yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (73)
    • medya (2)

    73. Yazarı J. K. Rowling'e kendisini hayran bıraktıran kitap serisidir. Kurgunun güzelliği ve hayalgücünün genişliğini bir kenara alalım; klasik İngiliz ve Fransız Edebiyatı üzerine eğitim alan ve Latince de bilen Rowling tarafından ilmek ilmek işlenen ipuçları için bile okunabilecek seridir bence. Serinin zenginliği ve popülerliği akademisyenleri bile etkilemiş olacak ki siyaset bilimciler tarafından çıkarılmış "Harry Potter ve Uluslararası İlişkiler" adında bir kitap bile var.

    Özünde Harry Potter aslında Rowling'in de belirttiği üzere ölüm üstüne bir kitap. Rowling'in annesinin kaybını atlatmaya çalıştığı süreçte yazdığı ilk kitapta Harry aslında kendisinin bir nevi alter egosu. İkisi de annelerini kaybetmişler; doğumgünleri bile aynı (31 Temmuz). Bu durumda ölümün kaçınılmazlığını kabullenmek hikayenin belkemiğini oluşturuyor; Voldemort da onurlu bir yaşam sürmek yerine ruhunu bölerek ölümsüzlüğü seçtiği için kötü karakterimiz oluyor (zaten adı bile Fransızca'da "ölümden kaçış" anlamına geliyor). İnançlı bir Hıristiyan olan Rowling kitaptaki bu temayı Yeni Ahit'ten ayetlerle de birleştirmiş. Harry'nin Godric's Hollow'da mezartaşında gördüğü ve Türkçe meali "Hazineniz neredeyse, yüreğiniz de orada olacaktır" cümlesi aslında Matta İncil'inden ve İsa'nın fani dünya ile cennetin karşılaştırmasını yaptığı bir konuşmadan alıntı. Kısaca diyor ki İsa, "bu dünyaya güvenmeyin, ölümden sonraki dünya için çalışın." Harry de Voldemort'u durdurmak için bile isteye kendini feda ettiğinde bu amaca uygun hareket etmiş oluyor. Fani hayatından insanların iyiliği için vazgeçiyor. Voldemort'un aksine ölümden korkmuyor, onu kucaklıyor. Ölümü eski bir dost gibi kucaklayan en genç Peverell erkeğinin soyundan gelen Harry için başka türlü bir seçim düşünülemezdi zaten.

    Harry Potter'da Britanya'nın bir nevi kuruluş miti olan Kral Arthur Efsanesi ile paralellikler bulunduğunu savunan akademik çalışmalar var (Arden and Lorenz, 2003). Klasikler ile hemhal olmuş Rowling hikayenin kurgusunu Arturyen romans da denilen ortaçağ hikayelerininki gibi planlamış (bu kurgusal çatı aslında birçok edebi eserin belkemiği). Buna göre olağan bir karakter kaderin cilvesi sonucu doğaüstü olaylarla mücadele etmek zorunda kalıyor ve bu çatışmalardan başkalarına yardım eli uzatacak yetilerle donatılarak çıkıyor. Kurgusal benzerliğin dışında Kral Arthur efsanesinin baş kahramanı gibi Harry de küçük yaşta ailesinden koparılmış ve anne sevgisinden mahrum bırakılmış. İkisi de bir kehanetin baş öznesi. Arthur gölden ya da taştan (hikayenin versiyonuna göre değişiyor) Excalibur kılıcını; Harry ise Seçmen Şapka'dan Griffindor'un Kılıcı'nı çekiyor. En ilginc benzerlik işe ikisinin de kaderinde Guinevere-Ginevra (kitap boyunca Ginny olarak kısaltılıyor) ile evlenmek var.

    Bana kalırsa Harry Potter'ı bu kurguyu izleyen birçok eserden ya da yapımdan daha sofistike bir hikaye yapan element (herkesin de katılacağı üzere) ne siyah ne beyaz tam bir gri karakter oluşuyla Severus Snape. Seri boyunca kafamıza kaka kaka nefret ettirilen Severus, Rowling'in sonlara doğru yaptığı plot twist ile birden bizi allak bullak etmişti. Rowling'in Snape'in yaşadığı ikilemi ince ince kurması ve acısını hissettirebilmesi bu karakterin en sevilenlerden biri olmasını sağladı. Yeri geldi Harry ve diğer karakterlerin de gri zamanlarına denk geldik (mesela Harry'nin beşinci kitap boyunca yaptığı ergenlikler); ancak insanoğlu olarak acı çeken karakterlerle daha kolay özleşiyor olmamızdan mıdır nedir Snape'in nefret ettiği bir adamdan olan (ve başlarda nefret ettiği) bir çocuğa sırf sevdiği kadından ötürü gözkulak olması, yeri gelince canını vermesi hepimizi kalbimizin ortasından vurdu. Snape bu yüzden saf ve karşılıksız aşkın simgesi olarak hikayenin merkezinde duruyor. Cınım ya <3

    Hikaye boyunca serpiştirilmiş ipuçları demiştim en başta. Harry Potter kitaplarının tekrar tekrar okunmasını mümkün kılan, ve bence Rowling'in kurgusal zekasını en iyi gösteren şey de bu bence. Her kitapta sonda çözülecek gizeme ya da bir sonraki kitaplara dair çok fazla ipuçları yerleştiriyor Rowling. Mesela ilk kitapta bol bol Quirrell'in türbanına dikkat çekiyor, ama bunu o kadar doğal bir şekilde yapıyor ki çok da şüphelendirmiyor okuru. Ya da üçüncü kitapta sürekli Ron'un faresi Scabbers'ın zayıfladığından ve stresli oluşundan bahsediyor (kitabın sonunda öğreniyoruz ki Sirius Azkaban'dan kaçtığı içinmiş bunlar). En sevdiklerimden bir tanesini bir Buzzfeed yazarı fark etmiş: dördüncü kitapta Harry ve Ron Kehanet ödevleri için Harry'e fal uydururken yanma tehlikesi geçireceğini (ilk kutsal kadeh görevi: ejderhalar), kıymet verdiği bir şeyi kaybedeceğini (ikinci kutsal kadeh görevi: göl), bir arkadaşı tarafından arkasından bıçaklanacağını (deli göz moody'nin barty crouch çıkması), ve bir kavgada kaybedeceğini (kitap sonunda lord voldemort ile karşılaşması) yazıyorlar.

    Bunların dışında ilk kitapta aile yadigarı olarak bahsedilen Görünmezlik Pelerini son kitapta Peverell Kardeşler hikayesindeki pelerin olarak ortaya çıkıyor. Üçüncü kitapta Profesör Trelawney'nin yetkinliği ve Dumbledore'un neden onu işe aldığı konusundaki tartışmalara beşinci kitapta cevap veriyor Rowling: çünkü Trelawney, Voldemort ve Harry'nin kaderlerini bağlayan kehaneti yapıyor. Harry'nin sürekli zihnini okuduğundan şüphelendiği Snape'in 6.kitapta bir Zihinbend ustası olduğunu öğreniyoruz. İkinci kitapta ve dördüncü kitapta gördüğümüz dolabı 6.kitapta Malfoy Ölüm Yiyenleri Hogwarts'a sokmak için kullanıyor. Beşinci kitapta Petunia'nın "O iğrenç çocuğun onlardan (Ölüm Yiyenlerden) Lily'e bahsettiğini duymuştum" dediği çocuğun yaklaşık iki kitap sonra Snape olduğunu anlıyoruz. Beşinci Kitapta kimsenin açamadığı ve attığı madalyonun yedinci kitapta bir Hortkuluk olduğunu öğreniyoruz. Harry'nin Snape için birinci kitapta söylediği ilk cümle "Who is that man? (Kim bu adam)" son kitapta hakkında söylediği son cümle ile cevaplanıyor: "He was probably the bravest man I ever knew (muhtelemen tanıdığım en cesur adamdı)."

    Bunların dışında karakterlerin isimleri de kendilerine dair çok şey söylüyor. HP'de herbir karakterin adı üstüne çok düşünmüş Rowling belli ki. Weasley çocuklarının adları Britanya krallarından (ve kraliçesinden) geliyor. Ron'un ilk adı Ronald'ın kökeni "Rögnvaldr" Norsça'da "kralın danışmanı" anlamına geliyor. Lily'nin adı zambak anlamına geliyor, Bakire Meryem'in de simgesi. Voldemort'un ilk adı Tom (uzun olarak Thomas) İbranice'de "ikiz" anlamına geliyor, bu isimle de Rowling'in Harry ve Voldemort'un kader kardeşliğine işaret ettiği düşünülüyor. Quidditch oyuncusu Ludo Bagman'ın ilk adı Latince'deki oyun sözcüğünden geliyor. Lucius Malfoy'un ilk adı Hıristiyan Şeytanı Lucifer'den geliyor. Kimine göre de baba Malfoy adını Kral Arthur efsanesinde Arthur'un baş düşmanı Lucius Tiberius'dan alıyor (Arthur Weasley ile Lucius Malfoy'un birbirlerine karşı duyduğu nefreti hatırlayın). Lupin kurt demek, ilk adı olan Remus'u ise Roma'nın kuruluş mitinde dişi bir kurttan süt emen Remus ve Romulus kardeşlerden alıyor. Sirius köpek yıldızı olarak biliniyor; zaten kendisi de soyadı ile müsemma siyah bir köpek olarak şekil değiştiriyor. Dırdırcı'nın editörü ve Luna'nın babası Xenophilius Lovegood'un ilk ismi Latince'de "garip şeyler seven" anlamına geliyor. Bütün bunlar Rowling'in upuzuuuuun isim listesinden sadece birkaç tanesi. Merak edenler google'da bu konuda yazılmış yazılar bulabilirler.

    Bonus: Rowling'in çiçeklerle de arası çok iyi. Snape, Harry'ye ilk kitapta "Öğütülmüş çirişotu kökünü pelinotu demine eklersem ne elde ederim?" diye soruyor. Çirişotu bir tür zambak (Lily), ve genelde mezarlarda ve cenazelerde kullanıyor. "Ölüme kadar seni takip edeceğim" gibi bir anlamı varmış. Pelinotu da keder ve acıyı simgeleyen çiçekmiş. Kısacası daha ilk kitaptan Snape'in Lily'e olan aşkının ipucunu vermiş Rowling :)

    2 ağustos 17:08 2 ağustos 18:24

    72. Elimde eski kapak ama şömizsiz versiyonları vardı, şimdi erken baskı şömizli ve yeni kapak versiyonlarını da toplamaya başladım. Elimde 4 tane felsefe taşı olmuş oldu bu vesile ile.

    13 temmuz 20:01

    71. Sınav bitsin yine kollarına atacağım kendimi. Çok özledim seni.

    22 haziran 16:27 22 haziran 16:27

    70. Efsanevi atmosferi olan güzel kitap ve film serisi.Burdan sonra yazdıklarım spoiler içerir.İlk 3 kitap ve filmi müthiş giderken son filmde hayal kırıklığı oldu aslında biraz.Harry Potter efsanevi bir büyücü sonuçta o kadar savaş veriyor falan Ron'un kardeşiyle evlenmesi falan çok basite kaçılmış olmamış gibiydi bence tüm sorunu Hermione sayesinde çözüyor sanki onunla olması daha doğruydu bilemiyorum süslüler.Onun dışında Dobby karakterinin fedakarlığı aklıma geliyor bu seride ve hüzünleniyorum.(gizlinot: Çok delikanlı karakterdi dobby)Bu seriyle ilgili yazılacak çok şey var tek tek yazsam sayfalar sürer.Bu başlık seriyi baştan bir daha izlememi sağlayacak :)

    22 haziran 02:29

    69. Harry potter kitaplarını tekrar tekrar okuyarak büyümüş, 30 yaşında hala telefonunda pdf olarak taşıyıp açıp açıp  okuyan bir azılı bir potterhead’im. Ama Harry potter, sana iki çift lafım var. Burası spoilerli serzenişler içerir. Sen çok pinti bir insansın harry. Bir gringotts kasası dolusu altının var, okulda ekmek elden su gölden yaşarken bitiremeyeceğin kadar çok.  Sırlar odasında ronun asası kırıldı, o kadar çile çekti. Babasının parası yok biliyorsun. Bir asa alıvermedin rona. Can yoldaşım diyorsun, en kıymetlim diyorsun ama ateş kadehinde noel balosunda yeni cüppe alamadığı için teyzesinin fırfırlı cüppesini ağlaya ağlaya giymesine müsade ettin. Kendine cakalı cakalı cüppe alırken, rona da alıvermedin bari noel hediyesi diye alsaydın. Her yaz ronların evinde yiyip içmesini biliyorsun ama. Bir de o dobbycik sana noel hediyesi çorap örmüş, ne güzel paket de yapmış getirmiş. Sen hiç düşünmemiş bir şey almamışsın garibime, bir de “ben de sana hediye aldım” deyip en çirkin en eski püskü vernon enişteden kalma çorapları kakaladın saf kalpli dobbye. Bari yeni güzel çoraplarından verseydin niye yamrı yumru çöpe atmalık haldeki çorapları veriyorsun? O üçbüyücüden kazandığın parayı ikizlere vermene baya şaşırdım bu pintilikle. Ama zaten zavallı cedric ölmeseydi sen o parayı da cukkaya atardın allahın pintisi. İçine sinmedi de verdin biliyorum.

    22 haziran 01:39 22 haziran 01:46

    68. Hayatımda ilk kez izliyorum 4.filmdeyim. Büyülenmiş bir şekilde izliyorum, bambaşka bir dünya içine atlayasım var.çok güzel,neden bu kadar geç kalmışım acaba?

    15 mayıs 21:14

    67. Müdavimlerinin zorluda yapılan harry potter in concert serisini kaçırmamasını öneririm. Canlı orkestra eşliğinde dev perdede filmleri izlemek muazzam oluyor. Biletix den takip edebilirsiniz gösterim tarihlerini.

    19 mart 22:18

    66. Kanımca türkçe çevirisi muhteşem yaratıcı olan kitaplardır. Özellikle de kullanılan bazı kelimelerin uydurma kelimeler olduğunu düşünürseniz. Mesela erised mirror. Erised desire kelimesinin tersten okunuşu. Aynı şekilde türkçe’ye kelid aynası diye çevirilmiş. Kelid kelimesi ise dilek kelimesinin tersten okunuşu. Parselmouth çatalağız diye çevrilmiş. Dementor ruh emici diye. Pensieve düşünseli diye. Boggart böcürt diye. Leaky cauldron çatlak kazan diye. Legilimency  zihnefend, occlumency zihnebend diye. Şu terimler inanılmaz yaratıcı terimler. Bunlar gibi bir sürü terim var ve her biri çok yaratıcı bir şekilde çevrilmiş. Çevirinin bu kadar yaratıcı olması benim kitapları çok sevmemi sağladı. Kötü bir çeviride şimdi aldığım zevki alabileceğimi hiç sanmıyorum. Sırf bu yüzden sevin okyay ve kutlukhan kutlu’ya her zaman minnettar kalacağım. 

    19 mart 15:04

    65. Bana okumayı sevdirdiği için sonsuza kadar minnettar kalacağım kitap serisi. Seriyi baştan sona en az 5 kez okumuş olmalıyım, filmlerini kaç kez izlediğimi ise Allah bilir. Çocukluğum, gençliğim, bugünüm kendisiyle geçti ve geçecek. Çocuğum olursa bir gün kendisine alacağım ilk şey serinin güzel bir basımı olacak. Belki serinin filmleri yeniden çekildiği vakit elinden tutup birlikte filmlerine gideceğiz. Kim bilir, şimdilik yalnızca umabilirim.

    19 mart 13:19

    64. her filmi kaç kere izlediğimi hatırlamıyorum. her izlediğimde farklı sorular soruyorum. en sevdiğim serisi azkaban tutsağı. ve ayrıca severus sen nasıl harika bir adamsındır. o kadar bağlıyım ki .sorularım içinde tüm seriyi alıp okuyacağım.lupin ve wesley in nasıl öldüklerini o çarpışmalarını bilmek istiyorum. filmde yer vermemeleri de hoş değil. çocuk filmi ergen filmi gibi söylemlerede aldırış etmiyorum.

    19 mart 12:52