sorular içinde ara
yeni soru sor
son sorular
son cevaplar
kategoriler
  • süslü
  • moda alışveriş
  • kuaför & güzellik merkezi
  • sağlık
  • spor
  • gönül işleri
  • aile arkadaş ilişkileri
  • cinsellik
  • eğitim & kariyer
  • seyahat
  • pet
  • sanat
  • bürokrasi
  • diğer
girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (22)
  • medya (0)

22. Evet güncelleme yapmaya geldim. Bir önceki girdimi yukarıdan okuyabilirsiniz. Orada ketojenik beslenme tarzını ayrıntılı olarak paylaştım. Bugün ise bu beslenme tarzına geçeli tam 2 hafta oldu. 74.7 kilodan 69.7 kiloya düştüm. 2 haftada 5 kilo verdim. Bu benim için tatmin edici bir rakam hedefim ise 58-60 kilo aralığı. 1.65 boyundayım. Herhangi bir saglik sorunum yok 26 yasindayim. Diyetin artı ve eksilerini bu diyeti araştıran, merak eden ve uygulamayı düşünen atkadaşlarım için paylaşmak istiyorum.

Artıları: Vücudunuz keton üretmeye ve yağ yakmaya başladığı andan itibaren inanılmaz bir enerji hissediyorsunuz. Akşam işten gelip oldum bittim anları 2 haftadır yaşamıyorum.

Eğer et, balık, tavuk, sakatat seven bir insansanız bu diyette bol bol yiyeceksiniz. Hatta tereyağı ve hindistan cevizi yağından bıkabilirsiniz.

Bu diyet bana karbonhidrat ve şeker olmadan da gayet enerjik, mutlu yaşayabileceğimi gösterdi.

Hızlı tartı değişimi ve fiziksel görüntünün hızla incelmesi kilosu fazla olan bir kişiyi inanılmaz kamçılıyor arkadaşlar. Pintereste ketogenic diet before after yazarsanız degisime sok olacaksiniz.

Eksileri: Yüksek yağ ve protein ıçeren bu diyet malesef uygulanışı açısından biraz pahalı. Her gün temel ogünüm için en az 50 liralık alışveriş yapıyorum. Kart baya şişti.

Karbonhidrat ekmeklerin, pide ve lavasların havada uçuştuğu yurdumda iliklerimize kadar işlediği için düşük karbonhidratlı besin bulmak epey zor. Yani beslenme çeşitliliği kısıtlı. Bu da diyetin uzun süre uygulanmasını güçleştiriyor.

Ben açıkçası 65 kiloya indiğimde günlük katbonhidrat miktarımı arttırmayı düşünüyorum.

Eğer planlı programlı biri değilseniz ve yök ben kaç gram yağ aldığımla, karbonhidrat aldığımla uğraşamam diyorsanız bu diyeti unutun. Çünkü her ağzınıza soktuğunuz beşinin makro değerlerine bakmak zorundasınız.

14 nisan 20:13

21. çiğ bağdemin kilosunun 110 lira, çiğ kajunun kilosunun 130 lira, en ucuz ton balığının 100 gramının 5 lira, avokadonun tanesinin 5-6 lira olduğu ekonomide uygulaması oldukça zor bir beslenme biçimi.

14 nisan 14:11

20. hakkında gayet açıklayıcı ve çarpıcı bir podcast serisi bulduğum diyet. tavsiye ederim, (link: https://anchor.fm/bea-bea/episodes/Keto-ile-Tansma-e2tgj2 burada diyeti uygulayan birinden dinleyebilirsiniz.)

ayrıca (gbkz: karatay diyeti) ile ortak noktası çoktur. besin ve ilaç endüstrisinin, insan sağlığını hiçe sayarak bizi adeta yiyecek ve ilaç satacakları birer meta olarak gördüğü şu kapitalist dünyada, mutlaka kulak verilmesi ve -tıbben buna engel olan bir rahatsızlığınız yoksa (örneğin böbrek hastalığı vb)- yapılması gereken diyettir bana kalırsa. gerekli lif vb alındığı, kurallara uyulduğu sürece son derece mantıklı görünüyor.

not: neden eksilediğinizi bir mesaj atıp anlatabilirsiniz.(gizlinot: swh) gerçekten merak ettim çünkü.(gizlinot: swh) karbonhidratın az alınması gerektiğini ve sağlıklı yağlara ağırlık verilmesinin şart olduğunu bilim dünyası son çalışmalara bakarak adeta bas bas bağırıyor artık. en azından bu kadar basit bir bilgiden haberiniz olmalı. ne deseydim peki eksilenmemek için, sırf işinize gelecek şeyler yazmış olmak adına: "kendinizi şekere boğun arkadaşlar. marketlerde abur cubur reyonuna saldırın. bu arada 6 öğün ekmek yiyin. 3 öğün kızartma yağı -tercihen kızartılmış patatesin altında kalan ayçiçeği/mısırözü yağı- için" mi demeliydim?! ahahaha! kötü beslenip ileride ele güne muhtaç olmak, belki yataklara düşmek, alzheimer'a varıncaya kadar her türlü belaya kapı aralamak (kimileri "tip 3 diyabet" diyorlarmış artık bu hastalığa) sizin tercihiniz. tamam süslüler, abanın karbonhidrata. bildiğinizi okuyun, tarafsız bilim insanlarının yazdığı tonla kitabı, bilimsel makaleyi, bilimdeki yeni yaklaşımları filan hiçe sayın. en iyiyi oturduğunuz yerden ve hiçbir şey okumadan/araştırmadan "yalnızca siz" biliyorsunuz çünkü, di mi ama!(gizlinot: swh)

not 2: podcast sahibi sanılmışım da konuşan hanımı tanımıyorum bile. açıklayıcı ve basit anlatımını beğendiğim için paylaştım ki bu podcast'in kendi içeriğinde bile reklam yok. yayının sahibi de bu işten bir kazancı olmadığını, annesini şeker hastalığı yüzünden kaybedince bu konuda hassaslaşıp doğru beslenme yöntemlerini araştırmaya başladığını ve sonuçta ketojenik diyete geçtiğini söylüyordu bölümlerin birinde... türk insanı, güzel şeyleri takdir etmeyi bilmiyor sanırım. bu mantıkla, bir ürünü veya hizmeti beğendiğinizi yazdığınız tüm girilerinize tek tek bakıp, her biri için sizi reklamcılıkla suçlasam nasıl olur?

13 nisan 21:08 13 nisan 22:50

19. Temelinde yüksek yağ, orta düzey protein ve düşük karbonhidrat şeklinde makro alımı yapılan diyettir.Kandaki keton düzeyinin artması ve yağ yakımı hedeflenir. Temel amaç vücuda düşük düzey karbonhidrat ve yüksek yağ alarak vucudu ketozis denilen evreye sokmaktır. Ketozise giren vucut, enerji kaynağı olarak karbonhidrat olmadığı için yağları kullanmaya başlar. Yağlardan gelen ATP, karbonhidratlardan akdığımız ATP'den çok daha enerjik hissetmemizi sağlar.

Bu diyeti yapanların karşılaştıkları 2 temel durum keto-flu ve enerjide artıştır. Keto-flu diyetin ilk zamanlarında vücutta grip benzeri belirtilerin yaşanmasıdır. Ancak magnezyum, ve selenyum takviyeleriyle çok çabuk toplarlayabilirsiniz. Vücut ketozise girdikten sonra diyet çok rahat ilerlerler. Karbonhidrat almadığınız ve yüksek yağ alımından dolayı için açlık krizleri yaşamazsınız. Nasıl yani yağ kilo aldırmaz mı dediğinizi duyar gibiyim süslü. Evet burada bahsettiğimiz yağ saf tereyağı ( Yemeklere 2 kaşık, kahveye 1 tatlı kaşığı), zeytinyağı ( tüm yemeklere 2-3 kaşık), 10 çiğ fındık, 5 badem, 3 ceviz, 1 tüm avakado, hindistan cevizi yağı gibi sağlıklı yağlardan bahsediyoruz. Ayçiçeği, pamuk tarzı yağlar kesinlikle yasak. Süt ürünleri diyetin başında ketozise girmeyi geciktireceği için ketozise girdikten sonra öneriliyor. Yoğurdun da karbonhidrat oranı oldukça yüksek olduğu için ölçülü tüketmekte fayda var. Bireysel olarak makroların yani almanız gereken yağ, karbonhidrat ve proteinin kaç gram olduğunu hesaplıyorsunuz. Ben 71 gram protein, 94 gram yağ ve 30 gram karbonhidrat alıyorum.

Ketozise hızla girmek ve tartıda mutlu sonuçlar görmek istiyorsanız 1 ya da 2 öğün beslenmelisiniz. Ben gidişattan inanılmaz mutluyum. Kahvemin içine tereyağı koyma fikri başta çok garip gelse de tartıdaki hızlı düşüş beni şok etmeye yetti üstelik tadı da güzel. Ve az yeyip aç kalmıyorsunuz arkadaşlar gerçekten karbonhidratı düşük, yağ ve proteini yüksek besinleri baya yiyorsunuz. Hatta ben tabağımı hazırlayınca o kadar doymuştumki ben bu gidişle nah kilo veririm yine birşeyleri yanlış yapıyorum kesin diye düşündüm.

Sormak istediğiniz varsa seve seve yanıtlarım. Aşağıya merak edenler için kendim için hazırladığım 1 günlük ketojenik menüyü ekliyorum:

Sabah: 1 sade double espresso (1 tatlı kaşığı dolusu hindistan cevizi yağı/ tereyağı)(gizlinot: yağ eklemesi mutlaka yapmalısınız arkadaşlar vucuda ne kadar çok sağlıklı yağ sokarsanız o kadar hızlı ketozise girer ve yağ yakarsınız)

Öğle: 1 büyük tabak karnıbahar salatası/ marul salatası ( İçerisine 60 gram hindi füme eklenmiş)

Akşam: İşte en sevdiğim ye babam ye öğünü.

200-250 gram tavuk ızgara ya da somon fileto ya da et kavurma ( Hepsinde en az 1 yemek kaşığı dolusu tereyağı olmalı)

Dev tabakta yeşil salata ( Bol limonlu ve zeytinyağlı)

Son olarak ben karbonhidratsız yapamam, ölürüm, dayanamam diyen arkadaşlarım için tavsiyem bir seçim yapmaları gerektiği. Ya kilolarıyla mutlu mesut yaşamaya devam edecekler ya da ideal kilolarına ulaşana dek dişlerini sıkacaklar. Bu iş başka türlü olmuyor.

11 nisan 10:26

18. Kilo vermek için yapılmaması gerektiği gün gibi meydanda olan diyet. 

11 nisan 08:33

17. hayatımı değiştirmeye devam eden yeme biçimi. türkçe konuşulan ortamlarda yeniliğe kapalılık yüzünden "sus, kendine sakla. deneyimini anlatma." diye kendimi telkin etmeme rağmen aldığım pozitif sonuçlar beni yazmaya itiyor.

ketojenik diyetin sanki son birkaç senenin ürünü gibi lanse edilmesi, "yeni" bir yeme biçimi gibi görülmesi beni üzüyor. şöyle ki, 1950-60'larda bir anda patlayan tereyağını margarin ile değiştirmek, yağsız ancak şeker içeren işlenmiş ürünlere yönelmek, yumurtanın sağlıksız kabul edilmesi gibi bilimsel dayanağı olmayan durumlar öncesinde insanların teşvik edildiği diyetin adı banting. (link: https://en.wikipedia.org/wiki/William_Banting william banting) 19. yüzyılda şeker tüketiminin kilo alımına yol açtığına ikna oluyor. banting diyetinde kurallar yağ tüketmek, meyve alımını sınırlamak, günde defalarca yemek yerine sadece aç olunduğu zaman tüketmek diye gidiyor. ketojenik diyet ile intermittent fasting'in kombine edilmiş bir hali. anlayacağınız ketojenik diyetin bir anda yokluktan var edilme durumu yok gibi duruyor. banting diyeti dünya üzerinde ilk yayımlanmış, insanlar tarafından en uzun süredir uygulanan diyet kabul ediliyor. hatta marilyn monroe'nun verdiği birkaç röportaja bakarsanız "yumurta, süt, biftek, biraz havuç yiyorum" gibi açıklamaları var. arada dondurma ile ödüllendirirmiş kendini, o zamanın süt ve krema ile yapılan dondurmaları olsa ben de yerdim helal dvm diyorum.

peki eskiden durum bu iken biz neden "bak ama 2 dilim ekmek ye ama en azından, yoksa ölürsün tabutunu ben taşırım" düzeyine geldik? amerikalı fizyolog ancel keys 1955'te "seven countries study" adlı araştırmasını yayımlıyor. kendisinin ulaştığı bulgulara göre hayvansal gıdalar kalp krizine yol açıyor; süt-yumurta gibi besinler yerine bitkisel yağların tüketilmesini savunuyor(gizlinot: işlemden geçe geçe ne hale geldiği belli olmayan ayçiçek yağını düşündükçe fenalaşıyorum). ancel keys araştırmaları sırasında sonuçları kendi ideolojisine uydurabilmek için bazı ülkeleri araştırmasına eklerken, diğer ülkeleri çıkarıyor. (link: https://www.bluezones.com/2017/08/top-experts-come-together-to-address-nutrition-myths/ kaynak) şeker üreticileri, tahıl üreticileri, o dönem kahvaltılık gevrek üreten kellogg's bayram ediyor. bir yandan insanların tüketimini artırabilmek için "kahvaltı günün en önemli öğünüdür" propagandası da (link: https://www.theatlantic.com/business/archive/2016/06/how-marketers-invented-the-modern-version-of-breakfast/487130/ bu dönemde başlıyor). bu arada kellogg's ürünlerinin babası john harvey kellogg deyim yerindeyse bir manyak, mastürbasyon yapmanın aşırı tehlikeli ve yanlış olduğuna inanıp, çocuklara kahvaltılık gevrek yedirmenin bunu çözeceğine (link: https://en.wikipedia.org/wiki/John_Harvey_Kellogg inanıyor).

ancel keys'in azılı düşmanı fizyolog John Yudkin o dönemde aynı şekilde araştırmalar yayımlıyor, asıl sorunun şeker tüketiminde yattığını, birçok kansere ve diş sorunlarına yol açtığını iddia ediyor. hem ancel keys hem de şeker üreticileri tarafından büyük bir tepki görüyor kendisi. yudkin'in uyarıları ancak şimdi (link: https://www.bmj.com/content/346/bmj.e7800 kaale alınıyor.)

ve buraya önemli bir komplo teorisi ekleyeyim: kellogg olsun, ancel keys olsun, bu dönemde insanları şeker ve tahıl yemeye yönlendiren kim varsa hepsinin (bkz: seventh day adventist church) ile bağlantısı var. bu dini grubun kuralları arasında et yememek, üyelerini vejeteryan ya da vegan yapmak gibi amaçları var. ve maalesef nerede metodolojisi şüpheli bir araştırma yayımlanıyorsa düşük yağlı diyetlerin "yararları" üzerine, altından bu grubun finansmanı çıkıyor. ilginç durumlar.

bir başka girdide kendi deneyimlediğim pozitif etkileri yazacağım umarım.

9 nisan 18:24 9 nisan 20:11

16. önceleri sebepsiz bir biçimde çok ayrıntılı ve zor olduğunu düşündüğüm, bir süredir de detaylı olarak araştırdığım sonuçta da bugün başladığım beslenme biçimi. 

Son 3 yıldır kendimi sağlıklı beslenmeye adadım resmen, şekeri hayatımdan çıkardım ve lifli karbonhidrat gruplarını tüketiyordum(tam tahıllar, patates/havuç hariç sebze ve meyveler) Ancak bir süredir vücudum duraklamaya girdi, ben de biraz abartmış olabilirim bilemiyorum. 

Ketojenik diyet dediğimiz beslenme türünde kaba tabirle yüksek yağ, orta protein ve çok düşük karbonhidrat alıyoruz vücudumuza. Böylece vücut ketozis denen sürece girip keton üretmeye başlıyor; bu da depolanmış yağlarımızı yakmaya, karbonhidrat alımı çok sınırlı olduğu için su tutma olayını sıfırlamaya yarıyor. Bu süreçte karaciğer yağlanması minimuma indiriğinden ciltte düzelmeler de mümkün. 

açıkçası bana fazlasıyla mantıklı geliyor, çok istikrarlı ve inatçı bir insan olduğum için sürdürülebilirliği benim açımdan mümkün. Zaten uzun zamandır şekersiz diyet ve karatay yapıyordum, benim beslenmemden çıkardığım iki şey oldu; tahıllar ve meyveler. Bunun dışında yağ alımımı artırdım. Günde 2 kez (10 gibi kahvaltı ve 17 gibi akşam yemeği) besleniyorum. Genelde kahvaltım 800-900 kalorilik, akşam yemeğim 200-300 kalorilik oluyor. Ara öğün olarak 1 porsiyon meyve yiyordum, bunun yerine 4-5 adet fındık yada ceviz koydum. 

ilk gün için konuşmam gerekirse, değişen hiçbir şey yok. Normal kahvaltımı yaptım, dediğim gibi zaten kısıtlı karbonhidrat alıyordum. Akşam da somon yemeyi düşünüyorum. 

Beslenmeye ek olarak haftanın 3 günü koşuyorum, haftanın en az 3 günü pilates yapıyorum. ilerleyen günlerde kilo, zihin, enerji bakımından değerlendirmelerimi yazacağım. Merakla ketozisimi bekliyorum şimdilik. 

Not: boy 1.68 kilo 54 (84/66/91) editlemek adına bunları da bırakmış olayım.

2.not: ben illet crohn hastalığından müzdarip olduğumdan buğday/gluten/süt toleransım çok düşük. Bu besinleri tüketmek bağırsaklarımı gereksiz yoruyor, kanama ve tahribe yol açıyor. Gastroentereloji doktorumun tavsiyesidir zaten hayatımdan şeker ve buğday türevlerini çıkarmak. Bu sebeple de sağlıklı beslenme maratonum başladı, eksileyenlere bu notum tamamen doktor kontrolünde besleniyorum:) 

21 mart 12:59 21 mart 17:03

15. öncelikle uyarayım, uzun bir girdi olacak gibi görünüyor bu.

bundan 10 gün önce bu başlığa bir isyan girdisi (gizlinot: swh) yazmıştım (no:977733), şimdi güncelleme vaktim geldi. öncelikle zaman ayırıp bana cevap yazan ve bu başlıkta bilgilerini deneyimlerini paylaşan tüm süslülere çok teşekkür ederim.

o girdide yaşadığım halsizlikten ötürü diyeti bırakacağımı söylemiştim ama aldığım geri dönüşler sayesinde biraz daha inat edip devam ettim ve şu anda gerçekten çok ama çok memnunum. ilk haftamda ketosise girebilmek adına karbonhidrat alımımı max 15-20 gr civarında tutuyordum, bunu 25-30 gr bandına çektim ve hala ketosisteyim, halsizliğim de geçti. öyle enerji patlamaları hala yaşamıyorum ama eskisinden bir tık daha iyiyim, gün içinde stabil, düşmeyen bir enerjim var. önceden yemek saatlerine yakın çok halsizleşirdim.

bugün 17. günümdeyim, bu süreçte 2,5 kg kaybettim ve bel çevrem 2-3 cm, basenlerim ise 1,5 cm kadar inceldi. ilk zamanlarda muhtemelen bu ani beslenme değişikliğine bağlı olarak kabızlık yaşıyordum, ki normalde de yatkınımdır zaten, ama bu son 10 gündür bağırsaklarım o kadar kendine geldi ki sanırım hiç olmadığım kadar rahatım bu konuda, tüm kabızlık/şişkinlik vs. şikayetlerim son buldu. beni en çok sevindiren de bu konu oldu görüldüğü üzere. :p

sabahları çok daha kolay uyanmaya başladım, bunun için de çok mutluyum! eğer min 5-6 saat uyumuşsam gün içinde saçmasapan vakitlerde uykum gelmeden (gizlinot: ben bunu da çok yaşardım, sabah normal bir şekilde kalkarken 2-3 saat sonra deli gibi uyku bastırırdı.) geçirebiliyorum günü. geçen sene karatay yaparken bu etkiyi görmemiştim mesela. odaklanmamda ise herhangi bir değişiklik yok, biraz odaklanma problemi yaşayan bir insanım hala yaşıyorum, belki zamanla bu da düzelir.

ilginç bir şey olarak, internette ketojenik diyetin kadınların adetlerini erkene çekme etkisi olabileceğini okumuştum. ben pcos'luyum ve 2,5 yıldır doğum kontrol hapı kullanıyorum, hapı bırakınca periyodum 45-50 günü buluyor çünkü. doğum kontrol hapı kullandığım için saat gibi işlediğini düşündüğüm regl düzenim bu ay *2,5 yıldır ilk defa* hapa rağmen 2 gün erken geldi ve miktarı da anormal olmamakla birlikte önceki aylara nazaran daha fazla. istemsizce acaba hapı bıraksam bu şekilde beslenirken reglim tekrar normal düzenine dönebilir mi diye düşündüm, belki birkaç ay sonra ketoya iyice adapte olduğumda bunu da denerim.

neler yiyip neler yemediğimden bahsedecek olursam, adına if demek istemiyorum ama 2 ya da o günkü durumuma bağlı olarak 2,5 öğün besleniyorum. if demiyorum, çünkü katı yemek saatlerine sahip değilim, her zaman 16/8,14/10 vs gibi o klasik if saatlerini uygulamıyorum. ha, en nihayetinde bende uzun saatler aç kalmış oluyorum, bazen daha kısa bazen daha uzun sürüyor. kesin olarak yaptığım bir şey varsa o da akşam yemeğinden sonra hiçbir şey yememek. sonuç olarak, ben kahvaltı etmeyi sevdiğim için öğle yemeğini atlayıp kahvaltı+akşam yemeği olarak besleniyorum.

kahvaltımda kesin tükettiklerim tereyağlı peynirli 2 yumurta, 9-10 zeytin, ve peynir çeşitleri. ek olarak eğer vaktim varsa (gizlinot: ki genelde yaratıyorum o vakti) büyükçe bir tabak bol zeytinyağlı çiğ ıspanak ya da roka salatası hazırlıyorum, ilave olarak biraz mor lahana, kırmızı biber, domates, salatalık koyuyorum artık hangisi evde varsa. favorim ıspanak+kırmızı biber+çok çok az minik kurutulmuş domates parçaları. evde olgunlaşmış hazır varsa 1 küçük ya da yarım büyük avokado da yiyorum. bu kahvaltıyla beraber de 1 tatlı kaşığı hindistan cevizi yağıyla blender'dan geçirdiğim filtre kahvemi içiyorum.

akşam yemeği ise biraz daha çeşitli olabiliyor, haftada 1 gün balık+salata tüketiyorum, geri kalan günlerde de yine büyükçe bir tabak peynirli ya da kırmızı/beyaz etli salata ya da sebze yemekleri (kabak, karnabahar, brokoli, vs...) yapıyorum. bunlara bazen tavuk, hindi vs. de ilave oluyor. yoğurt mutlaka yiyorum, bazen sabah kahvaltısında bazen arada atıştırmalık olarak bazen de akşam yemeğinde, ama kendi mayaladığım yoğurdu her gün yerim. eğer o akşam hiç vaktim yoksa yine kahvaltıma benzer şekilde yumurta kırıp yiyorum. benim için bu kısım eğlenceli biraz, internetteki klasik kabak spagetti, karnabahar pilavı gibi low carb tarifleri falan deniyorum. bu diyeti kesinlikle vejetaryen bir şekilde sürdürmek de mümkün ayrıca, ben sadece sebze yemekleri etten biraz daha fazla vakit ve emek istediği için işin kolayına kaçıp tavada hindi falan daha sık yapıyorum.

eğer canım bir şeyler atıştırmak istiyorsa da 1 kase ev yapımı probiyotik yoğurt üzerine biraz tarçın 2-3 kaşık kadar da nar koyup yiyorum. yanında da varsa yer fıstığı, fındık falan. bunun karbonhidrat değeri biraz yüksek olabiliyor, o yüzden mutlaka diğer öğünlerimle dengelemeye dikkat ediyorum.

ondan sonra, kabak çekirdeği diye bir güzellik var. tadımın tuzsuz kavrulmuş kabak çekirdeklerinden 1 kase falan yiyorum, bunun 100 gr'ında sadece 3,4 gr karbonhidrat var, 1 kase de olsa olsa 30-40 gr'dır. ayrıca kabak çekirdeği bildiğim kadarıyla en fazla magnezyum içeren gıdalardan, o yüzden halsizliğime bunun da iyi gelmiş olabileceğini düşünüyorum.

şimdi en güzeline geliyorum, bitter çikolata! lindt'in %85 kakaolu çikolatası benim en sevdiğim çikolatadır ama fiyatı aldı başını gitti, onun yerine nestle %82 kakaolu çikolatayı tüketiyorum. tabii ki ölçülü! bunun da 4 karesi sadece 4 gr net karbonhidrat içeriyor. çikolata yiyemediğim diyet benim diyetim değildir...

şimdi tekrar uyarayım, tabii ki tüm bu yazdıklarımı aynı gün içinde yemiyorum. yiyor olsaydım hem kalori değeri hem de karbonhidrat değeri çok yüksek olurdu. ben o gün canımın ne istediğine göre, porsiyon kontrolü yaparak tüketiyorum hepsini. zaten bu şekilde devam ederseniz bu diyette yasak denen bir şey yok.

ben uzman değilim, ancak yukarılarda bir girdide "lif alamadığımız için" ilerde ne halde olacağımızı merak etmiş bir yazar, ben açıkçası bu kadar yeşillik, sebze tüketirken, bağırsaklarım düzgün çalışıyorken yeterli lif almadığımı hiç düşünmüyorum. lif almak için yulaf ezmesi yiyenler var, 1 çorba kaşığı yulaf ezmesi 6.63 gr karbonhidrata rağmen sadece 1 gr lif içeriyor, e bunu yiyince de 3 kaşık falan yeniyor max, 19,89 gr karbonhidrata rağmen sadece 3 gr lif giriyor vücuda.

öh baya bir destan oldu, sonuç olarak bunlar benim deneyimlerim ve gözlemlerimdi. şimdiki hedefim mutlaka ucundan kıyısından hayatıma sporu dahil etmek olacak. gün içinde fazla hareketsiz sayılmam, neredeyse her gün 10.000 adımım vardır ama daha hedefe yönelik bir spor programı oluşturmayı düşünüyorum, o zaman etkilerinin daha da katlanacağına eminim. girdimle ilgili düzeltmek istediğiniz, uyarmak istediğiniz yerler veya sorularınız olursa mesaj kutuma beklerim.

edit: (yazar: votkaelma) uyardı, ayva ile ilgili veriler yanlışmış. o yüzden o kısmı çıkardım.

16 mart 16:27 16 mart 18:54

14. Her ne kadar son 1-2 yılın hipe diyet biçimi olsa da temelinde epileptik bireylere önerilen bir diyet biçimidir, diyetin temeli protein ağırlıklı beslen az karbonhidrat al prensibine göre ilerlemektedir, ketojenik diyet aslen unsuz, buğdaysız beslenmeye dayanmaktadır.

ketojenik, ayurverdik, taş devri, ducan vesaire vesaire, diyet ile vücudu ve sinir sistemini tek bir beslenme alışkanlığına uzun süreli sokmak, sadece protein, sadece lif ya da sadece meyve ile beslenme esas alınması sağlıklı bir kilo verme süreci olmadığı gibi fizyolojik dengeyi de kısa ve uzun vadede bozmabilmektedir.

Kilo vermek için yapılan pehrizlerin geçerli olmadığını ve kilo verme mücadelesinin tamamıyla irade ve disipline dayalı olduğunu düşünüyorum. Nitekim ciddi kilolanmanın sebebinin altında büyük bir psikolojik alt yapı bulunmaktadır.

edit: imla

7 mart 11:49 7 mart 13:22

13. bu kadar az lif alınarak uygulanan bir beslenme şeklinin uzun vadede vücuda vereceği zararları merak ediyorum. bakalım 8-10 sene sonra sadece kilo vermek için keto yapanlarda nasıl rahatsızlıklar olacak. (umarım olmaz)

bence sürdürülebilir bir beslenme şekli değil. benim için ideal olan, aklıma yatan, intermittent fasting yaparak akdeniz beslenme şeklini glutensiz uygulamak.

6 mart 22:16