sorular içinde ara
yeni soru sor
son sorular
son cevaplar
kategoriler
  • süslü
  • moda alışveriş
  • kuaför & güzellik merkezi
  • sağlık
  • spor
  • gönül işleri
  • aile arkadaş ilişkileri
  • cinsellik
  • eğitim & kariyer
  • seyahat
  • pet
  • sanat
  • bürokrasi
  • diğer
girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (5)
  • medya (0)

5. Serbest avukatlık yapcaksanız hiçbir önemi yoktur. Serbest avukatlık er meydanıdır, kimse bilmem ne üniversitesi mezunuymuş, şuna gidelim demez.

Kamuya girecekseniz yine önemi yoktur, metotlar bellidir.

Özel sektörede bağlı çalışacaklar için durum değişebilir. Cefakar işçi arayan yerler genellikle devlet üniversitesi mezununa bayılırlar. havalı yurt dışı bağlantılı bürolar için dil en önemli planda gözükmesine rağmen ekiplerinin iyi durması için genellikle kalbur üstü özel üniversiteleri tercih ederler.

hukuk çok fazla üniversitede öğrenilen teoriyle yürüyen meslekler sağlamaz insana. Bu sebeple tamamen kişisel başarınız, insan ilişkileriniz vs. ile kendinizi biryere taşımanız gerekmekte.

5 aralık 21:50

4. Hiçbir önemi yoktur. Uzun uzun bir ara anlatacağım ama şimdilik şunu söylemek istiyorum herhangi bir hukuk fakültesindesiniz diye sevkinizi kiracaklara asla kulak asmayın. Yüzde olarak düşünürsek 10 anca önemlidir.

Not: Bilkent hukuk mezunuyum

5 aralık 17:43

3. kanaatimce var olmayan önem. en azından türkiye koşullarında.

üniversiteyi, okulu okul yapan, "ekol" olmasıdır. yani, bir mevzuya bakış açısı, belli bir düşünce sistematiği sahibi olması. yalnızca hukuk bağlamında düşünürsek, ekol sahibi okul kalmadığından, şahsen üniversite mezunu olmayan bir kimsenin kendini yetiştirmesi oranında fevkalade bir hukukçu olabileceği görüşündeyim. hatta okula giderek harcadığı zamanlarda, uzmanlaşmak istemediği ve zoraki aldığı derslere harcadığı zamanda kendisini çok daha iyi geliştirebilir. çünkü zaten üniversitelerin, devlet-özel fark etmez (koç-bilkent dışında) liseden farkı yok gibi birşey. ezberle geç.. marmara, istanbul, ankara fark etmez...

zaten fakültelerde pratiğine dair bir eğitim yok; yani staj yapmadıkça ya da çalışmaya başlamadıkça türk formalite ve prosedür gerçekliğinden uzak kalıyorsunuz :)

fakülteye girmek size sadece meslek sahibi olmak için ehliyet sağlıyor gibi birşey; ağırlıkla ve öncelikle hukuk felsefesi, tarihi, sosyolojisi, psikoloji vb. temel dersler eften püften görülüyor, görülmese de hafif geçiliyor. hakların temelleri yerine, hangi mücadelelerle elde edildikleri, neden var oldukları üzerinde duurlması gerekirken, belki de pratik endişelerle mevzuat yani var olan, yürürlükteki kanunların uygulamasına takılı kalınıyor. yani hukukçu değil, avukat, icra takip elemanı, muhasebeci yetiştiriliyor gibi birşey. yanlış anlaşılmasın, bir önceki cümlem aşağılama içermiyor, sadece bir normlara-kurallara bağlılığı vurguluyor, yani, bir muhasebecinin işini en iyi şekilde yapabilmesi için hesaplama yönteminin felsefi, ahlaki ve sosyolojik gelişimini incelemek zorunda değil. fakat aynı şey hukukçu için geçerli değil; olmamalı da, ama maalesef öyle. olmamalı, çünkü hukuk okuyan, hukukçu olmak isteyen, kurallardan önce kuralların çıkışına dair bilgiye vakıf olmalı. bunun için de üniversite gibi bir yapıya ihtiyaç yok. ha, bu konulara vakıf duayenlere ihtiyaç var, fikir alış verişine, tartışmalara vs. vs... ama zaten 1000 kişilik devrede asistanlarla dahi iletişim zor kurulurken, güzide üniversitelerimizde böylesi bir ortamın mevcut olduğunu ileri sürecek kadar naif bir kimsenin var olduğunu sanmıyorum.

uzun lafın kısası, önemli olan okul değil, kişi ve merakı ve öğrenme azmi ve insan davranışlarının belirsizliği ve hayat karşısındaki acziyetinin farkında olması, kanun ezberlediği için gücün kendisinde olduğu kibiriyle esnaf zihniyetine kapılmaması :)

sonradan aklıma geldi, adınızdan önce okulunuz gidebilir belki, fakat bu durum şekilci kurum-kuruluşlar dışında artık pek fazla dikkate alınmıyor. alınmamalı da. maalesef istanbul'u, marmara'yı dereceyle bitiren fakat belirli kalıplar dışında kompozisyon yazacak yeterliliğe dahi olmayan kişilerle karşılaştım... yabancı dil, ya da entelektüel birikim de hak getire. zaten işverenler de gün geçtikçe okuldan çok kişinin şahsi niteliklerinin ağır bastığının farkına varıyorlar, çünkü özellikle avukatlık için söylüyorum, eninde sonunda tüm meseleler bir derecede rutine bağlıyor, ortalama ve biraz üstünün içtihatları izleyerek halledebileceği işlere dönüşüyor. işte o aşamada şahsiyet ve birikim devreye giriyor.

zaten ülkemizin güzide kurumlarının hali ortadayken, sırf x'ten mezun diye birisini işe alacak bir iş yeriyle çalışmak istemek de vizyonsuzluk olur kanaatimce.

5 aralık 15:07 5 aralık 15:19


2. Hukuk fakültesi malesef açılması en kolay fakülte. O yüzdendir ki sağlık üniversitelerinde bile var.

O yüzden üniversite önemlidir. Sizden önce okulunuzun adı gider. Özellikle okul bitip iş hayatına atıldığınızda bu ayrımı hakimlik/savcılık dışında her alanda görebilirsiniz. Ben de sürüyle mezun arkadaşımdan bizzat görüyorum şimdi "senin öevrendekilerin öyle olacağı tutmuş" diyenler olur. Lakin ki öyle değildir

Bunun haksızlık olduğunu iddia edenlere o önde gelen okulların hocalarını ve o hocaları yetiştiren hocaları hatta o fakülteyi Kuran insanları araştırmalarını ve öyle konuşmalarını öneririm.

Yeni başlayacaklara tavsiyem ise çevreniz yoksa ve yabancı dil konusunda üstün bir başarı gösteremiycekseniz belli başlı iki üç üniversiteyi kazanamıyorsanız bir daha düşünün derim. Okumak İÇİN okunmaması gereken bir bölüm. İleride zorlanırsınız.

24 şubat 2016 01:45 24 şubat 2016 01:48

1. hukuk öğrencisi olarak üniversitenin değil bölüm hocalarının daha önemli olduğunu düşünüyorum son dönemlerde özel üniversitelerin devlete göre daha iyi kadro oluşturduğunun bir çok örneği var

ukte için teşekkürler (yazar: tubilokko )

24 şubat 2016 00:42 24 şubat 2016 00:43