yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (88)
    • medya (1)

    88. nasıl anlatsam, nereden başlasam bilemiyorum. özetlemeye çalışacağım. 27 yaşında, boğa burcu, 4.5kg doğmuş ve yemeyi ezelden beri seven bir kadınım. ilkokulda, ortaokul ve lisede ergen irisi olarak tanımlanmış kızlar vardır, bilirsiniz, onlardan birisi bendim işte. kilolarımla ilgili dertlerim hiç bitmedi. çünkü yemeyi seviyordum, ama kilolarımdan nefret ediyordum. hayatımda gördüğüm en yüksek kilo lise dönemlerime denk gelmişti. tam 77 kiloyu görmüştüm. 173 boyla 77 kilo evet obez sayılmasa da kilolu olduğum su götürmez bir gerçekti.-belki de obezite sınırıdır bilemiyorum- lise 2'de ölüm orucu ve aktardan aldığım yağ yaktığını iddia eden merdiven altı olarak tabir edebileceğimiz 50 liralık bir ürünle kilo vermeye çalışmıştım. bu hayatımda giriştiğim ilk ve ciddi sonuçlara yol açabilecek tek girişimdi. 2. günün sonunda annemle şiddetli bir kavga sonucu bırakmak zorunda kalmıştım. ondan sonra bir daha öyle çok da bir şey yapmadım açıkçası. çünkü üniversite, yeni çevre ortam derken etrafımda erkekler belirmeye başladı. özgüvenim arttıkça her yaz yaz mevsiminden nefret eder oldum. benim için 3 aylık tatil, deniz, sıcak hava, tiril tiril elbiseler şortlar tam bir cehennemi andırıyordu. - hala daha yaz mevsimiyle ilgili sıkıntılarım var - arada sevgililerim oldu, terk ettim, terk edildim derken kilolarımdan hala dertliydim. ortalama 74 kilolardayken bir ayrılık sonrası uygun fiyatlı bulduğum bir diyetisyende soluğu aldım. o sıra işsizdim, tüm öğünlerimi evde pişirme imkanım vardı, üstelik spor salonu da evimin hemen aşağısıydı. daha önce pilates-fitness yapmıştım. incelme görsem de kilo kaybı olmuyordu çünkü spor yaptığım için ekstra yiyerek kalori açığını kapatıyordum. ancak diyetisyene gittiğim gün son balık ekmeğimi yedim ve dedim ki "olum meltem, bu işi becerirsin. o kiloların her birinin ayağına sıkarsın helal be koçum." diyemedim tabi. köpekler gibi korktum. ulan dedim şimdi bu işi ya beceremezsem, ya aç kalırsam, ya sporda başım döner gözüm kararırsa.-çünkü spor yapmayı sevmeyenler bilir, bir kere çok yorulup ayılıp bayılırsan bi daha gitmek çok daha zorlaşır.- neyse diyetisyen iyi bi kadın çıktı, bana 2 haftalık alışma listesi verdi. onunla 1,5 kg falan gitmişti sanırım. derken devamı geldi, iş buldum, o sırada sevgili de yaptım - bikaç ay sonra koşarak kaçacağım ondan çok da şey yapmayın-. derken 2 ay gibi bi sürede öyle çok da dert edilmeyecek 8-9 kiloyu verdim ve maksimum 65'i gördüm. - şimdi bki hesaplatıyorum onda bile ideal kilon 64 diyor delirecem.- neyse, baya enteresan hissetmeyi beklerken tam olarak öyle olmadı. tanıyanlar kilo verdiğimi anlıyor, ama kendime aynada baktığımda "vaauuuuvvv inanamıyorum mükemmel zayıflamışım şuraya bak zapzayıfım" diyemedim hiç. çok ciddi bi kilo kaybı değil ondan heralde. ama haftada 3-4 gün fitnessla destekledim bunu. yani aslında sonuç gayet tatmin ediciydi, ama değişik duygudurumları yaşıyordum sanırım ondan biraz sapıtmıştım. neyse tatlı diyetisyenimin verdiği liste gayet makul, 3 ana 2-3 ara öğün olmak üzere beni acıktırmıyordu. tatlı seven bir insan olduğum için internetten fit ve lezzetli tatlı tarifleri bulup günümü gün ediyordum. sonra kilom 68e sabitlendi. yazın spor yapmanın ne büyük amelelik olduğunu spor salonuna gidenler bilir. ben de mayıs 31'de spor salonu üyeliğimi sonlandırdım. artık diyetisyenimle ayda 1 görüşüyor kilomu konuşup evlere dağılıyorduk. bu iş 4-5 ay böyle gitti. ta ki o en başta kilo vermeye karar vermeme sebep olan ilişkimle yeniden başlayana kadar. iş yerinde çıkan pilav makarnaları ayda 1 alan ben artık her gün nedense kendime hak görüp yemeye başlamıştım. hatta öğleden sonra 3 gibi ofisteki kızlarla birbirimizi gaza getirerek kantinde çay molası için çıkarılan o sıcacık nefis tatlı ve tuzlu kurabişlerden yiyordum. üzerine ablamlarda bulduğum çikolataları yarın yokmuşçasına gömmeye başladım. derken derken iş yine geldi 72 kiloya. neyse dedim tamam halledecez. ama nasıl? hemen süt dökmüş kedi edasıyla diyetisyenimle görüştük, biraz kızdı ama yeniden çalışmaya başladık. bana yine o güzel listelerinden birisini verdi. gel gör ki kazın ayağı öyle değil. ben iş yerinde ciddi şekilde sınanıyorum. öğle yemeğini istediğim kadar güzel yiyeyim saat 3 oldu mu benim mide guruldamaya başlıyor. e müşterilerin getirdikleri ikramlar, çay molaları derken ben eve kendimi zor atıyorum. bir gün 2 gün derken eeh dedim böyle olmaz. yapamıyorum yani olmuyor. bildiğin aç hissediyorum kendimi. aradan 1 ay geçiyor, diyetisyenime valla bu sefer halletçem diyorum, iş çıkışı sevgilimle arkadaşlarımla görüşüyoruz, herkes hapır hupur yiyor, biraları şarapları gömüyor. ulan diyorum yine eleniyorum. sonraki ay hop yine diyetisyen, ben yine elendim falan derken bu aralıklı orucu öğrendim. dedim bu iş bana göre olabilir. çünkü sabah kahvaltısı öğle yemeği arası o kadar zor geçmiyor benim için. zaten her sabah 1 bardak filtre kahvem var fiks. onu içerken ayılırken falan derken öğlen oluveriyor zaten. sonra kafama göre uygulamaya başladım ben bunu. kahvaltı yok. öğlen yemeğinde normal yemeği, -evet pilav makarna var!- birkaç hafta denedim, ı ıh. dedim gerizekalı sen şu karbonhidratı bırakmadığın sürece olmayacak. tamam len dedim karbonhidrat diyeti yapalım. hemen bi program indirdim telefona, günde maksimum 50 gr karbonhidrat almaya çalışıyorum. nerdeee. 70-80i görürsem şükrediyorum. o da çoğunlukla olmuyor 100gramdan aşağı dükkanı kapatamıyoruz. derken yine eleniyorum. sonrasında şu salgın patlak veriyor, hepimiz evdeyiz. annemle güzel ekmekler yapıp içine peynir tereyağı sürüp nirvanaya ulaştığımızı düşünüyoruz. sonra diyorum ki bu iş böyle gitmez, ofiste herkes kilo vermiş gelecek, benim de bişeyler yapmam lazım. bu sefer yine aralıklı beslenmeye çalışıyorum ama evdekilere pilav makarna yaptırtmıyorum. değişim o sıralarda başladı diyebilirim. sonrasında "that sugar" filmini izliyorum - kesinlikle tavsiye- diyorum tamam, artık şeker yok ve günde 2 öğün beslencez. diyetisyenime yazıyorum, "tatlım ben yine çalışçam seninle, ama if yapalım ve şekersiz bi hayata karar verdim artık." seviniyor. bu sefer iş diğerlerinden çok farklı. çünkü artık ben kendime diyetteyim demiyorum. bu artık benim hayat tarzım oldu. peki en büyük farklılıklar neydi? öncelikle şunu söyleyebilirim, arkadaşlar ben acıkmıyorum. yani acıkmıyorum derken tabi ki acıkıyorum, ama hani o listeyi ofisteyken uyguladığımda yerleri tırmalarcasına açlık, ve en önemlisi baş dönmesi, göz kararması asla olmuyor. muhtemelen şekeri de sınırlamanın etkisi vardır ama, öyle aman aman spor da yapmıyorum. ama kendimi bildim bileli varolan göbeğim küçüldü. hem de 1 ayda falan. eskiden yattığımda karnım yine biraz şiş olurdu, şuan kemiklerimi hissediyorum. ve 68 kilodayım yine. diyeceğim o ki, yapacaksanız kafanıza göre yapmayın, bide insülin direnciniz falan varsa hele sakın yapmayın. bi de ne yapacaksanız yapın dönemlik değil tüm hayatınızda uygulayacak şekilde yapın. bu insana çok büyük bir huzur ve rahatlama veriyor. yorlamam bu kadar.

    28 haziran 22:50 29 haziran 11:53

    87. 29.06.2020 tarihi itibariyle başlayacağım programdır. Etkili bulduğunuz hesap, video, program vs. var ise benimle paylaşırsanız çok mutlu olurum. Ayrıca başlamak isteyenler olursa birbirimize destek olabiliriz, sevgiler.

    28 haziran 13:23

    86. Tek kilo alan benim sanırım.

    Ben asla zorlanmıyorum aç kalmaya ama çok uzun aç kalınca vücudum herhalde kıtlığa giriyorum sandı.

    19 haziran 01:24


    85. sonunda bana kilo verdirmeyi başaran tek yöntemdir. evde tartı olmadığından ne kadar verdim bilemiyorum ama 2 haftada gözle görülür fark olduğunu söyleyebilirim.

    korona döneminde evde pişiler mi dersiniz mantılar börekler mi gırla gitmişti, dolayısıyla ne kadar aldığımı bilmiyorum; ama annemlerde bugün tartıldığımda korona öncesi kulüpte tartıldığım kiloyu gördüm: 63

    ben 12-14 ya da o gün denk geldiyse 16 saat oruç tutuyorum. çok katı bir uygulamam yok, zaten bir türlü veremememin sebebi de biraz bu huyum, uyamıyorum.

    ama bu yöntemde sabah kalkıyorum, kahvaltı derdi yok bişey yok yogamı ya da sporumu yapıp, sade kahvemi koyup işin başına oturuyorum. o arada ev ahalisi uyanıyor güzel bir kahvaltı hazırlıyor, öğlen büyük bir kahvaltı masasına oturuyorum; gün içinde meyve filan ne yersem yiyorum ve günü yine dolu dolu bir akşam yemeğiyle bitiriyorum. Böyle olunca akşam da acıkmıyorum. zaten koronada evde yemek yapıyoruz yemek yiyoruz yemek yerken yemek konuşuyoruz çok sıkılmıştım:) günde öğün sayısını 2'ye indirmek çok işime geldi.

    vejetaryenim ve yediklerimin içeriğine de her zaman dikkat ederim aslında, ama yıllardır gece yeme alışkanlığı filan derken kilo almıştım ve yağ oranım çok yüksekti. bu yöntemle ilk defa veriyorum üstelik sağlıklı da, böyle devam ederim ben:)

    18 haziran 23:50

    84. merak edip başladığım beslenme düzeni. süslüde de biraz paylaştığım, 2018 yılında bir 4 ay kadar süren 14 kilo verme sürecimde hiç gündeme getirmemiştim. anck diyeti bırakınca malesef ki kilolar yavaş da olsa geri gelmeye başlıyotlar ve ben bu durumdan çok sıkıldığım için başladım bu sürece.

    geçtiğimiz hafta zero fastingi indirdim ve onun da yönlendirmesiyle haftada 4 kez 16:8, 2 kez de sirkadyen ritm fasting yaptım. açken zorlanmadım, sadece ay bişeyler yesem dyip durdum ama sabrettim. yeme süresince de ne istiyorsam yedim. yalnız kalori alımı ne kadar yapılıyor, ya da haftada kaç kez yapılmalı, her gün mü yapılmalı pek fikrim yok. olumlu sonuç alanların fikirlerine açığım.

    sağlıklı günler süslüler..

    17 haziran 16:28

    83. Bazen sekteye uğratarak neredeyse son 9 aydır uyguladığım beslenme şeklim. Günde 3 öğün beslenmenin kesinlikle bana göre olmadığına kanaat getirdiğimde kendimce 2 öğün beslenmenin yararlarını zararlarını araştırırken İF'e rastlamıştım. Öyle böyle derken kendimde o istikrarı görüp de başlamam zaman aldı. Başladıktan sonra ise hissettiğim hafiflik rahatlık paha biçilemez geldi çünkü sık yemek yemeyi çok da sevmeyen birisiyim. Ama bu şekilde 2 öğün beslenmek resmen rutinim oldu. Uzun zaman önce gördüğüm diyabet tedavisi sonrası şekerli yiyecekleri azaltmış hatta kesmiştim. O yüzden if'de kendimi zorlamadan daha sağlıklı yiyecekler tüketerek yeterince ve dengeli beslenerek  kilomu da koruyorum. Bazı zamanlar 16/8 uygulamamı 20/4 olarak yaptığım oluyor. Ancak bu elimde olmayan nedenlerden dolayı olduğu için 20/4 olarak süreklilik kazanmadı. benden sonra yakın arkadaş çevremde de başlayanların teşekkürünü alıyorum. İf'e başladığımdan beri kendimi daha sağlıklı daha enerjik hissediyorum. bazen kaçamaklar yapıyorum dürüst olmak gerekirse. Ama onları da ertesi gün beslenmemde daha fazla protein alarak telafi ediyorum. 

    Unutmadan söylemek istediğim bir program var. İf e başlayacak olanlar  için faydası olacağını düşünüyorum. Uygulamanın ismi zero. İlk zamanlar alışana kadar çok faydasını gördüm. Sonra bedenim de alıştığı için hatırlatmaya ihtiyaç duymadım ve programı daha az kullanmaya başladım. 

    31 mayıs 21:18 31 mayıs 21:19

    82. Bir ay gibi bir sürede, 16/8 şeklinde uygulama ve düzenli sporla (bkz: Chloe thing) (bkz: Yoga) 3 kilo verdiğim beslenme düzenidir. Kendimi bildim bileli hep kilo vermeye çalıştım ve diyetisyenlerin verdiği klasik 6 öğünlük diyet listelerinden hep nefret ettim. 6 öğün yiyip sürekli aç hissetmek, yediğin şeylerin tatsız tuzsuz sıkıcı olması, kendini sürekli yemeye odaklamak ve ondan başka bir şey düşünememek yaptığım diyetlerin uzun süreli ve kalıcı olmasını hep engelliyordu. Karantina dönemiyle birlikte kendi çapımda yediklerime dikkat etmeye başladım. İlk başta tüm öğünlerimi 12-19 arasında tüketip gece midem kazınmaya başladığında biraz kuruyemiş atıştırarak kilo verme sürecim başlamış oldu. Bunu yaptığım zaman if ten haberim yoktu. Sonra 59 kiloya düştüğümde kilo vermem durunca ne yapabilirim diye araştırırken intermittent fasting i buldum ve bunu uygulamak için yapmam gereken tek şeyin gece yediğim o kuruyemişi yememek olduğunu gördüm ve hemen uygulamaya başladım. Bu yüzden bende başlarken o kadar süre aç kalabilir miyim diye bir psikoloji oluşmadı, zaten o bir avuç kuruyemişi yemesem ölmezdim. Ancak günde 16 saat aç kalmaktan korkanlar için şunu belirteyim, vücudumuz saatli bir makine gibidir ve açlık hormonu (gizlinot: Ghrelin) tam da bizim normal yeme saatlerimizde salgılanmaya başlar ve zirve noktasına ulaşır. Eğer bu saatte vücuda besin vermezsek açlığımız artmaya devam etmez, aksine açlık hormonu salgılanması azalır. Yani şu an açım bir saat sonra daha aç olacağım gibi bir şey söz konusu değil. Bunun yanında if e başladıktan 3-4 gün sonra öğün atlanmasına alışan vücut, o saatlerde bu hormonu salgılamayı bırakıyor, ve siz hiç açlık çekmeden, 16 saat boyunca yemek derdi olmadan kafanız rahat bir şekilde hayatınıza devam ediyorsunuz. Gerçekten bu dönemin yemeği en az düşündüğüm zaman olduğunu söyleyebilirim. Düşündüğüm zaman ise 8 saatlik yeme periyodunda oluyor çünkü vücudum o saatlerde yemek yiyeceğini biliyor (gizlinot: Swh) yeme periyodunda ne yediğime gelirsek, şeker içeren tüm gıdalar ve basit karbonhidratlar hariç her şeyi yiyorum. Tam buğday makarnam, bulgurum eksik olmuyor bunun dışında zaten protein ve sağlıklı yağ kaynaklarını düşünmeden tüketiyorum. Zaten bu şekilde 2 öğün ve sağlıklı gıdalarla beslendiğinizde hem aman çok kalorili mi oldu diye düşünmenize gerek olmuyor, hem de enerjinizi sağlıklı ve tam bir şekilde aldığınız için aç kalma, uyuşukluk, kafanın çalışmaması gibi düşük kalorili diyet garabetlerini hiç yaşamamış oluyorsunuz. Sözün özü bu beslenme biçimini sadece kilo vermek isteyenlere değil, yemek yeme düşüncesini kafasından atıp başka şeylere odaklanmak isteyen, enerji dalgalanması problemleri yaşayan herkese tavsiye ederim.

    31 mayıs 13:52


    81. 3. Günüm, haftada bir iki gün OMAD yapmaya çalışacağım. 63,5 ile başladım. Gluten ve  az karbonhidratlı beslendim, günde 45 dk  yürüyüş.  Sabah 61.8 idim. Hedefim 15-20 gün sonra ameliyatıma kadar ne kadar verebilirsem o kadar iyi.  İlk öğünümü 13.00-13.30 gibi yiyorum, ikinci öğün 7.30 arası bitmiş oluyor. Arada ilk iki gün bir şey yemedim, bugün 11 km yürüdüğüm için biraz arada yedim. Sonucu yazarım. 

    30 mayıs 21:11

    80. bir süredir uygulamaya çalıştığım, aralarda kaçamak da yaptığım beslenme şekli. 16-8 yapıyorum. bunun yanında gün içinde 2-3 litre su içip leslie de yapmaya çalıştım (gizlinot: daha çok kısa olanlarını yaptım 15-20 dakikalıklar) her gün olmasa da ve yeşil çay içmeye dikkat ettim. 10-12 günde 2.5 kilo vermiştim. tabi yediklerime de dikkat ettim ama dediğim gibi aralarda kaçamaklarım da oldu. uzun süredir tekrar ölçülmedim, sürekli tartılmaktan hoşlanmıyorum. ama gerçekten kilo vermede de etkili bir beslenme düzeni olduğunu düşünüyorum. 

    29 mayıs 21:30

    79. Bugün ikinci haftam bitti sayılır 16-8 yaptım hiç fire vermedim hatta daha uzun tuttuğum günler de oldu ( max 18 saat) kalori saymazsanız işe yaramıyor.

    Günlük kalori 1300 seviyelerine indirip 1 saat spor yaparsanız bir fark görebiliyorsunuz ki çok da ufak bir fark 2 haftada 1 kilo civarı. Açıkçası bunda ifin bir katkısı yok, yağlanma da bir değişim gözlemlemedim tartım ölçüyor. kim 1300 kalori ile beslenip spor yapsa kilo verir.

    18-6, 20-4 işine falan hiç girişmem kendime ve erkenden yemek yemek zorunda kalan eşime eziyetten fazlası değil. 

    29 mayıs 21:13