sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (3)
    • medya (0)

    1. sana bir şeyler satarak ayakta kalabilir.

    bu yüzden önce sana bir şey satmak için, senin kendini güzel görmeni engellemeye çalışır.

    önce güzellik algını bozar.

    şişmansan zayıf olmanı, zayıfsan kıvrımlı ve etine dolgun olmanı, eğer böyle değilsen güzel görünmeyeceğini söyler.

    saçının rengini, saç biçimini, saçının uzunluğunu, göz rengini, memenin dolgunluğunu, burnunun şeklini...

    her noktanı eleştirir.

    önüne hedefler koyar. (gbkz: adriana lima)'dan (gbkz: kim kardashian)'a, (gbkz: angelina jolie)'den (gbkz: beyoncé)'e...

    birinin zayıflığı, diğerinin kalçası, öbürünün makyajı, berikinin giyim tarzıyla sarsar seni.

    "onlar gibi görünmüyorsam güzel değilim herhalde" dediğin an, oltadasındır.

    renk çıkarır yüzlerce. bir sene mint moda olur, öteki sene leylak.

    bir sene asi kadın olmak modadır, öteki sene cıvıl cıvıl renklerle çocuksu kadın satılır, bir sonrakinde de asil klasikler pazarlanır.

    erkeklere de acımasızdır; onlardan adonis ister, baklava ister. onlara makyaj malzemesi satarak para kazanamayacağı için farklı taktikler dener. kel kalacaklarını, yatakta başarısız olacaklarını fısıldayarak kabuslarına girer onların, sonsuza dek hiçbir kadının onları beğenmeyeceği ve bu yüzden kimsenin onlarla sevişmeyeceği gibi düşünceler salar beyinlerine. çoğu erkek reklamı güç ve seks temellidir bu yüzden. axe reklamlarında erkeklerin peşinden koşar kadınlar.

    ve iki cins "sende göbek var", "sen de kezbansın" diye birbirini aşağıladıkça aşk biter. ilişki biter. tam o sırada da hollywood'da da aşk filmleri vizyona girer.

    8 ocak 2014 18:05

    2. bir çeşit ösym, ama güzel seçme sınavına (gss) sokuyor bizi.

    kendini güzel hissediyorsun ya, birden karşına çıkıyor ve bu hissini alıp yere çalıyor. ergenliğe adım attığın andan ölene dek (gbkz: magazin dergileri) ile giriyor aklına ya da televizyonla. sonra bol bol kozmetik pazarlıyor sana. yeter ki nefret etmeye devam et bedeninden, kendinden asla memnun olma. böylelikle ulaşacak ruhuna, dolduracak kendi cebini paralarla.

    kafiyeyi severim ama biraz ara vereyim. (link: http://www.youtube.com/watch?v=asB1v_bLp5k bu videoda) beni feci rahatsız eden bir şey var. bir kurtçuk gibi kemiriyor beynimi. düşünsenize, ilk kızı gayet güzel buluyorduk, ta ki ikinci kız gelene kadar...

    peki sınav sonucu nasıl etkileyecek bu kızları? gss'den yüksek not almış uzun boylu, ince belli kızımız sınavı kazanıp daha iyi bir yere yerleşirken (victoria'nın meleği fakültesi?); diğer kızımız erkeklerin "övv kısa tombul kız, ölsün bu" yorumlarına maruz kalacak... mı?

    aslında tam tersi. magazin dergilerinin ve güzellik endüstrisinin hedef kitlesi kadınlardır, ancak erkekleri hedef kitlesi olarak seçen endüstri pornodur. erkekler her türde, her kiloda, her boyda, her saç renginde, her ten renginde kadını beğenebilirler. özellikle tahta gibi dümdüz olan kadınlardansa, kıvrımlı kadınları severler. kadınlarda tek bir şey ararlar, özgüven. kendi bedenini seven ve kendiyle barışık bir kadının elde edemeyeceği erkek nadirdir.

    ama bu iki kız tipinden soldaki bizim önümüze "nihai amaç" olarak konuluyor. vücut yapımız buna asla uygun olmasa dahi deniyoruz buna dönüşmeyi. aç kalıyor, spora gidiyor, kusuyor, ameliyat masasına yatıyoruz. beğenilme arzusu uğruna bedenimize işkence ediyoruz.

    güzel seçme sınavında (gss) sadece birinci olmamız gerektiği söyleniyor, en birinci biz olmalıyız. bizim bulunduğumuz ortamda bizden güzeli olmamalı. oysa güzellik yarış değil en başta. bir güvercinin kuğuya dönüşmek için çabaladığı görülmemiştir doğada, her kuş kendi güzelliğine sahiptir. ve erkekler için önemli değil tüm dünyanın kuğularla dolu olması, yumurtlayıp nesli ileriye taşısınlar yeter. erkekler sadece kuğulara aşık olsaydı, bunca çeşit kuşa gerek var mıydı dünyada?

    ama işte acı gerçek geliyor: sen/ben/biz erkekler için değil; birbirimiz için süsleniyoruz. o uzun boylu hatunun, yanındaki kızı kıskandırmaktan keyif alması gibi; birbirimizin kötü enerjisinden besleniyoruz. "benim fiziğimi kıskanıyor", "benim burnumun şekline bayılıyor", "gitmiş benim elbisemin aynısından almış." (gbkz: kıskançlık) yüreğimizi zehirlerken, bu kötü enerji ile güzellik sektörü denen canavarı güçlendiriyoruz. Bu canavar o duygu olmasaydı, yaşayamazdı.

    biz kadınlar, çoğumuz cidden fettan varlıklarız.

    23 ocak 2014 20:03

    3. gıda ve tekstilden sonra asla ölmeyeceğine inandığım sektördür.Kadın varoldukça yükselişi bitmeyecektir.

    26 ocak 2014 16:43