girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (289)
  • medya (3)

1. "bu kozmetik mağazası benim dayımgile ait aslında." şeklinde kasım kasım kasılanların dahil olduğu çalışanlardır. müşteriyle cidden iyi bir şekilde ilgilenen, güleryüzlü, hizmet ve satış aşkıyla yanıp tutuşan, dürüst satış temsilcileri değil; o hepimizin sinir olduğu ayın karanlık yüzünden bahsedeceğim biraz.

kapıdan içeri girdiğin anda, bu bahsettiğim kibirli çalışan kişisi seni şöyle baştan aşağı taramadan geçirir. terminatör 2'deki terminatör amcanın kendine uygun kıyafet ararken karşısına çıkan tüm adayları analiz etmesi gibi hayal ediyorum ben bu anı. sanki kibirli çalışanımızın gözünün gördükleri, direkt kırmızı bir bilgisayar ekranı şeklinde. önce ayakkabılarıma bakıyor, ekranda ayakkabıdan çıkan dijital bilgiler ve sayısal veriler "ayakkabısını mahalle pazarından almış, en fazla 50 tl vermiş" bilgisini düşüyor ekrana. pantolona bakıyor, "outlet malı, 30 tl" diye bilgi veren bir ok çıkıyor pantolondan. kazağa bakıyor "annesinden kalma", çantaya bakıyor "arkadaşı hediye etmiş", yüzümdeki makyaja bakıyor "fılormarla goldınrozz". bilgisayar ekranının tepesinde "tehlike, fakir bu!!!! tehlike, fakir müşteri!!" uyarısı bağırmaya başlıyor. analiz raporu: "fakir müşteriyi görmezden gel, ilgilenme, o sanki orada yokmuş gibi davr..." şeklinde sonuçlanacakken...

...Bense gayet masum, gayet kendi halinde "aa bu ne güzel renkmiş" diye nars'lara, ysl'lere, diğer pahalı ürünlere uzanmak üzereyim.

bir anda çalışan bana doğru koşmaya başlıyor yavaş çekimde. suratında son hızla giden bir arabanın açık camından dışarı kafasını çıkarmış da yüzü rüzgardan dağılmış gibi bir "hayııııııııııı..." ifadesi. ben cüzzamlı bir hasta gibiyim ve o mücevherimsi ürünlere asla dokunmamalıyım, ürünleri kesinlikle kirletmemeliyim.

kafamı kaldırdığım anda azrail gibi bekliyor başımda. "yardımcıolablirmiim" diye yarım ağız soru soruyor. "tabii bu ürünün..." diyemeden "90 te le" diye fiyatını yapıştırıyor suratıma. adeta bir tokat bu. gözlerinde de bir "defol mağazamızdan, al(a)mayacaksın işte, ne oyalıyorsun" bakışı.

bense alt tarafı bir ruja "90 te le" vermeyi ciddi ciddi düşünebilenlerden değilim artık. bir zamanlar öyleydim. yurtdışına giden arkadaşıma verdiğim siparişler, tam bir maaş tutmuştu bundan 2 sene önce. çok nadir yapıyorum böyle büyük masraflar. artık güzelliğin bakan gözde olduğunu, sadece yüreği iyilik ve güzellikle yıkanmışların karşısındakini güzel gördüğaksjdbhgakhgşk yok lan fakirim artık. (gizlinot: swh)

ama yine de ne kırıyorsun ki kalbimi sayın "kozmetik mağazalarındaki kibirli çalışan"? ben de nars süremez miyim, ben de ysl şeedemez miyim? çok mu güzel nars? baldan daha mı tatlı? bir gün ben de sürücem. (acındırık sezercik ifadesi)

Yine de kızıyorum kardeşim. yani mağazanın sahibiysen, "buralar böyle bostandı da dedemgiller yıllar önce arsasını alıp kozmetik mağazası yapmış" diyorsan, mac rujlarını bol bol alıp kıçına kaş göz çizecek kadar zenginsen anlarım ama 3 kuruşa çalışıyorsun işte. kesinlikle kazandığın maaşı, verdiğin emeği küçümsemiyorum ama benim gibi bir insansın. ne bu üstten bakmalar, adam(kadın) yerine koymamalar? müşteri adayıyım, belki bir ürün beğenicem? "sana satacağım ysl maskarasından gelecek 3 kuruşa tenezzül etmem ben" tavrından hiç hoşnut değilim, bilesin.

son Not: ya arkadaşlar, cidden mac mağazasına her girdiğimde bir şekilde benim alıcı olmadığımı anlıyor bu mac çalışanları. her seferinde aynanın önünde bir kıza makyaj yapıyorlar, ben ne kadar uzun süre oyalanırsam oyalanayım dükkanda, hiç bana ruj bile denetmediler. bunun bir formülü varsa rica ediyorum söyleyin, çok mağdur bu kardeşiniz.

20 ocak 2014 01:00

2. (bkz: http://www.suslusozluk.net/n/5107/) bahsettiğim tipimle dolaşırım genelde haftasonları. yazsa bunun yazlık versiyon şekli.

ben kozmetik yada giyim mağazasına girdiğimde yanımda hemen birinin bitmesinden hiç haz etmem. -zara ve kız kardeşleri bu anlamda en rahat olduğum yerdir- ben öyle bakayım boş boş, alık alık. karıştırayım. elime koluma süreyim.. bişey soracak olduğumda da birini bulabileyim. bu benim rahat olduğum davranış biçimi.

ama çoğu yerde hemen biri peşime takılır, ya dialog içinde olur yada belli yakın sayılabilecek bir mesafeden göz hapsine alır beni. ve ben inanılmaz bunalır, bakacağım şeye bile doğru dürüst bakamadan kaçar adım uzaklaşırım. yada alacağım şeyi "paket yapın evde yicem" modunda apar topar almış olurum.

macten memnunum bu nedenle. onlar ben ses etmeden bana bulaşmıyorlar.

ve evet bir de üste başa bakıp büründükleri davranış çok gereksiz. parayla imanın kimde olduğu belli olmaz demişler. en paçoz halimle bi sürü bişiler alıp çıktığım anlar da olmuştur, çok şık göründüğüm ama kasada kredi kartımın limit vermeyip kaldığım an da. (gizlinot: swh)

20 ocak 2014 10:14

3. üst metni "yardımcı olabilir miyim?", alt metniyse "hadi ama birşey almadan çıkacağını ikimiz de biliyoruz, bir an önce çık ve dedikodumu bölme" teması bulunan sorularını aynı kibirli ve aşağılayıcı yüz ifadesi ve "gerek görürsem ben size seslenirim" yanıtıyla savuşturabileceğiniz çalışanlardır.

20 ocak 2014 16:40


4. çoğu zaman çalıştıkları markanın zarara uğramasına sebep olan çalışanlardır. sadece satışa yardımcı olmaları konusunda görevli oldukları halde, satışı baltalayacak ne kadar jest, mimik varsa gücü yettiklerine uygularlar. bir çeşit aşağılık kompleksinden midir, ben burdaki her şeyi sizden iyi biliyorum hissiyatıyla yüksekte durma çabaları mıdır bilinmez. zamanla bu tip mağazalara gire çıka bu kişilerin kibrini alaşağı etmeyi öğrendim. fakat bu yerlerde tecrübesi daha az olduğunu gördüğüm müşteriler sanki bu arkadaşların özel mülklerine izinsiz girmiş gibi bir endişe ve tedirginlik taşımaktadırlar bu tavırlar sonucu.. bu elemanları işe alan kişilerin bu konuda daha farklı yöneltmelerde bulunmaları gerektiğini düşünmekteyim.

mac mağazalarının da "kanayan bir yarası". bir zamanlar almak istediğim bir ruju dezenfekte ederken işi çıkan bir görevli elime dezenfekte malzemelerini vermişti. problem etmedim, kendim yapmaya çabalarken sert bir tavırla ne yapıyorsun sen orda dercesine elimden malzemeleri çekiştiren başka bir görevli geldi. cürette sınır tanımadıklarını anlamış olduk. bu ve benzeri olaylardan sonra test imkanı bulmakta böylesine zorlanarak da olsa hem mac' in rujlarının yapısının benim kriterlerime göre kaliteli olmadığını farkettiğimden, diğer çoğu ürünlerinin de alternatiflerinin daha kaliteli ve renk skalası daha geniş olanları var olduğundan, tercih edilmesi bana göre imkansız marka haline gelmiştir sayelerinde. elbette her şubede böyle olmayabilir tam tersi olanları görmemiş değilim, ancak en çok problem gördüğüm çalışanlara sahipler.

21 ocak 2014 12:11

5. Sanki özellikle bu tür insanlar seçiliyor kozmetik mağazalarına.. Peki ya o suratlarındaki makyaj!! Onların suratını gördükçe ben de mi böyle olacağım diye düşünüp korkuyor insan.. İnanılmaz bi gereksiz ürün aldırma çabaları var,kendinizi bilerek bile gitseniz şüphe ettirtirler..

22 ocak 2014 19:27

6. İş gereği ünlü bir kozmetik firmasinin sahibi ile görüştüm. Yeminle o magzalarda çalişan kadinlardaki havanin onda biri yok.

Bazen o çalişanlara çok sinir oluyorum, agzimdan sonra üzüleceğim şeyler çikmasin diye kendimi zor tutuyorum.

600-700 liralik alişveriş yapmişken, bir fari deneyip almadigimda, gözlerini devirerek "bu kaliyor yani" dedimi, cinleniyorum.

Sanirsin ki o hanimefendi makyajlarini hep o 90 tl lik far ile yapiyor. Sanki o magzada çalişmasa o ürünleri kullanma imkani var.

Neyse sustum sustum, cok kızıyorum bazilarina cok..

22 ocak 2014 19:48

7. galiba özenle seçiliyorlar. en kibirli ve uyuzlarını da her daim mac cosmetics alıyor. ne tatlı.

22 ocak 2014 19:52


8. en güzellerini sephora mağazalarında bulabileceğiniz kişilerdir.

22 ocak 2014 21:34

9. bursa "kağan"

23 ocak 2014 09:37

10. hoşgeldiniz deyip ötesine karışmayan, ihtiyacınız olduğunda yanınıza gelen ve ürünler hakkında gayet yeterli bilgi sahibi olan gratis çalışanları candır.

23 ocak 2014 19:04