yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (9)
    • medya (0)

    1. başlığa açan süslümüze katılmakla birlikte artık hangisinin gerçekten aç yahut bunu meslek haline getirdiğini bilemiyoruz ki sitemiyle gelmek istiyorum. allah kahretsin ki kul hakkını bilmeyen, insan soymayı, yattığı yerden dilenerek para kazanmayı adet haline getirmiş bir kitle var ve bunlar yüzünden gerçek muhtaçlar arada kaynıyor. ki bu yüzsüzler her gün 1000 kişi görse 50 kuruş, 1 lira derken senden benden zengin hale geliyor(gizlinot: ki böyle zenginliğe lanet olsun) ve insanı salak yerine koyuyorlar açık açık. şimdi bunları görünce bu sefer bu temiz bu çürük diye ayıramadığımız için mecburen baş çeviriyoruz. böyle böyle de duyarsızlık başlıyor. oysaki eminim ki kimse o açlara dayanamaz, herkes bir döner ekmek yahut simit alarak doyurmak ister maddi gücü dahilinde ama bir noktada çoğunluk olan diğerlerinin ekmeğine yağ sürmemek için insanlar duygularını köreltiyor. köreltmeyen, iyi niyet gösterip her gördüğü dilenciye bir şeyler vermeye gayret eden vicdanlı yurdum insanı sebebiyle de bu dilenciler gün geçtikçe çoğalıyor. zaten hiç alın teri dökmedikleri için helal para kazanmanın ne demek olduğunu da bilmiyorlar. (bkz: kolay yoldan para kazanmak)

    10 ekim 2017 22:33

    2. gerçek aç ile diğerlerini ayırt etmek için yemek almayı teklif edin. birden fazla kez bu durumu yaşadım, gerçekten aç olmayanlar, karın doyurmak için değil para için dilenenler hemen ayrılıyor. marketin önünde dilenen çocuklu kadına aldığım meyvelerden vermek isteyince, yok para ver diyor, lokantanın önündekine sana yemek alayım diyince ortadan kayboluyor vs.

    11 ekim 2017 09:40

    3. (yazar: mühendis kadın) çok güzel açıklamış. tabi işin bir de çocuk boyutu var. bir haberde şöyle bir cümle okumuştum: "sokak çocuklarına para vermeyin, Verdiğiniz her lira onları sokağa mahkum ediyor..." bence söz konusu çocuklara yardım edilmek isteniyorsa, yiyecek-içeçek gibi şeyler ısmarlamak en doğru olan. yoksa verdiğimiz paralar hem onlara değil onları kullananlara gidiyor (çoğunlukla lükslerini karşılamak için), hem de bu şekilde onları sokağa iyice bağlıyoruz.

    küçükken babanem sokakta ayakkabısı olmayan bir çocuğa gidip ayakkabı almıştı. ve ne mi oldu dersiniz? o çocuk o ayakkabıları hiç giymedi. 2. kere başka bir ayakkabı aldı. yine giymedi. çünkü ailesi onun olabilecek en kötü haliyle görünmesini istiyor. amaç daha çok para vermeleri, çocuklarının ne durumda olduğu önemli değil.

    bir de bildiğim kadarıyla bu tip çocukları görüp, polise haber verdiğimizde, alıp onları evlerine geri götürüyorlar saçma bir şekilde. sonra tekrar sokağa dönüyorlar tabi. yani yardım etmek için pek fazla seçeneğimiz yok maalesef. en büyük yardım devletin o çocukların ne şartlarda yaşadığını tespit edip, gerektiği yerde alıp kendisinin yetiştirmesi olur. bizim yapabileceklerimiz çok kısıtlı.

    11 ekim 2017 11:31

    4. dilenenlerin bir sucu yok. halki dilendirmeye, devamli istemeye, arsizliga alistiranlarda suc. yillardir secim ayagina, oy ayagina bedava urun dagita dagita halki alistirdilar. gurur murur birakmadilar..

    11 ekim 2017 15:54

    5. sektörden pay almak isteyen kişi sayısı arttı çünkü. sadece istanbul da değil, türkiye'de sayıca çok fazlalar. metrekareye düşen dilenci sayısı artık korkunç boyutta. kimse kusura bakmasın ama ben dilenen insanlara acımıyorum, yardım etmek de içimden gelmiyor. sözde yardım isteyip, allahın adını ananlar, para vermeyince arkadan neler söylüyor buna birçok kez şahit oldum çünkü.

    esas beni bu tiplerden soğutan bütün gün sokak ortasında dilenen adamın bir gün kolu, ertesi gün başka bir köşede bacağı olmadığını görmem oldu. bu şekildeki insanlara hepten inancım sarsıldı. kabul edelim ya da etmeyelim dilenmek bir meslek kapısı haline gelmiş artık. özellikle de bizim ülkemizde. dikkat ederseniz gerçekten ihtiyacı olan bir insan dilenmiyor, dilenemiyor zaten, çünkü onu kendine yakıştırmıyor. 1 lira para verilince utanıyor, kızarıyor, mendil alır mısın diye elindeki şeyi sana vermeye, o 1 lirayı bile hak etmeye çalışıyor. böyle insanlara, alın teriyle bütün gün arabaların arasında su vs satayım diye didinenlere her zaman elimden geldiği kadar yardım ederim, ama dilenen insana kesinlikle hayır.

    bir parantez açayım burada bu şekilde çalıştırılan çocuklara da yardım etmem.

    çünkü o görünen yüzlerin arkasındaki güçleri hepimiz az çok biliyoruz. çocuklar ve yaşlılar bu sektörün en çok kullandığı insan profili ne yazık ki. birilerinin sahtekarlığı, bazı insanların merhamet duygusunun sömürülmesine yarıyor maalesef.

    bu konuda vaktiyle çok eleştirildim. katı ve duygusuz bir insan olmakla da suçlandım

    ama varsın birileri böyle demek istiyorsa desin. benim o anlık merhametim, bir çocuğun bu yolla kullanılıp, birilerine haksız kazanç elde etme imkanı verecekse ben duygusuz olayım razıyım.

    11 ekim 2017 17:03 11 ekim 2017 17:05

    6. bi dilenciler özellikle kadıköy'de iyi davranıp para verdiğiniz için ve büyük paralar kazandıkları için artıyor. ben ilk hayır diye tersliyorum. sonra illa ısrar ediyorlar. ve açıkçası o zaman da bağırıp dövmeye hazır bir davranışa sokuyorum. sırf bağırdığımda bile şoka girmiş gibi davranıyorlar.

    sizin eseriniz.

    evet, hepsi dolandırıcı. birkaç saat ayakkabısız dolaşıp evde ugg botlarla geziyorlar. ünalan metrobüsün orada geçen sene sürekli dolanan daha sonra modada gördüğüm kadını akasya'da furla'dan alışveriş yaparken gördüm. bu kadın çocuğuna kucağıma mendil attırmıştı. o mendili götüne sokacaktım ama sadece uzağa bir yere fırlatmakla kaldım.

    ver-me-yin. gerekirse itekleyin, bağırın. duyar kasacak bir yanı kalmadı şunun.

    kişisel alanıma giren insanlardan nefret ederim. "ne haddine" diye başlayarak çıldırıyorum.

    hayır, bir de gidip özellikle kalabalığın içinden beni buluyorlar. ilk öncelikleri ben oluyorum resmen. bir gün cidden delireceğim.

    hayır. dilencileri değil ama kadıköy'de dilencilere para verenleri dizdirmek gerek. 1 lira ekmek parasından daha fazlasını kaç aktarmaya kullanarak anca kadıköye gelebilir o 1 liraya gerçekten ihtiyaç duyacak kişi. anadolu hisarında gecekonduda yaşar, kadıköy'e de gelemez. buraya gelenler demek ki bunu bir meslek haline sokmuşlar.

    nefret ediyorum evet. ama dilencilerden değil. dilencilere para verenlerden. eserinizle gurur duyun.

    21 ocak 2018 22:55

    7. en son, lisedeyken, önlerine tartı koyup (dilenci değiller hoş) ödevlerini yapmaya çalışan çocuklara kalemlerimi vermiştim. ondan beri de hiç bir şey yapmıyorum. çocukları gördükçe içim parçalanıyor, kafamı eğip geçiyorum maalesef.

    *beşiktas'ta çok sık karşılaştığım bir durum, bana yemek alır mısınız deyip, yemeği beğenmeyenler. simit alırsın, ama canımız patates kızartması çekti derler. ablacım açsan ye işte ne diye ayırıyorsun.

    *metrobüste hep aynı çocukları görüyorum anadolu yakasında, çoğu da sanırım suriyeli. geçen gün biri otobüste kendini boylu boyunca yere attı hala, kendilerince bir oyun haline getirmişler mecbur. bazen metrobüs yoluna atlıyorlar, koşuyorlar, canları da tehlikede aslında.

    *bebeklerin uyutulması konusunda, böyle bir şey hiç duymamıştım ama önceki girdileri duyunca çok mantıklı geldi. bebek dediğin ağlar yani.

    *büyük-genç insanlara zaten acımıyorum, git çalış, kimseye bedavadan ekmek yok.

    --eğer içinizdeki yardım etme güdüsünü tatmin etmek istiyorsanız, genelde bir yeri mesken tutmuş, incik boncuk vs satmaya çalışan yaşlı teyzelerimize amcalarımıza destek olalım. hikayelerini deştiğinizde çoğu hayırsız evlat mağduru, bir şekilde buna mecbur kalmışlar.

    mesela beşiktaşta yıldız teknik durağının orda ki üst geçite çıktığınızda lisenin önüne öturmuş bir teyze vardır, bir sürü şey satar. en azından dilenmiyor, ekmek alacak parasını çıkarmaya çalışıyor.

    21 ocak 2018 23:04

    8. Ben istanbul'da yaşamıyorum ama yemek beğenmeme olayı her yerde var sanırım. Suriyeli 2 kadın vardı. 7 8 çocuk vardı yanlarında. Aralarında 2 yaş ya var ya yok. Meyve suyu satan bir dükkan var. Ordaki abiden meyve suyu alırken abi söylenmeye başladı onları görüp.Bende ne ayıp verse nolcak diye düşündüm hatta elimi cebime atıyordum. Daha sonra abi söylense de 5 tane falan meyve suyu doldurdu. elma suyu ve nar suyu karışık veriyor en küçük boy çünkü en ucuzu o. Fakat artık olay "ben hindistan cevizi suyu istiyorum" a kadar geldi ya. Ben kendim paramla almadım. Bu kadarı da biraz lüks değil mi? Bir de bir teyze görüyorum hep kışın dileniyor. yazın yazılığına gidiyor galiba.. Çorap satan, baharat satan amcaların malları ellerinden alınırken "ben hindistan cevizi suyu içmek istiyorum" bana çok masum ve gerekli gelmiyor. Fakat öteki yandan birgün yemek yerken yanımıza gelip mendil satmaya çalışan çocuk ve bizim annemle ona yemek ısmarlamamız. Ama onun kabul etmek istemeyip gözlerinin dolması. insan çok ikilemde kalıyor..

    21 ocak 2018 23:16

    9. Ben ankara’da yaşıyorum. Bir gün çocuğun biri “abla açım bana yemek alsana” dedi, o zaman bu furya çıkmamıştı ilk defa böyle bir şeyle karşılaştım çocuğa nasıl üzüldüm, “gel ablacım alayım” dedim. Hemen yanımızda pastane vardı gittim poğaça aldım verdim, arkamı dönmemle çocuk geri içeri girdi ve iade etmeye çalıştı poğaçayı. Pastaneci almadı geri ama kendimi o kadar aptal hissettim ki. Aynı şeyi birkaç kişiden daha duydum, bakkaldan meyve suyu aldırıp başka büfeye komisyonla satmak mı dersiniz neler neler. Bir de bunların arkadan gelip böh diye korkutan yüzsüz hadsizleri çıktı ki, değil selpak falan almak, küfürü basıyorum öyle bir durumda. Çoluk çocuk dinlemiyorum ben artık vicdanımı kaybettim bunlar karşı. Hayvanları sevin, onları besleyin, en azından verdiğiniz yemeği minnetle yiyor kurban olduklarım.

    22 ocak 2018 00:04