yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (221)
    • medya (4)

    221. olmasa cildim ne halde olurmuş hayal bile edemiyorum. güneş kremi kullanmak benim için bi alışkanlık gibi 7 yıldır falan dışarı çıkmadan muhakkak yüzüme sürerim. ancak dün çok yüzeysel sürdügümü fark ettim. şakaklarımda kaşımın altında gözaltımda çiller varmış bunlar güneş kremi sürmedigim yerler. aynı şekilde yanaklarımda da var biraz ama onlar daha eski. kesinlikle sürerken koruyuculugundan emin olmakla beraber düzgünce sürmek önemli. sürdüm demekle olmuyormuş. sabah da ellerimdeki çilleri fark ettim artik disarı cıkmadan önce güneş kremine batıp çıkcam gidişata bakılırsa.. bi de benim ki sanırım biraz da genetik yatkınlık annemde de baya çil var.

    10 eylül 18:00

    220. soru-cevap aparatında evde bile güneş kremi sürenlerle ciddi dalga geçiliyordu ama türk dermatoloji derneği'Nin melasma hakkındaki hasta bilgilendirme broşüründe şöyle bir şey gördüm: "Melasması olan kişilerde güneş ışınları bu lekelerin koyulaşmasına neden olur. Bu nedenle güneşten korunma tedavinin temelidir. Güneş koruyucular hem UVA hem de UVB koruması içermelidir. UVA camdan da geçebilir. Bu yüzden dışarıya çıkılmasa bile güneş koruyucu düzenli bir şekilde tüm gün sürülmelidir. Ayrıca hiç bir koruyucunun tam bir koruma sağlamadığını da bilinmelidir. Bu nedenle güneşten kaçınmayı bir alışkanlık haline getirmeli, güneşten korumayı arttırmak için geniş kenarlı şapkalar, gözlükler ve şemsiye gibi ek önlemler de almalısınız."

    yani ciddi leke probleminiz varsa, yukarıdaki yazıya göre evde de kullanmalısınız. (link: http://turkdermatoloji.org.tr/media/hasta_bilgilendirme/melasma.pdf yazının tamamı için)

    24 ağustos 22:40 24 ağustos 22:41

    219. yazın kullanmak zorunda olduğum ama cildimi berbat yaptığı için bir türlü kullanamıyorum. en kalitelisinden en uygununa kadar her çeşit güneş kremini dedim fakat, hepsi cildimi yapış yapış yaptı ve bozdu. denize girmediğim sürece kullanmıyorum.

    20 ağustos 14:17

    218. güneş alerjisi olan biri olarak fazlaca güneş kremi deneyimledim. hem hassas hem alerjik bir tene sahip olunca bir üründen memnun kalmanız zorlaşıyor. bu durumda olanlar için iki ürün önerim olacak; Alba Botanica Soothing Sunscreen ve hamilton sensitive. ikisi de bana bugüne kadar en iyi gelen kremler oldu.

    19 ağustos 14:54

    217. her yz farklı markalarınkini kullandığım ürün

    19 ağustos 13:53

    216. yüzünüzde resmen açık renkte benler oluşmaya başlayınca sıkıyorsa kullanmayın demek istiyorum. artıyor da artıyor özellikle de elmacık kemiği hattında. Benim gibi normalde bile öğleden sonraya doğru disko topuna dönen yağlı bir cildiniz varsa zaten güneş kremi bulmak...

    Ama sonunda buldum ve her gün kesintisiz kullanıyorum. Avene'in yağlı ciltler için olan kremi. 50 güneş koruma faktörü içeriyor. güneş kremlerinin bıraktığı o beyazlık yok, ekstra yağlılık yok, üzerine rahat rahat makyaj yapabiliyorsunuz bir pütürlenme de yok. E daha da ne olsun ki? zaten 50 de oldukça koruyucu.

    Pompalı şişede olduğu için de çok aldım, az geldi derdi yok. 2 pompa tüm yüze fazlasıyla yetiyor. Birden gözünüze fazla gelmesin 2 pompa diyince, az az geliyor miktar.

    Fiyat olarak kampanyalarla 40-50 tl civarında alabiliyorsunuz ama oldukça uzun süre gidiyor. BEnce parasını da hak ediyor zaten.

    18 ağustos 19:34

    215. Yıllardır yves Roche’nin 50 faktörlük güneş kremini kullanıyorum. Hem ciltte kusma yapmıyor ve çok hafif hem de 8 saate kadar koruma sağlıyor. Ancak her almaya gittiğimde fiyatının arttığını görüyorum.  İlk aldığım zamanla şu an arasında iki katına yakın değişiklik oldu. 

    18 ağustos 19:33

    214. efenim işbu girdide uv ışınları, spf gibi şeyler nedir, ne değildir kendim açıklamaya çalıştım, that's it.

    bildiğiniz üzere güneş uv ışını yayıyor(yapma yav). şimdi biz bu ışınları dalga boylarına göre uva, uvb, uvc diye 3'e ayırıyoruz. bu ışınların hepsi </caps lock> kanserojen <caps lock>. ayrıca dalga boyuyla ışın şiddeti ters orantılı. ışın şiddeti bakımından uvc>uvb>uva. dalga boyu bakımından uva>uvb>uvc.

    yani uvc en zararlısı. peki biz niye hiçbir yerde uvc'yi duymuyoruz? çünkü en çok emileni de o (thank god), kayda değmeyecek bir miktarı ulaşıyor bize. bu yüzden dikkate almıyoruz.

    uva'dan başlayalım. yeryüzüne ulaşan ışınların yaklaşık bir %95 kadarı uva. cildinizin alt katmanlarına nüfuz edebiliyor. (gbkz: fotoyaşlanma)nın(gizlinot: photoaging) ana nedeni kendisi. mevsime/saate göre şiddeti değişmez. uva kanser konusunda uvb'den daha masum denebilir, uvb uva'dan daha kanserojen. ancak şunu da belirtmek lazım, literatürde uva ile ilgili çalışmalar uvb ile ilgili çalışmalardan çok daha az. birkaç yıldır araştırılıyor. hatta zararlarını yeni keşfettik denebilir. o yüzden bu bilgilere her an yenisi eklenebilir, öyle düşünün ve bu yüzden çok da hafife almayın derim ben.

    uva ikiye ayrılıyor: uva1, uva2. uva2 dalga boyu olarak uvb'ye daha yakın. ve uva ışınları arasında cildimizi etkileyip erken yaşlanmaya sebebiyet veren uv radyasyonunun yüzde 75'i uva1 ışını.

    güneşin yaşlandırdığına inanmıyorsanız (link: https://eksiup.com/p/ew81132xojv8 şöyle) bir örnek var. bu amcamızda tek yönlü fotoyaşlanma olmuş. yıllarca(gizlinot: 28 yıl) hep aynı güzergahta kamyon şoförlüğü yaptığından dolayı yüzünün bir tarafı devamlı güneş alırken diğer tarafı almamış. (link: https://eksiup.com/p/yx81136b62mq böyle) fark daha iyi anlaşılıyor sanki.

    uvb'ye gelelim. bunun da çoğunluğu emiliyor fakat bir kısmı ulaşıyor bize. %10 kadar olması lazım. az falan demeyin zararlı valla. bu da fotoyaşlanmada rol oynuyor. cilt kanseri yapıyor hatta. uva gibi cildinizin alt katmanlarına da inemiyor. biraz tuhaf geliyor bana da ama durum bu. ve ve ve; uvb ışınlarının yaklaşık yüzde 80'i kar, buz gibi yansıtıcı yüzeylerden yansıyor.

    uvb (çoğunlukla) bronzlaşmanıza/yanmanıza neden olan ışın. camdan ve bulutlardan geçemiyor. d vitamini sentezi için gün ışığı almanız lazım ya, heh işte onun için gerekli olan ışın bu. yüksek rakımda, gün ortasında, yazları etkileri daha da güçlü bu meretin. ayrıca bu güneş kremlerinin üzerinde gördüğümüz spf ibaresi uvb'den ne kadar korunduğunuzu belirtiyor, uva'dan değil. peki niye? çünkü spf geliştirildiğinde henüz diğer uv ışınlarının ne kadar zararlı olduğunu bilmiyorduk.

    şimdi spf(gizlinot: sun protection factor)'in açılımı güneş koruma faktörü. uvb'nin 1/x'ini geçiriyor. yani kabaca şöyle: spf 30 olsun. bu şu demek, siz bu 30 spf içeren kremi sürdüğünüz zaman, normalde 1 dakikada alacağınız uvb miktarını 30 dakikada almış oluyorsunuz. testi de böyle zaten. 10-15 kişi toplayıp kremli ve kremsiz ne kadar sürede yandıklarını karşılaştırıyorlar. peki niye kabaca dedim, çünkü her zaman böyle değil. ışınların enerjisi gün içinde değişkenlik gösterebiliyor.

    "e spf uvb'den koruyor, ben uva'dan ne kadar korunduğumu bilmek istiyorum." derseniz haklısınız. uva koruması için derece sistemi(gizlinot: ppd/pa) spf kadar yaygın değil ve spf gibi dünya çapında standart bir ölçeklendirme biçimi de yok. şimdi, ppd(gizlinot: persistent pigment darkening) ve pa(gizlinot: protection grade of uva) diye iki farklı derecelendirme ölçeği var. genellikle güney kore, japonya gibi asya kökenli markalar pa, avrupa kökenli markalar da ppd sistemini kullanıyor.

    ppd aynı spf gibi. korumasız 1 dakikada alacağınız uva miktarını ppd dakikada almış oluyorsunuz. peki pa nedir? onun ölçeğini de şöyle belirtelim, eksik kalmasın:

    pa+ = ppd 2-4

    pa++ = ppd 4-8

    pa+++ = ppd 8-16

    pa++++ = ppd 16+

    şöyle aklınızda kalsın: 2 üssü pa'nın yanındaki +(artı) sayısı = o kadar ppd.

    bir de broad spectrum denen şey var. bir güneş kreminin broad spectrum olması o kremin uva ışınlarına karşı koruma sağladığı anlamına geliyor. birçok broad spectrum güneş kremi sadece uva2'den korur, bu yüzden aldanmayın derim. ha sadece spf 50+ olmasından daha iyi elbette, o ayrı.

    peki fiziksel güneş kremi-kimyasal güneş kremi ayrımı nasıl?

    ona da gelelim. şimdi temelde iki tip güneş kremi var desem yanlış olmaz herhalde. fiziksel(inorganik, yani karbon bazlı olmayan), kimyasal(organik, yani karbon bazlı). fiziksel güneş kremi titanyum dioksit ya da çinko oksit içerir. kimyasal da geri kalan filtreleri diyelim. saçma sapan isimleri var bunların, öyle ayırt edebilirsiniz.

    iki sınıf arasındaki temel fark uva koruması aslında, evet. spf 50+ iki tür güneş kreminde de oldukça yaygın. ama kimyasal güneş kremleri daha yüksek uva koruması içeriyor. fiziksel bir güneş kreminin içerdiği en yüksek uva koruması ppd 20 iken, kimyasal güneş kreminde bu sayı 40'ı buluyor. kimyasal güneş kreminin içerdiği filtreye göre önerilen uygulama sıklığı değişiyor.

    fiziksel güneş kremlerinin yan etkisine daha az rastlanıyor. makyaj altına kullanmak daha zor, ciltte (kimyasal güneş kremlerine nazaran daha fazla) beyaz tabaka bırakıyorlar.

    kimyasal güneş kremleri kullananlarda yan etki daha sık görülüyor dedik falan ama, bu da kimyasalına ve ne kadar krem uygulandığına göre değişiyor. en sık görülen yan etki kimyasalların emilip idrara ve anne sütüne karışması(nasıl gerçekleştiğini bilmiyorum maalesef.). hormon bozukluğu da başka bir yan etki, ancak bu seyrek görülüyor ve nedeninin kimyasal güneş kremi olduğu kesin değil.

    iki tür güneş kremi de çevre açısından olumsuz sonuçlar doğurabilir. ama kimyasalların doğurması daha muhtemel gibi sanki.

    ve elbette, bu iki güneş kreminden herhangi birini kullanmak hiç güneş kremi kullanmamaktan katbekat daha iyi.

    spf, bir güneş kremindeki önceliklerden biri evet, ancak bundan ibaret olmadığını umarım anlatabilmişimdir. dediğim gibi, uva koruması yeterince önem görmüyor mesela. kremin içeriği de önemli. örneğin güneş kreminin içindeki belirli maddeler suda yaşayan canlılar için zararlı. veyahut belirli içerikler sağlık için iyi değil. bunlara öncelik verilebilir.

    kullanışlı olacağını düşündüğüm birkaç link:

    (link: http://www.skinacea.com/sunscreen/uv-filters-chart.html#.XVhZP-gzaM9 içeriğe göre uv filtresi tablosu)

    (link: https://labmuffin.com/my-sunscreen-mini-review-spreadsheet/ mini bir güneş kremi listesi; filtre, çeşit, spf ve uva koruması belirtilmiş. bir bakın derim)

    bir süslümüz üzerinde pa veya ppd ibaresi olmayan bir ürünün uva korumasını bulmakla ilgili güzel bir girdi yazmış, onun için sizi şuraya alalım: (no: 807863)

    efenim medyaya güneş kreminin nereye ne kadar sürülmesi gerektiğini gösteren bir görsel ekledim.

    bir tane de özetin özeti mahiyetinde bir grafik ekleyecektim ki eklenmedi, sanıyorum ki boyutu çok büyük olduğu için. onun da şöyle linkini bırakıyorum: (link: https://informationisbeautiful.net/visualizations/sunscreen-smokescreen-spf/ tık tık)

    bunun dışında güneş koruması için neler yapılabilir derseniz naçizane önerilerim bunlardır:

    -(tercihen beyaz renkte) kimono/uzun kollu ince bir gömlek.

    -spf koruması içeren bir dudak balsamı(gizlinot: namıdiğer lip balm),

    -mümkün olduğunca gölgede durmak.

    -saat 10:00-15:00 arası güneş altında kalmamak. "özellikle" 11:00-13:00 arası güneşten kaçının.

    -elbette uv korumalı güneş gözlüğü. mağazalardan değil optiklerden alın.

    -güneş kremi sürülürken parmak araları, ayaklar, ense, kulaklar, ve saç derisi(evet, saç!) genelde unutuluyor. dikkat edin. saç derisini nasıl koruyacağız peki?

    -geniş (ama cidden geniş) şapkalar takarak.

    -uv filtresi içeren bir saç spreyi, özellikle saç diplerine. yanınızda taşıyın, şapkayı çıkardıkça da bunu sıkarsınız işte.

    -bazen güneşten korunmak için şemsiyeyle gezen insanlar görüyorum ve özeniyorum. ben biraz çekiniyorum güneş için şemsiye kullanmaya(gizlinot: :(). ama çekinmiyorsanız bence kullansanız çok iyi olur.

    -arabanıza cam film ekletin. camdan zaten uvb'nin geçemediğini söylemiştik, uva filtresi olan bir tane ekletin. çoğunda var zaten.

    -güneş kreminizi de tıpkı makyajmış gibi cildinizden(gizlinot: vücudu da es geçmiyoruz dimi?) temizlemeyi unutmayın lütfen.

    edit: ayrıca (bkz: uvlens)

    meraklısına ileri okuma & kaynakça, buyursunlar:

    (link: https://www.colorescience.com/learn/what-is-pa kaynak 1)

    (link: https://labmuffin.com/chemical-vs-physical-sunscreens-the-science-with-video/ kaynak 2)

    (link: https://labmuffin.com/what-does-spf-mean-the-science-of-sunscreen/ kaynak 3)

    (link: https://www.reddit.com/r/SkincareAddiction/comments/9ehiyk/research_science_sunday_uv_uv_damage_uv_filters/ kaynak 4)

    (link: https://www.reddit.com/r/SkincareAddiction/wiki/sunscreen#wiki_guides_and_information kaynak 5)

    (link: https://theklog.co/spf-meaning/ kaynak 6)

    (link: https://twitter.com/cagrimbakirci/status/886108989095858176 kaynak 7)

    (link: https://vanityrex.com/2015/05/21/everything-you-should-know-about-sunscreen-pt-1/ kaynak 8)

    (link: https://www.vivawoman.net/2012/10/sunscreen-ingredients-that-protect-against-uvb-uva1-uva2/ kaynak 9)

    (link: https://yalansavar.org/2015/08/21/guneslenme-dosyasi-1-uv-isinlari-d-vitamini-ve-kanser/ kaynak 10)

    (link: https://yalansavar.org/2015/09/28/guneslenme-dosyasi-2-gunes-kremleri/ kaynak 11)

    ilgili medya:
    1
    18 ağustos 15:12 25 ağustos 14:52

    213. giderek güvenimi kaybeden ürün. bol miktarda ve gereken sıklıkta uyguladığımdan eminim. ek olarak doğrudan güneşe çıkacağım zaman şapka ve gözlük kullanıyorum daha ne olsun? fakat yaz aylarında lekelenmelerimin önüne geçemiyorum. dermokozmetikten tutun kore kozmetiğine, %100 mineral filtreliden kimyasal ya da hibrit ürünlere hepsini denedim. kızarmayı ve yanmayı bir nebze engellese de lekelenmeyi önlemiyorlar. içerikleri de tartışmalı, her geçen gün yeni bir iddia ortaya atılıyor içeriklerin etkinliği ve güvenilirliği konusunda. çok üzülüyorum.

    23 temmuz 23:14

    212. daha önce güneş kremlerinde kullanılan güneş filtreleri hakkında uzun bir yazı yazmıştım ama fiziksel filtreler hakkında hiç bahsetmemiştim. bu filtreler (titanium dioxide & zinc oxide) çokça övülüyor ve genelde hassas ciltli kişilere tavsiye ediliyor. ancak her güzel şeyin kötü bir yanı olabileceği gibi bu güneş filtreleri de insanı geishaya çevirebiliyor. :) bunu önlemek için bu filtreleri mikroskobik ölçülerde minik minik keserek nano hale getirip transparanlaştırıyorlar. ne kadar mantıklı görünüyor değil mi? yapılan bazı çalışmalar nano filtrelerin stratum corneumden (cildin en dış katmanı) daha fazla penetre etmediğini gösterse de, 2016’da yapılan başka bir çalışma nano titanium dioxide’ın dermise kadar penetre ettiği ortaya çıkmış... bunun yanı sıra toksikologlar titanium dioxide’ın solunum yoluyla vucüda alınmasını çok büyük bir risk olarak görmekteler, çünkü yüksek dozda solunum yapıldığında kanserojen olabilmekte. bu nedenle titanium dioxide içeren sprey ve pudralar kullanmamak daha mantıklı.

    peki fiziksel koruma içeren bir güneş kremini cildimize sürdüğümüzde ne oluyor? titanium dioxide ve zinc oxide güneş ile temas ettiğinde serbest radikaller oluşuyor. bu serbest radikaller ise özellikle antioksidan yönünden zayıf ciltlerde hücre ve dna yapısına zarar verebiliyor. bu sorun fiziksel filtrelerin normal ve nano versiyonlarının tamamında görülüyor. hassas cilde sahipseniz veya fiziksel korumayı tercih ediyorsanız en sağlıklısı zinc oxide ağırlıklı bir krem tercih etmek olacak. umarım yardımcı olabilmişimdir. :)

    23 haziran 22:03