yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (9)
    • medya (0)

    1. Tanım: geçmişteki üzüntü fiili.

    Biraz iç dökmek biraz ders almak biraz ders vermek amacıyla açılmıştır bu başlık. Olaya gelirsek bundan 3-4 yıl önce hem kuzenimle hem de onun sevgilisi olan yakın arkadaşımla kavga etmiştim. Bir daha konuşmama kararı almıştık üstelik pek de iyi ayrılmadık. Az insan öz insan şiarıyla hep az arkadaşım oldu. Ne olursa da koşarım elimden geleni yaparım neyim varsa paylaşırım. O kadar üzüntüyü kaldıramıyodum hemen en yakın arkadaşımı aradım çok kötüyüm gel lütfen dedim. Gelemem dedi neden dedim kardeşimi yalnız bırakamam dedi kardeşi küçük degil bunu anlamakta yine zorlansamda kabullendim asil mevzu sonradan ekledikleri sözlük. Hem kendin atlatmak zorundasın ben aglarken kimse yanımda yoktu dedi. Çağırmadin dedim. Çünkü kendim atlatmak zorundayim dedi. Güçlü olmak zorundayız dedi. Henüz lise 4. Sonra aramiz düzeldi tabi bu olay da bozmamısti tabi. Bir daha hiç bişey aynı olmadı. Hala öyle yakın bi arkadaşim yok kimseye her şeyi anlatmam ağlarken yalnızım özellikle dikkat ederim. Bundan sonra da olmaz muhtemeken öyle yakınım tavır olarak değil olamaması. Fobi gibi bişey. Konuyu paylaştığımda da bişey değismedi malesef şimdi standart bi ilişkimiz var.

    Siz siz olun biri yakın arkadaşsa ve o omuza muhtaçsa yanında olamayacak olsanızda daha da yalnızlaştırmayin. Malesef hala gelir yılda bir kaç defa aklıma nasıl yaa diye diye günler geçer. Sonra unutur tekrar hatırlarım. Kısacası çok kırıldım sözlük.

    22 mart 2016 03:17

    2. Eski bir arkadaşıma kırıldım ben de. Hala içimde var o kırgınlık. Sırdaşım dediğim herkesten çok ona güvendiğim bir arkadaşım vardı. Ki kolay kolay insanlara güvenemem. Kendisinin aracılığıyla başlayan bir ilişkim oldu. 1 yıl sonra bu ilişki bitti ve yine benim yanımda o vardı. Bir iki ay sonra telefonunda o mesajları görene kadar ona güveniyordum, her tartışmamızda alttan alan ben oluyordum. Eski sevgilimle benim hakkımda atıp tutan mesajlarını kendi gözlerimle okudum ama o beni salak yerine koyup olayı geçiştirmeye çalıştı. O günden sonra zaten seçici olduğum arkadaş konusunda daha da seçici oldum. Kırıldım en başından bana söylememesine. İnsan insandan hoşlanır hani bir nebze anlardım başında anlatsaydı ama gizli saklı eski sevgilimle arkamdan iş çevirmesine kırıldım. Eminim bu konuda suçluluk duymuyordur, belki unutmuştur bile.

    22 mart 2016 03:35

    3. ortaokuldayken yılbaşı çekilişi yapıp hediyeleştiğimiz gün, kendisine çıkmamama rağmen bana noel babalı mum hediye eden, hiç muhabbetimin bile olmadığı bir öğrenci vardı sınıfta. "al tırmık bu senin olsun" dediğinde, hiç konuşmamış olmamıza rağmen bana hediye vermesini çok ince bulmuş, sevinmiştim. bu ufak hediyenin ardındaki incelik için çok teşekkür ettiğimi hatırlıyorum. hepimizin salonundaki, annelerimizin en güzel aksesuarları koyduğu vitrine koymuştum mumu. anca o gün bize gelmiş olan teyzemin "bu ne biçim mum, noel babanın pipisinden dikeliyor, bu ne be, nerden geldi bu" demesiyle neden bana hediye (!) edilmiş olduğunu anlamış olduğum o mum için, o arkadaşa (!) çok kırıldım. üzerinden 12 yıl geçti, ben hala kırgınım.

    22 mart 2016 09:03


    4. (yazar: tirmiktirmik) yazınca benim de aklıma geldi. lisedeyim, yılbaşı çekilişi yaptık sınıf öğretmenimizle. şansıma, bana öğretmenim çıktı. neyse ki sevdiğim ve beni de dersine özel ilgi göstermem ve çalışkan olmamdan dolayı çok seven bir öğretmenim. özel bir fen lisesinde okuyorum, babam memur, pahalı bir şehirde yaşam, e etimiz budumuz belli... gönül neler almak isterdi öğretmenime ama, sadece ufacık bir mücevher kutusu alabilmiştim. yılbaşı günü herkes hediyelerini verdi, ertesi hafta bu öğretmenimin ilk dersinde, sessizlikte, sınıfın ortasında "canım, hediyen çok güzelmiş ama öğretmeninin maalesef o kutunun içine koyacak altını yok!" dedi. ve bana bir daha asla eskisi gibi iyi davranmadı. hala kendimi ikna etmeye çalışırım; yok, öyle demek istememiştir, kutunun içine bi altın koyup getirseydin iması yapmamıştır, öğretmen o, kutsal bir iş yapıyor diye ama gerçekten öyle demek istediyse "kırıldım"...

    22 mart 2016 11:50

    5. (yazar: sagenit) yazınca benim de yılbaşı çekilişim geldi aklıma. öğretmenim çıktı diye ne sevinmiştim. bir önceki sene arkadaşıma kalın bir roman almıştı, bana da kitap alır diye içim içime sığmıyordu. kadın gitmiş bana resim çerçevesi almış. boyutu vesikalık koymaya yetecek boyda bir çerçeve üstelik. ortaokul çocuğu ne yapsın çerçeveyi?

    22 mart 2016 11:56

    6. insan büyüdükçe seri kırıldığı için pek takmıyor sanıyorum bir yerden sonra. benim de aklıma gelenler hep çocukluğuma dair.

    bir tane bebeklik arkadaşım vardı eskiden. komşumuzun kızı. ama nasıl yediğimiz içtiğimiz, sanal bebeklerimiz, gaz yağlı anahtarlıklarımız ayrı gitmiyor belli değil. neyse, 6. ya da 7. doğum günümdü. sevgili arkadaş bana çok hoş bir kitap getirmişti. böyle neredeyse A3 ebatında, ilk zamanlardan bu yana tarihi görsellerle çocuklara anlatan bir kitap. çok sevinmiştim. 3 hafta sonra (gizlinot: bunu annem der, o da şoka girmişti tabi) kız benden kitabı geri istedi afsgahjs. başka bir arkadaşının da doğum günüymüş ve ona vermesi gerekiyormuş. var ya nasıl kalbim kırılmıştı anlatamam. güncel olarak görüşmüyoruz.

    22 mart 2016 12:03

    7. Bende hala görüsmekte oldugum cocukluk arkadasıma hala kırgınım. Ilkokul,ortaokul beraber okundu lise de baska okullara düştük. Her sey o zaman oldu aslında. Bir gün geldi yanima benim yeni bir arkadaşım var Madruanna aynı sana benziyor dedi. Aynı, bana , benzemek??? Yani bende ne bulup da arkadaslik yaptiysa o kizda da var demek yani sen artik besssttt degilsin demek. 10 sene gecmiş hala hatırlayıp kırılıyorum. Bu 10 sene icinde o lise arkadaslri yüzunden çok kirilmisimdir hangi birini anlatayim ama hep affettim 17 senelik arkadaslik dedim emek dedim ama en son yaptigi artik bardagi tasirdi. Her sene dogum gunlerini beraber kutlariz bu sene dogumgunume hasta oldugu icin gelmemişti. Artvin dedigin yer 3 adimlik,arabasi da var 1 saat de olsa gelebilirdi (daha once o lise arkadaslari icin ne hallerde neler yaptigini bilirim) onu da gectim kendi dogum gunun de kutlamaya gidicez bir ortak arkadasimla annesini aradim supriz olsun hani. Kadin dedi ki kizim bugun arkadaslariyla disarda kutluyor ya xxxxx sizin haberiniz yok mu? Biz dumurr biz şok. Ertesi gun yine ayip olmasin diye elimizde pastamiz gittik. Bizim gelmemizi de istemis de o lise arkadaslari supriz yapmis da uzulmus de . Orda bitti benim icin cok gec belki ama insan kiyamiyor iste. Çünkü bu arkadas o lise arkadaslrini hic sevmedigini cok yapmacik olduklarini anlatip durur bana beni onlardan uzak tutmaya calisir bir senesi cok samimi olmustuk da bozuluyodu bana niye onlarla samimi.oluyom diye böyle de cins bir insan. Ne anlattim ben sözlük konu bütünlüğü var mi onu bile bilmiyorum ama cok kırılmışım belli ki . En yakin arkadaşim dedigin kisinin baska birine en yakin arkadasim demesi koyuyor iste. Ustelik o dedigi kisi bunu hic haketmiyor kendi de biliyor. Deveye diken insana...

    22 mart 2016 12:34


    8. kırıldım ama şuan hiçbir şey yokmuş gib davranıyorum.

    halbuki bu kez öyle bir kırıldım ki, içimden bu sızıyı atamıyorum.

    sokaklarda her an herkes ölebilecekken merhametini, büyüklüğünü, tecrübesini gösterip bizi her koşulda kucaklaması gerekirken en ufak fırsatta sırt dönen, sözleriyle can yakan, suratımıza karşı "sevmiyorum" diye haykıran, biraraya getirmesini beklerken dağıtan birine kırgınım.

    nasıl geçecek hiçbir fikrim yok.

    22 mart 2016 12:37

    9. Son 1 haftdır içten içe anneme kırgınım.

    Nereden başlasam bilmiyorum. Annemin geçen yaz ayağında diyabet yarası vardı aylardır kapanmıyordu. Ayağı kesilcek korkusuyla o yarayı düzeltip kapatana kadar canım çıktı. Yazın Haftada 2-3 kere bilecikten eskişehire hastaneye götürdüm deyimi yerindeyse resmen sırtımda taşıdım. zaten parmak kırık birde yara var birisi ayağına başcak diye öldüm öldüm dirildim. Annem diyabet hastası ve çok fazla tahribatı var annemde. Sigara içmemesi gerekiyor. Ben annemi yıllar önce bıraktı arada sırada içiyor diye biliyordum. Safmışım. Ben ne zaman tatilde eve gitsem annem 9da yatıyor. Meğerse nikotin eksikliğindenmiş. Yanımda içemiyor diye uyuyormuş. Günde nereden baksan 2 paket içiyor dedi teyzem. Gerçekten salakmışım. ailede benden başka herkes biliyormuş, herkese hakkımı hella etmem, bir daha konuşmam diyerek tehdit ediyormuş. Herkes gülüyordur halime kesin.

    Annem yaklaşık 10 gündür hastanede yatıyormuş benden bunu da sakladılar. Ha dedemin kalp krizi geçirip öldüğünü de ben arayıp tesadüfen onlar hastanedeyken öğrenmesem benden saklayacakmış. Hoş bir daha asla annemin yüzüne bakmazdım dedemi uğurlayamasaydım. Neyse annem hastanedeymiş sınavlarım var diye yine benden sakladılar ama kendim zarf attım hem annem hem de teyzem yuttu döküldüler. İltihaplı safrayla ameliyat olcam diye tutturdu. Yengem ameliyat hemşiresi kabul etmiyor böyle bir durumda olmaz diyor annem dinlemiyor. Doktora ulaştık o hastanede yengemin ablası çalışıyor. Doktor anneme düzelmezse ameliyat demiş bizimki ısrarla hayır ameliyat olcam diyor. Etrafındakilere eziyet çektiriyor. Ben gidemiyorum sınavlar yüzünden. Gelme dediler. Teyzeme eziyet ediyor şuanda. Benim parmaklarım acıyor kolumu kaşı, evimi temizle, uykusundan uyandırıp bana elma soy diyormuş. Dün su içmesine izin verilmiş günlerdir su yemek ne varsa yasak. Neyse hemşire su içebilirsiniz deyince ablam gelince içirir demiş hemşire de sinirlenmiş kendisi içirmiş. Geçen hafta bir gece hastade kıyameti kopartmış benim ağrım var diye. Sabahta teyzemi arayıp bana morfin vuruyorlar demiş teyzemde hemşirelerle kavgaya gitmiş. Hastanede kalmaktan zevk alıyor resmen. Herkese her işini yaptırtmaya çalışıyor. Ve bana da emir vermeye başladı. Hemen kalkıp ders çalışcaksın diyor. Ya ben 24 yaşımdayım emir alamam bu yatsa. Annem gelmiş 47 yasına hala kabul etmiyor bir şeyleri. Eve gitmek istemiyorum. E şimdi paris kedisi gelcek bir dolu ütüsü olcak demiş. E anne ben sana mı ütuletiyorum eşyalarımı. Geldiğimde ananemle bile ben ilgileniyorum ki sen dinlen diye. Bilmiyorum eve gitmemden bukadar rahatsız olmasını beklemezdim. Satın alma hastalığı var. Ve yalan söylüyor. Aldığı şeyleri saklıyor almadım diyor. Sürekli yakalıyorum.biraz ilerisini düşün kenarda para tut ya ne olcagımız belli mi olur. Okadar kıyafeti neremize sokcaz artık. Neden anne neden? Senin bakman gereken ananem var. Dedem sana baktı sen de onun emanetine bakmak zorundasın. Neden bir şeylerin sorumluluğunu alamıyorsun? Çocuk gibi davranıyorsun ben bütün sorumlulukları yüklenmek zorunda kalıyorum. Senin şuanda yaptığın kapris yüzünden insanları kendinden uzaklaşıtırıyorsun arkanı ben toparlıyorum. Bunu anne olarak senin yapman gerekirken neden ben yapıyorum? O ameliyata girsen bir daha düzelemeyeğini bilmiyor musun? Yaraların kapanmıyor iltihap vücudu kaplarsa bunun sana ölüm getireceğini bilmiyor musun? Ben daha okulu bitiremedim bunun mezuniyeti var, belki evlilik var iş hayatı var. Sen neden kendi çocuğunu düşünmüyorsun. Bazen babam için evlenip çocuk sahibi olmaması gereken birisi diyorum ama beni yanıltıyorsun anne. Aynı sorumsuzluğu belki fazlasını gösteriyorsun. Cuma günü eve gelmek istemiyorum. Ananemi okadar çok özledim ki ama şuanda eve gelmek istemiyorum. Eve gidince ne yapmam gerektiğini de bilmiyorum. Çünkü biliyorum anne sana yüz verdiğim an kaprislere başlayacaksın. Umarım sorumlulukların olduğunu farkedersin zira ben bütün sorumluluğu tek başıma yüklenemiyorum. Savruluyorum.

    Okuyan varsa sabrından ötürü teşekkür ederim. Ben çok doluyum çünkü.

    22 mart 2016 15:33