolik oluyor ve şarkı söyleyerek geçimini sağlıyor. (gizlinot: kaynanaya ne oldu diye merak ederseniz, sevmediği el kızını yollamayı başarıyor ancak bir sonraki 'bar kızı' dediği gelini onu kaba tabirle postalıyor, bir başına vefat ediyor. karma kısacası... ama mazhar cezalandırılmamış, eceliyle ölüyor. annesine karşı çıkamadığı ve karısını ezdirip aldattığı için o da suçluydu ama neyse...) bir gece gazinoda bıçaklandıktan sonra izmir'e dönüyor, oğlunu buluyor ama evlilik arifesinde olan oğlunun hayatını mahvetmek istemiyor ve intihar ediyor. (gizlinot: yeşilçam'da gurur doz aşımı alınan bir şeydir, iyi karakterler sapına kadar iyidir ve ne yaşarlarsa yaşasınlar affedicidirler, onurludurlar. ütopya tabii ama insanın içi kıyılıyor.) oğlu annesini (filmin bel kemiğini oluşturan) yüzüğünden tanıyor ama artık her şey için çok geç oluyor. son sahne de çok üzücüydü gerçekten.

    ---spoiler---

    8 nisan 00:43 8 nisan 00:53