girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (23)
  • medya (0)

23. dün bakkaldan küçük pet şişe su almam, bakkala 1 tl uzatmam bakkalın bana ters ters bakması üzerine benimde su 1 lira değil miydi yaaa diye alık alık sormam ve adamın sert bir ses tonuyla “şimdilik” demesi. 

“Şimdilik” “şimdilik” 😱

Ez cümle winter is coming gençler 

15 eylül 18:19

22. Sanki tepki versek bir şey değişecek.. düşüncesidir.

15 eylül 00:45 15 eylül 00:46

21. Şimdiden Sitem ediyorlar bence kendi kendilerine. Pazara markete gidiyorum, çevreden kulağıma "bu da mı zamlanmış??" "Ne kadar pahalı oldu ya her şey!" "Ne kadar olmuş ne kadar?" Cümleleri geliyor.

Yine aynı şekilde ne zaman çevremde para muhabbeti geçse herkes pahalılıktan şikayetçi ama herkes. Ben istisnasız her gün kendimi bi para muhabbeti içinde buluyorum illa ki. Bu "küçük su ne ara 1 lira oldu"dan tut "ev sahibim kirama şu kadar zam yaptı şimdiden"e kadar geniş bir yelpazede seyrediyor.

Ha o sitem de ürünü aldıkları yere yapılıyor genelde :) halbuki adamın ne suçu var ama bizim toplumda jeton biraz geç düşüyor. Tepki de geriden gelecektir o yüzden.(gizlinot: İlk taşı günahsız olanınız atsın)

14 eylül 23:24


20.  henüz hayatı tam anlamıyla vurmadığı içindir.

2003 senesine dönecek olursak, ecevit'e fırlatılan yazar kasalar geliyor hemen akıllara aslında 2001 senesinde yaşanan.

bu zamlar hayatı 2019 senesinin sonuna doğru daha çok vurmaya başlayacak. ekonominin kötüleşmesi okulların kapalı olduğu bir zamana denk geldi örneğin.

okulların kapalı olması demek birçok sektörün, döner sermayenin geçici süre kapalı olması anlamına geliyor. şimdi daha çok para harcanacak her şeye.

bu giderlerin dengelenmesi için de zamlar daha çok artacak.

sorun türk lirasının dolar karşısında değer kaybetmesi değil. asıl problem, bizim ülkemizde tükettiğimiz gıda maddelerinin bile hammaddesinin dolarla alınıyor olması. mesela türk lirası değer kaybedince marketteki bisküviye zam geliyor. neden? buğday ithal çünkü, dolarla alınıyor.

dünyada yaygın olarak dolarla yapılır. motor yedek parçası üretiyorsunuz örneğin. x parçasını ülkenizde üretemediğiniz zaman çin'den getirtiyorsunuz. çin size bunu yuan ile ya da türk lirası ile satmıyor. dolar ile satıyor ve dolarla yapılan bütün işlemler "fed"in (amerikan merkez bankası) bilgisi dahilinde olmak zorundadır. yani amerika bugün kim nerden neyi kaç paraya alıyor hepsini biliyor çünkü dolar transferlerinde bankalar fed'e haber vermek zorunda. babaanneniz size dolarla para mı yolladı? abd'nin haberi olur bu durumdan.

aynı şekilde türk lirası <-> merkez bankası da böyle çalışır fakat türk lirası global bir para birimi değil, olamaz da.

merkez bankasının faiz artırımı kararı ile türkiye resesyona (ekonomik küçülme) gidiyor.

faiz arttırımı ne anlama geliyor?

bankalarda hiç gördünüz mü "vadeli mevduat hesabı" diye. hani şu faize koyup parayı yeme durumu. heh işte, özel bankalar da mb'yi takip eder bu alanda. faizlerini ona göre ayarlarlar çoğunlukla. yani sen bana türk lirası ver, benim elimde para olsun, ben de karşılığında sana şu kadar türk lirası vereyim.

sizin eğer 100bin tl paranız varsa, %15 faiz alıyorsunuzdur türkiyede. dolar için de geçerli.

isviçre'ye 100bin frank yatırın %1.25'den bile düşüktür faizler mesela. dolar için de geçerli bu da.

faiz artırınca dolar nasıl düşüyor?

yatırımcılar paralarını faize koyarak para kazanabiliyorlar. ancak bu tek başına yeterli değil ve faizler çok fazla artarsa enflasyona neden olacağı için haliyle ülkede zamlar gene kaçınılmaz olacaktır. paradan 6 tane sıfır atıldığında "enfalsyonu yendik" demek zaten mantığa, matematiğe aykırı. yansıma etkisi.

neyse konu vatandaşın tepki vermemesi çok fazla saptık.

şimdi bizim ekonomimiz diğer orta doğu ülkelerininki gibi değil. hareketlerimiz de öyle. bu kadar ekonomik yoklukta hala inşaata yatırım yapılırsa, hala "amerika'dan süt ürünleri alacağız" denirse, hala saraylar yaptırılırsa kendinizi yatırımcı yerine koyun.

1 milyar dolarınız var ve şöyle bir ülkeye yatırım yapmışsınız:

- ülkede parlementer sistem kaldırıldı, yönetim biçimi değişti.

- tüm yetkiler tek bir mercide. kuvvetler ayrılığı ilkesi yok.

- ülkede bir üretim yok. bütün ülke borç parayla dönüyor ve her sene bütçe açığı.

- mali gevşeme çok fazla. türk lirası değer kaybettikçe lüks harcamalar artıyor.

- ülkenin merkez bankasında 20-25 milyar dolar para kalmış, ülkenin başkanı hala yeni saray yaptırma peşinde.

- halk eğitimsiz.

- halk din fanatiği.

- batı ülkeleri, güçlü ekonomiler ile sürekli ters düşen politikalar ve söylemler.

- eğitim sistemi çok kötü. ülkede kaliteli mühendis, bilim insanı çıkmıyor.

- beyin göçü inanılmaz artmış.

- işsizlik yükseliyor.

- ülke hala "büyüme hedefim" var diyor. (büyüme hedefi = borç para)

kendinizi 1 milyar doları olan birisi olarak düşündüğünüzde, paranızı hala orada tutar mıydınız? yoksa paranızı çeker ve güney kore gibi teknolojiye yatırım yapan başka gelişmekte olan ülkelerden birisine mi yatırırdınız?

yatırımcıların parasını çekmesi demek, dolarlarını, eurolarını ülkeden çekmesi demek. ee dolar ve euro çekince ne oluyor? haliyle piyasada bulunamadıkları için, az oldukları için artan talebe fiyat artışıyla yanıt veriyorlar.

eğer sizin elinizde 100 tane bilezik varsa ve 100 tane müşteriniz varsa, 1.50₺'ye satıyorsunuz bu bilezikleri.

sizin elinizde 50 bilezik varsa, 3₺'ye satmaya başlayackasınız aynı kârı elde etmek için. bu da bileziğe ulaşabilecek 50 kişi olduğunu açıklıyor.

ek olarak, talebin azalması ve artması da geometrik olacaktır. ürün azaldıkça fiyatı da artacak, fazlalaştıkça düşecektir.

dolar, euro da aha temelde böyle ilerlemekte. yani türk lirası nasıl değer kaybediyor ya da kazanıyor biraz canlanmıştır eğer hiç bilmiyoranız bu işleri.

yani bu süreçler bu şekilde devam ettikçe, türk lirası değer kaybetmeye devam eder ve halk da bir süre sonra bu duruma ses çıkarmaya başlar.

kısa vadede bunun önüne geçmek artık imkansız. eğer türk lirasının değer kazanmasını istiyorsak:

- eğitim politikasını düzelteceğiz. (ilk tasarruf milli eğitim bakanlığından yapıldı. rezillik.)

- inşaata değil, sağlığa, tarıma, teknolojiye, hayvancılığa yatırım yapacağız.

- kanal istanbul gibi onmilyarlarca dolara mal olacak projelerden kaçınacağız.

- kemer sıkma politikası uygulayacağız, devlet harcamaları kısacak.

- doğru düzgün ekonomi politikaları uygulanacak. 

- batıyla bozulan ilişkiler tekrardan düzeltilecek.

not: ytd

14 eylül 22:58 14 eylül 23:06

19. yapılan yollar halka yetiyor herhalde bilemiyorum.

aslında tepki verilecek çok fazla şey var ama öyle devrim gibi kelimeler bizim lügatımızda sadece tarihi olaylardan ibaret bence.

devlet kendi başına bir güç olmak için değil halk için var olmalıdır ama bizim halkımız devlet için yaşıyor,devlet halk için değil.

14 eylül 21:40

18. bence hala ürünlerin ulaşılabilir konumda olmasından kaynaklı bir durum. ulaşılabilir konumda derken fiyat anlamında değil ihtiyaç olduğunda gidip o ürünü alabilecek, raflarda bulabilecek olmasından dolayı insanlar en fazla daha fazla para veririm alırım kafasında. çünkü; yıllardır bize empoze edilen şeylerden biri de önceden stoğa düşüyordu, kuyruklarda bekliyorduk veya ekmeği bile karneyle alıyorduk deniliyordu, her şey kısıtlıydı. psikolojik olarak insanlar hep o zamanlarla karşılaştırıyorlar ve şimdilik öyle bir durum olmamasından dolayı da çok fazla farkına varmıyorlar. insanlar kıtlık psikolojisindeydi ama şu an baktığınızda hala raflarda ithal olsada ürünler var. zaten halkın bir kısmı sorgulamayı çoktan bıraktığı ve hep ''dış mihrakları'' suçladığından sesini çıkarmıyor, uğraşmıyor

14 eylül 14:28

17. herkesin elinde bir kredi kartı artık mutlaka var, neredeyse her alınan şeyin de bolca seçeneği var insanlar daha rahat susuyor bu yüzden bence. gerçi her haksızlık da ses çıkarabilen bir millet de pek değiliz e normal o zaman bu sessizlik.

14 eylül 13:42


16. arkadaşlar, bizim kültür kodlarımızda isyan etmek yoktur; dolayısıyla etkin protesto deneyimi de yoktur. hükümeti devirmek; devrim gibi söz ve söz öbekleri bana eskiden beri komik hatta fazla pembe hayal gelir. bi kere toplumda devlet el üstünde, baş üstünde tutulur. her sözü demiri keser; baş edemezsiniz. şimdinin söylemidir; akp hükümetinin seçildiği döneme de bakarsak sandıkta had bildirilir. yürüyüşe katılsanız allahsız ateyizsinizdir. yeşil sermaye sırtını dine yaslar; eline dolar sayılsın ister. ne kadar sömürdüğünün bir önemi yoktur. sağcısı yeşil sermayecileri dizinin dibinden ayırmaz. solcusu yüz senelik köhne düşüncelerden burnunu çıkaramamıştır ve halk için yaşam pratiği üretemez; toplumdan kopuk yaşarlar. gündelik hayat başka, siyaset başkadır. orda çıkarlar konuşur. siyasetin nabzını en iyi ankara'da tutarsınız. eskinin işçinin hakkını söke söke alan sendikaları şimdilerde hükümet yancısıdır. bir greve katıldınız; vay halinize. işçisiniz; öldünüz; o kadarla kalırsınız. toplumumuz çoğunluk insanı bana dokunmayan yılan bin yaşasıncıdır. krizi fırsata çeviren leş yiyicisi çoktur. dürüstseniz enayi, yasal boşluklardan faydalandıysanız gerdeğe giren damat misali sırtınızı sıvazlayan çok olur; hatta gıpta bile edilir. hükümeti eleştirseniz vay halinizedir. hükümetin ya da devletin umrunda değilsinizdir; siz sırtından para kazanılacak, doğduğunuzda bile bilmem kaç bin dolar borçla hayata başlayan bir ülkenin kıymetsiz bireyisinizdir o kadar. hangi fraksiyon başa gelirse gelsin; yenilir, içilir, şaşaalı bir hayat sürülür. atasözlerimiz bile buna göredir: devletin malı deniz, yemeyen keriz (domuz). bu kafayla yüz sene de geçse, bin sene de geçse sizin çocuklarınız, torunlarınız, çocuklarınızın torunları... aynı şeyler fasit bir dairede, farklı davranış şekilleri ama aynı sonuçla yaşanmaya devam edecektir.

yaşım 43. şu kadar sene gördüklerimin, yaşadıklarımın özeti budur. son olarak toplumumuzu ifade eden en güzide atasözü : sken sevilir. <3

14 eylül 13:40

15. Her sokağa çıkanın üzerine dehşet, ailelerinin üzerine ataşlar salındığından olabilir mi? Şu başlığın altına yazacak(gizlinot: Hem kişisel, hem çeşitli haberlerden derlenmiş) çok şey bulurum da küçümen trolleri her yerde. Muhbir vatandaş devletine dönüştüğümüz için burada bile ağzımızı açmaya korkuyoruz. İddia ediyorum, buraya kesinlikle tek kelimesi yalan olmayan, içinde hiçbir abartı bulunmayan, tamamen yaşanmış ve ispatlanabilir şeyler yazarak kendimi uzum süre gözaltına aldırabilirm. Hem de eve servis biçimde:). Hal böyleyken vatandaşın sesi çıkmıyor demek abesle iştigaldir. Vatandaşın sesi kesildidir onun doğrusu.

13 eylül 23:29

14. ısınan suyun içinde yavaşça ve haşlanarak ölen kurbağa misali...

13 eylül 22:54