sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (289)
    • medya (4)

    289. kalkınma planlarım arasından ne zaman çıkacağını düşündüğüm zıkkımdır. bu başlığa geçen sene yazdığımda 65 kiloydum, spora başlamıştım, düzenli beslenmeye devam ediyordum. 60 kiloya kadar inebildim, hedefime 5 kilo kalmıştı. ardından üniversiteye geçip başka bir şehre taşınınca her şey yalan oldu. yurtta abur cubur ve hazır noodle ile beslenmeye başladım. öğrenci evine çıktım, çıkmaz olaydım. kahvaltıda bira fıstık, öğle yemeğinde çikolatalar püskevitler, akşam makarna, gece allah ne verdiyse... yaşadığım şehre döndüm, işe girdim. korkudan tartılmıyorum ama asla. ofiste en sevilen aktivite yemek yemek. işten çıkıp lokmacıya koşuyoruz nefes nefese. patrona diyetteyim diyorum, arkamdan sinsice yaklaşıp lahmacun koklatıyor. açık büfeye her gün kakaolu ıslak kurabiye koyuyorlar falan derken mazallah başına bir şey gelir diye yedeğini bile aldığım eteğin içine giremedim çünkü 10 kilo almıştım, evet, yazıyla on. kendime dedim ki ya şimdi duracaksın ya da lisedeki gibi 8xl t-shirt alıp göbeğini kapatmaya çalışacaksın. korku bu süreçte en büyük motivasyon kaynağım oldu ve başlangıç noktasına geri döndüm, 5 kiloyu fırlattım attım. 65 kilonun lanetinden kurtulacağım günleri sabırsızlıkla bekliyor ve diyet neferi süslülerime sabırlar diliyorum.

    lahmacun yemeyin.

    20 haziran 14:43

    288. Biraz içimi dökmek istiyorum süslüler. Çünkü artık ne yapmam gerektiğini, kiminle konuşmam gerektiğini bilmiyorum. 

    Kendimi bildim bileli kilo sorunum vardı. Çocukken bile kıyafet denemekten nefret ederdim çünkü asla yaşımın kıyafetleri bana olmazdı. Mağaza çalışanları toplu bir çocuk derlerdi ama anlayamazdım toplunun ne demek olduğunu.

    15 yaşında diyet yapmaya başladım. 3 kilo veriyorsam bazen 5 kilo bazen 3 kilo geri alıyorum. Hepiniz gibi diyetisyenler, spor salonları denedim. Hepiniz gibi diyete yarın başlıyorum dedim, yarın olunca neyse öbür gün başlarım dedim ve asla bu döngüyü kıramadım. Bazen başladım, bir hafta sonra sıkılıp bıraktım. Bazen çok sıktım kendimi 21 gün şeker sürmedim ağzıma. Sonra kıtlıktan çıkmışçasına şekere sarıldım. Her gece yatmadan yeni kararlar verdim, bu böyle olmaz dedim. Daha 21 yaşındasın ama vücuduna çok kötü davranıyorsun dedim. Kendimi ikna ettim, sabah olunca her şeyi unuttum. 15 yaşında 83 kiloyu gördüm, süslüler. Diyetisyene de öyle başladım zaten. 69'lara kadar indim. oh zaten kilo verebiliyorum rahatlığı ile diyetisyeni bıraktım. Muhtemelen hayatımın hatasını o zaman yaptım. O günden sonra bir daha toparlanamadım. tekrar 75'lere çıktım. 18 yaşında üniversite sınavı dönemi derken 82'yi gördüm. Üniversiteyi kazandık şimdi kilo verelim dedim, veremedim. Devam edemedim. Diyeti sürdüremedim. Her bırakışım umudumu kırdı, özgüvenimi parçaladı. Şimdi 21'im, 77 kilo civarı çıkıyorum. 21'im ama 21 gibi değilim. Bir yokuşta nefes nefese kalıyorum, merdiven çıkmak istemiyorum. Bazen yerimden bile kalkmak istemiyorum. Buna bir son vermek istiyorum ama nereden başlayacağımı bilmiyorum. Korkarım kendime olan inancımı kaybettim ve bunu nasıl tekrar kazanacağımı bilmiyorum. Kendimi gerçekten çok seviyorum ve terk edemeyeceğim tek yer olan şu güzel bedenime bu kadar kötü davrandığım için çok üzülüyorum. Ona hak ettiği şeyleri veremediğim için yine kendime kızıyorum. Kendimi pamuklara sarmak istiyorum ama yine kendime öfkeliyim buna engel olduğum için. 

    Bilmiyorum süslüler, bilmiyorum. Ömür böyle geçmez ve benim biricik bedenim bu dünyanın en güzel şeylerini hak ediyor. Artık ona kötü davranmak istemiyor, onunla arkadaş olmak istiyorum. Ama bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum. İşin kötü yanı tıp okuyorum ve her bir fazla kilonun vücudum için ne kadar kötü olduğunu çok iyi biliyorum. Her derste çoğu hastalığın içerisinde risk faktörü olarak fazla kilo/obezite demeleri beni nasıl yaralıyor size bunu kelimelerle ifade edemem. İşin dış görünüş kısmını uzun zaman önce aştım çünkü kendimi bu şekilde kabullendim. Kabullenmek zorunda kaldım bunca yılın sonunda. Ben buyum dedim, isteyen istediğini düşünsün. Varsın kimse beni beğenmesin, varsın insanlar beni yargılasın. Bunlar benim için problem olmaktan çıktı artık. Bunun iyi bir şey olduğunu iddia etmiyorum elbette ama alıştım. Tabi ki güzel görünmeyi isterim, karşı cinsi etkilemek isterim ama öncelik sıralamamda yer almıyor bunlar. Bakalım, bu entry belki bir şeylerin başlangıcı olur. Belki vücuduma iyi davranmayı öğrenirim zamanla. Belki kendimle arkadaş olabilirim. Sonra mutlulukla editlerim bu entry'yi. Kendinizi sevmeyi ve bedeninize iyi davranmayı sakın aklınızdan çıkarmayın, süslüler. Sizden başka bir tane daha yok, kendinizin farkında olun ^^

    Ah şu legal uyuşturucu şekeri bi' bırakabilsem...

    4 haziran 17:37

    287. nasıl olacağını bilmediğim, bilenlerden yardım istediğim konu. daha önce hiç bu kiloya çıkmamıştım. kilo almışım ve özellikle karın bölgesindeki yağlanma sinirimi bozmakta.

    nasıl kilo verebilirim acaba. günde yirmişer dakika yoga ve pilates yapmaya başladım, sabah kalkar kalkmaz limonlu ılık su içiyorum ve bunun gibi kilo verme yöntemi bilen süslülerden yardım bekliyorum.

    1 mayıs 19:22

    286. insanın kendisinden başka herkese dert olan eylem. aynısı kilo almak için de geçerli. kiloluyken "yaani çok değil ama biraz kilo versen daha güzel olur sanki" derlerdi. zayıfladım "yanakların içine çöktü iyice hasta gibi oldun" diyorlar. Sonuçta insanların sizin hakkınızda sürekli söyleyecek bişeyleri oluyor. çok da şey yapmamak lazım.

    10 nisan 13:44

    285. Sadece işlenmiş şekeri kesmemle -ki bu arada 21. günüm- düzenli şekilde 54 kilodan 52 kiloya inişimdir. Mezuna kaldığım için evden nadir çıkıyorum ve sürekli masa başında ders çalışıyorum buna rağmen, bu kısacık sürede 2 kilo verdim, mutluyum. Vücuduma ve zihnime olan etkileri için daha mutluyum.

    30 mart 12:30

    284. günde 8 öğün bir şeyler yiyerek başarabildiğim eylemdir. detaylar: (link: https://www.suslusozluk.com/kilo-vermek-isteyenlere-tavsiyeler?i=990703 kilo vermek isteyenlere tavsiyeler)

    30 mart 09:57 30 mart 10:38

    283. Önemli olanın asla pes etmemek olduğunu düşünüyorum. Ben metobolizmam yavaş olduğu ve bir türlü hızlandıramadığım için yavaş veriyorum. Her zaman yarıda bıraktım bu süreci sıkıldığım için. Yeniden başladım bir sürece ve bu sefer pes etmezsem sonuca ulaşıyor olucam. Bir ay da 4 kg normal olduğunu söylüyorlar ben 2,5-3 arası verebiliyorum. bu durum moralimi bozup diyeti komple bırakmama neden oluyordu. Oysa ki bırakmasam her ay 3 kg bile versem bir nokta da sonuca ulaşıcam.ama bırakınca hiç bir zaman sonuca ulaşamıyorum. Şu an bu düşünceyle devam ediyorum. Az olsun benim olsun.

    21 mart 14:17

    282. ideal kiloya yaklaştıkça zorlaşan şey. o son 5 kilo gitmiyor arkadaş. artık kilo veremiyorum ama ara beden kaldım, kilo vermem gerekiyor. oldukça da sağlıklı beslendiğimi düşünüyorum, haftada 4 gün spor da yapıyorum. neden tanrım neden?

    21 mart 14:06

    281. bugün kolonoskopi olacağım. dolayısıyla bir gece önceden bağırsakların temizlenmesi için ilaçlar veriyorlar. Fırsattan istifade sabah tartıldım. 54.6 çıktım. Uzun zamandır normal bir sabah tartılmamama rağmen 1 ay önce 56’dan aşağı çıkmıyordum. Hatta zehirlendiğim de bile ki içim dışıma çıkmıştı 55.8 çıkmıştım. Zannediyorum ya da umuyorum ki 1 kilo vermişim 1 ayda. İşin tuhafı 1 aydır spor da yapmıyorum. Ya verdim ya da hep böyleydim. Umarım vermişimdir çünkü benim için 1 kilo vermek 1 ayda önemli zaten çok kilolu değilim, zayıfladıkça kilo vermek zorlaşıyor. 173-174 boyum var. Ne kadar zayıflasam da bence kalın basenim var. Ve ben çırpı bacaklardan hoşlanıyorum. 

    Spor yapıp da kilo verememem ayrı olay tabi ama yine de spora devam edeceğim. Zinde hissettiriyor.

    Edit: her bir eksi geçmiş olsun demek ha gayret parmaklara kuvvet.

    27 şubat 08:57 27 şubat 09:22

    280. bu girdiyi yazmadan önce biraz tereddüt ettim çünkü bir başarı hikayesi ya da bakın ben çok iyiyim, kilo veremeyenler ölsün gibi bir anlama gelmesinden korktum. Ama yıllarca her yerde çareler arayıp en sonunda bunu kendimde bulmanın nasıl güzel bir his olduğunu anlatırsam belki birilerine ilham verir, birilerine iyi gelir diye düşünüyorum.

    çook uzun yıllar kilo problemi yaşadım. ergenlik, üniversite, iş hayatı.. her sene her doğumgünü her yılbaşında, en büyük dileğim bir sonrakine daha zayıf girmekti. kendimi zayıf hayal ettim, incecik hayal ettim ama onca yıl olmadı. gariptir, kendisiyle problemi olan çözümü hep dışarıda arar. spor salonlarında, diyetisyenlerde, çevresinde. başarılı olamayınca yahut istediği sonuca ulaşamayınca da en kolayı onları suçlamaktır. diyetisyen herkese verdiği diyeti verdi, spor hocası ilgilenmedi, arkadaşlarım/eşim yanımda yemek yedi.. gibi. ya da tiroid, şeker gibi hastalıklara atar. merak etmeyin ben de hipotiroidiyim, ben de yıllarca suçu tiroidime attım. atılmayacak gibi de değil meret, hiç çalışmıyor çünkü. ömrümün sonuna kadar her sabah aç karnına o ilaçları içmek zorundayım. 45 kiloya düşsem de bu değişmeyecek.

    gelgelelim geçen yılbaşı hiçbir dilek dilemeden saat 11.30'da uyudum. yeni yılda aklımda spora adam akıllı başlamak vardı, evimin yakınlarında birkaç yer aradım ama ara ara aklıma geldikçe baktım, fiyat aldım, internetten yorumlar okudum. personal trainer işine çok uzaktım, zengin işi gibi geliyordu birinin başında dikilip şu hareketi yap bunu yap demesi. şubat ayının 4ünde birkaç arkadaş otururken, içlerinden biri "yarın bir hoca ile görüşmeye gideceğim" dedi, bir anda "ben de gelebilir miyim?" dedim. gittik, haftada üç gün birer saat diye başladık, başta dedim ki ben üç gün gelemem. kendimi tanıyorum (gizlinot: tanıdığımı zannediyorum) asla öyle bir disiplin göstermemişim. hocanın kendi yeri, salondaki gibi aman birileri yağlarımı görecek dalga geçecek (gizlinot: tüm kilo problemi olanlar bu endişeyi taşır) sıkıntısı çekmiyoruz. hoca iyi, güler yüzlü, pozitif. motive ediyor ama öldürmüyor. yapabileceğin /yapamayacağın hareket ayrımını çok iyi yapıyor ve kendine güven getiriyor. "bizde genetik bu kollar" dedikten 7 ay sonra kollarım 7 cm küçüldüğünde ve ufak ufak kaslar kendini belli etmeye başladığında, bacak bacak üstüne attığımda o kas çizgisi göründüğünde, herkese göre değil, ama sizin özelinizde iyi görünmenin nasıl bir keyif olduğunu anlıyor ve sporu zayıflamak için değil, size iyi geldiği için yapmaya devam ediyorsunuz.

    o kadar can çekişince farkında olmadan yediğim abur cuburları yememeye başladım, akşam iş çıkışı spora gittiğim için spordan sonra hem iştahım azaldı hem de ağır bir şeyler tüketmemeye başladım. birkaç ay geçince görüntü anlamında da pozitif dönüşler aldım, spor motivasyonum arttı, üç gün düzenli gidiyorum, fırsat buldukça da yürüyüş yapıyorum. alkollü ortamlardan bir süre uzak kaldım, çünkü alkol bir haftalık düzeninizi çöpe atıyor, yanında yedikleriniz de cabası. bu arada belirtmeden geçemeyeceğim, benim verebildiğim ayda 1,5, maksimum 2 kilo oldu. hem yaş hem metabolik durumum nedeniyle daha fazlasını veremedim, ama ilk defa daha fazlasını vermeyi de beklemedim. çünkü amacım 30 küsür yılda yaptığımı 2 ayda sıfırlamak değildi, keza bu sağlıklı ve kalıcı olan yöntem de değil. çokça duraklama yaşadım, bu esnada su tüketimimi artırmaya çalıştım. asla aşırı katı bir diyet yapmadım çünkü bu işi başarmış herkesin söylediği gibi bu bir hayat tarzı değişikliği. işten gelip bir paket bisküvi ile koltuğa yayılan bir insandan, sağlıklı beslenen ve hareket eden bir insana dönüşmeniz gerekiyor ve bunun için, evet cevap çok basit, o koltuktan kalkmak, o bisküviyi çöpe atmak ve bir çift spor ayakkabı geçirip evden çıkmak gerekiyor. bu fizik kanunu, oturduğunuz yerde bunu başaramazsınız. vücudun o enerjiyi atması gerekiyor. yine bir diğer basit denklem, iyi dinlenmek de kilo verdiriyor. çünkü yakılan kaloriler vücuttan su ve karbondioksit olarak çıkıyor. nefes verirken ne salıyoruz? karbondioksit. iyi dinlenmek, iyi uyumak karbondioksit salınımını arttırıyor, işte o yüzden sabah tartıya çıktığınızda daha zayıf uyanıyorsunuz. bu ve bu gibi şeyleri okudukça, araştırdıkça gün be gün her şey kafamda daha iyi oturdu, daha iyiye gitti.

    1 yıldır düzenli spor yapıyorum. 14 kilo verdim. daha verecek kilom var. şu an yağ oranım normal seviyede. daha iyi olabilir elbette ama acele etmiyorum, çünkü acelem yok. ne değişti? ben değiştim. arada yememem gereken şeyleri yiyor muyum? evet. çünkü tolere edebileceğim şekilde yemeyi öğrendim. kaç yemek masasına oturdum ve sadece istediğim şeyleri, vücuduma iyi gelen şeyleri tükerek kalktım. çünkü ben çöplük değilim, çöpe gidecek diye midemi kendimi yoramam.

    sözün özü, her ne diyeti yaparsanız yapın, diyetisyen diyeti, (gbkz: karatay diyeti), (gbkz: dukan), (gbkz: isveç diyeti).. şu an sayamayacağım kadar diyet var piyasada. öncelikle bir aynaya bakın. kendinizle en yakın arkadaşınızla konuşur gibi konuşun. sen kimsin, bu hayatta ne istiyorsun, neleri yapabilirsin. ona bir yol haritası çizin. ama en tepeden değil, en küçük basamaktan başlayın. çünkü adım adım çıktıkça kendinizi daha iyi hissedeceksiniz ve geri dönüp baktığınızda ne kadar yükseldiğinizi, yol aldığınızı göreceksiniz. yıllarca her alışverişten sinirli, mutsuz, ağlayarak dönen bir insan olarak şu an herhangi bir şeyi üstüme olduğu için değil, bana yakıştığı için almanın nasıl bir mutluluk olduğunu biliyorum. o yüzden eğer aklında en ufak bir düşünce varsa, pazartesiyi bekleme, bir çarşamba bir cumartesi de harekete geçebilirsin. önemli olan istikrar ve her düştüğünü hissettiğinde aynaya bakıp tekrar en yakın arkadaşını ayağa kaldırmak.

    26 şubat 10:41