girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (7)
  • medya (0)

1. Bir kitap okudum hayatım değişti klişesinin gerçek olduğunu kanıtlayan kitapların yazarı. Üniversite 1. Sınıfta sabaha karşı suç ve ceza'nın son sayfasını okuyup kapattığım zaman, ne hissedeceğimi bilememiş, boş boş bakarak ve gözümü kırpmadan sabahı etmiştim. O gün bugündür raskolnikov'u düşünmeden geçirdiğim günlerin sayısı pek azdır. Çoğu yapıtını okumakla birlikte Karamazoff kardeşler'i henüz okumadım, bitince hissedeceğim boşluğu dolduracak bir kitap bulamam diye.

Dostoyevski iki yıl arayla önce annesini ardından babasını kaybeder ve sara hastalığının başlangıcı bu günlere dayanır. Askeri yüksek mühendislik okulu'nda yatılı okurken babasına yazdığı mektupta;

"Aziz ve iyi yürekli babacığım,

Oğlunuz sizden nakdi bir muavenette bulunmaklığınızı istemekle fazla bir şey talep etmiş olduğunu zannetmeyiniz. Benim de düşünebilecek bir başım, iş görebilecek kollarım vardır. Eğer yalnız başıma kalmış olsaydım sizden bir kapek bile istemeyecek, zaruret içinde yaşamayı tercih edecektim.

Fakat aziz peder, bu dakikada hatırlamanızı arzu ederim ki kelimenin bütün manası ile "köle" halinde yaşıyorum. İyi veya fena derecede olsun yaşamakta bulunduğum yerin sosyete hayatına uymaya mecburum. Halihazırda geçirilen hayat her talebeye en az 40 rubleye ihtiyaç gösteriyor, bu para içinde çay ve şeker almak gibi ufak tefek masraflar dahil değil. Halbuki ben sizden iki çift çizme satın alabilecek bir talepte bulunuyorum..." yazmış ve cevap dahi alamamıştır. Bunun üzerine kardeşi mihail'e yazdığı mektupta içinde bulunduğu durumdan, "yegane bir projem var... Delirmek." şeklinde bahsetmiştir. Alkolik babasının aynı yıl ölüm haberini almasının üzerineyse yaşarken ölmesini düşlediği için duyduğu vicdan azabının sara hastalığına yakalanmasında önemli bir etken olduğu söylenir. Sara hastalığının izlerini ve fakir geçen öğrencilik yansımalarını raskolnikov karakterinde görebilmekteyiz.

Okuldan mezun olunca istihkam müdürlüğü'nde çalışmaya başlayan dostoyevski yine kardeşine yazdığı bir mektupta:

"Cehennemi bir vaziyetteyim. Sana anlatayım. İstifamı vermek üzereyim. Çünkü... Çünkü sana yemin ile temin ederim ki artık hizmetime devam edemeyeceğim. Budalaca ihtiyaçları temin için en kıymetli zamanımı kaybettikçe hayat tahammülü müşkül bir hal alıyor." der ve istifasını verir. Borca gömülmüş bir halde biraz para kazanabilmek için ilk eseri olan insancıklar'ı 3 günde yazar ve dostları vasıtasıyla dönemin önemli eleştirmenlerinden belinsky'e ulaştırır. Esere hayran olan belinsky "yeni bir gogol doğuyor" der ve dostoyevski edebiyat dünyasına adım atar. Çok yaşa belinsky.

Eser için bir araya geldiklerinde belinsky dostoyevski'ye şahane bir insan olduğunu söyler ve gecenin sonunda konuklarını uğurlayan dostoyevski pencereden gidişlerini izlerken gözyaşlarını tutamaz ve "asıl siz olağanüstüsünüz, beni bir tanısanız o kadar sıradanım ki." diye ağlar. Daha sonra hayatının en mesut zamanları diye tanımlar eserinin beğenildiği o günleri.

Sosyalist bir örgüte katılmasının ardından idam cezasına çarptırılan dostoyveski, idam gömleğini giymiş son dakikalarını yaşadığını düşünürken çar tarafından affedilir ve sibirya'da kürek cezasına çarptırılır. Ne tesadüftür ki raskolnikov'un da yolu sibirya'da sürgüne düşecektir daha sonra.

Eserleri ortaokulda zorunlu olarak okutulmak için uygun değildir. Aksine bilincin tamamen açık olduğu yaşlarda tam konsantrasyonla okunmalıdır. Dostoyevski'yi bu şekilde hakkıyla okuyan insan mümkün değil iflah olmaz artık.

Raskoknikov'la tanışan hangi insan tıpkı onun gibi sıradan bir kişi olduğunu farkettiğinde onunla beraber yıkılmamıştır ya da kim suçlayabilir rodya'yı bitten farksız tefeci kadını öldürdü diye?

(gizlinot: Mektuplar hilmi kitabevinden çıkan 1941 basımı ve hilminin özel koleksiyonu imzalı budala kitabının yazarın hayatı kısmından alıntıdır.)

30 temmuz 2015 23:08

2. Akışta ismini görmenin çok mutlu ettiği, en sevdiğim yazardır.

Ne zamandır bu başlığı açmak istiyordum ama söylenecek o kadar çok şey var ki toparlayamıyordum. Sevgili (yazar: pink jedi) söylemek istediğim şeylerin bir kısmını söylemiş, bu güzel başlık için de ayrıca teşekkür ederim kendisine.

Ben sırayla suç ve ceza'yı, yeraltından notlar'ı, budala'yı, beyaz geceler'i ve karamazov kardeşler'i okudum.

Hangi gazete bilmiyorum, 10 yıl önce, ben 9 yaşındayken bir gazete her gün farklı bir dünya klasiğini veriyordu. Babam da bana her gün o siyah kapaklı, üçüncü sınıf kağıtlı kitapları getiriyordu. Çok ucuz bir yayınevinin gözleri kör eden bir baskısı, ama o yaşta dünya klasikleriyle, en çok da dostoyevski ile tanışmamı sağladıkları için paha biçilemezler. Hala kitaplığımın baş köşesindeler.

Suç ve ceza'yı iki kere, ikisinde de kalbim çarpa çarpa okudum. Raskolnikov kadar etkileyici bir karaktere de okuduğum başka bir kitapta rastlayamadım. Kibrini ve çaresizliğini unutamadım. Sanki ben de onunla samanpazarı'nda yürüdüm, ben de o merdivenleri çıktım, ben de tefeci kadını öldürdüm. kürek cezasını ben çekmedim ama, canım rodya'm çekti. Etkisinden kurtulmak zordur.

Karamazov kardeşler'i geçen yaz okudum. Kesinlikle ustalık dönemi eseri. Roman akışının içinde Tanrı'nın varlığı, hristiyanlık, savaşlar, toplum ve tabii ki insanı ilgilendiren her durum irdeleniyor. Üstelik bu sefer hepsi ince ince işlenmiş bir sürü karakter var. Özellikle mahkeme bölümü inanılmazdır. Bir hukuk öğrencisi olarak aldığım zevki tarif edemem. (Gizlinot: dostoyevski'nin babasının ölmesini istediği için onum ölümünden kendini sorumlu tutması bu kitapta da işlenir.) dünya edebiyatının en başarılı eserlerinden biri, öyle ki tolstoy evini terk ederken yanına sadece bu kitabı almıştır.

Eserlerinden okuyup da sevemediğim sadece budala'ydı. Sanırım bunun sebebi diğer kitaplarda yan yana oturmuşum kadar gerçek karakterler varken bu kitabın kahramanı prens mişkin'in saf iyiliğini gerçeküstü bulmamdı. Zor okudum, belki de ben derinliğini kavrayamadım.

Dostoyevski'nin kusursuz bir tekniği yok. Romanları gazetelerde her gün bölüm bölüm yayınlanırmış ve kelime başına para alırmış. Bu yüzden gereksiz yere uzattığı, kendini tekrarladığı kısımlar vardır romanlarında. Rahmetli kumar borçlarını nasıl ödesin başka? Ama onu dosyoyevski yapan kusursuz roman tekniği değil bence, yarattığı karakterler. Etkisinden yıllarca çıkılamayacak karakterleri herkes yaratamaz. Raskolnikov'u, ivan karamazov'u, smerdyakov'u, alyoşa'yı yaratan zekası hayranlık sebebidir. Bu karakterlerin psikolojilerini, bunalımlarını, çaresizliklerini gerçekten anlarsınız. Kitaplarında en sevdiğim kısımlar da karakterlerin derinine, en pis düşüncelerine indiği kısımdır.

Girdimi iki ismin kendisi hakkındaki sözleriyle bitirmek istiyorum.

"psikanaliz hakkında ne biliyorsam dostoyevski'den öğrendim." -sigmund freud

"Dostoyevski okudum, o gün bugündür huzurum yok." -cemal süreya

31 temmuz 2015 00:41 31 temmuz 2015 00:42

3. 11 kasım 1821 yılında doğmuş, döneminde değeri anlaşılmamış, maddi anlamda çok sıkıntılar çekmiş, 60 yaşında hayata gözlerini yummuş, kitaplarının hastası olduğum ve çoğunu okuduğum, ünlü rus edebiyatçı, yazar.

"sevmek;güzel birinde aşkı aramak değil, o kişide, beklemediğin bir zamanın beklenmedik bir anında, kendini bulmaktır."

doğum günün kutlu olsun.

11 kasım 2015 15:54


4. "Böylesine güzel bir gökyüzünün altında bu kadar kötü insan nasıl yaşayabiliyordu?"

20 mart 2016 00:51

5. Bu yazarın sadece bir kitabını okumak istiyorum derseniz bu 'Yeraltından Notlar' olmalı.

20 mart 2016 15:24

6. Rüyalarımda beraber kitap yazdığımızı görecek kadar çok sevdiğim yazar. İlk 13 yaşında Suç ve Ceza’yı okumamla tanıştım, bayılmıştım. Öyle ruhsal çözümlemeler yapar ki sayfaya öylece bakıp kalırsınız. Aynı yüzyılda yaşayıp mektuplaşabilmeyi çok isterdim.

Yeraltından Notlar’ın yeri her zaman ayrı.

25 ağustos 02:15

7. kitapları sadece insan ruhunun derin incelemeleri değil, aynı zamanda şiddetli, ironik, kaotik ve (bazen) son derece eğlenceli olabilmekte. Karakterlere yaşattığı ruhsal bunalımın aynısını okurken bana da yaşatabilen başka bir yazar yok.

Anlatımı bazen dağınık ve keskin dönüşlü olabilmekte.

Sadece bir romancı veya yazar demek çok basit bir kisve olur. Eğer okumaya başlarsanız insanları gözlem ve psikoanaliz yeteneğiniz bambaşka seviyeye gelecektir. 

Bence dostoyevski sevenler, tıpkı frpciler gibi ayrı bir klandır ve kendilerine ait bir dilleri vardır.

26 ağustos 01:06