yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (628)
    • medya (9)

    628. selam ben 46 kilo verdim o yüzden en çok beni dinleyeceksiniz ennnnn çok. (gizlinot: dahusısf)

    bu işin tek çözümü var. vücut evrimsel sebeplerden ötürü sıcak ve rahat olmak ister. vücut, spor yapmak ya da aç kalmak istemez. yağ depolamak ister. ve vücudunuz herrrr zaman aklınızı şekerli, yağlı beslenmeniz; hareket etmemeniz için kandırır. o şerefisize kanmayın ve vücudunuzu aklınızı kullanarak besleyin.

    20 aralık 2020 21:22

    627. Eğer linç edip dalga geçmeyecekseniz benim için gerçekten işe yaramış bir yöntemi yazıyorum; 

    Ana yemekler dahil her şeyi tatlı kaşığı, tatlı çatalı ile yemek. Bu sayede lokmalar küçülüp sıklaştığı için hem yemeği yeme ve sindirme süreci uzuyor ve doyma hissi tıkınmadığınız için erken geliyor hem de psikolojik olarak 5 kaşıkta biten pilavı 10 kaşıkta bitirerek yeterince yemiş hissiyatına kapılıyorsunuz. 

    Ben bir süredir anam babamın kınama dolu bakışlarına, "yemeği oyuncak etme!" Laflarına rağmen böyle yiyorum ve az yemekle doymAya başladım.

    18 aralık 2020 21:07

    626. Akşam beş-altıdansonra yemek yemeyi keserseniz öncesinde her gün bir kilo mantı bile yeseniz ayda en az iki kilo vereceğinizi garantileyebilirim. Akşamları acıkırsanız da ayran veya yoğurda nane, kırmızı pul biber veya keten tohumu atarak yemenizi öneririm, hem metabolizmayı hızlandırır hem de çok güzel tok tutar

    12 aralık 2020 22:17


    625. 3 yaşında guatr çıkmasıyla ve çocukluktan beri süregelen beslenme bozukluğum sebebiyle hiçbir zaman sağlıklı ya da iyi hissettiğim bir kiloda olamamış biriydim. 

    korona sebebiyle apar topar Ankara'daki öğrenci evini kapatıp İstanbul'a taşınınca malum aile evi ne kadar düzensiz beslendiğimi, sürekli fast food yediğimi fark ettim. bir karar aldın mı başlarda derseniz hayır, çünkü o kadar zor geliyordu ki spor yapmak, geceleri eve söylediğim o pizzalardan hamburgerlerden vazgeçmek. eve dönünce evet büyük ölçüde azalttım ama vazgeçmedim. 

    mayıs sonlarına doğru kısmen azalttığım fast foodlardan dolayı kendimi o kadar ağır, uyuşuk ve kötü hissetmeye başladım ki size anlatamam. 

    oturdum ve kendi kendime düşündüm neden kendime bunu yapıyorum? giydiğim hiçbir şeyin olmamasından, beğendiğim hiçbir şeyi giyememekten, ya da "kilolu olmasan yüzün çok güzel aslında" cümlesinden kusacak kadar bıktığım halde neden spor yapmıyor ve düzensiz besleniyordum.

    kilo vermek istiyorsanız öncelikle bir sağlık sorununuz olabilir, benim gibi düzensiz besleniyor olabilir ya da duygusal açlık yüzünden kendinizi yemeğe veriyor olabilirsiniz. benim tavsiyem neden kilo aldığınızı ya da bu saydıklarımdan ya da saydıklarım harici bir durumunuz varsa oturup kendinizin farkına varın.

    benim fark ettiğim en önemli nokta kendime değer vermiyor oluşumdu. evet, saçıma, yüzüme her yerime bakıyordum ancak vücuduma bakmıyordum. beğenmediğim için görmezden geliyordum. bunu ortadan kaldırmaya çalıştım ilk etapta. karar verdim ve kendime değer katmaya çalıştım. meditasyon yaptım, kendimi nasıl görmek istiyorsam o şekilde hayal ettim.

    temmuz itibariyle en sevdiğim spor olan pilatese yazıldım(reformer) ve ilk başlarda zorlansam da sporun beni iyi hissettirdiğini fark etmemle motivasyonum daha da arttı. üniversitedeyken pt ile 2 ay çalışıp bırakmış biri olarak sürekliliğimi sağlamaya çalıştım. hareket etmek çok çok önemli. işim dolayısıyla arazide olduğum zaman bile yanımda pilates bandı taşıdım, araziden yorgun argın gelsem de en azından 10 dk lık alt karın vb. çalıştım. eğer kafanıza koyduysanız kendinize inanın.

    ağustos'ta ise diyetisyene başladım, bu kısım biraz size kalmış evet maliyetli ancak faydası var mı var. 

    diyetisyenle devam etmeseniz bile az çok ne yiyeceğinizi kendinizin farkında olarak belirleyebilirsiniz.

    nisan ayında neredeyse 98-99 bandında olan biri olarak şuan 83 kiloyum, özgüvenim arttı, kendimi daha çok sevmeye ve değer vermeye başladım.

    kilo vermek aşırı hızlı olması gereken, 3 ayda 10 kilo vermeniz gereken bir süreç değil lütfen bunun farkında olun, devamlılık sağlayın ve kendinize inanın sevgili kızkardeşlerim. umarım yazımın sizlere de faydası olur:) 

    bu arada boyum 1.75 hedef kilom şuan için 65:) dileyene öncesi sonrası fotoğraflarımı da gönderebilirim sizi motive edecekse. 

    siz nasıl mutluysanız o vücutta olun. 

    edit: bu videolar da benim en çok verim aldığım videolar, eklemek istedim, sevgiler. (link: https://www.youtube.com/watch?v=M8AH-axA1qw&list=PLfckJXlrcQBG4yTbERzRZ6bl9M2VI7_VB&index=1 bel inceltme) (link: https://www.youtube.com/watch?v=jXm0y-csiuE&list=PLfckJXlrcQBG4yTbERzRZ6bl9M2VI7_VB&index=2&t=93s köprücük kemiği için (inanılmaz hızlı sonuç veriyor))(link: https://www.youtube.com/watch?v=04VQNLLrmj4&list=PLfckJXlrcQBG4yTbERzRZ6bl9M2VI7_VB&index=3 popo)(link: https://www.youtube.com/watch?v=GSiJHkNBIaI&list=PLfckJXlrcQBG4yTbERzRZ6bl9M2VI7_VB&index=9&t=198s iç bacak)

    12 aralık 2020 20:09 13 aralık 2020 16:13

    624. uzun bir yazı olacak. kilo ile ilgili kişilere düşüncelerimi aktarmak isterim.

    bebekliğimden beri kiloluyum. boyum uzun olduğundan aman aman durmuyordu belki ama bana 23 yıllık hayatımda sadece yükünü, diyet zorunluluğunu 1 sn aralıksız hissettirdi. bana yakışacağını düşündüğüm elbisenin, gerek aile, gerekse dışarıda bir kafede çekinmeden çay içebileceğimin bağını hep kendine kurdu. 13 yaşımda dukan diyeti yaparak 1 aydan kısa bir sürede 7 kilo verdim. *büyük harflerle* 13 yaşımdaydım. annem alışverişe, gezmeye gittiğinde tek zevkim zulamda sakladığım paramla bakkala uğrayıp iğrenç abur cuburları almaktı. (yanlış anlaşılmasın hala çok seviyorum abur cuburu ama aldığım ürünler hep cino, ucuz jöleler, 25 kuruşluk dev paketli cips vs idi.)

    ilkokul-orta okul da hep alay edildim. ergen irisiydim. lisede biraz duruldu arada kız arkadaşlarım laf soktu sadece. üniversiteye gittiğimde 19 yaşımdaydım. hiç sevgilim olmamıştı özgüvensizdim ama dışarıdan gören at gibi bir demir kadın sanardı çok kendinden emin duruyorum ama değilim :/ üniversitede beğenildim. balık etli statüsüne girdim. bazıları 5-6 kg versen çok iyi olursun dedi bazıları asla kilo verme böyle daha iyi dedi. (kesinlikle değildim. bunu söyleyen erkek arkadaş grubumdu ve içlerinde tek kız bendim. gülerek söylerlerdi bunu. zayıfladığımda daha da güzel olacağımın alttan alta bilince sokuluşuydu.) bunlar olmasa bile benim her başarısızlığımı kiloma bağlamam zaten çocukluğumdan beri vardı. sınavdan düşük alırdım x gibi zayıf olsaydım moralim yerinde olur ve daha iyi ders çalışırdım. güzel giyinemiyorum çünkü fiziğimi beğenmiyorum. (asla beğenilmeyecek orantısızlıkta bir fiziğim olmadı. kilolu olsam da, bir tık bacaklarım kalın olsa da 88 kilodayken bile göbeğimin olmamasına iltifat alabildim.) ehliyet almıyorum çünkü daha önce vermem gereken kilolar var. ingilizce kursuna gidemem çünkü 15 kg fazlam var.. hayatımı böyle harcadım. benden kat be kat kilolu insanların tüm gününü üzgün geçirmediğini görünce garipserdim. kiloluyken mutlu görünen kişiler olduğunda şaşırırdım. sanıyordum ki asabiyetim, huysuzluğum kilomdan. 130 kg arkadaşım çok enerjik, çok pozitifti. kilo verdi yine hayatına kaldığı yerden devam ediyor. ben de maalesef devam ediyorum. hep kendimi kiloyla kısıtlamışım meğerse uyuşuk, aptalın teki olduğumdan bahaneler altına sığınıyormuşum.

    geçen yıl başarısız bir kilo verme sürecim oldu. 88 kilo idim ve 80'e düşünce şehir dışı seyahatleri, yöresel lezzetler vs diyerek olay bitti.

    1 ekimde tekrar bu sürece başladım. 12 aralıktayız. tekribi 11-12 kg kaybettim. hala daha devam ediyorum. diyetisyenimle 7-10 günde bir görüşüyoruz. gayet normal, diyeti sonlandırdığımda da uygulamakta zorlanmadığım hatta diyete başlamadan önce de abur cuburlar hariç aynı şekilde beslendiğim bi listeyle kilo verdim. diyetisyenim haftada 1 kez istediğim bir şeyi, istediğim kadar yememe izin veriyor.

    şekeri tamamen hayatımızdan çıkarmamız gerektiğini, kuru meyvelerin liflerini kaybettikleri için sulu meyveler yenilmesi gerektiğini, tatlı krizine girildiğinde de muz yenilmesini önermiş bir süslü.

    2020 yılındayız. 65 doğumlu annemin sevdiği tek abur cubur petibör bisküvi çünkü en fazla onu görmüş çocukluğunda, ona alışmış. şehrin merkezinde yaşayan, bir sürü eşi dostu olan, aktif bir insan 0 şeker ile beslenemez. aralar dahil 5 öğünü evde yiyen insan çıksın zaten köyde yaşasın bi zahmet.. yoğurdun, yemeğinin en doğalını yapsın da yesin. içtiğimiz sodada (bakın meyve suyu, kola değil) bile şeker var. marketten aldığımız light yoğurtta şeker var. yoğurdu, ekmeği evde mayalarız. kahveyi de filtre içeriz sıkıntı değil. bedenimizin şekere ihtiyacı yok. uyuşturucuya da ihtiyacı yok. ama bağımlılık beyinde gerçekleşir. sigara bağımlılığına inananan birinin şekerin bağımlılığına inanmaması saçmalıktır.

    13-14 yaşımda başladığım sigarayı 23 yaşımda bıraktım. 5 aydır içmiyorum. ilk 3 ay (coşku dönemi) ağzıma sürmedim hiç de canım istemedi. 4. ay (kullanıcılar bilir, ilk yaşadığım psikolojik sorunla yüzleşemeyip) yaktım bir tane içtim. 5. aydayım her hafta bir tane içiyorum ve köpek gibi korkuyorum tekrar başlarım diye. sigara, alkol en ağırı uyuşturucu bağımlısı insan ömür boyu kendine mukayyet, gözetim altında olmak zorunda. bunların kullanıcıları hiçbir zaman sigarayı bıraktım diyemez.. bıraktık bakalım işte hayırlısı der.

    şeker 21 gün tüketilmeyince zihnimizden anca arınıyormuş. hiç mi dışarıda yemek yemeyeceğiz? hiç mi alkol içmediğimiz için arkadaşlarımızın peşine düştüğümüz barda meyveli soda içmeyeceğiz? bu kimyasal illa ki kanımıza bir şekilde girecek. kendimizi bu kadar kısıtlamak bana acımasızca geliyor. evet yememeyi tercih edebilirsin, yemeyedebilirsin başaranlar vardır. ama ideal kilolarda haftada 1-2 tükettiğimiz şekerli bir yiyeceğin bizi sağlıksız beslenme adı altında çaat diye öldürebileceğini düşünmüyorum.

    bal, pekmez şeker yerine geçiyor, kalorisi çok fazla yazılmış. evet doğru. ama senin amacın kalori değil şekerdi daha demin. sağlıklı beslenmek isteyen kilosu normal insanlar balla tatlandırılmış fit kek, fit sufle elbette yiyebilir. kilo vermek isteyen kişi için zorunluluk değildir. hiçbir diyetisyen ödül kaçamağını şekersiz olacak diye kısıtlamaz.

    geçen gün that sugar belgeselini izledim. şekerin bağımlılık yaptığı kanıtlayan bir çalışma. daha önce şekersiz beslendiği öğünlerin günlük kalorisini çıkarıp aynı kalorileri sadece şeker kullanarak tüketiyor. 2 ay sonunda aldığı günlük kalori şekersiz beslendiği zamankiyle aynı olmasına rağmen 8.5 kg alıyor. belgeseli izleyenler haldır huldur şekeri bırakmaya çalışmışlar. %99.9'umuz başarılı olamayacağız/olamadık. başaramayacağım, belki sonucunun daha kötü olacağından (kendimizi kısıtladığımız için tüm yiyeceklere saldırmak) denemek istemedim. ben şekeri bırakma taraftarı değilim. haftada bir iki kez diğer öğünlerle dengelemek ve uygun porsiyonda yemek şartıyla ne kilo aldırır ne şekerden ölürüz. hayatımızın her alanında karşımıza çıkacak bir maddeyi kesmek bünyenini boş bir anda tüm sakınılan gıdalara saldırmasına sebep olabilir.

    kilo vermek isteyenlere diyeceklerim şekeri kesmek için uğraşmamaları, şeker krizini muzla atlatamayabilecekleri, diyetteyseniz 8-10 günde bir kararınca yenilen doğal veya paketli kaçamakların asla kilo yapmayacağı. ör: diyetin 10. günü öğle yemeği ya da ara öğün niyetine yiyeceğiniz 1 paket çikolata veya 1 paket cips veya 2 dilim baklava; sağlıklı olsun derseniz 1 kase incir uyutması veya 2 dilim fit kek veya 2-3 fit cookie yiyebilirsiniz. diyetisyen değilim, çok diyet gördüm, çok liste gördüm, en önemlisi de çokça deneyimim var.

    2.5 aya yakındır devam edip 12 kgya yakın verdiğim, kendi listemi de paylaşmak istiyorum. asla öneri değildir çünkü herkesin metabolizması farklı. bir çok liste denedik geçen seneden beri. bir tek bu tarz listeler kilo verdirdi. (chialı, yulaflı, şok etkili, metabolizma hızlandırıcı listeler bende işe yaramadı). bu liste için de diyetisyene gerek yok biliyorum ama her hafta birine hesap verecek olmam beni korkuttuğu için kaçamak yapamıyorum. aslında ben diyetten önce de böyle besleniyordum. günlük 2-3 paket çikolata, 1 paket cips, çayın yanına 200 gr yer fıstığı, 6-7 kuru incir, 8-10 kuru kayısı ve gün aşırı yaptığım kek veya kurabiyelerden 1 tepsi yediğimi saymazsak.

    uyanınca:

    (wc sorunu olanlar) 2 kuru kayısı 1 bardak sıcağa yakın ılık su veya 1 bardak su 1 kaşık limon suyu

    sabah:

    1 yumurta veya 4 yk yumurtasız menemen

    5 zeytin

    1 dilim peynir

    1 dilim buğday ekmeği,

    istediğin kadar domates, salatalık, yeşillik

    ara:

    türk/filtre kahve

    öğle:

    1 kase çorba veya 6 kaşık bakliyat yemeği veya 6 kaşık sebze yemeği veya 3 köfte kadar et, tavuk, balık

    1 kase yoğurt

    bol salata (1 yk zeytinyağı)

    ara:

    yeşil çay veya herhangi bir bitki çayı

    1 porsiyon meyve (1 elma veya 1 mandalina veya 1 armut)

    akşam:

    6 kaşık bakliyat yemeği veya 6 kaşık sebze yemeği veya 3 köfte kadar et, tavuk, balık

    bol salata (1 yk zeytinyağı)

    ara:

    yeşil çay

    10 badem veya 10 yer fıstığı veya 1 fincan beyaz leblebi

    10 günde 1 istediğin kaçamak.

    her gün 1-1.5 saat yürüyüş.

    (korumada da böyle bir liste uygulamak isterim, hatta if 18/6 listesi isteyeceğim diyetisyenimden. ama dediğim gibi abur cuburu asla kesemem. korumada olsam bile haftada 1-2 kez yerim.)

    bir de not: lütfen kendinizi olduğu gibi sevin. biri tarafından sevilmemiş olmayı, başarısızlıklarınızı kiloya bağlamayın. kendinizi hiçbir şeyden yoksun bırakmayın. bacaklarınızın çok kalın, göbeğinizin çok büyük olduğunu bilin ama yine de giyin o şortla dapdar crop'ı. zayıfladım.. gayet idealim.. yine giyemiyorum, yine gezemiyorum, yine herkes bacaklarımdaki yağlara bakıyor gibi hissediyorum.

    12 aralık 2020 17:48 13 aralık 2020 03:09

    623. farkındalık.

    bizler çöp gıdaları neden istiyoruz ve tüketiyoruz mesela hiç düşündünüz mü? bize neden lezzetli geliyor ve neden bizler bu gıdalara düşkünüz?

    aslında çöp gıdaları isteyen sizin bedeniniz ve hücreleriniz değil, vücudunuzda özellikle bağırsaklarınızda bulunan vücudunuza zararlı bakteri ve mantarlar. Bu bakteri ve mantarlar o kadar güçlü ki beyninize hükmedip sizleri histeri krizine sokabiliyorlar. son zamanlarda duyduğumuz bağırsakların ikinci beyin olması söylemi de buradan geliyor.

    bu bakteri ve mantarların başında candida mantarı geliyor, biraz araştırın dediğimi daha iyi anlayacaksınız. bu bakteri ve mantarlar şeker, asidik yiyecekler, nişasta ve sağlıksız karbonhidratları çok severler. lif, protein ve sebzelerden nefret ederler. havuç, patates gibi doğal nişasta içeren besinleri ve probitotik gıdaları da çok severler. aslında sağlıklı bakteri ve mantar sistemi düzgün bir insan da doğal nişasta ve probiyotikler yararlı ve zararlı bakteri ve mantar seviyesini ayarlamakta yeterlidir. ama bizler çöp gıdalarla bu düzeni bozduğumuz için şu an sağlıklı nişasta içeren ve probiyotik içeren gıdalar bile onları besliyor. esasen bu bakteri ve mantarlar vücudumuz için gereklidir fakat fırsatçı canlılar oldukları için kontrolsüz ve çabuk üreyip, bütün mikrobiyotaya dağılabilirler. çok çabuk kolonileşip geçirgen bağırsak senderomundan tutun, hücre içindeki serbest radikallere kadar bir sürü etkiyle vücudu başbaşa bırakıp hem bağışıklık sistemini yoruyorlar, hem vücudun yaşlanmasını artırıyorlar, hem de organlardan kalıcı hasarlar bırakıyorlar.

    yani elbette anlatırken eksikliklerim olmuştur bilenler daha iyi anlatabilirler bu sistemi ama benim özetleyebileceğim şekli bu kadar. bu sistemi çözdüğümden beri yediklerimin önemini çok çok daha iyi anladım ve canım çöp gıda çektiğinde bunun vücudumun ihtiyacı değil, içeride kolonileşmiş olan zararlı bakteri ve mantarların aç kaldıkları için beyne hükmetmelerinin sonucu olduğunu biliyorum ve bu hissi yaşadığımda aslında biraz da mutlu oluyorum. çünkü içerideki zararlı bakteri ve mantarlar acıktı ise dirençlerinin düşmesi yakındır. bunu fark ettiğimde inadına yemiyorum çünkü ne hastalanmak, ne kilo almak, ne de erken yaşlanmak istemiyorum.

    mesela her yemekten sonra canım tatlı isterdi. o tatlıyı yemeden doymuş hissetmezdim. o tatlıyı yiyince büyük bir tamamlanmışlık, doymuşluk hissi yaşardım. bunun sebebi ise bu bakteri ve mantarların dopaminlere, yine bağırsakta üretilen serotonin hormonuna kadar kadar etki edebilme güçleri. onların istediğini verdiğimde beni ödüllendirerek çöp gıdalara yani onların besinlerine bağımlı kılıyorlarmış meğer.

    hep kendimizi tutalım, irademizi güçlü kılalım diye yemek istediğimiz besinlerden uzak duruyoruz ama işin mantığını bilmeden çöp gıdaların bize ne yaptığını bilmeden onlardan uzak durma gücümüz maalesef dayanıksız oluyor.

    bu bilgileri öğrendiğimden beri daha farkındalıklı hissediyorum kendimi. o cipsi, trans yağlı yiyecekleri, paket gıdaları, basit şekerleri isteyen bizim vücudumuz, hücrelerimiz değil bu bölgeleri işgal etmiş çeşitli hastalık ve sağlıksız durumun sebebi olan mantar ve bakterilerdir. benim aslında onlara ihtiyacım yok, o gıdalara ihtiyacı olan mantar ve bakteriler benim vücudumun dostu değil. bu basit kuralla vücumu mu, düşmanımı mı beslemek arasında seçim yapmak bana kalıyor. mazoşist olmayan sağlığını düşünen her insan vücudunu seçiyor ve çöp gıda isteği duyup yemedikçe vücudunun düşmanlarıyla savaştığını biliyor.

    bilmiyorum faydası olur mu ama ben bu farkındalığı geliştirdiğimden beri çöp gıdalardan daha rahat uzak durmaya başladım. aynı zamanda +/-3 kilo alıp verdim, her anlamda daha rahat bir hayat sürüyorum.

    12 aralık 2020 11:06 12 aralık 2020 13:17

    622. Verebileceğim en büyük tavsiye hayatınızdan ömür boyu çıkaramayacağınız ürünleri bir anda yemeyi bırakmayın. Uzun süre bu yasak bunu yeme o yasak onu yeme modunda olursanız kendinize yeni bir normal yaratamazsınız. Sosyal hayatın içinde sürekli insanlar o lezzetli şeyleri yerken siz devamlı bakar durumda kalınca lanet olsun diyete diyebiliyor insan. Yapmanız gereken şey porsiyon kontrolünü sağlamak. Eğer bunun hayat boyu sürmesini istiyorsanız yasaklar koymadan kendinizi hırpalamadan ilerleyin. zamanında irademi çok zorlayarak devam ettiğim bir beslenme düzeni yüzünden binge eating yapar hale geldim. Yediğim şeyler yüzünden kendimi suçluyorum. Kafamın içinde hep kalori hesabı var. Artık düzelme sürecindeyim. Hiçbir şey sizden önemli değil. Kilo vermek herkes için kolay olmayabilir,kendinizi suçlayarak sadece siz üzülüyorsünüz. Ben ettim siz etmeyin.

    12 aralık 2020 02:01


    621. Öncelikle buraya çok farklı ya da mucize yöntemler yazmayacağım. Ama 30 kilo verdiğim serüvenimde edindiğim alışkanlıkları paylaşmak istiyorum yine de

    Öncelikle asla "diyet" değil. Kendinize hayat boyu sürdürebileceğiniz sağlıklı bir beslenme şekli yaratmalısınız. Bu çok radikal bir karardır ama insanın kendine yapabileceği en büyük iyiliktir. Diyet kelimesi insanı strese sokuyor ve bir yaşam tarzı haline de gelemiyor. Verdiğimiz kiloların kalıcı olması için bunu yaşantımız haline getirmeliyiz

    Bütün paketli gıdaları ve işlenmiş ürünleri hayatımızdan çıkarıyoruz. Evet o light bisküviler ya da light salamları bir daha yemiyoruz. Paketli gıdaların hiçbir besleyiciliği yok, light olduğu iddia edilen ürünler ise işe yaramaz şeyler. Hedefimiz doğal beslenmek ve herşeyimizi kendimiz hazırlamak. Yoğurdu da peyniri de tam yağlı yiyebiliriz. Burada asıl olay porsiyon boyutu. Bir gıdayı tamamen yasaklamak ya da light versiyonunu yemek işe yarar bir şey değildir

    Ayrıca tadını hiç beğenmediğiniz halde sırf sağlıklı diye bir şeyi yemek zorunda değilsiniz. Mesela ben yulaf ezmesini asla sevemedim ama yulaf kepeğini de bir o kadar sevdim. Deneyerek neyi sevip sevmediğinizi öğrenmelisiniz

    Karbonhidratı tamamen kesmek mantıksız ama olabildiğince az tüketmek şart. Araştırmalar, düşük karbonhidratlı beslenmenin zayıflamayı kolaylaştırdığını ortaya koyuyor. Bu durumda günde iki dilim tam buğday ekmeğinin ya da haftada bir iki kez kepekli makarna tüketmenin bir zararı yok. Anahtar kelime porsiyon miktarı

    Yaratıcı olmalısınız. Böylece zayıflama sürecinizden asla sıkılmazsınız. Mesela ben mercimekten ekmek, yulaf kepeğinden poğaçalar yapmayı öğrendim. Değişik salata tarifleri denedim. Bu şekilde süreci eğlenceli hale getirebilirsiniz

    Beslenmenize mutlaka protein ekleyin. Bol su tüketmek için kendinizi zorlayın. Dengeli şekilde meyve, yeşillik, sebze ve protein kaynaklarını tüketin. Üşenmeyip yemeklerinizi kendiniz hazırlayın. Böylece içine kattığınız yağ ve tuz miktarını da ayarlayabilirsiniz. Yağı tamamen kesmek yerine düşük miktarlarda doğal yağlardan tüketmelisiniz. Zeytinyağı, doğal tereyağı, hindistan cevizi yağı, avokado yağı güzel seçeneklerdir. Buradaki asıl olay ölçüdür.

    Meyve tüketirken suyunu sıkmak ya da kurutulmuşu yerine taze meyve tüketmeye özen gösterin. Çünkü meyvenin lifine ihtiyacınız var ve lif çok önemlidir

    Yoğurdunuzu, kefirinizi, ekmeğinizi evde kendiniz yaparsanız mis gibi olur.

    "Fit tatlı" diye bir şey yoktur. Fit tatlı tariflerinde rafine şeker yerine bal ya da pekmez kullanılır ve bunlar da yüksek kalori kaynaklarıdır. Kulağa sağlıklı gelse de bu fit tariflerin aslında normallerinden pek de bir farkı yoktur. Tatlı krizleriniz geldiğinde muz yiyebilirsiniz. Tamamen hayatınızdan çıkarın demiyorum ama vücudun şekerli gıdalara ihtiyacı yoktur ve bunlar çöp gıdalardır aslında.

    Hareket etmeye başlayın. Evde pilates ya da dışarıda yürüyüş ama mutlaka hareket edin. Yağ kaybı için bu şarttır

    Bir günlük örnek menümü paylaşıyorum. Bu tamamen kendime göre hazırladığım bir menüdür ve siz yapmak zorunda değilsiniz

    Sabah:

    Yulaf kepeğinden bir adet krep, bir parça peynir, salatalık, çeri domates

    Ara öğün:

    Bir elma ya da muz, iki parça ceviz

    Öğle yemeği:

    Hindi etli yeşillikli salata, bir bardak ev yapımı ayran

    Akşam yemeği:

    Bir porsiyon kurubaklagil (barbunya,nohut,bezelye,mercimek) veya sebze yemeği, iki kaşık yoğurt, iki dilim yulaf ekmeği

    Biraz uzun oldu ama umarım yardımcı olabilir bu yazdıklarım

    12 aralık 2020 01:18

    620. daha önce de bu başlığa yazdım. max 75 kiloları görmüş ve şu an 58 kg 168 cm ve yemek yemeyi aşırı seven biri olarak tecrübe edilmiş hatalarımı, doğrularımı ve gözlemlerimi (sağlıklı bireyler için geçerli) yazacağım. son 1 ayda tam 4  kg vermiş olduğumu da ekliyim. bence hedefiniz direkt kilo vermek olmalı. ben sağlıklı olmak istiyorum, yok kilom değişmesin kasım artsın vs vs derseniz geçmiş olsun baştan daha kendinizi kandırmaya başlıyorsunuz. elbette amaç sağlıklı olmak ancak bu konuda şöyle bir kolaya kaçma durumu yapılabiliyor. kilo fazlanız var diyelim, bmi'a bakıyorunuz ona göre sağlıklı aralığa girince tamam "normalim" diye kandırıyorsunuz kendinizi. 168 boy bir kadın mesela kilosu 70 olunca bmi'a göre hala normal aralıkta. ben 70 kg olduğumda adalar gibi oluyorum, göbek bel çevresi o kadar korkunç bir hal alıyor ki daha uzaktan buram buram sağlıksızlık akıyor zaten. üzerime bir anda eklenen +10 yaşı da saymıyorum. herkesin vücudu farklı, o yüzden sadece bmi değil, bel, kalça, kol çevreniz kaç cm bunlara da bakın. 65 cm bel niye 60 değil diye ağlamak değil olay ama yani aynaya bakın ve dürüst olun kendinize karşı. boyu 175 olup 75-80 aralığında olan bir kız arkadaşım vardı, yıllarca kilo veremedi ve en son pilatese başlamış haftada 2 gün, kas yapacağına o kadar inanmış ki. kötü bir şey değil böyle bir adım atması ama en az 10 kg vermesi gereken biri haftada 2 gün pilatesle 10 kg yağını 10 kg kasa dönüştüremez. bu çok uzun bir süre, uygun diyet planı ve ciddi disiplinli bir spor planı gerektirir. nitekim veremedi yine kilolarını. düşünün ki her gün bazal metabolizmanız 1300-1600 aralığında yakıyor, internetten hesaplayabilirsiniz yaşınıza kilonuza göre. yani siz o gün kılınızı bile kıpırdatmasanız bile o kadar fazla kalori yakıyorsunuz ki aslında. koşu bandında 7-9 tempoda kan ter içinde koşup yürüdüğümde yarım saatte 250 kcal bile yakmıyorum! yani vücudumuzun kalori yakmasında, metabolizmamızda falan bir sorun yok. sürekli yok ödem arttırıcı, yok metabolizma hızlandırıcı çaylar, kürler falan bu yüzden aşırı gereksiz. bizim metabolizmamız habire dışarıdan dürtüp hızlandırmamız gereken bir şey değil :) aynı bağışıklık sistemimizin habire "takviyeye" ihtiyacı olmadığı gibi. harika yaratılmışız yani o kısımda sorun yok. sıkıntı bizim çok yememiz ve kalori açığı yaratamamamız. bu kalori açığını yaratmak için de deliler gibi spor yapıp kendinizi hayattan soğutmaya gerek yok. hatta biraz zayıflayıp spor yapmak daha bile iyi, daha rahat hareket edebiliyor, nefes alabiliyor insan. günde 200-300 kalorilik açık yaratmak zor bir şey değil cidden, illa makroları sayın demiyorum ama karbonhidratı, şekeri, ekmeği biraz kesseniz zaten veriliyor. bir de biraz hayat tarzı değişikliği ile daha fazla hareket edilebilirse zaten hızlanıyor süreç. son bir aydır evdeyim ve o 4 kiloyu max günde 3000 adım atarak verdim, başka spor da yapmadım. aç da kalmadım, sağlıklı beslendim. yani çok kısıtlı diyet listeleri, kürler, çaylar, haplar ya da çılgın spor, workout challengeları yapmadan önce sakin olun, ayna karşısına çıplak geçin vücudunuzu inceleyin, kendinize güvenin ve gerekirse bir gün önce yediğinizin aynısını yiyin ama yarısını yiyin. bu bile çok şeyi değiştirir. ve yıllardır kilo fazlanız varsa, verme sürecinde biraz daha sabırlı olun. bir kiloya takılıp kalabilirsiniz bir türlü gitmiyor olabilir kilonuz ama vücudumuz canlı ve bir noktada size cevap verecektir. vazgeçmeden devam etmek çok önemli. eğer kilo alma sebebinizin altında yatan psikolojik birtakım sıkıntılar varsa da yardım almakta fayda var, çünkü altta yatan sebebi çözmezseniz kilo verseniz bile geçici bir durum olabilir bu. insanlar yüzlerce kilolar veriyorlar, siz de başarabilirsiniz. pes etmeyin, akşam belli bir saatten sonra yemeyin, bol su için, küçük porsiyonlarla, küçük lokmalarla beslenin ve kendinizi doyacağınıza hep inandırın :)

    6 aralık 2020 00:25

    619. (yazar: kirpikkadin ) (gbkz: Girdisine ithafen)

    Yemeyeceksiniz. İki hafta benim yediğim kadar yiyin nasıl kilo verirsiniz.

    (gizlinot: Bu arada böyle düşünmüyorum ama bazıları kilo almaya yiyeceksiniz diyince aynı duyguları hissedin istedim. )

    5 aralık 2020 13:08