sorular içinde ara
yeni soru sor
son sorular
son cevaplar
kategoriler
  • süslü
  • moda alışveriş
  • kuaför & güzellik merkezi
  • sağlık
  • spor
  • gönül işleri
  • aile arkadaş ilişkileri
  • cinsellik
  • eğitim & kariyer
  • seyahat
  • pet
  • sanat
  • bürokrasi
  • diğer
girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (124)
  • medya (0)

124. buna fakirlik anısı denir mi çok emin olamadım ama. daha ziyade öğrencilik anısı ama bu da bi yerde aynı kapıya çıkıyor gibi. neyse anlatayım siz karar verin. bir erkek arkadaşım (arkadaşım) yere düşen şeyi tekrar alıp ağzına atabilmen için 3 saniye kuralından bahsetmişti. 3 saniyede tekrar aldın aldın. mikrop kapmıyormuş :)) yere düşen sucuk dahil buna.

edit: bi arkadaşım diyorum yahu ben yapmıyorum bunu :))

25 nisan 13:40 25 nisan 13:55

123. annemle babam ben 7 yaşındayken ayrıldı, biz annemle başka bir şehire taşındık ve babamı bir daha hiç görmedim, babam beni telefonla arama zahmetine bile girmedi. annem de bir bisküvi fabrikasında işçiydi. asgari ücretle ev geçindirmeye çalışıyordu. annemle babam ayrıldıkları halde resmi olarak hala boşanmamışlardı, bu yüzden babamdan nafaka da almıyordum. ev falan kira zaten. maddi olarak çok zor günlerdi. liseye gittiğim yıllarda dayımla beraber yaşıyorduk. evin bütün maddi yükü annemin üstündeydi. dayım doğru düzgün çalışmıyordu bile. mutfak masrafı bile dahil olmak üzere her şeyi annem karşıladığı için, kışın ısınma masrafını da dayım üstlenmişti. apartmanın merkezi sistem kaloriferi için kömür alınacaktı. fiyatı da annemin bir aylık maaşından daha fazla. annemin bir anda o parayı çıkarması imkansız. kış geldiğinde dayımın sözünü tutmaması üzerine, apartman yöneticisi her gün kapıya dayanıp kömür parası istemeye başlamıştı. tabi bu arada annemle dayım tartıştı, dayım evden ayrıldı. biz de ödeyemeyeceğimiz bir borçla kaldık ortada. annem maaş aldıkça 200-300 tl ayırıp taksit taksit ödemeye çalışıyoruz. ama bazen o kadar zor durumda kalıyorduk ki, ay sonu geldiğinde sokakta yürürken yerden bir lira bulsak da ekmek alsak dediğimiz günleri hatırlıyorum. apartman yöneticisi bizim bir kat altımızda oturuyordu. marketten yiyecek birşeyler aldığımızda onlara görünmeden yukarı çıkabilmek için elimden geleni yapıyordum. çünkü elimizde poşetle gördükleri zaman, bir yandan muhabbet ederken diğer yandan da gözleri poşette oluyordu. acaba borcumuzu ödemeyip, paramızı neye harcıyorduk, değil mi? o kadar utanıyordum ki onlar poşetimizi incelerken. poşette de sadece yaşamak için almak zorunda olduğumuz şeyler var. onları da en ucuzundan almışız zaten. aç kalmak, parasız kalmak yine bir şekilde idare edilebiliyor, ama borcunu ödeyememek gerçekten çok utanç verici. umarım bir daha kimse alışveriş poşetimin içinde neler olduğunu incelemez. umarım bir daha asla hiç kimseye borcum olmaz.

24 nisan 14:45 24 nisan 14:46

122. Her ailenin düşüp düşüp yeniden kalktığı oluyormuş demek ki girdilerden okuduğum kadarıyla. Benim ailemin de böyle çok kötü günlerden geçtiğini hatta üç ay çocuklarına et alamayınca annemle babamın alyanslarını sattıklarını ve o günü hiç unutmamak için hala babamın alyans takmadığını bilirim ama benim aklıma gelen hatıra öyle duygusal değil çünkü acı hatıraları sürekli hatırlamakla kendime acımak arasındaki çizgiyi yitiriyorum.

Herneyse bu zor günlerden sonra babam ford marka steyşın araba aldı ama araba diyemiyorum o kadar hurdaki mahalledeki herkesin arabamıza bir el atıp vurdurmuşluğu vardı. O zamanlarda altıncı sınıftayım, Neyse hiç alakam olmayan bir çocuk geldi yanıma adı Süleyman, dedi ki hunili senin baban sabahları 8’de mi işe gidiyor? Sen nerden biliyorsun be diye şaşırdım, Her gün o saatte evimizin önünden geçiyor arabanın motor sesine uyanıyoruz demişti gülerek (gizlinot: Random gülücük) ben de dayanamamıştım gülmüştüm. Hala anlattıkça babamla güleriz (gizlinot: Swh) sonra tabi kaç kere toparladık kaç kere düştük sayısını bile unuttum. En önemlisi sağlık ve beraber olmanın kıymetinin farkında olmak.

7 nisan 23:57

121. Son 20 yılım :( (gizlinot: 22 yaşındayımdır)

7 nisan 22:58

120. babam ticaretle uğraşıyordu, 2008 ekonomik krizi bizi epey derinden etkilemiş iflas etmiştik. aile işiydi, dedem ve amcam borçları bize bıraktı. (gizlinot: yüz küsür milyarın üstü) iflas etmeden önce durumumuz çok iyiydi, yokluk nedir hiç bilmemiştim. babam işsiz kalmıştı, ben ortaokula haftalık iki lirayla gidiyordum. bir gün dişim o kadar ağrımıştı ki, diş hastanesine gittik yürüyerek on km falan. arabamızı satmıştık çünkü. o kadar ağrım vardı ki, hala hatırlarım. sıra aldık bekliyoruz ama hastane nasıl kalabalık. o sıralar yeşil kart vardı, bilen bilir. sıra bana gelince diş hekiminin asistanı bizi içeri almadan kapının önünde birkaç soru sordu anneme. ne olduğunu anımsamıyorum. sonra kadın annemin elinden yeşil kartı aldı, havaya kaldırarak herkesin içinde "yeşil kartlı, yeşil kartlı bunlar! nasıl sıra veriyorsunuz?" diyerek sıra veren adama çıkıştı. o an orada bulunan herkes bize öyle bir baktı ki, utancımı hiç unutmam, unutamam. annem bir hışım kadının elinden kartı alıp elimden tutarak dışarı çıkardı beni. hastanenin bahçesine oturduk, sarılarak ağladık. ağrımı unutmuştum, annemi teselli ediyordum. annem, canım annem çok içlenmişti. çünkü önceden özel hastanelerde muayene olurken şimdi muayene olma hakkımız bile yoktu. o günü beni öldürseler unutmam. umarım bize bunu yaşatan kadın sen hiç böyle bir duruma düşmezsin.

allahıma binlerce kez şükür, şu an durumumuzu toparladık. hastanenin önünden her geçtiğimizde annem bu anı hatırlatır, hüzünle gülümseriz.

aslında anlatmayacaktım ama buradan çoğu insana ulaşabiliyoruz, sadece ufacık bir davranışın kimsede ne travma yaşatacağını bilmiyoruz. lütfen, dikkat edelim. insanların kalbi kırılmasın.

7 nisan 22:28

119. 6_7 yaşlarındayım, cebimde 50 kurus mu ne var bakkala gidip annemlere bir sey almak istiyorum onlara sürpriz yapıp sevindiricem falan. Bakkalın girişinde koca koca karpuzlar duruyor ve kilo fiyatları yazıyor 35kurus falan. Ben de tanesi o fiyata sanıp bir de en büyüğünden seçtim ne de olsa aynı para. Kasaya gittim 50 kurusumu da uzattım orada kilosunun 35kurus oldugunu tartıldıgında 6, 7 liraya geldiğini öğrenince bir düş kırıklığı yasamıstım. Hatırladıkça cok gülerim. Burada herkes cok acılı anılarını paylaşmış gözlerim dola dola okudum bu da belki burayı okuyanları gülümsetir. :)

Bonus : ilkokuldayım öğle arası ve beslenme saati. Herkes beslenme canta sını acıyor salamlı ekmekler mi Nutellalı ekmekler mi ne ararsan var. Ben bir actım beslenme cantamı yarım içi boş ekmek. Annem sabah uykulu halle boş ekmeği içine bir şey koydum sanıp benim beslenme çantama koymuş. Asla caktırmadım o ekmeği bir yiyişim var sanırsın arasında jambon salam kaşar var öyle bir yiyorum ki caktırmamak için . Ay hatırladıkça buna da cok gülüyorum. Annemle ne zaman hatırlasam annem aşırı üzülüyor nasıl böyle bir sey yaptım diye.

7 nisan 16:24 7 nisan 16:39

118. Oks sınavının olduğu zamanlardı . Çok iyi hatırlarım o senenin sınav sorularını gazetede verirlerdi sonraki gün. Alacak param olmadığı için alamamıştım. Okula ekmek su içip giderdim annem oturup ağlamıştı halime. Okula harçlık götürmek büyük lükstü kantindeki çikolatalara sadece uzaktan bakardım. Çocukken de makarnayı haşlayıp yerdik salçamız olmadığı için. Paramız yok diye ne kadar aşağılandık ben bilirim. Allah kimseye yaşatmasın.  

Edit: geçen seneki dururumu yazmayı unutmuşum. Gerçekten paramın olmadığı ağlaya ağlaya kahvaltı yaptığım günlerdi. Sırf yemek veriyolar diye 2 gün sevmediğim bi yerde çalışmıştım. Oda arkadaşım yemekhaneden kendi ekmek hakkını bana getiriyodu yemek yiyebileyim diye ey gidi hayat.

7 nisan 14:53 7 nisan 14:55

117. Annemle babam genç yaşta evlenmişler. Evlendiklerinde buzdolapları, çamaşır makineleri bile yokmuş. Annem elinde yıkıyormuş çamaşırları. Hatta hayatımda hiç hazır bez kullanmamışım annem normal bezlerle bağlıyormuş altımızı sonra onları yıkıyormuş tek tek. Annemin sütü de yokmuş pek. Zaten elde avuçta olmadığı için yiyecek bir şeyimiz de yokmuş. Annem diyor olanı da saklayamıyorum dolap yok çünkü. Yokluktan kadın bayat ekmekleri komşudan aldığı sütle ıslatıp ıslatıp bize yedirirmiş. Bir gün babamı sokağın başında kamyonda buzdolabıyla birlikte görmüş. Annem diyor ki hayatımın en mutlu günüydü ne kadar ağladım mutluluktan. bir buzdolabı insanı bu kadar mutlu eder miydi ediyormuş işte...

7 nisan 01:46

116. annem hasta olduğu için işten ayrılmıştı. dolayısıyla eve giren tek para yaşlı dedemin bakım parasıydı. ben de okuyordum. bursum vardı. yurtta kalıyordum. hiç unutmam. bir gün sınavlardan sonra eve geldim. 3 aydır uğramamıştım eve. dolabı açtım. dolapta bir tek ucuz bim peyniri, birkaç tane zeytin, 1 tane de salatalık vardı. o gün okulu bırakıp çalışmayı bile düşündüm. yurtta kaldığım için deterjana ihtiyacım vardı. anneme de söylemiyorum tabii. ertesi gün almanyadan akrabamız geldi. dolabı görünce içi parçalandı. annemi markete götürdü. eve bir şeyler aldı. bana da ''bir şeye ihtiyacın var mı kızım?'' diye sordu. ben mahçup oldum. yüzüne bakamadım. yok teşekkür ederim dedim ama anladı tabii. hadi söyle çekinme dedi. kısık bir sesle ''çamaşırları yıkamam lazım ama deterjanım yok'' dedim. en büyük boy deterjanı aldı. o gün annemin mahçup ifadesini, kafasını yerden kaldıramadığını gördüm. gururu kırılmıştı. ne zaman o yüz ifadesini hatırlasam gözlerim dolar. ben hem yurt ücretini ödeyip, hem anneme harçlık yollardım. 50 lirayla 1 ay idare etmeye çalışırdım. o yüzden hiç sosyal hayatım olmadı.

7 nisan 01:12 7 nisan 01:17

115. Şurada okuduklarım beni bazen o kadar sinirlendiriyor ki dişlerimi sikmaktan ağrısını hissediyorum daha sonra. Benim babamda maalesef başkalarına iyilikte kendi ailesini unuttuğu olur. Gerçekten kim olursa olsun karısının, kocasının ve çocuklarının önüne kimi koyuyorsa ondan bulsun inşallah. en büyük kazığı onlardan yesin geç olmadan.

1 mart 22:09