girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (156)
  • medya (5)

156. Bunu nereye yazsam bilemedim, buraya yazayım. Kanal d’de  büyük göç (exodus) filminde duyduğum en güzel evlilik yeminini gördüm.

‘Seni tanıdığım kadarıyla seviyorum,

Tanımadığım yönlerine de güveniyorum.’ 

Şu sözün karşılığı olan insanla yapıldığında güzel olduğuna inandığım müessese. 

31 temmuz 21:12

155. filmlerde dizilerde allayıp pulladıkları bir şey olsa da işin gerçek yüzünün öyle olmaması insanı üzüyor. şöyle bir şey de var tabi ki bekar insanların da kendi dertleri tasaları var ancak sırf başımda bir erkek olsun mantığıyla evlenmek bana bir şey katmayacak aksine benden birçok şey çalacak. o yüzden değer veren birini bulana kadar yalnızlığa devam.

24 temmuz 03:24

154. Özgürlüğümün kısıtlanmadığı bir aile ortamında bu yaşa kadar(27) gerek duymadığım ve ilişkilerim ciddiye binince kaçtığım kurumdur. Güzel yanları olsa da kadın için çok büyük yük olduğunu düşünüyorum. Sanırım bir süre sonra biyolojik saat geliyor ve "evlenmeliyim" diye düşünüyorsundur.

23 temmuz 13:19


153. Mutlu evliliği olanların hadi yine "evlen" baskısına empati ile yaklaşabilirim de hayatında kocasından değer görmemiş, aldatılma korkusundan, güvensizlikten neredeyse eşine takip için çip taktıracak, süper mutsuz evlilikleri olan insanların bu baskısını anlamıyorum ve komik buluyorum. hayır sen bir karadeliğin içine düştün diye illa biz de mi düşelim yani. 

23 temmuz 12:29

152. 33 yaşındaki ablamın üzerinde tüm çevrenin oluşturduğu baskının adı.

3 sene önce 130 kilo iken herkesin tombik,sevimli, esprili olarak tanımladığı ablam, şuan ameliyatla 65 kilo olunca, evlilik ne zaman sorularının mağduru oluyor.

Bir bayram günü, misafirliğe gittigimiz bir akraba evinde, kendisine yapılan baskılar sonucu gelen haklı bir dellenmeyle "eskiden bayramlarda favori diyetlerinizi önerirdiniz, şimdi de katalogdan seçer gibi önerdiğiniz koca adaylarından seçim yapmamı istiyorsunuz. Kilolu iken sevilmeyi,evlenmeyi layık görmediğiniz kadına şimdi de evde kaldı derler diye fellik fellik eş arıyorsunuz, istemez kalsın." Tiradi atarak tartismalara son noktayı koydu.

Annem "evlensin allah evlensin, ay bak herkesin çocuğu evli,mutlu, çocuklu." kafasinda iken babam da bir gün anneme dellenip

"ben damizlik yetistirmedim,ben insan büyüttüm. sırf adı evli barklı kadın olsun diye ağız tadıyla oturup sohbet edemeyecekleri,dost olamayacakları adamlarla omur heba etmelerine göz yummam. Sen lise aşkın diye benimle evlendin kafan rahat oysa çocuklarını yaş geçer korkusuyla istemedikleri şeyin içine itmeye razısın, sırf etraf ay şunun kız da evlenmiş desin diye" dedi. Hepimiz şok.

Sonra döndü hepimize "evlenmeniz umrumda değil, ama oldu da evlendiniz eğer karşınızdaki adam benim annenize yaptığım saygisizliklarin onda birini yaparsa bu evin kapısını çalacaksınız. Getireceğiniz adamın dili,dini,ırkı,parası,unvanı umrumda değil. Bana merhametli,vatansever,namuslu,dürüst adam getirin, baba ben bu adamla bi oturdum mu 1 saat konuşabiliyorum diyeceğiniz birini getirin, bu yeter. Başka isteğim yok sizden, hayat sizin. Evlilik yok mu diye sorana da biz asifteyiz kimse bizi almiyo diyin cahil,densiz insanla uğraşmayın, gülün geçin ." (gizlinot: Annem burda tovbe tovbe ceker ahsh)

evlilik konusunda babamin fikirleri favorim. "Düğün istemezlerse canıma minnet, kimse de altın falan getirmesin istemiyorum, nikah kıysınlar evlerini istedikleri gibi döşesinler,bana da baba su kadar para eksigimiz var desinler vereyim."

Bizleri yoran çevreden de öte gelenekçi annem.

23 temmuz 12:08 23 temmuz 12:09

151. Sanırım başıma gelmeyecek hadise.

22 temmuz 12:01

150. İstiyorsanız eğer, yanlış erkeklerden önemle uzak durun. (Yanlış erkeğin tanımını yapamam, fakat bunlar sizin bile bile ladese tutuştuğunuz adamlardır kısaca.) aksi takdirde "evlilik", sizi felaket soğutacakları hatta ajandanızdan düşürecekleri kavramın adı olur.

Oğlunuz olursa tıpkı onun gibi olmasını istemeyeceğiniz hiçbir adamla evlenmeyin. Sadece çocuk yapmak için kimseyle evlenmeyin.

Evlilik ayrıca asla bir kurtuluş kapısı, özgürlüğün anahtarı filan değil. Bu gözle bakarsanız ancak cehenneme giden yol ve esaretin ağır bedelidir.

Dost, her şeyden önce dost olamayacağınız adamla asla gerçekleştirilmemesi gereken eylemdir.

İnanın yokluğu zarar yahut ziyan değildir, hatta yukarıdaki hususlar yerine gelmedikçe tam tersi geçerlidir.

Evlilik dertsiz başınıza dert değil, başınıza gelen büyük bir (bkz: Güzellik) olmalıdır. "İyi ki ben bu adamla evlenmişim" dedirtmelidir. Öteki türlü benim için geçerli hiçbir mana filan da içermeyen eylemdir.

22 temmuz 08:54


149. Ben mi fazla anlam yüklüyorum evliliğe bilmiyorum ama belli bir yaşı geçmiş insanların evliliğe dair fikirleri çok sığ ve iki yüzlüce geliyor bana.

Mutlaka vardır etrafınızda. Hele bir evlen gerisi hallolur. Aa Anlaşamıyor musunuz çocuk yapın. Ay boşanmayın çocuğa yazık... böyle sürer gider bu. Biri de çıkıp demez ki baştan olmuyorsa zorlama, Kafalar uyuşmuyorsa çok sevsen de evlenme, hayata bakış açınız ne ölç tart diye. Evlilik onlara göre gül bahçesi. Hem biz çok sıkıntı çektik şimdikiler paraya tapıyor derler hem de parası olanları yere göğe sığdıramazlar. Anlam veremiyorum.

Yukarıdaki süslünün de dediği gibi benim ailem farklı demeyin gerçekten çoğu aynı kafa yapısında. Ben biliyorum ki evlendiğim zaman annem de aynısı olacak. Şimdiden öff bir gidin de kurtulayım kafasında. Erkek kardeşimle depresyona girdik girecez. Bir gün gerektiğinde kaynananıza bakmazsanız hakkımı helal etmem diye kavga etti bizimle. Sebebi neydi ki????

Ben işsizken evlenmek istemiyordum. Ev kurma konusunda başkalarının tercihlerine karışmam ama tercih etmiyorum ben bütün yükü başkasına yüklemeyi. Annem de başkasına muhtaç olmayacağım diye mezun olduğumda havalara uçan bir insan. Son senelerde değişti bir şey oldu kadına. Teyzem Bir gün biriyle tanıştırmaya çalıştı beni. Ne okumuş ne mezunu dedim memleketten yeni geldi yerleşti okumamış evi arabası var kız arıyorlar(!) dedi. Ben de teyze ben de ilerde ev araba alabilirim allah nasip ederse karşımdaki insanın parası benim çok önemsediğim bir şey değil dedim. Ailesi çok iyi çok efendi biri önemli olan anlaşmak dedi. çok farklı insanlarız belli ki anlaşamıycam??? Dedim. Off çok düşünüyorsun dedi. Evleneyim ama düşünmeden. Tmm.

21 temmuz 14:16

148. ailelerin karışmasına izin verin ya da vermeyin, kötü gideceği varsa mutlaka ortaya bir neden çıkar. örneğin benim annemle babamın evliliğini ele alalım. bayramlar dışında babam anneanneme ya da annem babaanneme ziyarete çok nadir gitti. anneannem ya da babaannem bizim eve ömürleri boyunca hepi topu 5 kere anca girmişlerdir. yani anlayacağınız ailelerin hiçbir şeye müdahale etmediği bir evlilik söz konusu. fakat ilişkileri berbat bir halde, defalarca boşanmanın eşiğinden döndüler ama hiçbir zaman eskiden yapılan yanlış hareketler ve sarfedilen kırıcı sözler unutulmadığı için yaraları onaramadılar. eş seçiminin önemini vurgulamak için yazdım bunu. ailelerden kaynaklanan sorunlar da elbette zamanla bir evliliğin sonlanmasına neden olabilir ancak tek neden buymuş gibi davranılması canımı sıkıyor.

21 temmuz 03:53

147. Evlilik nedir? Felsefesi var mıdır? Neden evleniriz? Ve neden “onunla” evleniriz?

İdeal olanı aşkla başlayanıdır. Yüksek dopamin salgısı ile insanın ayağını yerden kesen bu güçlü duygu, birliktelik devam etmezse, bağımlısı olunan maddeden mahrum kalma vaziyetine dönüşeceği için, (çünkü dopamin) büyük bir ızdırap halini alır. Kaçınılmazdır. Tersi durum olduğunda da hayatları birleştirme, ortak hayal kurup geleceğe dair plan yapma durumu da evliliğe yol açar. Aslında anlattığım kadar nörolojik bir vaka değildir hatta sebepleri-sonuçları sıralanacak kadar bilimsel bile değildir. Evlilik dediğimiz “kurum” Tamamen sosyo kültürel bir olgudur. Toplumdan bağımsız düşünülemez. Bu sebeple geçmiş kuşaklardan geleceğe aktarılan gelenek ve göreneklerin hepsini birden, en çok iki gencin evlenmesi sırasında görürüz. Hayatımızda pek çok bölümden biri olsa da evlilik, kültür akışına en çok bu arenada rastlanır. En çok atadan-anadan öğrenilen adete, bu sırada maruz kalınır. Bu sebeple denir ki sadece iki kişi evlenmez, aileler de evlenir.

Evliliğe, bu kültür akışındaki yoğun sirayet maalesef zarar veriyor. En başından ailelerin bitmek tükenmek bilmeyen arzu ve istekleri gençleri bıktırıyor. ne kadar kaçınılsa da, konu yine senin annen-benim anneme geliyor. Çiftlerin arasında daha macera başlamadan bir stres doğuyor. Maalesef ki bu süreçte yaşanan ya da yaşanmayan her türlü hadise unutulmuyor. Geçen gün annem 30 yıl önce yenen bir yemekte babamın annesinin neden öyle imada bulunarak laf söylediğini sorguluyordu. 30 yıl yahu.

O yüzden çıkarılacak ders belki şu olabilir: ne istemediğin bir geleneğe katlanıp sırf “gönülleri olsun” diye ödün ver, ne de bir başkası negatif düşündü ya da dedi diye hayal ettiğin şeyi yaşamaktan geri dur.

Felsefesi vardır. Bu kadar insanın gönüllü olarak katıldığı bir kurum elbette enine boyuna düşünülüp, tartışılmalı ve ideali nasıl olur araştırılmalı. Birkaç düşünürün konu hakkındaki görüşleri şöyle:

"Mutsuz evliliklerin sebebi aşk eksikliği değil, dostluk eksikliğidir." Diyor Nietzsche.

"İnsan hep aşık olmalı ve hep aşık kalmalı. Bu yüzden hiç evlenmemeli.” Demiş Oscar Wilde da.

"Erkekler, hiç değişmeyecekleri umuduyla evlenir kadınlarla. Kadınlar ise değişecekleri umuduyla evlenir erkeklerle. Sonunda iki taraf için de sukut-u hayal kaçınılmazdır." Diyor Albert Einstein.

Beni en çok etkileyen einstein’nın yaklaşımı. Çünkü biz bu yanılgıya çok düşüyoruz. Evlenmeden önce hazırladığımız “değiştirilecekler listesi” yüzünden bir türlü huzuru bulamıyoruz. Türk kadınları olarak belki biraz fazla gözü kara davranıyoruz ve adamın hiç olmayacak yanlarını evlilikten önce görsek de enteresan bir şekilde inanıyoruz değişeceğine ve düzeleceğine. Hayalimiz gerçekleşmediğinde de gelsin mutsuzluk, gelsin ben nerede yanlış yaptım vaziyeti.

Neden evleniriz için de yine değişik düşünceler var, bir tanesini Montaigne şöyle ifade etmiş: "Evlilik kafese benzer. Dışarıdakiler içeri girmeye uğraşırken, içerideki kuşlar dışarı kaçmaya can atar." Evliliğin böyle merakla girilen, sonra kaçmak için çabalanan bir müessese olduğuna inanmıyorum. Daha doğrusu inanmak istemiyorum. İki medeni insanın aşk fişeği ile başlattıkları bu yolculuğu bir maceraya dönüştürmesi maharet. Çok anı, çok deneyim, monotonluktan sıyrılmış bir beraberlik ve ortak sevinç, hüzün ve hayal paylaşımı ile dünyanın en faydalı işbirliği haline gelir. Ben, birbirlerini tamamlayabilen ve besleyebilen insanların uzun süre mutlu beraberlikleri olacaklarına inanıyorum. Çocuk sahibi olmaktan bağımsız şekilde, bir ömür bıkmadan, usanmadan biri ile bir ömür geçirmenin sırrı bu bence.

Neden o, bence kendi içimizde cevaplandırmamız gereken en önemli soru. Ayrılıklar, boşanmalar hatta cinayetler de evliliklerin sonucunda insanın başına geliyor. Asgari beklentilerimiz: Sevebilmesi, bizim bağımsız birey alanımızı işgale kalkışmaması, saygı duyabilmesi, hayatın getirdiği zorluklarda desteğini esirgememesi ve bize karşı her daim iyi niyetle yaklaşması. Bir de ben insanların kendilerini gerçekleştirmek için bir evlilğe ya da çocuk sahibi olup annelik/babalık ünvanı almaya muhtaç olmalarından bahsetmek istiyorum. Evliliğe de anneliğe de kutsiyet atfedilmesini bu anlamda doğru bulmuyorum. İnsanın bu hayatta bir ideali, kendi hayali, bireysel hedefleri olmalı. Her şeyden önce insanız diyoruz. İşte insan olmayı, topluma ve insanlığa faydalı olmayı hedeflemek ve bunun için evlilik ve ebeveyn olma yolculuklarından evvel, kendi yolculuğumuza çıkmamız gerektiğini düşünüyorum. Hatta bunun evlilikte de, ebeveyn olmada da çok büyük katkısı olacaktır bence. Ancak bizde tam tersi olur genelde; evlilik iyi gitmiyorsa çocuk yapılır, partnerle iletişim zayıflamışsa çocuk sayısı arttırılır filan.

Aklımda değinmediğim pek çok parametre var, bunların başında cinsellik geliyor. Ancak yeterince uzun oldu girdi. Kimisi için bu hali bile bir eziyet hatta (gizlinot: swh) Evli değilim ancak 7 yıllık bir beraberliğim var, son bir yıldır birlikte yaşıyoruz. Yazdıklarım, bu ilişkideki deneyimlerime ama en çok gözlemlerime, dinlediklerime ve okuduklarıma dayalı; dolayısıyla söylediklerimin hiç birini ciddiye almayacak olanları anlayabilirim.

Evliliklerimizin kocaman bir toplumu ve o toplumun geleceğini inşa ettiğini düşünürsek, insanın başına gelen en muazzam şey iken, zaman geçtikçe kurtulmak için can attığımız bir kuruma dönüşmesi, çok boyutlu bir meseleyle karşı karşıya olduğumuzu kanıtlıyor bir bakıma. 

20 temmuz 15:20 20 temmuz 15:39