girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (12)
  • medya (0)

12. sıkıntısıydı, Okuluydu, prosedürüydü, işiydi derken nasıl cart diye taşındığımı benim de anlamadığım, ama taşınalı neredeyse 2 hafta olan şehir. 

Taşınmayı düşünenlere tavsiyem olsun, şehir merkezinden uzaklaştıkça öyle güzel evler buluyorsunuz ki. Başlarda okuluma yakın olsun diye internetten hep merkezde evler baktım, hem fiyatlar çok uçuk, hem de 1+1 evlerin en büyüğü 40-50 m2. Zaten 50 m2’yse fiyat £2000 civarı falan oluyor. Hazır Bir iş imkanıyla taşınmıyorsanız kur farkı oldukça zorlayacaktır. Benim gibi evini internetten bulacaklar varsa haberiniz olsun, emlak sitelerindeki neredeyse tüm fotoğraflar fish eye kamerayla çekiliyor. o yüzden önce ooooh yayla gibi evmiş ya falan diyor, sonra evi görmeye gidince kibrit kutusundan hallice büyüklükte bir evle karşılaşıyorsunuz. Hazırlıklı olun. internette görüp bayıldığım bir evi görmeye gittiğimde, mesafe gözüme kısa gözüktüğünden denemek için klozetine bile oturamadım çünkü duvar dizlerime izin vermedi. Lokasyonu muazzamdı orası ayrı. Ev sahipleri yada emlakçılar Pazarlıktan çok anlamıyorlar ayrıca. Londra merkeze uzak, ama güvenli yerlerden tuttuğunuz ev, merkezdekinin 2-3 katı büyüklükte ve yarı fiyatına falan olacaktır. Ayrıca burası Londra, öyle bir toplu taşıma ağı var ki, istediğiniz bir noktadan en uzak otobüs durağı 8-10 dk mesafede öyle söyleyeyim. 

Ben merkeze yarım saat uzaklıkta aşırı tatlı  bir bölgeden ev tuttum, fiyatı bence büyüklük ve bakımlılığına bakınca uygun. 2 katlı dışarıdan bakınca eski bir ev, ama ben zaten evin asıl dışına vuruldum. Piramit çatılı, ön cephe pencereleri hafif cumbalı, arkada minnak bir bahçesi olan bir 2+1. 1. katım mutfak, salon ve bir adet küçük oda (gizlinot: içine yatak dolap falan alış misafir odası yapacağım muhtemelen, şimdilik tüm ıvır zıvırlarım oraya yığılı), üst katta da benim yatak odam var. Şehir dışına çıktıkça bu tarz müstakil ve Bahçeli evler çıkıyor Karşınıza. Benimki semi-detached House olarak geçiyor, yani bir zamanlar tek bir büyük ev ve bahçeyken, tadilat vs ile ortadan dikine ikiye bölünmüş birer ev ve birer hususi bahçe oluyor. Ayrıca elektrik, doğalgaz ve internetim de kiranın içinde. O da güzel bir rahatlık oldu. 

Ev eşyalarımı hala topluyorum açıkçası, çünkü bu evde yıllarca yaşamayı planlıyorum ve anın gazıyla yeni gelin evi düzer gibi tüm evi tamamlamak istemedim. Haftasonu Antikacıları ve bit pazarını gezdim. Fiyatları uygun. Hoşuma giden birkaç birşey aldım. yatak odası, mutfak malzemeleri ve salondaki bir kaç büyük eşyayı (gizlinot: büyük koltuk, kitaplık, yemek masası, sandalye vs.) ikea’dan aldım, 2 gün önce nakliye ve montajı yaptılar. Türkiye sitesine göre oldukça karlı oldu, bizde nasıl bir vergi bindiriyorlarsa artık. Gumtree ve preloved’dan da birkaç birşey aldım. 

Polise kaydımı yaptırdım. iş başvurumu da yaptım, önümüzdeki pazartesi başlıyorum. Oyster’ımı da aldım. Okulumu gidip gezdim, hocaların bazılarıyla tanıştım. 

Yakınımda bir Türk bakkalı var, çok tatlı bir aile işletiyor. canım birşey istediğinde alıştığım tatların yakında olması iyi oldu. 

Bir de şu an için arkadaşsızım. Sanırım yeni bir ülkeye yerleşmenin handikapı bu. Burada yaşayan 2 arkadaşım da tatildeler. Dolayısıyla sosyalleşmek ve yeni insanlar tanımak için işe ve okula başlayana kadar 2-3 haftam vardı, ama ben ilk 1 haftasında yalnız kalmayı tercih ettim. Daha doğrusu şöyle, Bu arada Londra sosyalleşebilmek adına çok rahat bir şehir. Herhangi bir yerde gördüğünüz kişiyle muhabbet açıp, ordan arkadaş olabiliyorsunuz. Türkiye’de olsa acayip tedirgin olurdum mesela ama dün cafe’de kitap okuyordum, 60’lı yaşlarda bir amca yanıma gelip “oturabilir miyim?” diye sordu, tabii dedim. Biraz havadan Sudan sohbet ettik, adımı sordu, kendini anlattı, sonra açtı kitabını okudu o da. Eşi de alışverişe gitmiş, dönerken aldı kocasını beraber evlerine gittiler. 1 haftadır gözlemleyebildiğim kadarıyla, insanlar burda gergin yada tedirgin değiller. “Sokakta yanıma gelen adam ya bana birşey yaparsa” endişesini taşımamak güzel.

Pub ve barlar erken kapanıyor. Gerçekten erken. Bulunduğum bölgede saat 11’den sonra açık yer bulmak gerçekten zor. Açık yer derken buna market falan da dahil.

Bugün biraz gezesim var. Dün bir sürü mutfak alışverişi yaptım, ama hiç yemek yapasım yok. Dışarıda yemek açısından seçenek çok fazla olmasına rağmen, allah hayırlara vesile etsin tercihim neredeyse hep hint mutfağı oldu 9-10 gündür. Yarın akşam bir oyuna biletim var, teeee Haziran’da almıştım. Çok heyecanlıyım, görmeyi çok istediğim bir oyundu. 

Hava güzel burda, 17-18 derece. İstanbul’un boğucu sıcağından sonra ilaç gibi gelse de, nem haliyle biraz fazla. 

Bir de ekranı çatlayan telefonumu değiştirdim aylık £50’a. Niyetim hat almaktı ama hattın yanında telefonun neredeyse ücretsiz gibi verildiğini görünce içimdeki Türk halay çekmeye başladı, ben de karşı koyamadım. sınırsız dakika ve SMS, artı aylık 60 gb internet için sadece nasıl 50 pound ödüyorum, üstüne bir de telefon veriyorlar ben anlayamadım. Benim Türkiye’deki öğrenci evimde ev internetimin adil kullanım kotası 50 gb’ydı, şimdi telefonumdaki bile 60 gb. Türk lirasından pound’a çevirmeden, birim para olarak söylüyorum, burada aylık atıyorum 1500 birim asgari ücret alan biri 24 ay taahhütle aylık 50 birime iphone x sahibi oluyor arkadaşlar. iphone’u salllayın, Tekrar söylüyorum, 60 gb internet... 60 gb...

Ben seni turist olarak da çok sevmiştim, ama taze bir londoner olarak daha da çok sevdim be Londra. 

4 eylül 13:15 4 eylül 14:18

11. Yurtdışında United Kingdom olarak bilinen, türkiyede ise İngiltere olarak bildiğimiz ülkenin başkenti.

Üniversite sınavı ardından tatil yapmak istiyordum fakat yurtiçinde tatil yapma taraftarı değilim, gerek otellerin tekdüzeliği, gerek kalabalığı bana uymuyor. Yurtdışında ise Avrupa ülkelerini istiyordum. Londra'yı seçme sebebim annemin 1994 senesinde gidip hala ne kadar beğendiğini anlatması ve benim de anne kız için iyi bir gezi olacağını düşünmemdi.

Öncelikle seyahat öncesi hazırlıklarımızdan bahsedeyim. Biz annemle thy ile uçtuk, biletlerimizi 1 ay öncesinden aldık, önerim direkt thy'den almaktansa skyscanner üzerinden -geziden en az 2 ay önce- bilet bakılması. Son ay 2 kişi gidiş dönüş bileti fiyatları çok hoş değil maalesef.

Biz otelin de rezervasyonunu yaparak ve ücretini ödeyerek gittik, bu kısımdan pek emin değilim ücretin önceden ödenip ödenmemesi dışında çünkü otelden lokasyonunun iyi olması dışında pek memnun kalmadım. Kensington bölgesindeki Seraphine Gardens bıdıdı otelinde kaldık, odaları küçüktü ve mini bar bile yoktu, ödediğimiz fiyata göre çok kötü özellikler bunlar.

Gel gelelim Londra'ya. Genel izlenimlerim şehir gerçekten güzel. Ben gün gün yaptıklarımızı yazacağım ki gidecekler fikir edinsin.

1. Gün: sabah uçağıyla geldik, pasaport sırası çok uzun ve uçakta bize bi form dağıttılar, ne olduğunu bilmediğimiz için doldurmadık. Meğersem vizen olsa da dolduruyormuşsun. Sorular da ne kadar kalacaksınız, gideceğiniz yerler falan. Vakit kaybetmemek için doldurun. Biz 5 gün kalacağımız için 49 pounda (kişi başı) travel card aldık. Daha uzun kalacaklar buranın istanbulkartı gibi olan oyster (?) kartı alabilir. Londra 7 bölgeye ayrılmış, biz zone 4'a kadar aldık, iyi de yapmışız çünkü diğer yerler getto sayılır sanırım. Travel card için fotoğraf gerekiyor yanınızda bulunsun. Yapıştırıyorlar kartın üzerine başkası da kullanmasın diye. 2 gibi oteldeydik, sorun yaşadık ama o kısımlar önemli değil. Otelimiz high street kensington durağına 4 dakikalık yürüme mesafesindeydi. Bu açıdan güzeldi otel. Metro hatları karışık ama alışması zor değil, turkcell 25 liraya paketinizi yurtdışında da kullanma imkanı sunuyor. Ben bunu kullandım çünkü iphone'un haritalar özelliği adım adım gösteriyordu metrolarda ve her türlü ulaşımda. Biz bugün westminster bölgesine gittik ve yürüdük. Yemek sıkıntısı yaşadığımı söylemeliyim. Domuz eti yemiyorsanız sıkıntı yaşayabilirsiniz. Önerim buzdolabı poşetlerine karışık kuruyemiş, kuru kayısı falan koyup yanınıza almanız. Yiyecekler çok pahalı olmasa da 20 pounda yediğimiz iki kişilik yemek kur farkından dolayı bizde pek hoş olmuyor.

2. Gün: giden insanlardan öğrendiğimiz gibi bicester village'a gittik. Trenle gittik, travel cardlar geçerli değil burada çünkü 30 mil dışarısına gidiyosunuz londra'nın. 52 pound idi gidiş dönüş iki kişi. Eğer gerçekten alışveriş yapacaksanız gidin, öbür türlü 52 pound vermek mantıksız oxford circus'tan o fiyata neler neler alınır. Tax free fişinizi unutmayın biz toplam alışverişlerimizden havalimanında 77 dolar aldık. Mağazalarda ödeme sırasında soruyorlar pasaportunuzu gösteriyorsunuz ve tax free alıyosunuz. Hoş bir şey. Sonrasında 3 gibi geldik otele ve national history museum'u gezdik. Gerçekten güzel bir yer, ücretsiz olduğundan ve yaz olduğundan diye çok kalabalıktı ama hem öğretici hem sıkıcı olmayan böyle güzel bir müze az bulunur.

3. Gün: bugünü bilinen turistik yerlere ayırdık. London eye, buckingham palace, madame tussauds ve bu sefer daha detaylı biçimde westminster bölgesini gezdik. öneririr miyim bilemem, balmumu müzesi çok kalabalık ve fotoğraf çektirmek bile zor, london eye'a ilk açıldığı saat gittik ve yine sıra bekledik. Saray güzel. Nöbet değişimini izledik.

4. Gün: oxford'a gittik, gezinin en sevdiğim kısmı buydu. Çok güzel bir şehir, yine 50 pound gibi bir fiyat gidiş dönüş. Trenle gittik fakat bir kısımdan sonra ücretsiz otobüs aktarması yaptırdılar bakım çalışması varmış raylarda. 1 saat 20 dk gibi bi süre sürdü yolculuk. Üniversitenin müzesi, kütüphanesinin avlusu.. her şey muhteşemdi. Fazladan gününüz varsa öneririm.

5. Gün: dönüş, paddington tren durağından heathrow'a giden seferler var. Tek kişi gidiş 10 pound, express de var hemen gidiş ama bence gereksiz ve 25 pound. Yarım saat sürüyor yolculuk 10 pound ile. Tax free de unutulmasın.

Kısaca sevdim bu şehri. Başka bir şey aklıma gelirse editlerim. Umarım yardımcı olur bu yazdıklarım.

Çektiğim fotoğrafların bir kısmı. Umarım beğenirsiniz. (link: https://drive.google.com/drive/folders/1MB7OmLiXIYuVMbHW-wQrVzgyZSYXoP-v?usp=sharing londra/oxford)

Genel olarak tüm yurtdışı seyahatleri için kendi düşüncemi yazayım para hakkında. Öncelikle havalimanında bozdurmayın. 2 gün önce paris'e giden arkadaşım havalimanında euro'ya 6.06 kurundan çevirttirmiş yani çok fazla kur farkı yemiş. Paranızı mümkünse alışveriş merkezlerinde de değil Eminönü gibi yerlerde bozdurun ki komisyon çok almasınlar. Ben özellikle ailesiz çıkılan gezilerde çok nakit para taşınmaması gerektiğini düşünüyorum. Biz 750 pound nakit almıştık, 100 poundumuz arttı, eğer yukarıda yazdığım gibi yemek yerlerine dikkat eder ve bu konuda biraz mekan araştırması yaparsanız bence 500 pounda 5 gün rahat halledilir. Ama ben annemle çıktığım için bu kadar parayı taşımada sıkıntı görmedim tek çıkılınca en mantıklısı karttan kullanmak. Nakit para gidince geri dönüşü olmaz maalesef. Bir de yanınızda türk lirası da taşıyın dönüş için biz unuttuk ve havalimanında bozdurduk yine fiyattan kaybettik. Bu arada bence otelde bırakmayın para. Şahsen güvensiz geliyor. 

18 temmuz 10:23 27 temmuz 10:47

10. Dünya üzerinde bu kadar fazla etnik kökenden insanın bir arada yaşadığı ve buna rağmen bir o kadar kendine özgü olan bir yer daha görmedim. Gezmekle bitmeyen, her bölgesinde farklı deneyimler sunan, kimilerinin kasvetli diye tabir ettiği benimse sıkılmak bilmediğim yegane şehir. Ne demiş Samuel Johnson "When a man is tired of London, he is tired of his life, for there is in London, all that life can afford."

12 haziran 19:41


9. Doktora için gitmeyi hayal ettiğim şehir. umarım olur .

10 aralık 2017 16:42

8. özlemden rüyalarıma giren şehir. ara ara rüyalarımda limitli bir süre için gitmiş olduğumu görüyorum. limitli limitsiz şu ahir ömrümde tekrar yaşamayı istediğim şehir kesinlikle. londra based vloggerları izleyerek özlem gidermeyi çalışıyorum ama sanırım daha da özlem dolup taşıyorum. o kadar özledim ki hakkında en ufak kötü bir şey gelmiyor şu an aklıma. özellikle yılın bu zamanını geçirmeyi çok severdim. kurulan christmas marketler sokak ve vitrin süslemeleri derken aralık ayının kasvetinden(gizlinot: zira hava çok erken kararıyor ) eser kalmazdı. şimdi kısa kesmem lazım(gizlinot: akışta görünce 3-5 kelam etmeden geçmek istemedim. çok özledim demiş miydim?) ama müsait zamanımda uzun uzun bir girdi yazacağım şehir olacak.

10 aralık 2017 16:39

7. Bir kere yaşadığınızda (ki çok uzun olmasına gerek yok) size oralıymışsınız gibi hissettiren nadir şehirlerden. 

10 aralık 2017 16:27

6. Gezmek falan değil de bir gün yaşama hayalini kurduğum şehir. burayı okudukça içim huzur doluyor resmen.

10 aralık 2017 10:53


5. Özlediğim ve seneye bu zamanlar taşınmış olacağım şehir. 

insanları çok kibar ve yardımseverdir. Türk insanının ingiliz’lere soğuk demesine aldanmayın, biz enseye tokat g.te parmak olmakla, samimiyeti ayırt edemeyen bir milletiz, ondan. Sabah evinizden fırına diye çıkarsınız, markete gidene kadar özellikle de 35-40 yaş üstü insanlara günaydın diye diye gidersiniz. Gözgöze geldiğiniz neredeyse herkes Gülümser. Polisi aşırı aşırısı yardımseverdir, 2 kadın bir keresinde oyun çıkışı içmeye gidip oldukça geç saatte taksi arıyorduk biraz da tenha bir yerde, polisler bizi farkedince yardıma ihtiyacımız olup olmadığını sordu ve biz durumu anlatınca bizi polis aracıyla biraz daha işlek bir yerdeki otobüs durağına bıraktı. Durağa bırakana kadar sohbet etme imkanım oldu 2 tonton polisle ve ingiltere’deki her polis aracında oyuncak ayı bulundurma zorunluluğunu öğrendim, tehlikeli durumdaki çocuklar kurtarıldığında bir nebze olsun rahatlatmak amacıylaymış. düşüncenin inceliğine bakar mısın?

oxford street’e gidersiniz, başınız döner. Türk lirasına çevirmeden, “şu kadar birim para” şeklinde alışveriş yaptığınızda orada asgari ücretle geçinenin bile ne kadar rahat yaşayabildiğini, kendisine bir hayat standardı oluşturabildiğini görürsünüz. 

ırkçılık oldukça azdır, işin tuhafı ırkçılığı genelde azınlıklar birbirine karşı yapar, hintliler-Pakistanlılar, müslümanlar-zenciler gibi. radikal sağcılar dışında ingiltere’de ırkçılık oldukça azdır. 

yemek çeşitleri muazzam, her kültürden istediğiniz yemeği günün neredeyse her saati bulmak mümkün. 

camden town apayrı bir dünya. her tarzda genci görebilirsiniz. özellikle metalci ve goth’lar Bizler gibi Türk insanını doğal olarak şoka sürüklüyor ama o kadar entegreler ki günlük hayata, parmakla gösterilmiyor kesinlikle. 

yukarıda bir süslünün belirttiği gibi, her yer park. Muazzam. yemyeşil. 

tüm şehir viktoryen mimarisinin esintilerini taşıyor. inşaatların değil mimari eserlerin arasında yürümek, londra’nın Kendisi bir müzeymiş gibi hissettiriyor. 

müzikalleri ve tiyatro oyunlarına biletler aylar önceden tükeniyor. olur da bilet bulabilirseniz shakespeare’s globe’da bir oyun izlemenizi, national theatre’daki muazzam oyunlarda hollywood filmlerinde görebildiğimiz ingiliz oyuncuları sahnede seyretme şansını yakalamanızı tavsiye ederim. 

ha bir de, tavuk seviyorsanız (gbkz: nando’s)’a bi uğramanızı şiddetle tavsiye ederim. hayatımda yediğim en güzel tavuktu. 

bir de hindistan’dan Çılgınlar gibi göç aldığından, hint restoranlarına giderseniz öz hakiki hint yemeği yiyecek, benim gibi baharat severlerdenseniz tadına doyamayacaksınız. 

Sabah erkenden yola çıkmak durumunda kaldıysanız çoğu metro istasyonu’nda bulunan millie’s cookies’den dev kurabiye ve kahve alıp bir yandan tıkınıp bir yandan da yolculuk edebilirsiniz. 

gece hayatı için soho’ya gidebilir, avrupa’nın ilk kedi cafe’si olan lady dinah’s cat emporium’u ziyaret edebilirsiniz.

bence siz, yine de bir primark ve the perfume shop’a uğramadan Türkiye’ye gelmeyin. primark’tan yaklaşık 20 tane sütyen aldım, tanesi 2 yada 3£ civarı üstelik yanında tangası yada küloduyla birlikte. İnanılmaz dayanıklı, kaliteli ve tatlılar. the perfume shop da, sezon sonları ve tatil dönemlerinde öyle manyak gibi indirimler yapıyor ki aklınızı çıldırırsınız, 8 tane parfüme toplam 95£ ödemiştim. 

ben gittimde kensington-chelsea bölgesinde kaldım, masal gibiydi herşey. Ülke sınırlarından içeri girince kültür ve medeniyet şoku yaşıyorsunuz, atatürk havalimanındaki o arbede yada insanların birbirine olan tavrı bile “ne kadar da türkiye’deyim” dedirtiyor. 

gidin ama dönünce damdan düşme etkisine hazır olun. 

10 aralık 2017 02:33

4. Allahını seven beni londra’ya fırlatsın diye diye okuyorum girdileri. Aksanı öyle güzel ki o kaba saba amerikan ingilizcesinin yanında pamuk şeker gibi kalıyor. 

Beni şuraya fıydıramıyor muyuz ya :( 

Hiç mi olmaz :(

Biz de iki insan muamelesi görseydik be abi. Hak etmedik mi artık bunu :(

10 aralık 2017 00:37

3. 3 sene once kuzenimin yanina gitmistim. 15 gun kalmistim. Kuzenim calistigi icin gunduzleri hep kendim gezmistim. Yapilacak o kadar cok sey var ki. Once gittigim yerlerden bahsedeyim.Her gun bir sanat iceren aktivite yapiyodum muze sergi vs ve yakinlarda park varsa oraya gidiyordum. Simdi isimlerini pek hatirlamiyorum ama en cok etkilendigim muze natural history muzesiydi. Biir suru hayvan canli ne varsa gorebiliyordunuz. Tate modernde cok guzel sergiler gezmistim. Borough market dedikleri bi yer hemen nehrin orda haftanin belli bir gunu kuruluyordu. Orda degisik lezzetler deneyebiliyorsunuz ve hemen orda kapisinda kuyruk olan bir kahveci var. Chelsea sokaklari nisantasina cok benziyor. Bunlar disinda buckingham sarayinin da muzesi beni cok etkilemisti. Covent garden, oxford street(busbuyuk ni topshop) da aklimda yer edinen yerlerdi. Ingilizcem cok yeterli olmasa da muzikale, tiyatroya da gitmistim gercekten cok guzellerdi.Her ama her yerde bakkal gibi topshop gorebilirsiniz gercekten ve primark. Yapisindan bahsetmek gerekirse 18 yasinda gormus oldugum bu yer gercekten ufkumu acmisti. Hele donuste ucaktan inip aksaray metrosuna bindigim o an yasadigim kultur soku... herkesin inanilmaz kibar ve anlayisli olusu, azicik omzuna dokunsalar sorrylerin havada ucusu, kizlarin ellerinde sampanya siseleri ve kadehlerle yuruyerek icip sohbet etmeleri ve birinin bile donup bakmamasi. Ucaktan indiginiz anda medeniyet diye sarilabilirsiniz bu sehre. Tabi bu benim 3 sene once once edindigim tecrubeler suan poundun inanilmaz yukselmesi falan bi olumsuzluk katsa da yine de kalbimin bi yerinde kalicak ve umarim bu girdiyi okuyana da biraz faydam olur :)

tanim: Metrolarini, parklarini guzel yerlerini cok cok ozledigim ulkedir kendileri. Umarim bi gun tekrar gitme sansim olur.

9 aralık 2017 23:18