sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (45)
    • medya (0)

    45. (Biraz uzun bir girdi olacak, umarım rahatsızlık vermez.)

    Felsefesi basit, işlenmiş karbonhidratları beslenmemizden çıkararak hormon (insülin / leptin) direncini kırmak olan beslenme şekli.

    İnsülin direnci olduğunda hastalar sürekli acıkıyor, zor doyuyor, sürekli tatlı gıdalar yeme eğiliminde oluyor. Peki nasıl önüne geçilir?

    Birkaç felsefesi var:

    -günde iki öğün beslenme: insülin, kan şekerinin artmasıyla beraber pankreastan salınan bir hormon. Ağzımıza her lokma koyduğumuzda bu hormon sürekli salgılanıyor ve bir süre sonra artık hücrelerdeki insülin reseptörleri komutlara duyarsız hale geliyor ve direnç başlıyor. Oysaki öğünler arasında 5 saat süre olmasıyla yağ dokudan leptin adlı bir hormon salgılanıyor bu hormon tokluk hissi sağlıyor ve yağ yakımı başlatıyor. Bu yüzden öğünler arasının uzun tutulması ve sık sık yememe insülin direnci açısından önemli.

    -akşam 8den sonra bir şeyler yememe: bu da leptin salgılanması için önemli. Kitapta en fazla leptin salgısının 02.00 - 05.00 arası olduğuna dikkat çekiliyor. Bu yüzden yeme işinin 8den sonra yapılmaması direnci kırmada faydalı.

    -gıdaların kalorisinin değil glisemik indekslerinin önemli olması: bu beslenme şeklinde kalori saymıyoruz. Yani yediğiniz tereyağlı omletin kalorisi değil glisemik indeksi önemli. Yüksek glisemik indeksli gıdalar ekmek, (beyaz, çavdar, kepekli, tam buğday her türlüsü) pirinç, şeker oranı yüksek karpuz, üzüm gibi meyveler, şekerli/gazlı içecekler (kola, taze sıkım meyve suları, hazır meyve suları vs). Bunlar kan şekerinde ani dalgalanmalara yol açarak insülinin düzensiz salımına neden olur ve çabuk acıkmaya yol açar. Bunu da tatlı isteğinin kısır döngü halinde artmasının nedeni olarak görüyor canan karatay. Düşük glisemik indeksli gıdalar ise et, süt, yumurta, kuruyemiş, çoğu baklagiller. Yani lif orani arttıkça glisemik indeks düşüyor ve tokluk daha uzun sürüyor. (Kitapta tam listesi var fakat girdiyi uzatıp sizi sıkmak istemiyorum)

    Kısaca diyet düzeninde önemli olan gıdanın türünün seçimi.

    -faydalı yağlar/zararlı yağlar: tereyağı, zeytinyağı ve fındık yağı gibi omega 3, omega 9 içerikli yağlar sağlık için çok faydalıyken omega 6 gibi çabuk bozulup trans yağa dönüşebilen işlenmiş yağlar (ayçiçek, margarin vs) sağlık için zararlı. Ayrıca kızartma ile yağların trans yağa dönüşmesi de zararlı olduğu için kızartma kesinlikle yasak.

    -kavrulmamış kuruyemişler, kabak ve ayçiceği çekirdekleri, mevsiminde yenilen taze sebzeler ve bazı düşük glisemik indeksli meyveler, yumurta, gezen tavuk eti, kırmızı et, süt yoğurt peynir, baklagiller ve faydalı tahıllar bu beslenme şeklinin temel taşları. Yani karatay diyor ki, pazardan aldığınız sebzelerle yaptığınız ve içine salça gibi işlenmiş gıdalar koymadığınız, ayrıca yağda öldürme işlemi yapmadan pişirdiğiniz tüm yemekleri gönül rahatlığı ile yiyebilirsiniz.

    -peki neden popüler kültür diyetleri bize göre değil? Biz bir akdeniz ülkesiyiz ve aslında sahip olduğumuz gıda çeşitliliği o kadar fazla ki. Örneğin amerikada bizimki gibi sulu yemek pişirip yeme kültürü yok. Kahvaltıları basit gevreklerden öğünleri fast foodlardan ibaret, marketleri tamamen işlenmiş gıdalar üzerine dolu. Ayrıca orada tüketilen domuz ve sığır etleri ile bizim ülkemizde yetişen küçük/büyükbaş hayvancılıktan gelen etler arasında hatrı sayılır bir besin değeri farkı var. Bu yüzden gündemde 1 gün kalıp sönen diyetler bize göre değil.

    Kaynak: canan karatay'ın kitapları.

    Kendim bir ek not yazmak istiyorum: bu beslenme şeklinin amacı sadece zayıflamak değil bu mutlaka bilinmeli. Amaç insülin direnci oluşmaya başlamış hastalarda bu direnci kırarak diyabet ve obezitenin önüne geçmek, özellikle göbek çevresi yağlanmasını azaltarak dejeneratif hastalık riskini azaltmak.

    2 temmuz 11:25 2 temmuz 11:26

    44. bugün başladım, umarım irademe yenik düşmem de 10 kilo verebilirim

    30 haziran 12:39

    43. 50 yaşındaki annemi 85 kilodan 68 kiloya düşüren diyettir. Çok sıkı uyguladı ama asla taviz vermedi. Misafirleğe gittiğinde ikram edilen böreklere, “bir parça tadına bak” ısrarlarına kanmadı. Zayıflamak isteyenlere motivasyon olur umarım. 

    29 haziran 16:01

    42. Hashimato tiroidi olan , b ve d vitamini ile demiri sürekli eksik olan, dolayısıyla kilo vermekte çok zorlanan birisiyim. bir koca ay çok sıkı diyet + spor programı yapıp ne cm incelmiştim ne de gram vermiştim. Dolayısıyla spora küsmüştüm. Hep göbekli bir insan olarak kalacağıma inanmıştım. Sonra değerlerimi yükseltmek için karataya başlamak istedim. Öyle evde kendi halimde yapıyordum. Az önce tartıldım; 1 haftada 1,4 kg vermişim. Yani bunun benim için ne kadar büyük bir başarı olduğunu anlayamazsınız. Bu kadın bir şeyleri gerçekten doğru biliyor olmalı diye düşünüyorum. Çok mutluyum süslüler. Devam ettikçe duruma göre bu girdiyi düzenler eklemeler yaparım :)) 

    27 şubat 06:57

    41. Geçen yaz 1 ay yapmıştım yürüyüşle beraber 5-6 kilo vermiştim keşke şimdi de yapabilsem...

    17 kasım 2018 02:05

    40. yeni başladığım diyettir. migrenim var ve açlığa dayanamayan biriyim. ilk 2-3 gün zorlandım. acıktım ve açlıktan başım ağrıdı ama 3. günün sonunda akşam eve gittiğimde aç olmadığımı fark ettim ki yalnız yaşıyorum bütün gece dizi, film izleyerek geçiyor buna rağmen ağzıma bir şeyler atayım demedim. fast food ağırlıklı beslenen biri olmama rağmen 3. günden itibaren o delirmeli açlık hissi gitti. meyve yemiyorum normalde de o yüzden sarsmadı meyvesizlik ama aşırı şekilde tatlıya düşkün olduğum için dayanamam sanıyordum. dayanılıyor canlarım hiç aklıma gelmiyor tatlı, çikolata falan bu baya ilginç çünkü ilk haftamdayım. ne kadar kilo verdirir bilmiyorum henüz açıkçası ama fast food yedikten sonra gelen pişmanlık, tokluktan nefes alamama hissi kayboldu bu bile yeter. 2 öğün yiyorum. öğle saati çok acıkırsam 3-4 badem yiyorum kesiyor. hedefim zayıflıktan muza benzemek ama görücez. ilerleyen zamanda editleyeceğim.

    edit: 1 buçuk, 2 hafta gibi bir süreçte 4 kilo verdim. canan teyze ver elini öpem..

    14 kasım 2018 10:51 22 kasım 2018 11:33

    39. intermittent fasting ve ketojenik beslenmeden çalıp çırpılarak oluşturulmuş gibi görünen diyet. düşününce ikisinin de verimliliğini çok çok düşüren bir uygylama. ne 4 saat bekleyip sonraki ögünü yemek leptinin işe yaramasını sağlar ne de yoğurt, bulgur, domates, ceviz-fındık gibi besinler sizi ketosise sokacak kadar düşük karbonhidrat içeriğine sahiptir. hali hazırda çok düzensiz ve kötü besleniyorsanız karataya geçmek bir miktar kilo verdirir ve daha iyi hissedebilirsiniz, ama “kilo vermem durdu, ne denesem” noktasındaysanız kalori hesaplamak durumundasınız. bence hiç macera aramayın, mutfak tartısı alıp 50 gram sınırıyla kalori hesaplayarak low-carb beslenmeyi deneyin, 16 saat de açlık periyodunuz olsun, %100 çalışacak.

    10 kasım 2018 16:07

    38. Herkese uymayan diyettir. Doktora gidilmeli ve sorulmalı, ben bu diyeti yapacağım ama şu besinleri yemek ya da şu besinleri hayatımdan tamamen çıkartmak bana ne yapar diye. Bana yasak mesela karatay diyeti. önermediği besinleri tüketmeyince hastalanıyorum, mideme iyi gelmiyor. Bilinçsizce yapanları görüyorum. Bir yerleri yaparken diğer yerleri yıkıyor olabilirler. Kişinin kendi kan değerlerine vb. birebir doktor tarafından bakılmadan aa çok sağlıklı diye yapmamalıdır bence.

    9 kasım 2018 19:05

    37. HEr şeyden önce leptin-insülin dengesine dayanan beslenme stilidir. Diyet, zayıflama amacıyla yenilenlerin azaltılması değil, sürekli ve yaşam tarzınıza yayılmış bir yeme düzeni demektir. Dolayısıyla zayıflamak için değil, diğer tüm diyetler gibi vücuden sağlıklı kalmak için izlenmesi gerekir.

    Meyve de olsa şekerli hiçbir şeyin tüketilmediği çoğu kişi tarafından söylenmiş burayı atlıyorum. Evet bal da, hurma da, keçiboynuzu özü de şeker.

    Leptin-insülin dengesi adına 2 öğün, sabah çok erken kahvaltı yapmanız gerekiyorsa ya da adapte olma, geçiş döneminde 3 öğün şeklinde beslenmeyi öneriyor. En çok kaçırılan nokta bu bence. Bir öğünü yaptıktan sonra en az 4-5 saat kadar bünyenize su, kahve, çay hariç hiçbir şey sokmamanız gerekiyor ki öğün ile birlikte yükselen insülin 2 saat içinde düşsün ve leptin salgılansın. Leptin işini bitirince de acıkıyorsunuz zaten. "Şeker yemiyorum, istediğim saatte badem yiyebilirim öyleyse." değil. Sakız çiğnediğinizde bile insülin salgılanmaya devam ediyor, çünkü ağız hareketlerinden dolayı vücut yemek karşılamaya hazırlanıyor. 

    Şeker bir anda yükseltir insülini çünkü bir anda kullanılır vücut tarafından. Bunu önlemek için şekersiz, lifi bol, proteini, yağı yüksek besinler tüketmeniz lazım. Bakliyatlardan yeşil mercimeği öneririm eğer her gün yiyeceğim diyorsanız. Evet, kahvenizi de sütsüz şekersiz almanız gerekiyor. Evet madagaskar ormanı meyvesi de şeker.

    Bir diğer kaçırılan nokta da süt tüketimi. Sütü kaynatıp içmeniz sadece laktoz sokuyor vücudunuza. "Ama kalsiyum.." Dereotunda, rokada sütten kat kat fazla kalsiyum var. Canan hoca sütü peynir, yoğurt, kefir formunda tüketin diyor. probiyotik açısından öneriyor yoğurdu, kefiri sanırım. Peyniri de olgunlaştırılmış haliyle öneriyor. Ben güvendiğim iyi bir tulum peyniri bulamazsam peynir tüketmiyorum, yoğurtta da probiyotik olduğunu düşünmüyorum. Supplement alıyorum ama Canan hanım süt konusunda aynı görüşte olsa da, yoğurt tüketimini şart koşuyor. Prebiyotiklere de dikkat edilmesi gerektiğini söylüyor. Soğan, sarımsaktan bahsediyor.

    Kahve tüketimi. Meyvelerden alabileceğiniz iki iyi şey: vitamin ve antioksidanlar. Meyve tüketmediğimize göre nereden alacağız antioksidanları? Kahvede tüm meyvelerden çok daha fazla antioksidan mevcut. Sütsüz şekersiz olduğu sürece her tür kahveyi içebilirsiniz. Canan hanım türk kahvesini bol bol için diyor. Aynı zamanda yeşil çayı da öneriyor.

    9 kasım 2018 18:56

    36. 3 gündür yapmaya çalıştığım diyet.Açıkçası bunu diyet olarak değil sürekli beslenme düzenim haline getirmeye çalıştığım için bir anda bütün kurallara uyarak başlamadım.Şu an için 2 ana + 1 ara öğün şeklinde yapıyorum. Sabah 12 gibi uyanıyorum bir bardak su içip kahvaltımı hazırlıyorum.Kahvaltıda 1 yumurta peynir domates salatalık zeytin ceviz ve 1 dilim tam buğday ekmek(zamanla bunu bırakacağım) ve 2 günde bir mandalinayiyorum.16 gibi sütlü filtre kahve/türk kahvesi akşam 20 gibi çorba + sebze / çorba+et/kofte/balık ve mutlaka ev yoğurdu yiyorum.gece 2 gibi uyuyana kadar sadece su/kahve serbest he çok acıkırsam ceviz badem yada yoğurt yerim.belli bir kiloya inene kadar hareketsizim,1,5 ay sonra yürüyüşe başlamayı düşünüyorum.ilk günler zordur ama şu an için hiç zorlanmadım.ilerleyen zamanlarda gelişmeleri buraya editleyeceğim.

    9 kasım 2018 18:13