girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (39)
  • medya (0)

39. Kendimize olan inancımızı yitirmemek bu sürecte kendimize yapabilecegimiz en büyük iyilik. Biliyorum kızlar hiç hak etmeyen insanlar hiç hak etmedikleri yerlere geliyor biliyorum dünya cok adaletsiz ama lütfen kendinizi yıpratmayın değiştiremeyecegimiz seyler için üzülmelim. Kendimize neler yapabiliriz kendimizi nasıl gelistirebiliriz onlara yogunlasalım Ve kapılar defalarca yüzümüze kapansa da vazgecmeyelim bir nasibimiz var bir yerde bizi bekliyor inanalım kızlar kendimize gücümüze inanalım 

9 kasım 00:14 9 kasım 00:20

38. hayaller: dans kursuna gideyim, yogaya gideyim, resim kursuna da gideyim, bir müzik aleti çalmayı da öğreneyim hatta ben. bu boş zamanımı kendimi geliştirmeye harcayayım.

hayatlar: aldığım nefesin bile evdeki oksijeni mi tüketiyorum yük mü oluyorum ki ben o kadar okuttular beni diye ağır geldiği bir düşünce yapısında evin farklı bölümlerinde takılmak. bir de ben ailemin aklının ucundan böyle bir düşünce geçmediğini bilmeme rağmen kendimi sürekli yük hissediyorum, kim bilir ailesiyle sorunu olan insanlar için ne kadar zordur bu süreç.

yahu ben bu kadar okudum, elimden geleni yaptım, ortalamam iyi, kendimi geliştirdim ama evde mi oturacağım hep acaba, ya bir sonraki yılda iş bulamazsam, ya hiç iş bulamazsam düşünceleri içinde umutsuzluğa kapılıp sonra kendimi umutsuzluk batağından çıkarmaya çalıştığım, kendimle sürekli savaştığım yıpratıcı bir dönemmiş benim için. tüm işsiz süslüler, bir an önce hepimiz istediğimiz işlere kavuşuruz umarım.

8 kasım 23:32

37. ptt sınavından 80 puan alıp listeye giremeyince yine içinde bulunduğum durumdur.

tanıdık olmayınca sonu böyle hüsran oluyor işte.

yine internet sitelerinden, gazetelerden iş takibi dönemim başladı.

5 kasım 15:36


36. yeni mezunlar icin icinden cikilmasi zor durum. son care cv'yi elime alip firma firma gezicem "abi buna ne olur" diye swh

11 ağustos 17:07

35. Uzun zamandır içinde bulunduğum durum.

Üniversiteden mezun olduktan sonra yavaş yavaş depresyona girmeye başladım. Hiçbir şey için kendimi yeterli göremedim. İşe giren insanlara nasıl çalışıyorlar ben hiçbir şey yapamam beceremem gözüyle baktım. Günlerce odamdan çıkmadım. Bu süreçte kilo aldım. Kendi sesimi duymadığım zamanlar oldu. Abartıyor diyeceksiniz ama insan bu sürede konuşmayı bile unutabileceğini fark ettim. Uzun süreler uyudum. Uyandım tekrar uyudum. Hayattan hiçbir şey istemiyordum. Tüm yaşamım boyunca da bu durumun böyle olduğumu farkettim. Bu hayattan hiçbir zaman bir şey istememiştim. Çocukken bile ağlayarak ailemden "bana bunu alın" dememiştim. Bu durum beni nedense şu an yazarken bile üzüyor. Daha sonraları ise tüm vücudumu bir hissizlik sardı. Kendime yemek hazırlarken elim kesilse bile tepki vermiyordum. Kanı üstümle silip yemek yemeğe devam ediyordum. Bazı zamanlar ağlayınca içten içe mutlu oluyordum. Ağlama hissi bana "yaşıyorum evet" dedirttiriyordu. Sadece arada arkadaşlarla dışarıda buluştuğumda gülüyor gibi gözüküyordum. Ama saatler sonra yine kötüydüm. İnsanlara kızıyor ama en çok kendime kızıyordum. Kendimden nefret ettim. Hiçbir zaman da sevmediğimi farkına vardım. Tabi ki bu süreçte insan intihar gibi şeyler düşünüyor. Ben hep intihar düşüncesine saplantılı bir insan olduğumu da farkettim. Bu senelerdir böyleydi. Bu kadar bu düşünceye saplantılı olmamında deliler gibi yaşama isteğine bağlantılı olduğunu düşünüyorum şu an. Ben gerçekten hayatı güzel yaşayamam korkusu yüzünden yaşayamıyordum. Bu kendini beğenmişlikti belki bilemiyorum. Bazen çocukluğumdan beri aşırı hissiyatlı olduğumdan bunun beni delirttiğini böyle yaptığını düşünüyordum. Belki bende de hepimiz de olan bir delilik vardı. Ama ben bunun diğer insanlarda olduğunu bilmiyordum. Bir ben mi bu kadar büyük boşluktaydım? Bir benim için mi her şey bu kadar anlamsızdı? Acaba fazla inançlı bir insan olmadığımdan mıydı? Ya da başka ailede doğsam benim için daha mı iyi olurdu? Ya da ben böyle miydim? Bilmiyorum.

İşte bu süreçte sorunun işsizlik olmadığını da anladım. İş bulmak için çabam bile yoktu. Sorun bendim. Tüm yaşantımdı sorun. İşsizlikle de bu sorunlar daha da belirginleşti o kadar.

Şu an daha çok her şeyin farkındayım ve daha çok kendimi tanıdığımı hissediyorum. Böyle olmamızın sebebini de güçsüzlüğümüz ile alakalı olduğunu düşünmüyorum. Bence herkesin içinde kendilerine ait bir güç var. Sadece hepimizin belli başlı bu hayata karşı kırgınlıkları var. O yüzdendir ki kendimizin farkına varamıyoruz ya da farkına varmak istemiyoruz. Umarım benim gibi olanlar varsa da hayata beraber tutunup birlikte bir yerden başlarız. Bu yazı hem burası için hem de kendim için bir iç dökme yazısı gibi oldu. Umarım anlayışla karşılarsınız.

"Yaşamak güzel şey çok güzel şey doğrusu"

7 ağustos 18:53

34. Bu konu ile ilgili söyleyebilecek çok fazla şeyim var. Öncelikle başlıkta girdileri okudum kendim bir şey yazmadan evvel ve benimle aynı derdi paylaşan insanların olmasına çok sevindim. Çünkü bu durumu insanın kendisinden başka kimse anlayamıyor ve şimdiye kadar danıştığım vs. kişilere bakılırsa kimsenin de elinden bir şey gelmiyor.

Hayatım boyunca hep başarılı olma yolunda vs vs klişelerine girmeden ama onlara gönderme yaparak ve yaklaşık bir yıldır yurtdışında oturma vizemle beraber iki yabancı dile sahip olduğumu da ekleyerek şunu söyleyeceğim ki; bütün dünyada tek bir kural var iş bulma konusunda o da (buraya uygun atasözü vardı sanırım bilen varsa hemen mesaj atsın söylediğim şey daha net olsun) TORPİLdir. Kimisi referans der buna ismini yumuşatmaya çalışır; ismini istediği kadar değiştirsinler ama anlamı değişmiyor. Yüksek mertebede tanıdığın varsa isterse en globali olsun dünyanın en iyi şirketi olsun eğer ki o kişi varsa elinde seni sokacaksa girersin o şirkete, kuruma ya da her neyse. Dünyanın kuralı bu.

Ben hatrı sayılır bir üniversiteden ingilizce bir mühendislik bölümü mezunuyum ve şimdiye kadar kendi emeklerimle 3 farklı global firmada uzun süreli stajlar yaptım. Şimdiye kadar aldığım otomatik redlerden, ucuz negatif bahanelerden yüzüklerin efendisi serisinden daha uzun sayfalı kitaplar çıkar.

Her yola başvurdum. Torpil dediler, onu da denedim; ama hiç yönetimden tanıdığım yoktu. Linkedin vs vs mailler hepsi sular seller gibi aktı çoktan.

Neyse, hala arıyorum. Aynı zamanda da bulunduğum durumdan inanılmaz utanıyorum. Böyle olacağını hiç düşünmemiştim. Depresyondan hallice, saç derimdeki sebaroid dermatitis zımbırtısına kadar her türlü fiziksel ve ruhsal problemi yaşadım. Şimdi de günde birkaç porsiyon üzücü olma potansiyeli olan her olaya ağlama evresindeyim.

İş benim için hiç bir zaman "sadece" maddiyat olmadı. Hala da olmadığı için bu kadar yıpranmış durumdayım. Çevremdeki insanlar ikinci işine geçti, bense hala evde takılıyorum öyle.

Şu kendini geliştir diyen tayfaya da sinirleniyorum. O iş öyle olmuyor arkadaşlar. Yok dansa git, yok kursa git bilmem ne. O dediklerinizde değirmenin suyunun gelmesi gerekiyor bir yerden.

Parasız kendini geliştirme yöntemleri de kitap okumak hariç hep ekran başında. Yahu ben zaten iş başvurusu yapmaktan mail takip etmekten sıkılmışım PC başından, hareket etmek insanlarla iletişim halinde olmak kafamı çalıştırmak istiyorum. Değerimi hissetmek istiyorum. Bilgisayar başında online kursmuş zımbırtıymış banane ne yapayım onları.

Sosyallik konusuna hiç girmeyeceğim. Sanırım en büyük acım o konu, ve anlatacak gücüm yok.

Baya kilo da aldım. Spor yapmak zor geliyor çünkü kendime olan saygımı yitirmeye başladım iş bulamayınca. Böyle düşünmemek gerekiyor biliyorum ama, insanı bu düşünceler her dakika yokluyor ve egemenliği altına alıyor.

En en zoru ya... En zoru insanları telefonla aramak istemiyorum bazen konuşmak istemiyorum çünkü anlatacak hiçbir şeyim yok. Napıyorsun dediğinde utanıyorum kendimden. İnsan bu kadar uzun süre olduğunda doğal olarak kendini suçluyor. Kendimin suçlu olmadığına eminim. Bu çok çalışıp da kaybettiğim bir sınav değil. Bu tam olarak benim büyük bir teyzem var onun ve çoğu insanın da dediği tabirle "kurtlar sofrası". Acımasız, affetmeyen ve ukala bir dünya.

Edit: 1 sene geldi de geçiyor, durum aynı. Görüşmeler yapıyorum Türkiyede çalıştığım öğrenilince suratlar asılıyor. Ayrımcılık hat safhada. Gülünç durumlar. Benimle görüşme yapılırken başkası çoktan o işe alınmış mı dersiniz, kabul aldığımı söyleyen bir yerden bir hafta sonra vazgeçmeleri mi, yoksa görüşmenin birinde annemi babamı çocukluğumu sorgulamaları mı. 

En acısı da ne biliyor musunuz? Evet aylar oldu, ama ben hala bu işe alımcıların eline bakıyorum. Çünkü mecburum, çünkü başka çarem yok. Ayıya dayı demeye devam. Bu kadar uzun zaman oldu ömür törpüsü oldu ama devam. Ne yapabilirim ki? Bir taraflarımı yırttığım üniversite hayatım, peşinde koştuğum hocalar, değiştirdiğim ülke, arkamda bıraktığım insanlar. Karşımdaki belki şehir bile değiştirmemiş, CVmi okumamış ama mecburiyetten karşıma geçmiş.

Kusura bakmayın baya drama oldu bu yazdıklarım ama hepsi gerçek maalesef. Savaşmaya devam. Hepimiz bu hayata savaşmak için gelmişiz. Benim de sınavım bu.

24 mayıs 16:42 4 eylül 23:41

33. çok da iyi olmayan bir üniversiteden bu sene mezun oluyorum. o kadar fazla ilana başvurdum ki bir yerden sonra kariyer.nette önerilen ilan kalmadı ama yok işte ne bir mail ne bir telefon hiçbir şey yok. daha şu kısacık zamanda bile umudumu kaybetmeye başlıyorum. 

maddi olarak zor durumdayız çünkü malum durumlar hangimizin durumu iyi ki artık. bir yandan annemin iş bul baskısı, diğer yandan ev arkadaşım çalıştığı ve evimiz işine 2 saat uzaklıkta olduğu için taşınalım baskısı, bir yandan da ya iş bulamazsam korkusuyla çok kötü bir ruh hali içerisindeyim iki haftadır. 

ekonomik krize kadar iş bulduk bulduk bulamadık belki aylarca belki yıllarca işsiz kalacağız çünkü. resmen yıllarımızı verdik okumak için, onca staj, onca çaba ve emek hiçe sayılıyor ya resmen. çok kalbim kırılıyor. kendimi değersiz hissetmek istemiyorum artık bir şeyler olsun istiyorum boş boş evde oturmayayım birilerine faydam olsun istiyorum. 

24 mayıs 00:22


32. psikolojinizi derinden sarsan durum, takıntı. artık arkadaşlarınızın iyi yerlerde iş bulmasına veya atanmasına bile sevinemeyip "ya ben ne olucam" diye düşündürüp sonra sevinmediğiniz mutlu haberler için vicdan azabı çektiren illet.

23 mayıs 18:45

31. çok fazla beyaz yaka var annecim, bu kadar üniversite açılıp bu kadar insan üniversite mezunu olursa istihtam yaratılmadan insanlar meslek sahibi edilirse işsizlik tabi ki de alır başını gider ya da asgari ücrete çalışan beyaz yakalar oluşmaya başlar. Yazık bu kadar insanın umuduyla oynanıyor.

23 mayıs 11:35

30. bir yılımı doldurmuş bulunmaktayım ve gerçekten acı çekiyorum artık çünkü bu durum sadece bir işe sahip olmama durumundan çıktı. sosyal olarak da beni bitirdi. o kadar umutsuzum ki ne yapacağımı bile bilmiyorum kendi elimde olmayan şeyler işte. beklemek yordu. deseler ki şunu yap tamam koşa koşa yaparım heralde. önceden de söylenmiş hayallerimden ideallerimden o kadar uzak yerlere başvurdum ki. işin komik yanı onlar bile dönmedi. bulan arkadaşlarım da var. şans ve bir ton şey etkiliyor. ama ben bittim. durumumu şöyle anlatabilirim. telefonumu devamlı yanımda taşıyorum eğer ararlarsa diye. beklediğim bir yer var haber vereceğiz diyip duruyorlar. dün bilmediğim bir numara aradı. tamam dedim arıyorlar kalbim ağzımdan çıkacak bir anda o kadar heyecan daha telefon ikinci çalışı. açtım evinizde internet var mı diyor asdf tabi sonra kalp kırıklıkları küçük mental breakdownlar. o kadar acıdım ki kendime hala toparlayamadım kendimi. mutlaka herkesin hayatında bir çok zorluklar olur hani kendimizi tutarız hep ama sonra küçücük bir şey olur ve her şeyi yıkar. tam o noktadayım dümdüz dururken bile gözyaşlarımı tutamıyorum çok enteresan bana istem dışı akıyorlar böyle:d:D . neyse iç dökme gibi oldu. eğer buraya kadar okuyan varsa özür diliyorum hiç bir bilgi içermeyen bomboş yazı.

22 mayıs 20:45 22 mayıs 20:51