sorular içinde ara
yeni soru sor
son sorular
son cevaplar
kategoriler
  • süslü
  • moda alışveriş
  • kuaför & güzellik merkezi
  • sağlık
  • spor
  • gönül işleri
  • aile arkadaş ilişkileri
  • cinsellik
  • eğitim & kariyer
  • seyahat
  • pet
  • sanat
  • bürokrasi
  • diğer
girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (390)
  • medya (6)

390. üniversitede yaşadığım ancak iş hayatına atılınca kurtulduğum bağımlılık. ki üniversitede maddi açıdan şu anki durumumdan daha iyi olmadığım halde sürekli yeni ruj, yeni göz farı alıyordum. hele oje alışverişlerim. sade bir yaşama geçince kurtuldum, çok şükür.

16 mayıs 09:48

389. Küçüklüğümden beri makyaja, renklere, resime ayrı bir ilgim ve yatkınlığım vardır. Daha beş yaşındayken bile evimize gelen genç kızlardan bana makyaj yapmalarını ister, makyaj malzemelerine hayran hayran bakardım. Ortaokula kadar hiçbir makyaj malzemem olmadı, ta ki yedinci sınıfta yüzümü sivilce basana kadar. Sırf sınıfta bir çocuk sivilcelerimle dalga geçtiği için o zamandan lisenin sonuna kadar, istisnasız her okul günü sivilcelerimi kapatıcıyla kapattım. Bu zaman zarfında dudak nemlendiricisi ve göz kalemi dışında başka hiç makyaj malzemem olmadı, ama hala makyajı seviyordum. Lise mezuniyetim geldiğinde arkadaşlarımın hepsi kuaförde makyaj yapacaklarını söylediler. O zaman da çok iyi bildiğim bir şey vardı ki, kuaförde makyaj yaptırmak berbattı. Bu yüzden bir gün babamla rossmann a gidip maskara, far paleti, pudra ve ruj aldım. O günden beridir tam anlamıyla makyaj yapıyorum ve o zamandan bu zamana aldıklarımın haddi hesabı yok. Bir insanın yirmi tane far paleti, otuz beş tane aydınlatıcısı, sekiz tane bronzerı olur mu ya! (gizlinot: Bunlar sadece buz dağının görünen kısımları... ) ailedeki her ferdi baştan aşağıya boyayabilecek kadar makyaj malzememin olması, üç günlük ölümlü dünyada bile normal değil arkadaşlar... Liseden mezun olduğum zamandan beridir majör depresyon tedavisi görüyorum ve bunun bir sonucu olarak bu kadar büyüdü bu bağımlılık ve gittikçe de artıyor. Hala almak istediğim yedi tane far paleti var ve işin üzücü yanı, bu yedi paleti alsam bile bu illetten kurtulamayacağım. Tek bir çözüm var, o da insanın kendi isteklerine belli raddeden sonra set çekebilmesi. Bu kadar iradeli miyim peki, hayır hiç sanmıyorum.

Siz siz olun bu batağa bulaşmayın. İnstagramdaki her saçma şeye 'ay çoook güzeeel, sadece 99,99 liraymış hem dee' diyen insanları takip etmeyerek, youtube'ta 'hayaaatımın ennnnn güzel bronzerı, çoook yumuşaaak' diyen ve marka işbirliği uğruna gözünü kırpmadan yalan söyleyen şark kurnazlarına tık kazandırmayarak, yılın her gününe farklı bahane bularak sözde indirim yapan paragöz firmaların indirim haberlerini sms almayarak bu bağımlılığınızı yenebilirsiniz. Emin olun bu öyle bir bağımlılık ki insanı ayazın ortasında bir kilometre boyunca gratise kadar yürütür. Ben değil, bir arkadaşım öyleymiş...

16 mayıs 00:26

388. kilomun arşa çıktığı dönemle kozmetik alışveriş bağımlılığı yaşadığım dönem aynı zamana denk geliyor. mutsuzdum. çok mutsuzdum. stres küpüydüm. sürekli ağlamalar, sinir krizleri. bir ton berbat şey. ve mutsuzluğumun acısını yemeklere, alışverişe saldırarak geçirmeye çalışıyordum. aslında bilinçli yaptığım bir şey de değildi elbette. sadece yemek yememin ve sürekli bir şeyler almamın önüne geçemiyordum. şu an baktığımda daha iyi anlıyorum. duygusal açlığımı bir şeyler yiyerek, bir şeyler satın alarak geçirmeye çalışıyormuşum. yiyeceklerle ve eşyalarla yanlış bir bağ kurmuşum. fakat bu bir kısır döngü. yemek yemek de alışveriş yapmak da mutsuzluğumu geçirmediği gibi daha çok mutsuz olmama sebep oluyordu. vücuduma ve cüzdanıma zarar veriyordum. sonra bir şeyler oldu bana. birden jeton düştü sanırım. nereye kadar böyle bilincine eriştim. duygu durumum düzelmeye başladı. yemeklerle olan ilişkimi düzelttim, kiloları verdim. sadece ihtiyacım kadar kozmetik almaya başladım (bunda uçuk fiyatların da etkisi oldu elbette). şu an bedenim de, cüzdanım da hiç olmadığı kadar rahat. bedenime çöp yiyecekleri, evime çöp kozmetikleri doldurmuyorum. her anlamda içsel huzura kavuştum.

15 mayıs 12:00

387. 26 yaşına kadar ruj göz kalemi ile yaşamını sürdürmüş biriyken bu yazdan beri bende başlayan bağımlılık. bi girdap adeta aliyor seni içine surukleniyorsun bunu da alayim sunu da alayim derken bi bakıyorsun kullanmayacak kozmetik ile dolmuş masan. her şey küçük ilimize gratisin açılması ile başladı kendimi iyi hissetmeyince aldım aldikca mutlu oldum sonra netten kozmetik almaya karşıydım ona da alıştım onu sepete at bunu da sepete at. inşallah bu aliskanlik biter

11 mayıs 23:29

386. Bende de vardı bu durum. Üstelik bu belanın içindeyken farkında değildim. Her Mutsuz olduğumda gider bi far paleti alırdım. Özellikle far paleti, rahatlardım. Şimdi elimdekilere bakınca anlıyorum durumun vehametini. İnstagramda youtubeda kim ne önerse koşa koşa alırdım. Çok şükür param bitti de rahat ettim. Aynı durumdan muzdarip olan bacılarımı allah kurtarsın diyorum. 

11 mayıs 22:02

385. Bir zamanlar benimde arasında olduğum kervan iken şimdi olan kozmetiklerimi bitirip (gizlinot: Hit the pan)ihtiyaç dahilinde olanları alıyorum. (gizlinot: Marie kondo etkisi)

11 mayıs 02:04

384. her ne kadar yanlış olduğu ve kapitalizm çılgınlığı olarak düşünülse de. beni çok mutlu eden ve çok iyi hissettiren bir eylem. testerları denemek, cildime bakmak, bakımlı olmak beni gerçekten çok iyi hissettriyor. tamam iyi güzel de bunun bağımlılık derecesinde olması şart mı diyeceksiniz? evet maddi anlamda kötü bir durum, ama beni mutlu eden nadir şeyler arasında.. almasam bile deniyorum, yorumları okuyorum, videolarını izliyorum. beni gerçekten çok mutlu ediyor bunlar. bundan rahatsız değilseniz ve tam tersi çok mutluysanız bence bir sorun olmayan bir durum.

11 mayıs 01:28

383. Yillarca sevdigim tum markalarin sinirli uretim tum koleksiyonlarini toplardim ta ki hamile kalana kadar. Birden hayatin odak noktasi degisince alisveris yapmayi kestim. Ta ki bebek buyuyunceye kadar. Bagimlilik bu, adi ustunde. Kronik bir rahatsizlik. Bitme gibi bir durum yok, iyilesme sureci var. Suan tam gaz koleksiyon toplamaya devam. Bakalim nereye kadar surecek

11 mayıs 00:11

382. Asla fark ettirmeden hayatınıza sızan, fark ettiğinizde de iş işten geçmiş olacak bağımlılıktır kendisi.

Bu illetten yeni kurtulmuş birisi olarak yazıyorum. Kolay olmadı. Hala Gratis'e gittiğimde elim yeni çıkan rujlara gidiyor ama eskisi gibi almak zorunda hissetmiyorum. 2019'da hayatımda değiştirmek istediklerim listesinin başını çekiyordu ve büyük ölçüde başardığımı düşünüyorum. Olay kafada bitiyor tamamen. Youtube videoları izlemeyince almak istemiyorsunuz. Gratis'e, Rossman'a girmeyince yeni çıkan ürünlerden haberiniz olmuyor. Kendinizi bir ay dizginledikten sonra her şey kendi kendine devam ediyor.

- Bu olayı bırakmamda bana en çok yardım eden şey şaka gibi ama reddit. Panporn adlı bir subreddit var, çoğumuz biliyoruz zaten. Orada gördüğüm hakkı verilerek kullanılmış, sevilmiş makyaj malzemelerini gördüğümde bir şeylerin değişmesi gerektiğini hafiften sezmeye başladım ve ben de pan'lara yöneldim.

- Sözlükteki tüketmiyoruz kampanyası, project pan gibi başlıkları teker teker okudum ve kendi project pan'imi oluşturdum. Buraya yazınca emin olun kendi kendinize yaptığınız projelerden daha ciddi oluyor.

- Aldıklarımın listesini yaptım; bu listeye aldıklarımı, fiyatlarını yazdım ve fişlerimi biriktirdim. Ay sonunda totalde 400 liralık gratis alışverişi yaptığınızı görünce şok oluyorsunuz ve aldıklarınızın analizini yapmaya başlıyorsunuz. Bu parayı gratis'teki ufak tefek bir sürü ürüne değil sephora'da toplu halde birkaç güzel ürüne harcasaydım çok daha mantıklı olurdu demeye başladım.

- Youtube'da takip edilenler listemi gözden geçirdim. Yorumlarının samimiyetine güvendiğim, reklam amacı taşımadığını bildiğim birkaç tane youtuber dışında hepsini takipten çıktım. Böylece adına yapılan tonla reklamı hak etmeyen ürünleri almak için manipüle olmuyorum.

- Bu yolda bana en çok yardımcı etkenlerden birisi de " Minimalizm: Önemli şeylere dair bir belgesel" adlı programı izlemek oldu. Zamanınız varsa mutlaka izleyin süslülerim. Kendimi kaptırıp hayatımı tonla eşyayla doldurduğumun farkına vardım ve daha mutlu olmak için sadeleşme kararı aldım. Youtube'da declutter videoları izledim ve 150'ye yakın dudak ürününü konu komşuya dağıtarak, çöpe atarak 80'e indirdim. (gizlinot: Evet, minimalizmle uzaktan yakından alakası yok ama yavaştan azaltıyorum, hedefim 5 dudak ürününe kadar düşürmek. ) Cilt bakım ürünlerinin tarihlerini kontrol ettim, bozulmadan kullanmak istediklerimi ayırdım ve elimin altında olan bir yere koydum. Çantalarıma birer tane lip balm attım, yatağın kenarına koydum, televizyon koltuğuna ve çalışma masasına da birer tane yerleştirdim. Ne zaman dudağımı kuru hissetsem elimin altında olduğu için teker teker azalmaya başladılar. El kremleri için de aynı şey geçerli.

- Cildimi tanımak için çaba sarf ettim. İçerikler hakkında araştırma yapmaya başladım. Fungal akne adlı bir şeye sahip olduğumu ve piyasadaki cilt bakım ürünlerinin yüzde doksanının cildimi mahvettiğini fark ettiğimden beri daha dikkatli olmaya özen gösterdim. Bu da delice satın almamın önüne geçti diyebilirim.

- Son olarak, cruelty free olmayan ürünleri satın almayı bıraktım. Renkli kozmetikte seçenek çok belki, fakat cilt bakımı konusunda gerçekten zorluyor bu beni. Drugstore olarak cildime uygun cruelty free cilt bakım ürünü bulmak işkence halini aldı ve ben de en basit şeyi yaparak yeni şeyler aramaktan vazgeçip elimdekileri bitirmeye odaklandım.

2019'un başından beri bu şekilde hareket ediyorum ve şaka maka 5. aydayız. Böyle daha huzurlu olduğumu çok net hissediyorum. Satın almanın sonu yok, hep en güzeli bizde olsun istiyoruz ve gözümüz dışarıda. Haliyle hiçbir zaman en güzelini bulamıyoruz ve elimizdekilerin de kıymetini bilemiyoruz. Çok uzun bir girdi oldu yine, buraya kadar okuduysanız eğer teşekkür ederim. Umarım hepimiz için her şey daha iyi olur ve eşyalara bağlı geçici mutlulukları gerçek mutluluklara değişebiliriz.

10 mayıs 22:31

381. Bugün avm'ye gidip kozmetik mağazalara girmedim süslüler. Acaba ne kadar dayanirim ki. Biriktirdiğim paralar hep bunlara gidjyor.

10 mayıs 21:22