yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (6)
    • medya (0)

    6. kaybetmeye daha da yaklaştıran, kaybetmeyi kolaylaştıran şeylerin başında gelir. çünkü kaybetme korkusu o şeye senden vazgeçemem demenin başka bir şeklidir. hiçbir şeye ellerimizden kayarken parmaklarımızı kanatacak kadar sımsıkı tutunmaya değmez bu hayatta. hayatın bir parçası da en değer verdiğimiz şeyleri kaybedip büyümek, olgunlaşmaktır. çok zor olsa da dönerse senindir mantığı en iyisidir, dönmesi imkansız bazı şeyler de vardır ki rabbim o an geldiğinde bizlerin yardımcısı olsun.

    ne kadar korkup istemesek bile bazı şeylerin eninde sonunda gerçekleşeceğini bilmek insanı daha da korkutur. çok düşünen insanların depresyon sebebi olabilir. (gizlinot: böyle anlarda limon melisa çayı içmek iyi geliyor tavsiye ederim.)

    10 eylül 2018 22:45 10 eylül 2018 22:49

    5. Kaybettiğinizde geçiyor ve yerini muhteşem bir özgürlük duygusuna bırakıyor. Hatta öyle ki bazen kayıpla gelen rahatlama, öncesinde yaşanan korkudan çok daha büyük oluyor. Değmezmiş, bu korkuyu yaşayıp nöronlarıma, mideme, ruh sağlığıma bu kadar zarar vereceğime keşke en başta kaybetseymişim diyorsunuz. 

    10 eylül 2018 14:11

    4. Bazen sevdiğiniz insanın içine yerleştirmeniz gereken korkudur.

    Siz sürekli ilgi gösterip, kendinizden ödün vermeye başladığınızda, türlü şirinliklerle onun gönlünü hoş tutmaya çalıştığınızda, karşı taraf nasılsa bu kız benim etrafımda pervane, benden asla vazgeçmez havasına girip şımarıyor.

    Maalesef bu tüm erkeklerde böyle. Özellikle de ana kuzusu gibi yetiştirilen erkeklerde durum bu.

    O yüzden ne kadar zor olsa da kendimizi frenlememiz lazım. Her istediğini yapmamak lazım ki bizi çantada keklik görmesinler. O Çarşamba mı buluşmak istiyor, siz perşembe uygunum deyin. O öğlen yanıma gel mi diyor, siz öğlen işim var akşam müsaitsek bakarız diyin. Böylece ilgiden şımarmış kişi sarsılsın, kendine gelsin. Bırakın o peşinizden koşsun.

    Sizi seviyorsa gelir, gelmiyorsa hiçbir zaman sizin olmamıştır. Boşuna kalbinizi parçalamayın.

    9 eylül 2018 15:07 9 eylül 2018 19:16


    3. elizabeth bishop'un üzerine şiir yazdığı sanattır. (gizlinot: korkmamamızı salık verdiği)

    kaybetme sanatı

    bir sanat

    öğrenilmesi güç bir şey değildir kaybetme sanatı

    görünürde o kadar şey niyetlidir ki kaybedilmeye

    hiç de bir felaket sayılmaz onların kaybolmaları.

    her gün bir şey kaybedin. kabul edin anahtarları

    kaybetmenin telaşını, boşuna harcanan saati.

    öğrenilmesi güç bir şey değildir kaybetme sanatı.

    daha çok, daha çabuk kaybetmeye alıştırın kendinizi,

    yerleri, isimleri, tasarladığınız yolculuk planlarını,

    nasılsa bir felaket sayılmaz bunların unutulmaları.

    annemin saatini kaybettim. sonra bak, en son evimi

    ya da ondan önceki sevdiğim iki evim de gitti.

    öğrenilmesi güç bir şey değildir kaybetme sanatı.

    iki şehir kaybettim, iki güzel şehir. topraklarım vardı

    uçsuz bucaksız, iki nehrim, varlığım koca bir kıtaydı.

    arıyorum hepsini. ama bir felaket sayılmaz kaybolmaları.

    seni bile (o şakacı sesini, sevdiğim bir davranışını.)

    yadsıyacak değilim. işte apacık ortada,

    öğrenilmesi çok güç bir şey değilmiş kaybetme sanatı

    her ne kadar (yaz işte!) bir felaketi andırsa da yaşanması.

    19 mart 2016 23:51

    2. Kaybetmeyi bilmeden sevebilir mi insan?

    Kaybetmekten oldum olası korkarım, her insan gibi, değer verdiğimiz şeylerin elimizden uçup gitme fikri bile insanı son derece dehşete düşürebilir. Ama öyle bir korku hayal edin ki; kaybetmenin ihtimali olduğu herşeyden baştan vazgeçen bir insan, daha başlamadan olmaz diye arkasını dönüp giden birisi, hatta günün birinde gidecek diyerek hayatına insanları sokmayacak kadar aciz. Belki küçüklükte yaşadığı bir kayıptan dolayı; hep o zaman ki ana döneceğini, o çaresizlikle yüzleşmek zorunda kalacağını düşünüyor, hatta düşünmüyor buna inanıyor.

    Siz onu nasıl algılarsınız biliyor musunuz? İnsanlarla samimi ilişkiler kuramayan, sevme yeteneğinden mahrum, soğuk, hatta kendini beğenmiş. Ancak herşey dışardan göründüğü kadar net olamıyor bazen; insanların iç dinamikleri o kadar gerçeklikle çatışıyor ki zaman zaman, gördüğümüz ile gördüğümüzü sandığımız şeyler bazen sadece bir ilizyondan ibaret olabiliyor.

    İçe alamamak diye bir söz öbeği var; bir insanı o kadar çok sevmek ki o insanla bir olmak. Bir insan düşünün; çevrenizde öyle bir insan illa ki vardır. Nedem hiç kimseyi içe alamadığını hayal edin, buna kasıtlı ve bilinçli olarak değil, savunmaları yüzünden yaptığını. Ve neden hep yalnız kaldığını merak ettiğinizi, neden insanlarla iyi ilişkiler kuramadığını. İnsanlara nedensizce zarar verebildiğini, aslında kaybetmekten hiç korkmaz gibi görünen o insanı hayal edin.

    O insan; öyle korkuyor ki kaybetmekten;  kaybetmemek için sevmiyor, gitmemesi için gel, ihtiyaç duymamak için insanlara değer vermiyor... Kendi kaderini ellerinde tutmak için savaşırken; korkuları yüzünden kazançlarından vazgeçiyor.

    Bu sayede; kehaneti kendi kendini gerçekleştirmiş oluyor.

    19 mart 2016 23:39

    1. korkuların en büyüğüdür. özellikle son zamanlarda içinde bulunduğumuz ülkede nerdeyse her gün aklım sevdiklerimde kalıyor. acaba birşey gelir mi başına, bomba yüklü araç var diyorlar keşke dışarı çıkmasaydı, kalabalık yerlere gitmesin sakın diye düşüne düşüne kafayı yiyeceğim. kendim için asla korkmam. ama aklım hep sevdiklerimde.

    (yazar: elmasekeri) uktesi.

    22 şubat 2016 18:14