yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (153)
    • medya (20)

    153. her işin iyisi kötüsü olduğu gibi bu işin de olduğunu düşünüyorum. sıkı bir takipçi olarak artık çoğumuzun eskisi gibi saf olmadığını görüyorum. bence de kullanmadan önerilen kullanmadan övülen ürünlerden gına geldi. aşırı yoğunluk muhabbeti de çok baydı. tamam birşeyler yapıyorsundur ama bu kadar da yoğun olamazsın be kardeşim. ama gerçekten güzel içerik üretenleri de bu yermeye dahil edemem. cidden bulduğu giydiği sürdüğü şeyleri beğendiğim çok insan var. çoğu büyük buna dahil değil tabi ama yine de.

    21 eylül 17:14

    152. Cidden nefret ettiğim kesindir kendileri.

    Sahte kozmetik, zayıflama çayları gibi insanlara zararlı olan şeyleri sırf para uğruna pazarlıyorlar.

    Üstelik çoğu işi bırakıyor. Yani bütün gün evdeler.buna rağmen sürekli tavır yapıyorlar. Lansman çıkışı yemeğe gidip taksiyle eve döndükten sonra "uff yoruldum, bittim, tükendim" gibi trip atmaları bana çoook saçma ve itici geliyor. Marka ürünleri giyip sık sık yurtdışına giden ve villada yaşayan insanların "ya ama ben hep kamera arkasında yaşadım ühüğ ühüğ :( ' diye sızlanmaları da boş. Bunu uzun uzun açıklardım ama yazmayacağım.

    Sorgulamaktan ve araştırmaktan aciz kitleler var oldukça bunlar da var olacak. Ya bu insan kim? , ne vasfı var? , onu neden takip ediyorum? , onun dediklerini neden alıyorum? demek lazım biraz. Kadın zayıflama çayı öneriyor hoop millet atlıyor. Ya bunu öneren kişi doktor mu? Diyet yapanlar ve spora gidenler salak mı? Hiç mi tvde zayıflama haplarının öldürücü olduğuna dair haber görmediniz?

    Kadın makarna yapıyor makarnanın linkini paylaşıyor. Yuh

    Mesela influencerın üstünde dümdüz beyaz tişört var. Yorumlarda "aşkım linkkk" yazısından geçilmiyor. Bulunması zor bir şey değil. Beyaz tişört. 2dk Google a yazsan çıkar.

    "kızlarrr yüzünüze saç spreyi sıkarsanız makyajını sabitlenir" deniliyor millet uygulamaya koşuyor. Ya makyaj sabitleyici sprey boşuna mı var?

    Sivilce lekeleri için yanık kremini öneren ve o influencer önerdi diye alanlar var yapmayın etmeyin.

    Öneri adı altında her türlü saçmalık iteleniyor, tüketim çılgınlığı körükleniyor ve millet bunları havada kapıyor.

    Makyaj instabloggerları "kızçeler koşunn bu highlighter indirime girmiş, ben 5 tane kaptım" deyince gidip 5-10 tane highlighter alan var. Tamam ekonomik kriz, enflasyon var stok yapmak lazım ama 5 taneyi napacaksın? Böyle indirim haberlerinde 20 küsür şampuan, koliyle dondurma alanı gördüm. Üstelik bahsettiğim indirim %10 civarı anca. Yani her ay yakalayabileceğiniz bir indirim. Ama sırf birileri önerdi diye alınıyor, ihtiyaçtan değil.

    20 eylül 19:50

    151. özel hayatlarını satarak para kazanan insanlardır. gittikleri her yere, yaşadıkları en ufak olaya, tanıştıkları herhangi birine bile içerik gözüyle bakarlar.

    15 eylül 13:15


    150. dijital/influencer marketing alanınca çalışan bir ajans çalışanı olarak, medyada da paylaşılan dünkü twit için birkaç şey söylemek istiyorum.

    * önce olaya bakalım:

    twitter'da balapca adlı kullanıcı (ismi elif'miş) "Bir influencerla, bir krem iş birliği için konuştum. Bana, boş krem kutusu gönderseniz içine kendi kremimi koysam olur mu dedi." şeklinde bir twit atıyor. Hemen ardından "Bu arada markam da kötü bir marka değil hatta alanında hatırı sayılır ama kız yurt dışından çok iyi bir ürün kullandığı için bunu kullanmak istemedi. Neyse bilin diye söylüyorum." diyor. Twitler sabah 09:28'de yayınlanmış. Hızla retweet ve beğeni alıyor ve konuşulmaya başlanıyor. Alkışlayan da oluyor, ayıplayan da... Akşam saat 23:26'da "Öncelikle şunu söyleyeyim bu eski bir olay, tweeti o an atamazdım influencerın önüne düşer diye. Ayrıca çalışmadık ve artık influencer marketing çok az yapıyorum. Hepiniz markayı ve influencerı öğrenmek istemişsiniz ama söyleyecek olsam zaten tweete yazardım." diyor ve kendince konuyu kapatıyor.

    * Son twit'e kadarki cevapları şöyle:

    - Hiç şaşırtmadı beni isteği çünkü alan çok ve eminim bu kadın stok tükettirir

    - Yooo bir sürü influencer var döndür döndür aynı ürünü hem kullanıp hem tanıtan. Herkes yanlış yapıyor diye yanlış doğru olmuyor. TV reklamına çıkanların yaptığı oyunculuk, influencer başka bir şey.

    - Hayır bu değil, çalıştığım marka 1 ay önceden ürünü gönderiyor ve kullanıcının beğenisine sunuyor. Dediğiniz de doğru bu arada bunu yapan çok marka var ama bu marka in gerçekten geçerli değil. Genelde alkol işi yapıyorum ben o yüzden bu tarz markalara uzağım

    - Genelde bu tarz kişilere bağlılık çok yüksek ve kitlesi markaya uygunsa tek story gerçekten etkili oluyor

    - Böyle bir şey yapmıyorum ben, 1 kremi gönderip 1 ay kullanmasını istedik o da böyle bir şey teklif etti

    * Tüm yazdıklarını konudan uzak biri gözüyle okuduğumda aklıma takılanlar:

    - Madem olay eskiydi, neden baştan söylemedi ve yakın zamanda yaşanmış gibi bir dil kullandı?

    - O influencer'ın önüne düşer diye zamanında atmadığı twit şimdi düşmedi mi?

    - Bizi (alıcıları/tüketicileri) düşündüğünü söylüyor ama güvenilmez olduğunu söylediği kişinin ismini veremiyor veya kim olduğunu ima bile edemiyor, çekincesi ne?

    - Twiti atan kişi markanın sahibi mi, eski çalışanı mı? (asıl twitterde marka sahibi dili kullanılmış, ama başkalarına verdği cevaplarda çalıştığım marka denilmiş)

    * Olayı sektörden biri gözüyle okuduğumda gördüğüm:

    - reklam dediğimiz şey bilinirlik oluşturmak üzerinedir. firmaların reklam verirken hedeflediği birinci şey satış değil, ismini daha büyük kitlelere duyurmaktır. satış nihai hedeftir. ne tanıtanın ne de alıcının ürünü kullanıp kullanmamasıyla ilgilenmez. ancak yeni nesil dijital pazarlamada müşteri memnuniyeti önem kazanmaya başladı ama firma için asla öncelikli hedef değil, satışa giden yoldaki etkenlerden bir tanesidir. çünkü insanlar mantıklarıyla değil, duygularıyla satın alırlar. bu duyguyu oluşturacak ilk adım da firmanın ismine aşina olmaktır. düşünün, siz hiç adını duymadığınız bir şampuanı market rafında görüp sepete atar mısınız? en fazla bu neymiş diye elinize alır, yazılarını okur (bazılarınız kapağını açıp kokluyor), tanıdık gelen ürünü alıp devam edersiniz.

    dolayısıyla kar amacı güden bir şirketin reklam verirken düşüdüğü "bizi kaç kişi duyacak" ve "kaçı satın alacak"tır. gerisiyle inanın imse ilgilenmiyor. güven oluşturmak, müşter memnuniyeti, siz buna değersiniz, bizim için değerlisiniz, vs vs hepsi makyaj. evde 10 tane rujunuzun olması ve 9'unu kullanmamanız ne firmanın sahibinin ne de çalışanlarının umrunda değil! siz alırsanız şirket batmaz/ülkeden çekilmez, çalışan işsiz kalmaz, kiraını öder, yazın 1 hafta "çeşme'ye kaçar".

    - 1 krem gönderip 1 ay kullanmasını isteyen firmayı merak edenlere cevap vereyim: boş küme. neredeyse beş senedir sektördeyim, ne duydum ne gördüm. hiçbir firma 1 ay, ülkenin en ünlü figürüyle çekilecek tv/bilbord reklamı değilse beklemez. maksimumu 1 haftadır; bunu da teklif eden 10 marka bulamazsınız. ancak markanın çalışmak istediği kişi bunu teklif ederse hemen hemen tüm markalar kabul ediyor. ama olayda influencer böyle bir talepte bulunmuyor.

    - boş kutuya kendi kremini koymak isteyen biri ürün gelince içini boşaltır koyar. üstelik reklamı yapılacak kremi de görmüş olur. rengini, kokusunu, dokusunu görmeden kimse böyle kör atış yapmaz. hatırlayalım: seneleeeer önce duygu özaslan'ın benefit ile tropikal tatile gidip aynı markanın kapatıcı reklamını yaparken video geçişinde tarte sürmesini yapısından anlamamız. ne tüketici aptal ne de influencerlar. hele ki influencerlar... onların gözü zaten açık ama asıl gözlerini açan markalar ve ajanslardır.

    - bunu mert vidinli de çok yapıyor; "şöyle şöyle oldu, neler neler döndü, ben hepsini bilirim çünkü önemli bir figürüm, siz sakın bu leş dünyaya özenmeyin burada ben/biz hariç herkes ahlaksız ama isim veremem". dedikodu yapan ahlaklı(!) br insansın ama o kadar ahlaklısın ki ucu bana dokunur diye konuyu kırpıp ucundan koklatıyorsun. çünkü nasılsa türkiye'de böyle belden aşağı laf atmalar tutuyor. iş hayatından, siyasete, her alanda mağdur bir dille ilk çamuru atan genelde alkışlanıyor. gerçekten iyi niyetli ve ahlaklı insan, cesur olur ve sonuna kadar gider.

    * sonuç olarak, böyle bir olay yaşanmış olabilir ama bana anlatıcı da hiç masum ve samimi gelmedi. trendyol reklamlarında oynamak için kırk takla atıp rol alamayınca saldırıya geçen yurt dışına evlilikle kapağı atmış adını şu an hatırlamadığım okan bayülgen eskisinin ve okan bayülgen'in gündeme gelişini hatırlatan bir çalışma olmuş. bu yol tuttu, 15 dakikalık popülarite vakti gelen buradan oynuyor artık.

    ülkece, ortada bir yanlışlık varsa kendimizi parlatma amacı gütmeden yanlışları göstermeyi ve düzeltmeyi umarım bir gün öğreniriz.

    14 eylül 11:58

    149. Mini bir hikaye:

    Bir gün bir inf. Hasta olur ve hastaneden serumlu ve açıklamalı fotoğraf paylaşır. Serum fotoğrafında da "Önceden onaylanmış" iş birliklerini paylaşacağından söz eder. Takipçilerine reklam paylaşımı bombardımanı yapacağından haber vermenin getirdiği iç rahatlığına güvenerek arka arkaya basar storyleri..

    Bir tane reklam storysinde makyaj yaparken bir allıktan bahseder: "bu allığım da indirime girmiş, uzun zamandır indirimde görmemiştim". Önceden onaylanmış iş birliğinden olan videosunda, hasta yatağında yatarken.

    Hikaye bu kadardı, okuduğunuz için teşekkürler. 

    Tanım: dürüstlükten uzak reklamlarla para kazanmaya çalışan bazı şahıslar. 

    Son söz, bazı ürünlerin indirimlerini -video çekimlerini önceden yapmış olmanıza rağmen- ilk defa o an da yeni görüyormuşsunuz gibi yapmanız sadece bizi aptal yerine koyduğunuzu gösterir. Halbuki tam tersidir. 

    7 eylül 00:07

    148. Hepsi çakma reklamcı olup çıktılar.İyi reklam yapabilseler bari,onu da beceremiyorlar.Ben firma sahibi olsam böyle beceriksizlere para baymam.

    25 temmuz 22:45

    147. hepsinim sürekli bir şey satmaya çalışmasından aşırı sıkıldım.

    25 temmuz 22:24


    146. hiç birini takip etmiyorum, beğeni atmıyorum, bakıp geçiyorum. zaten hepsinin profili açık, merak edersem girip bakıyorum.

    en sevmedikleri insan tipi olabilirim, ama üzerimden tek kuruş para kazanmalarını istemiyorum.

    instagramda dikiş, eğitim, ingilizce, dalış, kürek, kayak, jimnastik, yoga, dıy, dans, eğlence üzerine milyon tane hesap var ve gerçekten bir fikir veren, üreten insanlar. onları takip ediyorum.

    aptal aptal sabah kalkıp 5 kilo makyaj yapıpı "günaydınnnnn" diye story atan insanlara tahammülüm yok.

    22 temmuz 09:22 22 temmuz 09:24

    145. En araştırmacısı bile 3 doğru bilgi paylaşsa bilerek 1 yanlış bilgi paylaşıyor. En iyi niyetli görünen bile manipülasyon yapıyor. Trendyol linki vs paylaşanların önerilerini kesinlikle en az bir kez daha düşünmek gerek. 

    Ben kendimi av gibi hissetmeye başladım. Bunu yapanların bir çoğu sonradan parayı gören, hırslı tipler, bir kısmı da aileden zengin. Zenginlik arzusu içinde olanların zaten gözlerinde hırs görünüyor ve kendilerini çok kısa sürede belli ediyorlar. Onların hırsına anlam verebiliyorum yine de. Öte yandan varlıklı ailelerden gelen tipler var, onlar manipüle ettiklerini kolay belli etmiyor, her hediye gelen ürünü övmüyor belki ama daha seçici olarak aynı şeyi yapıyorlar.  Zaten zengin olan insanların hırsını anlamıyorum. Mesela yıllardır botoks yaptıranlar cilt bakım ürünleri sayesinde ciltlerinin iyi olduğunu iddia ediyorlar.

    Biz fakiriz arkadaşlar fakirleştik, marketten çıktığımızda ne aldık biz yanlışlık mı var diye sürekli fişe bakıyoruz, artan pahalılık altında emekçiler olarak eziliyoruz. elimizdeki üç kuruşa göz dikilmesinde iyi niyet göremiyorum. 

    17 temmuz 10:19

    144. Günümüzde çoğunlukla insanları etkileyen ve onları belli şeyler yapmaya teşvik eden kişi olarak tanımlanabilir. Kaynağı sormayın. 

    Ancak pratikte bu insanların yaptığı işin çok çok farklı olduğunu düşünüyorum. Sadece link vermek, linkler üzerinden gelir elde etmek ve üreticilik namına hiçbir şeyin bulunmadığı insanlara da influencer deniyor, belli başlı konularda emek edip, makale okuyup kitlelerini bilgilendirmeye çalışanlara da. 

    Ben en çok bir mesleği bulunmayıp sadece link veren türden influencer olan, çok emek veriyorum deyip sadece alışveriş sitelerinde tatlış kupa seçen, işsiz güçsüz ve sabahtan akşama kadar dizi izleyip bunu beyaz yakalı kitlelerine önerenleri sevmiyorum. İnsanlar küçücük vakitlerinde sizi takip edip söylediklerinizi uygulamaya çalışıyorlar ve kendilerini yapamayınca kötü hissediyorlar. Siz sabah "of maniküre gitmem lazım tırnaklarıma bakın" diye story atarken insanlar o storyleri zor koşullarda çalıştıkları iş yerlerine giderken, tıklım tıkış metroda izliyorlar belki. Zoruma gidiyor, hepsi bir yana yoğunluklu düşüncem bu. 

    25 nisan 19:32