yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (17)
    • medya (0)

    17. ''Psikoloğa mı gideyim ? Deli doktoru yanii. Teşekkür ederim deli olarak gördüğün için beni.''

    Yakın zamanda psikolog olmak isteyen birinden bizzat duyduğum bir cümle olduğu için ; gerçekten topluma bir psikoloğun faydasını göstermesi açısından ayakta alkışladığım bir dizi.

    ama her şey iyi hoşta (her şeyin bir aması var.).. zaten günlük problemler oluyor, ekonomik sıkıntılar, ev- aile sıkıntısı, arkadaşlar, özel hayat derken. geçireceğim iki kafa dinleme zamanını da tekrar üzülerek geçirmek bana pek mantıklı gelmiyor.

    karakterler, oyunculuk ve tabii ki Gülseren Budayıcıoğlu takdire şayan. ben kendisini uzun yıllardır takip ederim ve beğenirim de.

    ama dediğim gibi kendimi üzmek bana mantıklı gelmiyor pek.

    bugün 02:13

    16. Kendimle, çocukluğumla yüzleşmemi sağlayan dizidir. Kendimi bildim bileli mutsuz, hayattan keyif almayan, en mutlu olmam gereken zamanlarda bile somurtan, aşırı güvensiz bi insanım. Şimdiye kadar yapım böyle herhalde diyip kendimi geçiştirdim. Bu diziyi ilk bölümünden itibaren hüngür hüngür ağlayarak izliyorum. Hastaların çocukluk zamanları ekrana gelince bana bir şeyler oluyor; çocukluğumu, o iğrenç dönemi yeniden yaşıyorum sanki. Ani duygu değişimleri, sevgi, şefkat gösterilmesinden midemin bulunması, Ani öfke krizlerim, çocukluğumda ölümüne sevdiğim şeylere şu an tahammül bile edemiyor oluşum, tuhaf fobilerim... Bana tuhaf gelen her davranışımın nedenini buldum sanki. Kendimi şimdiye kadar hiç düşünmemişim. Bu dizi sayesinde rahatsız olduğum davranışlarımı kabul etmeyi bırakıp psikolojik destek almaya karar verdim.

    dün 23:40

    15. Alya ve melihanın hikayelerine kadar gayet merak ederek izledim ancak bu bölümdeki hikayeler gerçekten aşırı yavaş, bogucu, beni baglamadı açıkcası.

    dün 22:57


    14. Sadece melisa sözen sahnelerini izliyorum. Dizideki tek güzel şey o kadının oyunculuğu bana göre.

    Ayrıca binnur kaya psikoloğu değil psikiyatristi canlandırıyor. Çok kötü bir psikiyatristi. Kaliteli versiyonu için (bkz: In treatment)

    27 eylül 01:33 1 ekim 23:46

    13. psikoloji mezunu ve etik dersi almış biri olarak çok itici buldum başta ama sonra hikayelere odaklandım çünkü bazı hikayelerde kendimden bir şeyler buldum. evet eleştirilecek çok yanı var ama yaşadıklarımız bizi nasıl etkiliyor görmek, kendimizden bir şeyler bulmak çok kolay bence bu dizide.

    26 eylül 01:50

    12. merhaba süslü yazar ve okurları, normal şartlar altında bu denli acıklı, depresif ve enerji düşüren dizilieri izlemiyorum çünkü bu duyguları her gün gerçek hayattaki haberlerde yeterince hissediyoruz zaten. ancak bu dizi çok gündemde olunca ve çevremde de konuşulunca meraktan ilk bölümünü izledim.

    Yorumlarım

    1) dizi her Türk dizisi gibi malesef aşırı uzun; aşırı uzun olmasının yanında çok da yavaş ilerliyor. konudan koptuğum gereksiz uzun ve sessiz sahneler vardı.

    2) konu itibariyle evet kurgularla süslenip bir film haline getirilebilir, insanların ders çıkaracağı, gerçekleri daha yakından görebileceği bir sanat eseri yapılabilir ancak; uzun uzun çekilen bir diziye konu olması, her hafta benzer içeriklerle seyircinin karşısına koyulması önceki cümlede yazdığım insanlara fayda sağlama yerine tamamen kapitalist amaçlarla yapılmış bir iş izlenimi uyandırıyor bende. en açıkça söylemek gerekirse, insanların başından geçen akla gelmeyecek kadar kötü olayları kullanarak para kazanmak gibi.

    3) oyuncuların çoğu zaten başarılı bulunan isimler ve haklarını vererek iyi oyunculuklarını sergiliyorlar.

    tanım: gerçek hayatta yaşanmış acı hikayaleri, yine gerçek hayatta anlatıyormuşcasına ana karakterin psikiyatrist koltuğundan bize aktarması ve bu aktarım esnasında ara sahnelerle canlandırıldığı bir dizi.

    25 eylül 13:33

    11. Bu diziyi tamamen kurgu olan bir diziymiş gibi incelediğimde; dizideki oyunculukların emmy veya oscar ayarında buldum. Türk dizilerinde boş ve uzun bakışmalar, anlamsız şiddet, yerli yersiz tepkiler derken insan gerçek duygu görmeyi özlüyormuş onu fark ettim.

    - Öte yandan diziyi eğer psikiyatri-psikoloji ekseninde değerlendirirsek, bir hastanın durup dururken psikiyatristine iltifat etmesi, onu güzellemesi oldukça acayip ve hiçbir mantığa oturtamadım. herkes nesrin isimli psikiyatristin etrafında pervane olmuş. yemek yemiyor bir öğlen diye gereksiz abartılı tepkiler verilmesi, sanki ortada bir tarikat var, tarikatın başında bu kadın var ve insanlar sadece bu kadının iyiliğini kendilerine üstün tutarak kadını aşırı idolleştirmişler gibi. Bunun sebebi olarak dizinin kitaptan uyarlandığı ve kitabı yazan gülseren budayıcıoğlu'nun gerçek hayatta kendisini çok beğenmiş, egomanyak bir insan olduğuna dair internette, onedio, twitter ve ekşide oluşturulmuş içerikler var. Bunun ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum tabii.

    - Psikiyatristin danışanlarını/hastalarını dinlerken duygudan arınmış olması kısmına ise net olarak doğru veya yanlış diyemiyorum, ben psikiyatrist değilim ama sonuçta zamanında seansa gitmiş bir insanım ve hasta bakış açısıyla 1-2 kelam edebilirim. ben şahsen duygu gösteren bir insan isterim. tamamen donuk olan insanların empati yapamadığını düşündüğümden o insanlara gidip dert anlatmak istemem, sonuçta duvara konuşmuyorum.

    Dizideki, çaycı sahnelerini inanılmaz gereksiz ve dizinin geri kalanına göre çok kopuk ve anlamsız buluyorum.

    onun haricinde, bir psikiyatristin sekreterinin millete deli demesi, onları yaftalayıp abartılı tepkiler vermesi -dizi icabı mı yoksa gerçek mi bilmiyorum- korkunç derecede hatalı ve üzücü. elbet o insanlar da hasta olmak istemez, oraya gelmelerinin nedeni iyileşmek. yıllardır bir psikiyatri kliniğinde çalışan bir insanın bu bilim dalından bir nebze nasibini almamış olması ve insanlara nasıl davranılması gerektiğini bilmemesi çok büyük ayıp. gerçekse çok vahim, dizi ise, tuna karakterini sadece daha da itici yapmaya neden oluyor.

    Odanın renginin kırmızı olması noktasında birçok kişi mantığa aykırı olduğuna dair değerlendirme yapmış, bu noktada ben sadece görsel açıdan yaklaşmayı tercih ediyorum: dekoru çok başarılı buldum, birçok antika ve vintage parça gördüm, houseofjunk veya diğer başka antikacılarla çalıştıklarını düşünüyorum dizi dekoru için.

    Dizinin ana dili acı ve belki de ikinci bölümü iyileşme olacak. iyileşmeyi görmeye toplumsal olarak ihtiyacımız var. dizideki mesajı doğru bir şekilde yönetirlerse yıllar sonrasında bile sözü edilen bir dizi olur.. kamu spotu da olmayacak şekilde ama insanları da rahatlatacak ve çözüm yaratacak bir şekilde ilerletirlerse tadından yenmez.

    Araya biraz espritüel, komik ve rahatlatıcı bir şeyler serpiştirmelerini isterim. 2.5 boyunca dram izlemek insanı mahvediyor.

    ..................................................................................

    BU KISIMDAN SONRASI İSTEMSİZ OLARAK SPOİLER İÇEREBİLİR.

    ..................................................................................

    meliha'nın dizlerine vura vura "öldü, ablam öldü" diye ağlayışı, feryat edişi içimi dağladı. yılların birikmiş acısını kimbilir kaç yaşında gelebildiği psikiyatriste anlatan bir insan ancak bu kadar gerçekçi resmedilebilirdi.

    mehmet karakterini canlandıran salih bademci ise rol yaparken adeta karakteri yaşıyor. türkiyenin gerçeği, etrafta mehmet dolu ne yazık ki. bir insan değişebilir mi, nature vs nurture (çevre mi, biyoloji/kalıtım mı) ikileminde hangisinin galip geleceğini göreceğiz.

    alya'yı canlandıran melisa sözen i de çok başarılı buldum. karakter çok karikatürize ama eminim dışarıda böyle insanlar da vardır. türkiyede berbat oyunculuğa o kadar alıştık ki, atiye'de beren saat ne öyle allasen, dişlerinin arkasına dilini koyup zorla gülmesi filan. 13 yaşında poz verirken yapıyordum onu - hayatımda gördüğüm en sahte oyunculuğa sahip. aşkı memnu'dan sonra çok ara vermiş. Neyse konu dağıldı ama Melisa Sözen'e helal olsun, bana mısın diyen dizi oyuncuları böyle rol yapamıyor. Tiyatro eğitimi var mı bilmiyorum ama kadın kendini izlettiriyor.

    Binnur kaya - bence kitaba sadık kalınarak oluşturulmuş bir karakter. komedi rolleri yapışmıştı kadının üzerine ama insanın hayatında bir kez karşısına çıkar böyle roller, iyi ki kabul etmiş. Binnur kaya'nın karakterinin dayandığı Gülseren Budayıcıoğlu ise başka hikaye. buram buram narsisizm kokuyor kadın. Çook itici, geçenlerde okurken bir seansının 1500 tl olduğunu duymuştum. geçenlerde de özel kurumlarda psikolog/psikiyatrist ücreti soruyorlardı, çok pahalı olduğunu düşündüğümü söyledim diye devlete kızacağınıza kurum/kuruluşlara kızamazsınız diye biri atarlanmıştı. Ben serbest piyasa diye insan sağlığına herhangi birinin dilediği fiyatı biçmesini yanlış buluyorum.

    Son olarak bu dizi vasıtasıyla Türkiyede alo intihar hattı olmadığını öğrendim. bu pandemi döneminde ve sonrasında bir ton intihar vakası olacak, bakalım nasıl yetişeceksiniz bu vakalara demek istiyorum devlete.

    ...........................................................................

    25 eylül 11:42


    10. Terapi için buradaki doktor hanıma gitseydim var olan psikolojimi de bozup çıkardım herhalde. Yalniz melisa sözen hayatı boyunca alya karakterini oynamayı bekliyormuş gibi gerçekten. Ama en çok Meliha'nın olduğu kısım dikkatimi çekebildi açıkçası. (gizlinot: Şu an tv8'de on milyonuncu kez tekrarı gösterilen dizi.) (gizlinot: Binnur kaya'nın sesinin yükseldiği sahnelerde her an abiye kuzu ortaya çıkacakmış gibi)

    22 eylül 00:45 22 eylül 00:47

    9. oyunculukların oturmadığını düşündüğüm için bir türlü sevemediğim dizi. Üzülerek izlemeyi bırakacağım. Üzüldüm çünkü beklentim büyüktü. Bekledim belki oturur oyunculuklar diye ama olmadı. Binnur Kaya'yı önceki çalışmalarından çok severek izledim, kıymetli bir oyuncu olduğunu düşünüyorum ama oyunculuğu çok yapmacık geliyor. bunu yazarken üzülüyorum ve çekiniyorum, kendisinin oyunculuğuna laf edecek cüretim ve haddim yok elbette ama bana geçmedi hiçbir şey, sanki karaktere girememiş gibi ya da belki senaryoda sorun vardır, elinde yeteri kadar veri yoktur karakterle ilgili bilemiyorum. Sadece o değil, bazı diğer oyuncuların da tarzını suni buldum. Ama ana karakter bana geçebilseydi, aldırmaz izlerdim yine de. Olmadı. Sevenlerin olduğuna sevindim ama, sonuçta donanımlarıyla, daha önceki çalışmalarıyla iyi olduğunu bildiğimiz oyuncular var, emeklerini beğenenlerin olması, onların arasında ben olmasam da sevindirdi. Bir de insanları psikolojik sorunları konusunda yardım almaya teşvik edebileceğini düşündüğüm için de takdir ettim diziyi ama çok üzgünüm beni etkilemedi.

    20 eylül 12:24

    8. Çarpıcı noktalara değinse de bazı sahneler aşırı uzun tutulmuş bence. 2 buçuk saat yerine 1 saatte karşı tarafa aktarılabilir istenen mesaj. Kardeşim ilk bölümde çok duygulanıp ağlamış aşırı sulugöz biri olarak gözlerim bile dolmadı öyle diyeyim. Meliha karakterini hayranlıkla izlesem de bana geçmedi malesef duygular..aynı şekilde billur kayayı da çok severim ama o replikler aşırı zorlama ve yapmacık durmuş bence de diğer süslülere katılıyorum. Her karakteri mutlaka anne babaya bağlıyor bir şekilde aynı şeyleri tekrar ediyor gibi geldi bir sonraki hastayı da sorunlarını da tahmin edebiliyorsunuz o yüzden izlerken sıkıldım haliyle. Çok hevesle başlamış olsam da 2.Bölüme devam etmeyeceğim malesef.

    18 eylül 22:36