girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (72)
  • medya (0)

72. şu sıcaklarda sabahları canım çay içmek istemiyor ama karadenizli aileye sahipseniz hava 50 derece de olsa o çay demlenecek modunda oldukları için canım annemle babam, ben giderim buz kalıplarına kahveyi koyarım 1 gece bekletirim onları. sonra da 1-2 buzlu kahve parçasını alıp kahvaltıda içerim. mis gibi olur. :)

30 temmuz 17:33

71. Ciddi manada bir alışkanlık ve hatta bağımlılıktır. Ben kahve sevmeye ortaokul lise zamanında başladım. Bildiğiniz nescafe ile. En sevdiğim şekli sütü kaynatıp nescafe karıştırmaktı. Sonra bunun süt oranını azaltıp suyunu arttırmaya başladım, böyle daha tatmin ediciydi. Arkadaşlarla çıktığımızda starbucks veya gloria jeansten latte alırdım. Tabii ki evdekinden daha güzeldi. Sonra birgün evde yapsam aslında diye düşünerek araştırdım ve french press aldım. 4-5 yıl kadar french press ile sade ya da sütlü kahve yaparak tükettim. Baya yoğun içerikli ve yumuşak içimli oluyordu. Zaten kullandığım kahve çeşidi de çoğunlukla guatemala, brazıl mild idi (bkz: tchibo) bu yıl da bir moka pot edindim. Moka potla yaptığım kahveyi artık daha çok seviyorum. Daha sert oluyor. Ha tabii hala french pressin yeri ayrı. French press benim için tam olarak keyif kahvesi yapıyor. Fakat tek olumsuz yani kahvenizi kaynar olarak tüketemiyorsunuz, biraz ilımış oluyor. Moka pot ile kahveniz istediğiniz kadar sıcak oluyor. Hazırlama zorluğu olarak ikisi de eşdeğer bence; ki oldukça kolay. Artık kahvemi sade americano olarak içiyorum. Günde 2yi geçmemeye çalışıyorum çünkü fazlasının ödem yaptığını hissediyorum. Ne derece doğru bilmiyorum ama benim deneyimim bu şekilde. Bunlar kahvenin benim için fiziksel gelişimleriydi.

Duygusal olarak çok daha başka yeri var hayatımda. Şöyle ki; kahveyle tanışıklığım "Ay ne güzel kokuyo ya" ile başladı. daha sonra kahve iştahımı kontrol etme aracı oldu. Kahvaltıdan sonra annemle keyif kahvemiz ve dertleşmelerimiz oldu sonra (tabii ki annemi de alıştırdım, şimdi kahve kavanozunu açıp açıp kokluyor garibim, o benden daha düşük bir kafein toleransına sahip). Hafif kahvaltılarımın eşlikçisi, eve gelen arkadaşlarıma mutlulukla hazırlayıp keyifle sohbet ettiğim bir yardımcı oldu. Ödev yetiştirmem gereken günlerde destekçim, sabah sevmediğim derslere giderken motivasyonum oldu. Hatta bazı geceler sabahı sırf kahve içebileceğim için bekledim. Fakat çoğunluğun aksine kitap okurken kahve içemiyorum. Çok ciddiyim bak. Dizi veya film izlerken seviyorum ama. En en en sevdiğim ise haberlere bakarak içmek.

Böyleyke böyle işte. Kahve bence çok kişisel birşeydir. Kimi için uyanık kalma aracı, kimi için sohbet eşlikçisi, kimi için besin... vs vs. uzar gider bu liste. Ama sanıyorum herkesin bilinçaltında farklı şeylerle bağıntılıdır.

29 temmuz 13:59

70. sabah filtre kahve, yemek sonrası türk kahvesi + soda, sıcaklayınca buzlu sütlü filtre, gezmeye gidince envai çeşit kahve, kahve de kahve.

olabildiğince kontrol altında tutmaya çalışıyorum çünkü aşırısı insanın uyku düzenini mahvediyor ve baş ağrısı yapıyor(gizlinot: lanet migren yüzünden). günde 2 bardak iyidir.

29 temmuz 12:57


69. Sevdiğim fakat bir o kadar da zararlı bulduğum içecek. Şimdi sorabilirsiniz 'bu devirde ne zararsız ki?' Diye ama gerçekten nescafe vb. Ürünlerin kısırlığa dahi yol açtığını okudum bir yerde. O yüzden artık nescafe içmemeye çalışıyorum. Sadece günlük bir bardak türk kahvesi tüketiyorum.

edit: eksileyenler hiçbir şeyden habersiz kahvelerini içmeye devam edebilir

29 temmuz 11:46 29 temmuz 15:39

68. Gerçekten o kadar çok seviyorum ki onun için yaşıyorum desem yeridir. Sabah gözümü açar açmaz kendimi starbucks'ta buluyorum. Öğle yemeklerinde, özellikle de mevsim yaz ise, yemek yerine kahve içesim geliyor. Böyle her yaptığım tatlıda veya öğünde acaba içine kahve koysam tadı nasıl olur diye düşünmeden edemiyorum ve koyuyorum gidiyor. Geçtiğimiz aylarda arzumun shake’n take adlı smoothie makinesini aldım ve denediğim ilk şey muz, yulaf, süt ve tabii ki kahveydi. Kahve ne alaka derseniz cidden sapıklık derecesinde seviyorum tadını, kokusunu ve aromasını.

29 temmuz 11:26 30 temmuz 17:33

67. favori içeceğim. Evdeysem sütlü filtre kahve, dışarıdaysam kapuçino tercih ediyorum. Müthiş bir icat. Hem lezzetli hem insanı ayıltıyor. Sıkıcı işlerin ve ders çalışmaların kurtarıcısı. Bin bir çeşidi var üstelik, yazın terledin mi, buzlusu da var. Kışın zaten vazgeçilmez. Muazzam ya sanırım aşığım ben sözlük.

28 temmuz 21:44

66. Benim için 3 zamanın kendine göre kahveleri var

1.Keyif için içersem Türk kahvesi(gizlinot: Kardeşimi de buluştırdım bu illete)

2.Ayılmak için içersem sade filtre kahve

3.Dışarıdaysam da denemediğin bir kahve çeşidi

28 temmuz 19:33


65. İnsanlar üzülünce çikolataya abanır. Ben de kalkayım da kendime sade sert bir filtre kahve yapayım bir de müzik açayım diyorum.

Keşke sevgilim veya arkadaşlarım da sevseydi derim hep. Ama benim kadar seven yok çevremde malesef. Günde 2 kupa içiyorum. Eskiden 4 kupaydı ama bıraktım, fazlası gerçekten kalp ritmimi bozuyor, terleme,kalp çarpıntısı ve panik yapıyor.

Yalnız kahvaltı yapmayı bırakıp da sade filtre kahveyle güne başlamanın midemi yakmasi sonucu aç karna içmemek gerektiğini de hazin şekilde idrak ettim.

Geçenlerde ablamla konuştuğumuz bir konudan bahsetmek istiyorum. Kahve yönlendirmesi diyeyim bu konuya. Biz küçükken modernizmin sembolü coca cola idi. Her evde bulunmali,her misafirlik veya partide demirbaş olarak bulunmali, dışarıda yenen her yemeğin yanında kola olmali. Şuan ise yılların getirdiği kolanın zararları konusundaki bilinçlenme yeni bir sosyal içecek ihtiyacı dogurdu ve kahve bu boşluğu doldurup aldı yürüdü.

Elbette eskiden de elinde starbucks kahvesi ve donut olan amerikan polisi veya beyaz yakali tiplemesi hep vardı ama zincir kahveciler ve sosyal medya ile birlikte büyük bir ivme yakalandı.

Bundan 5,6 yıl önce falcılara gidenler hariç dışarıda türk kahvesi içen pek yoktu. Şimdi ise hacıbaba,kocatepe kahve evi.. Ya da eskiden en bilinen ve tekel denilebilecek starbucks varken şuan caribou,koala kahve,kahve dünyası ve iyice yayılan 3.nesil kahveciler.. (gizlinot: Ki kahvenin en efsanesini buralar yapar)

ben böyle zincir kahvecilerin artmasından çok memnunum ama umarım yıllar sonra kolada olduğu gibi kahvenin zararları diye beynimizi yemezler. Çünkü ben ona resmen aşığım.. (gizlinot: İş bu girdi filtre kahve eşliğinde yazılmıştır )

28 temmuz 19:23

64. türkiye'de yanlış şekilde saklanıyor, yanlış şekilde pişiriliyor ve yanlış şekilde içiliyor.

1-yanlış şekilde saklanıyor: çekmecesinde 1 senelik çekilmiş kahve olmayan mutfak var mı? kahve içileceği zaman öğütülür. öbür türlü aroması filan kayboluyor.

2- yanlış şekilde pişiriliyor.

kahveyi ağır ağır pişiriyoruz. bu yüzden acı oluyor. oysa ki çok hızlı pişirildiğinde aroma ölmeden suya karışıyor ve leziz, tatlımsı bir tat çıkıyor.

3-yanlış şekilde içiyoruz. çünkü şeker atıyoruz.- sade içenlere selam olsun.- bu da işte yukarıdaki acılığı gidermek için yapılıyor. yani kahvede zaten aroma kalmamış üstüne bir de dünyanın en tat bozucu maddesi şekeri ekliyorlar.

kahve çekirdeği kalitesi olayına zaten hiç girmiyorum. "türk kahvesi" diye bir kavram var ama sorsan kimse bilmez hangi tür çekirdek kullandığını.

28 temmuz 02:45

63. Tam da gece sıcakta gözüme uyku girmemişken güzelce doldurabileceğim bir başlık. Kahve benim en sevdiğim içecek, özellikle soğuk kahve ve Türk kahvesi. Bitirme tezimi de kahve demleme teknikleri üstüne yapmıştım. Kahve gerçekten her bir yönüyle uçsuz bucaksız bir içecek.

Türk kahvesini de frappucino hariç bütün kahveleri de şekersiz seviyorum. Türk kahvesinin en sevdiğim hali damla sakızlı olan hali. Soğuk ve şekersiz kahve severler için eğer evde makineniz varsa veya Nescafenin Espressosunu satın alırsanız, güzel bir tarif tavsiyem var. Yunanlıların meşhur bir soğuk kahvesi var Freddo Cappucino diye. Buz dolu bardakta 1 shot espressonun üstünü süt köpüğüyle tamamlıyorsunuz. Manuel süt köpürtücüler var kaşık gibi onlardan edinip yapabilirsiniz. İnanılmaz ferahlatıcı ve içimi keyifli.

28 temmuz 01:36 28 temmuz 01:37