sorular içinde ara
yeni soru sor
son sorular
son cevaplar
kategoriler
  • süslü
  • moda alışveriş
  • kuaför & güzellik merkezi
  • sağlık
  • spor
  • gönül işleri
  • aile arkadaş ilişkileri
  • cinsellik
  • eğitim & kariyer
  • seyahat
  • pet
  • sanat
  • bürokrasi
  • diğer
girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (47)
  • medya (0)

47. hiçkimsenin tecrübe etmemesini dilediğim, rabbim en azılı düşmanıma bile yaşatmasın dediğim hadise. master mezunu, ingilizce/fransızca anadil seviyesinde konuşan biriyim, mart 2015te henüz 6 aydır çalıştığım firmadan 6. ayın dolmasına günler kala bir akşam günü çıkarıldım, ağlamaktan eve gidemedim babam aldı şirketin önünden. işten çıkarılmamın bir önceki günü ufak borçlarımı kapamak için çektiğim ihtiyaç kredim onaylanmıştı. o gün beni işten çıkaran ik'cı "ay lütfen ağlamayı bırak ben hiç gelemem böyle şeylere üf, gençsin bulursun işte" demişti. tam 8 ay iş aradım. henüz sigorta günümü doldurmadığımdan işsizlik maaşı da alamadım. kredimi ödeyemedim, ağlaya ağlaya dayımdan borç istedim. delirmenin eşiğindeyken bir arkadaşım sağolsun birkaç özel ders paslayarak beni kurtardı, yazın biraz para kazandım. annem de babam da bir gün bana kendimi yük gibi hissettirmediler ancak duramıyordum işte, üni 2. sınıftan beri bilfiil çalışıyordum, kendimi kötü hissediyordum. 2015 kasım ayında 2bin liraya işe girdim; o kadar mutluydum ki sektörde kötü bir ünü olan bir şirket olmasına rağmen her gün işe güle oynaya gittim. ilk maaşımdan 300 lira çekmiştim fatura ödeyeceğim diye, bindiğim metrobüsteki insanüstü kalabalıkta cüzdanımı çaldırdım 300 liram da gitti. ah çaresizlik, ona da üzülmeyip önüme bakmıştım. şimdi çok şükür güzel bir ekiple güzel bir görevde çalışıyorum. her gün şükrediyorum. allahım kimselere aratmasın, hepimiz en hayırlısıyla rızkımızı kazanalım. insan eti çok ağır, herkesi çok iyi anlıyorum.

28 aralık 2018 14:09 28 aralık 2018 15:47

46. Öldürmeyen; süründüren, parçalara bölen, umutsuzluklarla boğan, yetersiz hissettiren, özgüveni kıran, içi acıtan, dünyaya ve sisteme sövdürendir. Arkadaşlarınız, akrabalarınız mezun olduğunuzu öğrendiği andan sonra, nasılsın demeyi bırakıp iş bulup bulmadığınızı sormaya başlar. Bulamazsanız bir göz süzülür, okulunuz ya da bölümünüz eleştirilir. Üstüne hiç bilmedikleri alanda başvurulacak yer listesi sıralarlar. Falancanın kızı hemen iş bulmuştur, ama sen niye bulamamışsındır. İş bulan arkadaşlar işini kötüler, çalışma saatleri esnek olsa da memnun olmaz. Sizinse içiniz gider. Her an evde bile yük gibi hisseder ya da hissettirilirsiniz. Bir şey isteseniz alamazsınız, bir yerde rahat oturamazsınız. O bile batar işsiz olunca insana. Aileden para almak, dönmeyen işverenler, bezdiren sorular... dipsiz bir kuyu.

İşe başvurursunuz, tecrübe sorarlar. Tecrübe için yok pahasına ise girersiniz, canınıza okurlar. Mesleğinizi boş verip ilk bulduğunuz ise girersiniz, başka ne iş varsa yıkarlar. Bazen dayanamazsınız buna.

Ama en acıtanı da, belki o ise çok uygun vasıflara sahip olmayan birinin, torpille yata yata iş sahibi olması ve buna güvenip işini savsaklaması. Sonucunda Onun "havada kapılan parlak zeka", seninse "ay hala işsiz mi senin kız" olman. Her gün, İçten içe annem beni mesleğimi yaparken görsün diye dua edersin. Kahrolsun işsizlik.

Bilmiyorum ya. Gençliğimizin baharı böyle olmamalıydı.

28 aralık 2018 00:42 28 aralık 2018 00:48

45. allah belasını versin başka ne diyebilirim ki

27 aralık 2018 22:24

44. altı ay önce en berbat işin bile işsizlikten daha iyi olduğunu iddia ederdim. başarılı olduğum, sevdiğim ve muhteşem arkadaşlar edindiğim işimden istifa ettim. çünkü günde on saatten fazla ayakta kalma ve buna rağmen işi yetiştirememe baskısı, üzerine yol yorgunluğu ve haftanın altı gününün bu tempoda geçmesi insanı bir süre sonra gerçekten tüketiyormuş. işsizken parasızlıktan metroya binip sahile inemiyordum. işe girdikten sonra ise gün doğmadan yola düşüp penceresine yanaşmaya bile zamanım olmayan fabrikadan ancak gece eve döndüğüm için sahili geçtim gökyüzüne hasret kalmıştım. şimdi evde annem beni tüketecek evlilik baskısıyla ve insana evi zindana çeviren huysuzluğuyla ama yapacak bir şey yok. kulak tıkamayı öğrenmek zorundayım.

geçen sefer bir buçuk yıl işsiz kalmıştım. inşallah bu sefer o kadar uzun sürmez.

27 aralık 2018 20:48

43. İşsizler ordusu, bir yanda da her an çıkabileceği bir işte olup çalışanlar. İşini sevmeyenler ve katlanmak zorunda olanlar. O kadar çelişki var ki.. Gerçekten pek azımız mutlu.

26 aralık 2018 21:16

42. Bu ülkede mültecilerin sigortasız ve çok düşük rakamlarla çalıştırma fason fabrikalar(a101bim,şok markaları), küçük işletme sahipleri ve özellikle esnaflar çalıştırdıkları sürece daha çok artacağını düşündüğüm içler acısı durumdur.

asgari ücretin 2020 tl olması , ağustos ayından itibaren kurların in-çık yapması, malesef ülkemizde çoğu hammaddenin ithal olması ve daha niceleri.

tüik işsizlik verisinin doğru sonuç verdiğini düşünmüyorum. tüikte işsiz sayılmak için önceleri 1 ay , sonradan 3 ay ve son güncellemede 4 ay işsiz kalmanız gerekiyor.

işsiz kalmanın insana yaşattığı psikolojiye değinmek bile istemiyorum

26 aralık 2018 15:56

41. hello işsizlik my old friend... 

(gizlinot: kovuldum...)

26 aralık 2018 12:18

40. "Burada geçen 1 dakika dünyada 7 yıla denk geliyor." Diye bir replik vardı interstellar adlı filmde. işte, işsizliği tam olarak böyle tanımlayabilirim.

26 aralık 2018 12:10

39. Kendimize olan inancımızı yitirmemek bu sürecte kendimize yapabilecegimiz en büyük iyilik. Biliyorum kızlar hiç hak etmeyen insanlar hiç hak etmedikleri yerlere geliyor biliyorum dünya cok adaletsiz ama lütfen kendinizi yıpratmayın değiştiremeyecegimiz seyler için üzülmelim. Kendimize neler yapabiliriz kendimizi nasıl gelistirebiliriz onlara yogunlasalım Ve kapılar defalarca yüzümüze kapansa da vazgecmeyelim bir nasibimiz var bir yerde bizi bekliyor inanalım kızlar kendimize gücümüze inanalım 

9 kasım 2018 00:14 9 kasım 2018 00:20

38. hayaller: dans kursuna gideyim, yogaya gideyim, resim kursuna da gideyim, bir müzik aleti çalmayı da öğreneyim hatta ben. bu boş zamanımı kendimi geliştirmeye harcayayım.

hayatlar: aldığım nefesin bile evdeki oksijeni mi tüketiyorum yük mü oluyorum ki ben o kadar okuttular beni diye ağır geldiği bir düşünce yapısında evin farklı bölümlerinde takılmak. bir de ben ailemin aklının ucundan böyle bir düşünce geçmediğini bilmeme rağmen kendimi sürekli yük hissediyorum, kim bilir ailesiyle sorunu olan insanlar için ne kadar zordur bu süreç.

yahu ben bu kadar okudum, elimden geleni yaptım, ortalamam iyi, kendimi geliştirdim ama evde mi oturacağım hep acaba, ya bir sonraki yılda iş bulamazsam, ya hiç iş bulamazsam düşünceleri içinde umutsuzluğa kapılıp sonra kendimi umutsuzluk batağından çıkarmaya çalıştığım, kendimle sürekli savaştığım yıpratıcı bir dönemmiş benim için. tüm işsiz süslüler, bir an önce hepimiz istediğimiz işlere kavuşuruz umarım.

8 kasım 2018 23:32

ilginizi çekebilecek benzer başlıklar