yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (1)
    • medya (0)

    1. bir ülke düşünelim mevcut durumda sahip olduğu her tür milli kaynağını, devlet hazinesi olarak artık aklınıza ne geliyorsa hepsini kendi çıkarları yönünde kullanmaktan çekinmeyen, tamamen buna dayalı kurduğu bir yönetim şekli. yani mevcut iktidar sahiplerinin bu bir aile olur, belli bir otoriteye sahip siyasi görüş etrafında şekillenmiş herhangi bir dini grup olur bu hiç fark etmez. kleptokrasinin köken olarak, hırsız anlamındaki kleptes ve güç anlamındaki kratos gibi iki yunanca kelimenin birleşmesiyle ortaya çıktığı biliniyor. yani en basit şekilde hırsızlar yönetimi. kısaca özünde diktatörlüğe, bir diğer ifadeyle de temel olarak da otokrasiye dayanan bir yönetim bu. yönetici durumundakilerin halk adına kararlar vermesi, onlar için iyi olanı seçeceği anlayışıyla hareket etmeleri söz konusu yani. buna bir tür dayatma demek sanıyorum ki yanlış olmaz. bunun sonucunda da halkın ne derdi, sıkıntısı varsa onları çözme yönünde hareket eder.

    bütün yetkilerin tek bir liderde toplandığı, demokrasinin olmazsa olmazı güçler ayrılığının aksine güçlünün güçsüz adına kendi otoritesini kullanarak kararlar aldığı bir yönetim şekli. yani yönetenin dilediği gibi, kimseye hesap vermeden, kamuya ait durumdaki kaynakları dilediği gibi kullandığı ve bu kaynakların kaçta kaçının nerede ve nasıl değerlendirildiğinin yönetilen tarafından şeffaf bir sistem olmadığı için bilinemediği bir yönetim. bizde devletin malı deniz yemeyen domuz denir ya tam da bu yönetim şekline uyan bir söz aslında bu. çünkü devlet hazinesi iktidar sahiplerinin ve kendilerine yakın konumdaki şahısların kişisel ihtiyaçları doğrultusunda kullanılır. iktidarın yanındaki şahıslar, kısaca yandaşlar bu kaynaklar sayesinde zengin olurken, iktidar sahipleri de bu durumdan nemalanırlar. tamamen duygusal nedenlerle ortaya çıkan menfaatler elde ederler yani.

    bu şekilde yönetilen ülkelerde gelişmiş ülkelerdeki gibi birtakım hak ve hürriyetlerden söz etmek mümkün değil elbette. en çok ekonomik alanda sorunlar ortaya çıkıyor sanılsa da, aslında insanların en başta fikren özgür olamadığı ve yönetim tarafından özgürlüklerin baskı atında tutulduğu bir ülke profili çizilmiş oluyor bu şekilde.

    en başta yönetimde görev alanlar bulundukları makama hak ederek gelmediği için liyakat denilen bir şeyden bahsetmek zaten mümkün değil. liyakatın olmadığı yerde beliren ilk şey yolsuzluklar, onun beraberinde sıkça ortaya çıkan rüşver karşılığı yapılan işler ve tüm bunların ışığında oluşan güvensiz ortam sonucunda ülkenin yabancı yatırımcılar tarafından yatırıma uygun bulunmaması diye zincirleme gidiyor aslında.

    sonuç olarak kaynaklar etkin kullanılmadığında da her alanda geri kalmış bir ülke çıkıyor ortaya. ve tabii bu şekilde bir yönetimle gitgide bozulan bir toplum yapısı da cabası elbette.

    dünyada çokça örneği var aslında kleptokrasinin. endonezya'da yönetimde olduğu dönemde suharto, filipinler'de devlet başkanlığı yaptığı zamanlarda ferdinand marcos, kongo'da mobutu sese seko, nijerya'nın eski devlet başkanı sani abacha, eski yugoslavya ve sırbistan devlet başkanı slobodan milosevic, eski haiti devlet başkanı jean-claude duvalier, eski peru devlet başkanı alberto fujimori ve yine eski ukrayna başbakanı pavlo lazarenko bu şekilde servet sahibi olduğu bilinenlerden.

    ukte: (yazar: daria).

    16 nisan 2019 20:47