yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (61)
    • medya (3)

    61. bir sürü şey yazılmış, tekrara düşmek istemem.

    dizi izleyin, film izleyin, okuyun bunlar evet lazım ama konuşma pratiğiniz olmadan bir dili (latince değilse) öğrenemezsiniz. dizi film izlerken kelime anlamına bakmak yerine durdurun ve cümleleri sesli olarak tekrar edin, mırıldanma değil, baya konuşma tonuyla. cümleyi kurdukları durumu değerlendirin, benzer bir durumda kullanabilirim bu cümleyi diyin. not aldığınız cümleleri sesli okuyun. ayna karşısına geçip pratik yapın demiyorum ama konuşabilmenin tek yolu gerçekten "konuşmak".

    okuduğunuz birçok şeyi unutabilirsiniz ama sesli söylediklerinizi unutmak daha zordur.

    22 kasım 11:00

    60. Bir dilin yazildigi gibi okunabilmesi icin, o dilde kullanilan seslerin hepsine bir harf karsilik gelmesi gerekir. Bu saglanamiyorsa, "cikartilan ses" icin farkli yazimlar, dolayisi ile bir yazi icin farkli seslendirme alternatifleri ortaya cikar (ph'nin f olarak okunması örneginde oldugu gibi).

    İngilizce'de 26 harf mevcuttur, ancak çok daha fazla ses bulunmaktadır: 24 sessiz harf sesi ve 20 sesli harf sesi. Sesli harfler sesli harf veya sessiz harf olarak telaffuz edilebilir.

    İngilzce'nin kökeni Cermen dil ailesine mensup olan Anglo-Saxon dilidir. Anglo-Saxonca yazılırdı ve yazılırken her harfin temsil ettiği bir fonetik değeri vardı yani konuşulduğu gibi yazılırdı. 1066 yılında Fransızca konuşan Normanlar adadaki Anglo-Saxon krallıklarını fethederek yeni bir devlet kurmuşlar.Tıpkı Osmanlıca gibi İngilizce bir kaç yabancı dilden etkilenerek çok hızlı ve köklü olarak değişti. Aynı zamanda Fransızca resmi dil oldu, fakat halk Anglo-Saxon dilini konuşmaya devam etti. Bir kaç yüzyılldan sonra bu iki dil kaynaşarak yeni bir dil olmuştu. Bu yeni dil, asıl yapısı ve temel kelime haznesi Cermen olan fakat artık Fransızca'dan çok sözcuk alan bildiğimiz İngilizce. Bu süreç esnasında Anglo-Saxon kökenli kelimeler o dilin kendi imla kurallarına göre yazılmaya devam edilirken Fransızca'dan ödünç alınan kelimeler Fransızca aslına uygun olarak yazılmaya devam ettiler. Yani artık bir harfın temsil ettiği ses sözcüğün köküne göre değişiyor. Bu esnada İngilizce'nin sesli harfleri büyük bir değişime uğradı. Bu değişimin sonucunda ortaya çıkan yeni sesli harfler ki hecenin sonuna "e" harfını ekleyerek gösterilmeye başlandı: hop-hope gibi. Sonra, ortaçağından bu yana İngilizce çok büyük miktar hukuki ve feni terimler Latince ve Yunanca'dan ödünç aldı. Daha önce Fransızca'dan gelen sözcukler gibi bu yeni sözcükler aldıkları dillerde İngilizce'nin kendi imla kurallarına uyarlamaya çalışılmadan yazıldığı gibi İngilizce'ye benimsenmişler. Sonra bunların telaffuzların da zamanla halk dilinde değişimlere uğradı ama yine aynı şekilde yazılmaya devam edildi.

    Ve bugün artık, Anglosakson dil grubuna ait yazılış özellikleri ile Norman Dil Grubu kelimelerinin okunuşunun Anglo dilinde olmayan sesleri nedeniyle yazılışı ve okunuşu arasındaki farklılıklar, Latince ve eski Yunan kelimeleri içeren bir dil olmuştur ingilizce.

    İşte İngilizcenin sebebi budur.

    Bu yazılışı ve okunuşu arasındaki farklılıklar üzerine , özellikle bir İngiliz dili üzerine araştırmacının yaptığı çalışma, aşağıda oluşturduğum maddelerin temeli olmuştur. Linki aşağıda bırakıyorum, onun tüm maddelerini almadım çünkü bazı seslerin ait olduğu kelimeler çok az ve seyrek. Ayrıca 85% oranında geçerli olduğunu belirtmiş, yani bunların istisnası da var. Bu çalışma içinde sadece o kaynaktan elde ettiğim bilgiler değil ekşi sözlük, Twitter, İnstagram, yerel sitelerden de bu kaynakta olmayan bilgileri ekledim.

    Öncesinde, bazen kelimelerin telaffuzu için sözlüğe baktığınızda karşında Türkçe'de olmayan bir harf ya da sembol ile okunuşu ifade ediliyor. Bunların ne olduğu ve nasıl bir telaffuz gerektirdiği şöyle:

    ë ----iy

    ä ----ey

    oy---öy

    ī veya ï---- ay

    ā----ey

    ū----uu

    ô----az uzun o

    ã----ı

    ó----a uzun

    ō----ou

    ə veya @----ı

    ōō --uu

    İlgili telaffuzlar şunlardır.

    1. Kelimeler içinde aşağıdaki harf grupları bulunursa karşısındaki şekilde okunur.

    ch= ç

    sh= $

    ph= f

    th=t

    qu= kw

    wr= r

    wh= w

    xh = x

    rh= r

    Kelimelerdeki wh ile ilgili kısımları okurken -h'den sonra o geliyorsa -h'yi okumayın.

    2. Kelimelerdeki -X'i okurken ks olarak okuyun. ancak e'den sonra geldiğinde ve başka bir ünlüden sonra -x geldiğinde, -ks değil -gz olarak okuyun.

    3. Gh, Bir sesli harften önce gelirse g olur: örneğin: ghost = gōst (goust).

    Eğer -gh sesli harflerden sonra gelirse o sesli harfi uzun okutturur ve -gh okunmaz.

    Örneğin: right=rīt(yani rayt)

    -genelde kelime sonlarında bulunan gh kelimelerde -f olarak okunur. Ancak kelime başındaki hiç bir -gh, okunmaz -f olarak.

    Örneğin: laugh, cough

    bazi kelimelerde ise gh, high kelimesindeki gibi okunur.

    gh, kendisinden önceki tek sesli harfleri uzun okutturur: right = rït.

    Kelime içindeki -aught ve -ought ót olarak okunur yani ó, a olarak.

    Örneğin, daughter = dò[email protected]

    Kelime içindeki -ough ise -ō olarak okunur yani ou.

    Örneğin, dough=dō

    4. Kelime içindeki Diğer herhangi bir Gh düşer ve okunmaz.

    Örneğin; freight = frät.

    Ancak hiç bir şekilde cümle başındaki Gh, f olarak okunmaz.

    5.Çok bilinen bazı kelimelerde -t okunmaz. özellikle -st içeren kelimelerde -t okunmaz. Örneğin: castle, listen, whistle, often.

    6. Başında -gn, -kn, -mn, -pt, -ps, -tm bulunan kelimelerin yalnızca ikinci harfi telaffuz edin.

    Örneğin: gnostic = nôstîk, psycho = sïkö, Knight= nït.

    7. Tek Heceli bir kelime , y harfi ile bitiyorsa onu ï olarak okuyun. Örneğin ply=plï (ï=ay)

    8. Eger kelime tek heceli ise ve içinde -o harfi varsa hot kelimesindeki gibi kısa -a olarak okunur.

    Yalnız sonu g ile biten tek heceli kelimelerde amerikan ingilizcesinde o, a olarak okunurken; ingilizce ingilizcesinde o diye okunur.

    Örneğin, Dog.

    eğer kelimenin sonu -e harfi ile bitiyorsa hope'deki -o harfi gibi ō(ou) olarak olarak okunur.

    Örneğin, hope, pole, rose

    Eğer kelime içinde -oo sesi olursa -u olarak okunur.

    Örneğin: google, food, soon, school, look, good.

    9. Eğer kelime içinde sesli harfin yanında değilse -y harfini i olarak okuyun. Ama sesli harfin yanında ise -yu olarak okuyun.

    10. eğer -n kelimenin sonunda bulunurken ondan once m geliyorsa n okunmaz.

    Örneğin: autumn

    11. Kelimenin yazılışında Öncesinde sesli harf bulunan -stl okunurken -t harfi, okunmaz.

    Örneğin: bristly = brîslë.

    12. Kelimenin yazılışında öncesinde sesli harf bulunan -ci veya -ti varsa bu ikisi $(ş) olarak okunur. Örneğin, gracious = grä$əs, nation = nä$ən(nayşın).

    13. Kelimenin yazılışında -tu, bir sesli harf öncesinde geliyorsa veya -r veya -l harfleri kendisini takip ediyorsa -çu olarak okunur.

    Örneğin, mutual = müç[email protected] (myuuçuıl)

    14. "psych" and "pneu" ile başlayan kelimelerde p okunmaz.

    Örneğin: psychiatrist.

    15. Kelime yazılımında Öncesinde, -r, -s, -m olan -al harf Grubu òl olarak okunur. Ayrıca -al devamında -ll harf Grubu ile sona eriyorsa da -ól olarak okunur. (Bende bunu o diye okuyordum.)

    Örneğin, : also, already, wall, bald, although, almost.

    16. Kelime yazımında -h eğer -w'dan sonra geliyorsa h okunmaz.

    Örneğin: what, when, where, why

    17. bazi kelimelerin basindaki -h okunmaz.

    Örneğin: hour, honest, honor, heir.

    18. Tek Heceli kelime yazılışında içinde -u var ise -u harfi -a olarak okunur. Sadece put kelimesine put diye okunur.

    Örneğin: cut( kət) nut, up. Normalde -ə sembolü -ı olarak okunur ancak bu kuralda -a olarak okunuyor .

    19.Tek Heceli kelime yazılışında kelimenin yazılışının sonu e harfi ile bitiyorsa tune'deki u harfi gibi yuu olarak olarak okunur.

    Örneğin, tune, cute( kyo͞ot) (kyuut), cube.

    20. kelimenin yazılışında içinde -ue olursa uzun u olarak okunur.

    Örneğin: true, glue

    21. Kelimenin yazılışında -w'den sonra -r geliyorsa -w okunmaz.

    Örneğin: wrap, write, wrong

    22. Kelime tek heceli ise eğer kelime yazılışında bulunan -i harfi kid kelimesindeki -i gibi kısa okunur.

    Örneğin, kid, big, win, sit

    Ama kelimenin sonu e harfi ile bitiyorsa bike kelimesi gibi -i, ai (ay) olarak olarak okunur. ī(ai yani ay)

    Örneğin: mike=mīk(mayk)

    23. Kelimenin yazılımda -k cümlenin başında bulunuyor ve devamında -n geliyorsa k okunmaz.

    Örneğin, knife, knee, know

    24. Sonu -e ile biten kelimelerde -e okunmaz

    Örneğin: hope, write.

    25. tek heceli bir kelimede yazılımda -a harfi cat kelimesindeki gibi -e olarak okunur.

    Örneğin: at, sat, jam.

    Kelimenin sonu -e harfi ile bitiyorsa take'deki a harfi gibi -ei (ey) olarak olarak okunur.

    Örneğin: hate (hāt) (heyt), mate, face, race, sake.

    Try heceli içinde -a olan bir kelimenin sonu -r ile bitiyorsa car'daki -a harfi gibi -a harfi gibi uzun okunur.

    Örneğin, far, jar.

    26. Kelimenin yazılımında -g harfinden sonra -n geliyorsa -g okunmaz.

    Örneğin: foreign, feign(fān )(feyn)

    27. Kelimenin yazılışı içinde -mb varsa -b okunmaz.

    Örneğin, climb, dumb, plumber

    28. Kelimenin yazılışında -g'den sonra sırasıyla u ve herhangi bir sesli harf geliyorsa -u okunmaz.

    Örneğin: guess(ges), guitar, guest

    29. Kelimenin yazılışında -c'den sonra -e,- i,- y geliyorsa kelimede -c , s olarak okunur.

    Örneğin, cell(del) decision, city, cylinder, cyprus.

    Kelime yazılışında -c'den önce veya sonra -e, -i, -y'nin dışındaki harfler geliyorsa -k olarak okunur.

    Örneğin: cat, correct, cross, class, ache, panic.

    30. Kelimenin yazılışında -g'den sonra - e,- i, -y geliyorsa -j olarak okunur.

    Örneğin: general, large, giant, changing, gym, energy.

    Kelimenin yazılışında -g'den sonra -e,- i,- y'nin dışındaki harfler geliyorsa -g olarak okunur.

    Örneğin, golf, progress, great, good.

    31. Kelimenin yazılışında -y birinci hecede ise -ay olarak okunur.

    Örneğin, my, by, sky, cry

    Kelime içinde ikinci hecede veya kelimenin sonunda ise -y "i" olarak okunur.

    Örneğin, happy, city.

    32. Kelimenin yazılışında İki sesli harf arasında bulunan -s harfi, -z olsaydı okunur.

    Örneğin, design, amuse.

    33. Kelimenin yazılışında -al eğer -r, -m ve -s, -ll öncesinde geliyorsa -òl (uzun a ile al) gibi okunur.

    Örneğin, already, wall, bald, although, almost.

    34. Kelimenin yazılışında -alk, başta olması haricinde, -òk olarak okunur (ò, a olarak okunur).

    Örneğin, walk.

    35. Kelimenin başındaki -gu ve kelimenin sonundaki gue, okunuşu -g olur.

    Örneğin: guest= gest, plague=plag(plāg)(pleyg)

    36. Kelime yazılışında sonundaki ve bir ünsüz sonundaki -al ve -re, okunurken [email protected] ve [email protected] olarak okunur, yani kalın ama uzun olmayan bir -a olarak okunur.

    Örneğin: bottle( ˈbädl)

    37. Sonrasında -f ve devamında başka bir ünsüz gelen -o, kelime içinde ó yani kalın az uzun bir a ile telaffuz edilir.

    Örneğin: offer = ò[email protected], soften = sò[email protected]( safın)

    38. Kelime yazılışında -wa, eğer -t, -d, -n ve -s öncesinde gelirse -wô olarak okunur yani -wa diye.

    Örneğin, want, wander, swan, Rwanda.

    39. Kelimenin sonundaki -n'den önceki sesli harf çok düşük olarak okunur.

    Örneğin, human, botton ( ˈbətn)

    40. Kelimenin sonundaki -l'den önceki sesli harf çok düşük olarak okunur.

    Örneğin,battle, final, hovel, evil, symbol.

    Son iki kural, tek heceli seslere uygulanmaz.

    41. Kelimenin sonunda kalan sesli harfleri aşağıdaki gibi telaffuz edin

    a-- @ ya da ə

    -i-- ë

    -o-- ö

    -u-- u

    42. Kelimenin sonunda -mb veya -mn bulunursa -m'yi takip eden -b ve -n okunmaz.

    Örneğin, bomb, damn.

    43. Bir sesli harf öncesinde olmamak kaydıyla kelime içindeki -r, normal olarak okunur.

    Örneğin : War (wôr)

    44 . Kelime yazılışında çift -rr, eğer -a veya -e sonrasında gelirse -a ve -e okunurken ä(ey) olarak okunur. Aynı şekilde kelime içinde -e sonrasında gelirse -ri, okunuşu -e'nin ä olur.

    45. Kelime yazılışında -ng, eğer -l veya -r öncesinde geliyorsa ya da -w ve -y öncesinde geliyorsa vurgulu olacak şekilde -ñg olarak okunur.

    Örneğin: angry, England

    46. Kelime yazılışında -ng en sonda bulunuyorsa veya -ng'den sonra başka bir sessiz harf geliyorsa ünlü gelmiyor, -ng sadece -n olarak okunur.

    Örnek : hung = hûng, length = läñdh.

    47. Kelimenin yazılışında en sonda -s bulunuyorsa -s uzatılarak okunur.

    Örneğin: dogs (dogz)

    48. Kelime içinde çift ünsüz varsa sadece bir yere söylenir ünsüz kelime.

    Örneğin: dinner(dî[email protected])

    49. İngilizce'deki y harfi sesli harf veya sessiz harf olarak kullanılabilir.

    y harfinden sonra bir sesli harf geliyorsa, y bir sessiz harftir.

    Örneğin, yard.

    Şu sözcüklerde olduğu gibi y harfinden sonra bir sessiz harf geliyorsa: gym, c[y]cle, y harfi bir sesli harf sesini temsil eder.

    (link: http://www.zompist.com/spell.html Kaynak)

    21 kasım 20:56 21 kasım 20:57

    59. Ben de bu dili kendi öğrenme tarzımdan yola çıkarak bazı tavsiyelerde bulunmak isterim;

    -Vereceğim tavsiyelerin en başında grammer bilgisi geliyor. Bana göre bu dili öğrenirken en başta birçok kelime öğrenmeye çalışmak yerine sıkı bir grammer altyapısı oluşturulmaıdır. Sıkı bir grammer altyapısından kastım, tüm tenses, modal verbs, if conditionals vs. konularının kurallarının detaylıca öğrenilip akılda kalması için (maalesef) ezberlenmesi gerekir. Çünkü anlatacağınız şeyi cümlelere dökerken her zaman bu kurallara ihtiyacınız olacak, bu grammer kurallarını kullanarak cümleler kuracaksınız. Bu yüzden eksiksiz ve hatasız bir grammer bilgisi şart. Ha bu noktada şunu diyenler olacaktır; "yurtdışında millet grammera önem vermiyor, hata yaparak konuşsak da ne dediğimiz anlaşılıyor." Evet, bu doğru bir şey, hata da yapsanız, he yerine she deseniz ya da are yerine is kullansanız da sizi anlıyorlar, bunlara takılmıyorlar çünkü kendi milletlerinden olmayan bir "foreigner"ın ingilizce konuşabilmesi onlara çok tatlı, sevimli geliyor, aynı bizim yabancı bir turistin türkçe konuşmaya çalıştığını görünce hoşumuza gitmesi, ona yardımcı olmaya çalışmamız gibi. Bu noktada benim bu tavsiyeyi vermiş olmamın sebebi, nasıl karşımızdaki insanla konuşurken türkçeyi nasıl kullandığına, kurduğu cümlelerin düzgünlüğüne dikkat ediyorsak ve güzel, akıcı, takılıp duraksamadan konuşan insanlarla daha düzgün iletişim kurabiliyorsak, aynı şekilde ingilizce konuşurken de bu geçerlidir. Yani anlatmaya çalıştığım şey en özünde; akıcı, hatasız ya da tolore edilebilecek gibi minimum hatalarla dili kullanabilmek, hangi dil olursa olsun en önemli şeylerden biridir.

    -Bir diğer tavsiyem kelime bilgisiyle ilgili olacak. Bu da bu dili öğrenmekteki bir diğer en önemli husustur. Kelime dağarcığı nasıl arttırılır? sorusunun bir çok cevabı var. Üstteki süslülerin de belirttiği gibi, anlamı öğrenilen kelimenin cümle içinde kullanılması o kelimeyi akılda tutabilmek için en etkili yollardan biridir. Sözcüğün anlamı öğrenildiği an üzerinden zaman geçmeden hemen bir cümle kurularak sözcük kullanılmalıdır çünkü eğer sözcüğün yalnızca anlamını öğrenip cümle içinde kullanmazsanız emin olun ki uçup gidiyor aklınızdan, bir daha hatırlamakta çok güçlük çekiyorsunuz.

    -Bunun yanında yine sözcük dağarcığını arttırma ile ilgili verebileceğim bir başka tavsiye ise kendi gözlemlerimden kaynaklanmaktadır. Geçtiğimiz sene içerisinde yabancı uyruklu bir öğretmenden C2 kuru aldığım bir kursta, dersler esnasında sık sık şunu farkettim; anlamını bilmediğimiz bir kelime duyunca, anlamı öğrenmek için öğretmene soru soran tek kişi bendim, yani 8 kişilik sınıfta ben haricinde bilmediği kelimeyi soran tek bir kişi bile yoktu. Buna bir türlü anlam veremiyordum, fakat sonradan düşündükçe nedeninin özgüven eksikliği olabileceğini düşündüm. Tavsiyem şu ki, sakın bundan çekinmeyin, bilmediğiniz kelimeleri eğer karşınızda bir öğretmen varsa çekinmeden, ikinci kez düşünmeden sorun çünkü hiçbir şey kaybetmeyeceksiniz, tersine karşınızdaki öğretmen ortalama bir bilgi düzeyindeyse bile siz anlayıp tatmin olana kadar gerekirse farklı örnekler vererek açıklayacaktır.

    -Kelime bilgisiyle ilgili vereceğim bir diğer ve son tavsiyem ise şu: Anlamını öğrendiğiniz tüm yeni kelimeleri bir deftere anlamlarıyla birlikte yazın, not alın ve bunu yaparken english to english şekilde notlar alın yani bir kelimenin anlamını asla türkçe şekilde yazmayın. Eğer bunu kendi başınıza yardım almadan yapamıyorsanız, içinde english to english dictionary seçeneğini de barındıran bir sözlükten yardım alın. Bunun için Oxford Dictionary önerebilirim fakat bu sözlük tamamen english to englishtir. Yani %100 verim alabilmek için C seviyesine gelmiş olmanız gerekir. Bu yüzden benim de yıllardır kullandığım SesliSözlük'ü önerebilirim. Telefonunuza mobil aplikasyonunu indirip rahat rahat kullanabilirsiniz, çok işinizi görür. Tüm bunlara rağmen, yani sözlükten de yardım alamıyorsanız sözcüklerin anlamlarını not alabilmeniz için bir yol daha var: resim çizmek. Elbette koca bir sayfayı kullanarak mükemmel bir çizim yapmaktan bahsetmiyorum fakat küçük küçük, sembolik şeylerle çizseniz bile kelimeyi aklınızda tutmaya yarayacaktır ve her anlamda english to turkish not almaktan iyidir. Resmin dili yoktur sonuçta :) Yani en öz şekilde vurguladığım şey, english to turkish şekilde not almayın da, hangi şekilde alıyorsanız alın.

    -Bir diğer tavsiyem native speakerlar tarafından hazırlanmış içerikleri dinlemeniz. Bu ifadeyi açmak gerekirse söylemeye çalıştığım şey hayatınızın uyku hariç her anına listeningi dahil etmenizdir. Tabiki ingilizce dilde diziler, filmler izleyin ama sadece bununla kalmayın. Ben kendimden örnek verecek olursam, günlük hayatımda yalnızca boş olduğum anlarda değil; bir şeyle uğraşırken, yemek yaparken ya da yerken, bulaşık yıkarken, temizlik yaparken her an kulaklıklarım takılı ve bir şeyler dinliyor olurum. Dinleyebileceğiniz şeyler ise genel anlamda yukarıda da söylediğim gibi native speakerlar tarafından hazırlanmış konu farketmeksizin her türlü içerik: podcast olabilir, belgesel olabilir, sitcom olabilir ve hatta komedyen performansları bile olabilir. Siz elbette bunları izlemek de isteyebilirsiniz fakat dinleme dememin sebebi günlük hayatta her an bir şeyler izlemeye müsait olamayabiliyoruz, zaten buradaki amaç da izlemek için zamanınız olmasa bile bir şeyin yanına bir şeyi sıkıştırıp listening için gerekli zamanı oluşturabilmektir. Ben bu dediğim şeyi uzun zaman boyunca yaptım ve hala da yapmaktayım. Doğrusunu söylemem gerekirse şuana kadar yazdığım tüm tavsiyelerin evet çok faydası dokundu bana, fakat bundan maksimum faydayı sağladığımı düşünüyorum. Çünkü bu dili anlayabilmek, bu dilin detaylarını, nüanslarını anlamayı gerektirir. Bu dilin detayları ise nelerdir; expressionlarıdır, intonationıdır (vurgulama). Bunların kullanımını öğrenmenizin ve kendinizin de konuşmanızda kullanabilmenizin tek ama tek yolu vardır, o da bahsettiğim şekilde yapacağınız listeningtir. Bu aktiviteyi yapmanızın size şöyle bir faydası daha vardır; dinlediğiniz içerikler speakinginize de çok fayda sağlar. Duyduğunuz kelimelerin, cümlelerin hangi durumda nasıl kullanılacağını öğrenmiş olursunuz ve bunu kendi konuşmanıza rahatlıkla uyarlayabilirsiniz. Bu açıdan listening aslında bu dili öğrenmenin yadsınmaz bir kilometre taşıdır.

    -Tüm bunlara ek olarak konuşmak istediğiniz ingilizceye karar verin, yani aksanınıza. İngiliz ingilizcesi mi konuşacaksınız yoksa amerikan ingilizcesi mi? Bu çok önemli bir noktadır çünkü her iki aksanın da kendine özgü keskin farklılıkları var. Bunu belirlemediyseniz, belirleyin. Eğer belirlediyseniz de, seçtiğiniz aksandaki telaffuz özelliklerini çok net bir şekilde saptamalısınız. Bunun yanında, bir şeyler izleyecek ya da dinleyecek olduğunuzda kesinlikle aksan ayrımını yapmamalısınız. Yani "ben zaten amerikan ingilizcesi öğreniyorum, ileride de hep bunu konuşacağım, o yüzden ingiliz aksanına sahip insanları dinlemesem de olur" demeyin. Çünkü siz her ne kadar amerikan ingilizcesi konuşacak da olsanız bir gün karşınıza avustralya aksanıyla (ingiliz aksanına benzer fakat birçok farklılığa sahip) konuşan biri çıktığında söylenen şeylerin yarısını anlamama ihtimaliniz var. Bu yüzden aksan ayrımı yapmadan, her türlü ingilizceye açık şekilde istediğinizi izleyin, dinleyin.

    -Tam şuan aklıma gelen son ve küçük bir tavsiyem ise ingilizce dilde izleyeceğiniz her türlü içeriği ingilizce altyazıyla izleyin. Anlamını bilmediğiniz kelimelerin anlamına hemen videoyu durdurup sözlükten bakın, gerekirse not alın ve izlemeye devam edin. Evet, eğer başlangıç seviyesindeyseniz elbette zorlanacaksınız fakat zaman geçtikçe daha hızlı ve rahatça anlayabildiğinizi hissedeceksiniz ve bu da size bir mutluluk verecek.

    Benim vereceğim tavsiyeler bu kadardı. Ha son bir şey söylemek isterim, eğer rüyanızda ingilizce konuşuyorsanız bilin ki bu iş bitmiştir. :) Buraya kadar okuduysanız teşekkür ediyorum, aklınıza takılan herhangi bir soru olursa mesaj kutuma beklerim.

    6 eylül 22:39 7 eylül 13:08


    58. bu bence her dil için geçerli: öğrendiğimiz kelimeyi cümle içinde kullanmak. 

    o kelimelerle cümle kurunca çağrışım yapıyor ve benim hep aklımda kalıyor. kendi kendinize aklınızdan geçirdiğiniz cümleleri çevirebilirsiniz bence.

    6 eylül 11:36

    57. ingilizcenin aslında oldukça kolay bir dil olduğunu aklınızdan çıkarmamak ilk adım. Yapamam edemem yok.

    Şahsi tavsiyem, intermediate seviyedeyken tamamen dizi film kitap ekseninde ilerlemeniz. Özellikle alt yazılı kısa amerikan dizileri sizi hem telaffuz hem cümle kurma konusunda ciddi ilerletecektir

    18 kasım 2019 23:37

    56. Kafede, otobüste, dolmuşta.. Yani nerede yalnızsanız, etrafınızda konuşan insanların söylediklerini "Amerika'da olsam ben bunu nasıl anlatırdım acaba?" diye içinizden İngilizceye çevirin. Bilmediğiniz kelimeye sözlükten bakın ama anlamı vermek için gerekirse bir cümle değil üç cümle kurun. Bu şekilde hem günlük dille ilgili kelime dağarcığınızı geliştirir hem de pratik yapmış olursunuz. Şimdilerde bir tercüman olarak lisede sürekli bunu yapardım. İnanılmaz faydası oluyor, denemenizi öneririm. Sevgiler süslülerim!

    16 haziran 2019 23:56

    55. Daha çok ingilizce kursuna gitmek isteyen ya da arayış içerisinde olanlara tavsiye vermeye geldim.. çünkü sil baştan öğrenmek isteyenler, yardım almak isteyenler gibi kurs seçenekleri ingilizce öğrenmekte en önemli kurumların başında geliyor. Lakin ben o kadar araştırmıştım ki hangi kursu araştırsam illaki bi olumsuz yoruma denk geliyordum.. sonra burda yazan arkadaşlarım gibi en başta kafa da ingilizce öğrenmeyi koymam gerektiğini ve bir yerden başlamam gerektiğini düşündüm.

    Kurs arayışından da çok yorulduğum için evime çok yakın olanı seçip bi an önce başlamak istedim.. öncelikle kurs için disiplin şart.. benim bildiğim konu bu gelecek hafta derse gelmeyeyim gibi kesinlikle düşünmeyin.. bir kelime öğrensem bile kârdır mantığını İngilizce için aklınızdan çıkarmayın..

    Kurslarda illaki olumsuzluklarla karşılanıyor ama burda biraz akıllı olmak gerekiyor.. örneğin öğretmenden memnun kalmadınız mı size yetersiz mi geliyor sınıftakilerin nabzını yoklayın ve bunu kurs idaresine söylemekten çekinmeyin..burda yapacağınız en güzel hamle kurstaki arkadaşlarınızla seviyenizin ve enerjinizin tutmasıdır.. mesela biz on kişiyiz sınıfta her meslekten ve her yaştan Kişiler var amaç ingilizce öğrenmek olduğu için öğretmen seçimlerimizi gidip topluca idare ile görüşüp karar veriyoruz.. öğretmenlerimizi ders esnasında “ hocam aralarda deneme sınavı yapar mısınız “gibi isteklerde bulunuyoruz..sİzde bulunun..sizi destekleyecek Kişiler illaki çıkacak ve bu çabanızın karşılığını alacaksınız..

    Diğer bir konu kursta speaking club dersleri çok önemli.. sonuçta grammer kadar pratik yapmak da gerekiyor  konuşabilmeniz için çok önemli bi ders kesinlikle kaçırmayın.. speaking club ders hocanız kesinlikle yabancı olsun ve ne kadar zorlanırsanız zorlanın o derse girin.. aksan aşinalığınız olsun.. 

    Bir kaç öneri de şöyle vereceğim biz sınıftaki arkadaşlarımızla whatsap grup kurduk mesela ve ders için gerekli meteryalleri ,derse gelemeyen arkadaşlar için notları,dizi tavsiyeleri paylaşıyoruz çokta güzel verim alıyoruz.. bu gruplara hocalarımızıda dahil ediyoruz ve gerekli herşeye birlikte karar veriyoruz.. örneğin kursta etüd alma hakkımız var ama çoğumuz çalıştığımız için ya da derslerimiz olduğu için değerlendiremiyoruz bizde arkadaşlarımızla idare ile konuşup o hakkımızı ders sonlarına speaking club dersi koyarak değerlendirdik mesela.(burda çoğunluğu sağlamanız önemli)

    Yani demem o ki ingilizce için illaki önüne engeller çıkacak ama senin bu imkansızları da aşman gerekiyor.. benim bu gittiğim kurs için çok kötü yorumlar vardı ama biz arkadaşlarımla çoğunluğu sağlayarak herşeyi Lehimize çevirdik.. reklam olarak anlaşılmasın diye tabiki kursun adını vermeyeceğim ama böyle bi hazırlık içerisindeyseniz tavsiyelerime kulak vermenizi öneririm mutlaka..

    16 haziran 2019 23:01


    54. Kendimden yola çıkarak biraz bende kaynak vermek istedim. Biraz uzun olucak şimdiden kusura bakmayın.

    1- Başlangıç seviye: A1 ve A2

    Busuu:Başlangıç için en iyi uygulama olduğunu düşünüyorum. iki ay buradan yardım aldım. ama parasız kısmı işe yaramaz.

    Voscreen:Kelime öğretmede başarılı. Günde 15-20 dakika.

    Quizlet:Kelime öğrenmek için. ben (link: https://quizlet.com/quizlette4779494 buradan yardım aldım. )

    Kelimeleri tabi ki seviyemize göre öğreniyoruz.

    Podcast: (link: https://learnenglish.britishcouncil.org/listening Bu tarz sitelerden)Başlangıç seviyesi için olanları dinlemek. başlarda bunları anlamak bile zor geliyor doğal olarak. acele etmeyin, her şey zamanla gelişiyor.

    Kitap: Çocuk kitapları. basit ve kısa. Online ücretsiz (link: https://freekidsbooks.org/ bu site) gayet güzel. (link: https://www.robinsoncrusoeinlevels.com/level1/ Ayrica bu kitap) seviye bir seklinde okunabilir.

    2. B1-B2 seviye ingilizce:

    Kısa kısa haberler: (link: https://www.newsinlevels.com bu siteyi) bilmeyen yoktur. seviye seviye olması iyi. Gazete okumaya alışmama yardımcı oldu. ayrıca(link: https://www.thelittleprinceinlevels.com/level1/chapter1/?utm_source=article buradan küçük prensi okuyabilirsiniz.) biraz daha üst seviye için (link: https://www.digitalbook.io/blog/free-audio-books-for-english-learners/ bu ) (link: https://archive.org/details/alice_in_wonderland_librivox ve bu) hem dinleyip hem okuyun bol bol.

    Arkadaş bulmak: bu sayede kelimeler akılda daha kalıcı oluyor.

    Youtube'dan ingilizce öğreten öğretmenler:Burda kanal ismi vermek istiyorum. Bu kisiler b2 nin asagisi icin faydali.(A2-B1) Bu kişileri izlemek bana çok şey kattı. telaffuz konusunda ipuçları, biraz grammer, günlük konuşmada işinize yarayacak şeyler vs.

    -Speak english with tv series: Dizileri altyazıyla izlemek çok zor geliyordu bu kanal sayesinde biraz alışmış oldum.

    - English with Papa teach me: İngiliz bir öğretmen. Bu adama bayılıyorum çok eğlenceli ve faydalı videoları var.

    -Speak english with vanessa: Aynı şekilde faydalı videoları var.

    -Accent's way english Hadar: Aksan videoları var.

    -Englishanyone

    -mmmenglish: Bunu da zamanında çok severdim.

    Dizi: İzlenmesini önerdiğim ilk dizi Extra English (link: http://www.marmaradilmerkezi.com/tr/icerik/445/extra-episodes-1-5 buradan.) İlk izlediğimde bu diziyi bile zar zor anlamıştım ama kelime öğrenmeye yardımcı. Bütün kelimeleri öğrenin ordaki :) çok yavaş ve tane konuşuyorlar. 30 bölümden oluşuyor. Şimdi dönüp baktım, ne kadar yavaş ve basitmiş dedim.

    Skeç, video, Show, vlog: çok faydasını görürsünüz ve aynı zamanda eğlenceliler. buraya sevdiğim isimleri bırakıyorum.

    -thoraya maronesy

    amerikada, insanları durdurup güzel sorular soruyor ve verilen cevaplar da güzel oluyor, biraz da duygusal :d

    -Nigahiga: favorim. çok eğlenceli biri, akıcı ve hızlı konuşuyor..

    -wong fu productions: güzel skeç tarzı videolar yapıyorlar.

    -The tonight show jimmy fallon: Baya iyi

    -Ellen show: aynı şekilde iyi

    -Valeria lipovetsky: Makyaj, moda, vlog yada bazı tavsiyeler verdiği videoları var. Sizin bizim gibi aksansız bi ingilizcesi olması güzel bi yanı.

    -Jessica clements: makyaj ve moda youtuberi

    -emma chamberlain: vlogger

    İngilizce altyazılı dizi:

    Tavsiyem, Friends ve how ı met your mother. İngilizce için en iyi dizilerden bana kalırsa. 20 dakika olduğu için insanı sıkmıyor. dili anlaşılır. Bir gün içinde önce türkçe altyazıyla izleyip ardından ingilizce altyazıyla izleyebilirsiniz. seviyeniz arttıkça altyazısıza geçersiniz. Yanımda not nefteri tutuyorum ve merak ettiğim kelimeleri ve cümleyi not alıyorum.(link: https://ororo.tv/tr ororo.) sitesinde de çok diziyi altyazıyla izleyebilirsiniz. çok güzel bir site. (aylık aboneliğiniz yoksa günde 40 dakikası ücretsiz-di. değişmiş malesef)

    Friends ve Himym dan sonra; Lost, Gossip girl, Brooklyn99 dizilerinide önerebilirim.

    Podcast: Yemek yaparken, yolda giderken dinlerdim. (bkz: spotify) da yüzlerce var, bedava. istediğiniz konudan seçer dinlersiniz.

    Şarkıyla öğrenenler için: Lyrics training. Ister oyun(boşluk doldurma) isterde lyrics şeklinde bakabiliyorsunuz. oyun kısmı baya akılda kalıcı.

    Kulağınızı iyice o dile alıştırmak en önemlisi diye düşünüyorum. zamana ihtiyaç var, sabırlı olmalıyız. bir diğer şeyde konuşulanları taklit etmek. Duyduklarınızı sizde söylemeye çalışın. arkadas edinip konusun, hiç olmazsa kendi kendinize konusun.. :) bu arada bazi yerlerde 3-5 ayda ingilizce ogrenilir diyenleri anlamiyorum, bende mi bir sorun vardi. en az bir sene duzgun ogrenmek gerekiyor bence, kaldiki dil ogrenmenin sonu oldugunu dusunmuyorum. kendinizi 3-5 aya kitlemeyin, acele etmeyin. (yurtdisina cikanlari ve farkli imkani olanlari ayri tutarim)

    edit: kaynak ekledim. aklima geldikce editleyecegim.

    15 mayıs 2019 16:58 20 ekim 20:15

    53. Ana dilimizi nasıl öğrendiğimizi düşünelim, önce konuşmayı sonra yazmayı en son da okumayı öğreniyoruz. Ama bize ingilizce öğretilirken her şeyi aynı anda öğretmeye kalkışıyorlar. Bence yapılması gereken şey ingilizce eğitimine ilkokul birden itibaren başlanmak ve ilk birkaç sene çocuklara sadece konuşmayı öğretmek, sınava tabii tutmadan, sohbet edermiş gibi. Ortaokulda ise yazmaya ve okumaya başlanılmalı. Konudan biraz sapttım ama genel sorunu belirtmek istedim. Kendi adıma konuşmak gerekirse ingilizceyi altyazılı filmler ve şarkılardan öğrendim diyebilirim. Dil öğrenmek hiç bitmeyen bir süreç, okuduğum okulun dili ingilizce olmasına rağmen bugün dahi kalkıp ben harika ingilizce biliyorum diyemem. Bu yüzden hedeflerinizi daha geniş bir zaman aralığına yayarak  iyice özümsemeye çalışın derim

    13 ocak 2019 14:20 13 ocak 2019 14:22

    52. Part 2

    İngilizce öğrenirken bize normalde, gramer-reading-writing-listening-speaking sırası ile öğretilir. Böyle olunca önce kural üstüne kural öğretilir, Tüm bunları akılda tutup en sonunda pratik yapmaya geçilmiş olur. ama ana dili ingilizce olanlarin izledigi yol ise listening, speaking, reading, writing ve gramer'dir. dolayisiyla, ana dili ingilizce olanlarin ogrenirken en son yaptigi eylemleri, biz bu dili ogrenirken ilk; onlarin ilk yaptiklari eylemleri, biz son eylem olarak yaptigimiz zaman sikinti oluyor. grameri biliyoruz ama konusamiyoruz(anadili gibi ingilizce konuşan bir Rus kızın karşısına apışıp kalmıştım. Yok güzelliği yüzünden değil, o da etkili idi ama kız akışkan konuşuyordu, bense dura dura.) ana dili ingilizce olan kişiler şöyle öneriyor, Zaten bu konuda başarılı olan kuruluşlar da bunu söylüyor(ted vb.)

    1.kelime ezberleme ile yola çıkmayın. phrase veya cumle icinde kelimeleri kullanarak ogrenin. İngilizce, kalıp cümleler be deyişler dili, öğrendiğimiz kelimeler çok kolay anlam değiştiriyor, mecaz anlamda çok var. O yüzden cümle içinde kurarak öğrenin ki hem kalıp cümle hem farklı anlamlarını öğrenir, hem de pratik yaparak bunların tamamını bir arada tecrübe ederek aklınızda kalmasını kolaylaştırın.

    2.kağıda yazarak öğrenin, Benim 4.000 adet yapmışlığım vardı ve hepsini tek seferde tekrar etmiştim. İddiaya girmiştik ve ı kadar cümle içinde neredeyse hatırlamadığım olmamıştı. Yazarak öğrenme yoluyla akılda daha rahat kaldığı deney yoluyla ispatlandı. 1. Madde de yazılan şeyi kağıda yazarak yapın. Sonra cümlelerde küçük değişiklikler yapın. 



    3. gramer'e kesinlikle merkeze alarak öğrenme, misal İngiliz çocukları kelime ezberleyerek cümle kurallarını öğrenerek başlamıyor, cumle icinde kura kura ogreniyor. gramer ogrenirsen yazarken rahat olacaksin, kurallari dusunursun. yazarsin silersin. ama konusurken boyle bir imkanin olmaz kurali dusunemezsin. Ben bana bişey sorulduğunda önceleri, ya yakın zaman mı yoksa artık etkisi kalmadı mı, have been mi Will been mi hangi zamandi, hangi edat veya zamir vs diye çok ikilem de kalıp dumura uğramıştım. dil ogrenirken grameri sonlara bırak. ortaokulda veya lisede native speaker gramer ogrenir çünkü writing icin. konusmak icin boyle kural yoktur çünkü kendi dilimizi düşünelim kurallarını bilmeden konuşuyoruz çünkü kalıp cümle kuruyoruz, bazen anlamını bilmediğimiz halde bir kelimeyi kullanıyoruz çünkü anlamını bilmesekde kurduğumuz cümlenin anlamını biliyoruz. grameri nasil ogrenirsin? tek yol dinleme. listening.

    4.kulaklarinla öncelik ver, gözlerine değil. Sayısız kural var bunları tamamını öğrenemezsin,hadi öğrendin aynı anda hepsini ezberleyemezsin. Zaten ezber ile olsa bu iş Türkçeyi öğrenirdi ülke. O halde cümle kur, kağıda yazarak, bu sayede kelimelerim nasıl kullanıldığını öğren. her cümle içinde nasıl anlam değiştirdiğini kelimelerin anlamış olursun, Zaten bunu yapınca bilmediğin halde çoğu kuralı zaten öğrenmiş olursun. Sadece yazarak değil, listening, listening, listening çünkü her zaman yazmaya zaman bulamazsın. native spekers(anadil) ilk basta dinleyerek ogrendi. kitaplari okuyarak degil. en az %95 anlayacagiz kolay seyleri dinleyerek basla. mp3 olur, podcast olur yemekte, yolda , her yerde dinle. dinledikce geliseceksin. Ben bir keresinde Ankara'da evde boş boş oturuyor ikn gene 3 gün duyduğum tek şey ingilizce idi(yalan olmasın annem ara ara yemek de dedi.) kafanın içinde şu oluyor, a bak böyle kurdu cümleyi o cümle ile arasında şöyle bir fark var. Bu sefer bu anlama geldi. Ne demek lan bu, dur anlamına bakayım. Yakın geçmiş zaman bu, demek şu imiş. Artık bu sayede Türkçe düşünmeyi bırakıyor ve bir İngiliz gibi düşünmeye başlıyorsun.

    5. Hiç bir konuyu tek seferde öğrenemezsin, üzerinde uzun uzun durma. 2-3 gün içinde geri dön, bir dersi gordun ve gectin. o yuzden tekrar et. Tekrar yap ve unuttuğun yeri ve öğrenemediğin yeri anlarsın. Tekrar yapmadan akılda kalıcı olarak kalmaz. Bu yüzden cümle kur, düşün. Gün içinde kurduğun bir cümleyi İngilizce kurmaya çalış. Bilgilerin daha çok yerinde kalmaya başlayacak.

    kafana kazinana kadar. ana dili ingilizce olanlar boyle ogrendi. otomatik olarak konusana kadar tekrar tekrar tekrar et. konusman hizlanacak. Dediğim gibi müzik dinle yabancı şarkı ama ileri seviyede, oraya gelinceye kadar Postcast yada kolay cümlelerden kurulu bu amaçla oluşturulmuş skeçler dinle. Bu zaten tekrar olmuş olacak. boylece ana dili ingilizce olanlar gibi konusmaya baslayacaksin. ve surekli genel kelimelere ve cumlelere odaklan.

    6. past, present ve future: bu zamanlarda hikaye dinle. grameri boyle ogrenirsin. Çünkü bu zamanlarda çok fazla ayrım var, ezber işe yarasa bile karıştırmak çok kolay.

    7. basit ingilizce roman oku veya dinle. gercek chat yap bununla ilgili siteler var, uluslararası. Sen yazıyorsun onlar sana hatalarını veriyor ve tamamıyla bu amaçla kurulmuş siteler. haber dinle. real english ogren. gunluk hayatta kullanilan ingilizceyi takip et. talk show, dizi ve film izle. audio book, pod cast ve sarki dinle

    gunluk hayat ingilizcesine odaklan. Misal, shall yardımcı fiili okullarda anlatılır ama artık kullanılmıyor İngiltere'de. Ama bize öğretiyorlar.

    8. kisa hikayeleri dinle,ingilizce gazete oku ve yorumla. farkli kelimeleri ve yapilari gor. ingilizce gazetelere internetten kolayca ulasabilirsin. BBC bunun için yayın yapıyordu hala var mı bilmiyorum.

    9. aksanlara takilma. ana dili ingilizce olanlar bile aksana takilmiyor. ingilizce aksanlari tek sorun edenler emin olun ki ana dili ingilizce olmayanlar.( gerçi yüzümüze gülüyor bazen ama olacak o kadar, bizde Türkçe konuşmaya çalışanlara yapıyoruz çünkü komik oluyor :) )gec kalmadan ingilizce ogrenmeye basla veya ingilizceni gelistirmeye devam et.

    10. 'ingilizce konusamam veya ingilizce'de iyi degilim." ve bu sorunun bir tane dogru cevabi veya bir tane dogru soylenisi var."diye dusunüyoruz, yapmayın. bir cumlenin farkli tarzda soylenisi vardir. dusuncelerini basit ve yalin sekilde aktar. farkli bilindik fiiler, farkli yaygin kelimeler senin konusmani gelistirecektir. kelimelerin yerini degistir, kelimelerle oyna. boyle boyle daha karmasik cumleler kurmaya baslayacaksin. sadece rahat ol, iletisime gec. unutma sadece bir dogru cevap yok.

    11. bir kelime veya ifadeyi ogrendikten sonra onu konusma icerisinde kullanarak uygulama yap. boylelikle o kelime veya ifadeyi en etkili sekilde ogrenmis olacaksın. 
bunu sadece tek sekilde uygulama yapma. bu kelimenin diger turlerini de ogren ve cumle icinde onlari kullanarak pratik yap.

    ornegin, like gibi demek likely muhtemelen. Sad üzgün demek iken sadly ne yazık ki gibi. 
yeni kelimeler daha ogrenmis olursun, İngilizce'de sıfat ver zarf birbiri yerine çokca kullanılır, bunu sende yap.

    Benim önerim size şudur.

    -once turkce alt yazili ingilizce videoyu izleyin.

    -sonraki asamada ingilizce altyazili videoyu izleyin.

    -daha sonra alt yazisiz videoyu izleyin.

    -sonraki asamada video ayarlarindan ses ayarini 1.2x goturup hizlandirin. daha sonra 1.5x, sonrasinda 1.8x ve sonunda 2x hiza zamanla cikarin

    -2x hizinda yeterince uzman olduktan sonra cok hizli konusan birinin ingilizce videosunu seyredin. normalde bir kelimesini bile anlamayacaginiz adamin tum cumlelerini anladiginizi goreceksiniz. bu yontem dinlemenizi gelistirmek icindir.

    Size önereceğim telefon uygulaması ise şudur;

    -Kelime ve kelime, cümle telaffuzu için Memrise

    -cümle kuralları ve dinleme, cümle çevirme, cümle kurma, örnek metin ve sınavlar için lingualeo, bu program benim tartışmasız favorim. Herşey var içinde.

    -Voscreen, cümle dinleme ve dinlediğin cümleyi çevirmek için ve daha fazlası için. Tek başına yeter.

    Tüm bunların dışında bir arkadaş bulun, onunla ingilizce yazın konuşun. Türkçe düşünerek değil ingilizce düşünerek çalışın. Türkçe düşünerek ingilizce öğrenemezsiniz. Ben İngilizceyi asıl Rusça çalışırken öğrenmiştim,bu da Bilimsel olarak ispatlıdır

    Bir dili başka bir dili öğrenmek için kullanırsanız daha kolay öğrenirsiniz.

    Bu yazıyı yazan ben hala bu dili öğreniyorum, sınır yok.

    12 ocak 2019 22:29 12 ocak 2019 22:30