girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (64)
  • medya (0)

64. hayatını bilmeden, dinlerken cok sevdiğim kişiydi Müslüm gürses. Vefat haberine çok üzülmüştüm. Zaman ne kadar çabuk geçmiş yıllar olmuş.. Filmini tavsiyeler sayesinde izlemiştim. Pişman olmadım, filmi de çok beğendim. Hayatı hakkında en ufak fikrim olmadan dinlediğimiz kim bilir kimler vardır diye düşündüm.. Keşke hayatının farkında olarak dinleseymişim, belki biraz düşünme fırsatım olurdu.

Gerçekten sabrı, hoş görüsü mükemmelmiş.. Timuçin Esen, Zerrin Tekindor filmde ki performanslarına bayıldım.. Nur içinde yatsın.

dün 10:05

63. Dün gece izlediğim ve bu sabah göz kapaklarımın balon gibi şişmesine sebep olmuş filmdir. O kadar ağladım ki. Bu kadar zor ve acı bir hayat yaşadığını bilmiyordum. Ve oynayan oyuncular o duyguları o yaşanmışlıkları öyle güzel yansıtmışlar ki gerçekten Eve gelene kadar zırladım. Ayrıntılara girmeyeceğim herkesin gidip izlemesini tavsiye ederim. 

Edit: sadece filmin son sahnesinde Müslüm gürses’in kendi seslendirdiği güzel bir şarkıyla kapanış yapılabilirdi diye düşünüyorum. 

dün 09:04 dün 09:13

62. jiletçi kitlesi yüzünden kendisine karşı önyargı beslediğim, hayatına dair hiç bir bilgim olmamasına ve hayatım boyunca tek bir şarkısını açıp dinlememiş olmama rağmen etrafımdakilerin övgülerinden ötürü gidip izledim. iyiki de izlemişim zira çok başarılı bir biyografi olmuş. böyle başarılı filmlerin türk sinemacılığı adına desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. biz desteklemedikçe recep ivedik gibi kalite yoksunluğuna mahkum olacak türk sineması. tereddütteyseniz gidip izleyin. pişman olacağınızı sanmıyorum.

burda bir yazarın girdisinde gördükten sonra biraz bakındım, haberler ne kadar güvenilir bilemiyorum ama müslüm gürses hayatının filme alınmasına karşıymış. yaşadıklarının bilinmesini istemiyormuş. hatta ve hatta karısına: "ben ölürsem sakın filmimi çekmelerine izin verme." gibi bir söylemide varmış. eğer bu gerçekse anısına büyük saygısızlık edilmiş, muhterem hanım vasiyetine sahip çıkamamış demektir. tabi medyadaki haberlerin ne kadarına güvenilir tartışılır.

filmin ilk yarısında hiç bir kopukluk yaşanmadan film su gibi aktı gitti. Şahin kendirci'ninde, ayça bingöl'ünde, erkan can'ında oyunculuğu muhteşemdi. hiç bir şekilde gözümü rahatsız eden ayrıntı yakalayamadım. fakat tam tersi ikinci yarısı bence bir o kadar başarısızdı. o kadar çok kopukluk vardı ki kafamda onlarca soru işareti oluştu. hayranlarının ona neden baba dediklerini, arebesk kültürünün türkiyedeki sosyolojisini işleyerek derinlik katabilirdiler ama bu kısımlara hiç değinilmedi bu yüzden ben 2. yarıyı ilk yarı kadar beğenemedim.

-spoiler olabilir-

müslüm gürses travmatik bir çocukluk geçirmiş. bütün aile bireylerinin ölümüne şahit olmuş buna rağmen merhametinden ödün vermemiş, alkol almadığı zamanlarda eşi muhterem nur'unda belirttiği gibi melek gibi bir insanmış. hayatında değer verdiği, elinde kalan tek şey muhterem nurken, ona bile isteye zarar vermeyeceği belliyken, alkol etkisinde onun canını yakmasına yorum yapamıyorum fakat kendine geldiğinde bu yaptığının farkına varıp alkolü hayatından çıkarmış olmasını beklerdim. belkide sonrasında çıkardı buna dair bir gösterim olmadı filmde. buda soru işaretlerimden biriydi. seni karşında deliler gibi seven bir kadın ve hayatında ondan başka değer verdiği hiç bir şey kalmayan sen. aşık olduğun kadın için bunu yapabilirdin. bu konuda onu affedemiyorum ama belliki muhterem nur affedebilmiş. bunu da ailesiz büyümüş olmasına ve içindeki sevgi boşluğunu yanlış erkeklerle doldurmaya çalışmasına ve bundan dolayı çok yara almasına ve hayatı boyunca "gerçekten" sevilmemesine bağlıyorum. bu yüzden müslüm gürses'ten dayak yemesine rağmen vazgeçememiş. çünkü zamanın ünlü sanatçılarından, tanınan bilinen biri. kimseye ihtiyacı yoktu ama tek istediği sevgiydi. belki de...

2. yarıda zerrin tekindor ve timuçin esen yönetmenin başarısızlığını bir nebze kapatabildi ama dediğim gibi çok fazla kopukluk vardı. keşke şarkılardaki seslendirme müslüm gürses'in sesinden yansıtılsaydı. en azından son sahnedeki "nilüfer" şarkısını müslüm gürsesin sesinden dinletmek bence çok daha vurucu olurdu. ben timuçin esenin şarkılardaki seslendirmesini biyografiye yakıştıramadım. o tadı veremedi bana.

özetle kimsenin ben sanmıyorum dayağı yücelteceğini. benim gibi ona bu konuda kızan belli bir kitle var ama muhterem nur'un kafasına kimse silah dayayıp müslüm gürses'in yanında tutmamış. kadın onu terketmeyi bile denemiş ama başaramamış. "hiçbir şeyim olmasaydıda müslüm sağ olsaydı." diyen bir kadının nasıl bir aşk yaşadığını bilemeyiz. fakat tatmini bu aşkta bulduğunu söyleyebiliriz. belki bir çoğumuzun hayatı boyunca karşılaşamayacağı gerçek sevgiydi onun buna katlanmasına sebep olan. tek umudum müslüm gürses'in en azından bu aşk için alkolden sonradan da olsa uzaklaşmış olmasıdır. son demlerini birlikte huzurla geçirmişlerdir.

azra kohen'in çok sevdiğim bir sözüyle bitirmek istiyorum. "dışardan delilik olarak görülebilen şeyler, içine girildiğinde hak verilen durumlar haline gelebiliyordu bu hayatta. sadece bakış açınızı degiştirmeniz yeterliydi." ben hak vermezdim ama birileri hak vermiş ve yanında durmuş. kalbim kırık ama saygı duymaktan başka bir şey hissedemem.

huzur içinde yatsın.

13 kasım 14:37


61. Filmin dışında birşeylerden bahsedip sonra filmden bahsetmek istiyorum.

Benim babam bağlama çalar, muslum hastasıdır. Ben küçük yaşta burun kivirirken "of baba dinlerken içim kararıyor, değiştirelim" derken (gizlinot: Ki ben oldum olası orhan gencebay sevdim. Soft arabeskcilik) "kulağının biri duymadığı halde çoğunlukla notayı yanlış da bassa aniden şarkıyı toparlayabildigini biliyor musun, bu adam kendini duymadan söyler. Yabancı müzik eleştirmenleri dahi duyduğunda şaşırmıştır çünkü bu kadar boğuk bir sesin bunca iniş,çıkışı, tek bir şarkıda yeri gelince 3 ses yeri gelince 6 ses söyleyebilmesine şaşarlar. İstersen biraz da bunu bilerek öyle dinle. " diyince fark ettim sesindeki kuvveti.

Zaten ben onu sevdim, alıştım derken (gizlinot: Kaç kadeh kırıldı,usta, sevda yüklü kervanlar dinlerdim) o öldü ve ailecek çok üzücü bir gündü biliyorum. Evdeki sessizlikten, gözde bekleyen bir damla yaştan..

Muslum filmi vizyona girmeden önce de hangimiz sevmedik şarkısının dembaba ya atfedilmesi, işte benim stilim tarzı yarışmalarda nurella isteğiyle çalınması vs derken herkes onun şarkılarını artık alenen dinler oldu. (gizlinot: Tabi esasen her kitleye hitap edişi nilüfer, tutamıyorum zamanı vb.)

Şu tartışmaya çok kiziyorum. "Biz önceden de severdik o zaman neredeydiniz popülist muslumculer?" Ne alaka kardeş? Önceden tv de yasaklı olduğu için ve genelde kendini jiletleyecek kadar manyak insanlar dinliyor olunca, insanların tedirgin bir dinlememe tercihinde bulunması normal. Bugün tv dizilerinde muslum çalındığı kadar o gün çalınsaydı her kesim tarafından dinlenebilirdi belki. (gizlinot: Bkz: ahmet kaya da bugün alenen dinlenir. İyi ki de dinlenir <3 Tv dizilerinin bundaki etkisi yadsınamaz )

filme gelince :

Ben hayatının böyle olduğunu okumuştum ve o filmdeki aile fotoğrafını daha önce de görmüştüm. Muhterem nur ile olan hikayesini de okumuştum.

Ama izlemek.. O nasıl oynamak.. Timuçin Esen bence zaten Gönül Yarası'nda yıldızı yeterince parlamış biriyken bu filmle adeta rüştünü ispat edip, oyunculuk dersi vermiş. Şarkıları kendi okuması ise mükemmel. Evde ,ofiste fonda çalıyor ve hep şarkının birkaç yerinde sanki muslumden dinliyorum sanıyorum. (gizlinot: Elbette kayitlarda oynama da var ama bu timucinin başarısını golgeleyemez)

böylesine ağır bir karakter karikatürize edilmeden nasıl oynanır dersi vermiş. Zerrin tekindor için zaten konuşmaya gerek yok. O geç tanıdığım bir diva benim için.

Şahin kendirci(gizlinot: Gençliğini oynayan ) sen mükemmel bir detaysin. Sesine hep hayrandım, oyunculuğunla da mest ettin. (gizlinot: Hele halkevine giriş sahnen, duyulan bir müziğe aşık nasıl bakılır deseler seni gösteririm.)

muhterem nur ile muslum gürses yalnızlığının yaralarını birbirleriyle saran iki kimsesiz. O yüzden de şiddet de görse evi de terk etse babası yerine koyduğu adamdan vazgeçememis. Belki hastalık belki delilik. Yorumum yok. Çünkü bugün olsa ortalık yikılırdı ama o gün normal sayılmış. (gizlinot: İbo nun perihan savaş 'ın ağzını burnunu kirip, asena ve derya tuna yi vurdurmasi düşünülunce şuan piyasadan silinmesi gerekirdi)

karısına,onu böylesine sevene bunu reva görmesine şaşkınım elbet. Tabi bunun temelindeki travma içinde büyüdüğü korkunç aileden kaynaklı muhtemelen. Filmde de özellikle buna değinilmiş (gizlinot: Belki onun hatırası şiddetle tozlanmasın fikrinden olabilir)

sonuç olarak ilk yarısi ağırlıkla dram, ikinci yarısı romantik ve duygusal güzel bir film. Onun şarkılarını dinlemek, konser anlarını yaşamaksa tüylerimi diken diken etti.

Gidilirse pişman olunmaz.

Ruhu şad olsun.

12 kasım 22:36

60. zor bir hayat... özellikle çocuk yaşta başına gelenler yürek burkan tipten.

yalnız filmle ilgili sinirimi bozan tek şey, müslüm gürses'in muhterem nur'a uyguladığı şiddetin bu kadar sevimlileştirilmeye çalışılmış olmasıydı.şiddet şiddettir, aldatır döver ya da hem sever hem döver farkı yok benim gözümde.psikolojik rahatsızlıkları olan birinin -ne yaptığının farkında bile olmadan (acayip sarhoş)- bir şekilde şiddet uygulamaya kalkışması sonuna kadar yanlış.rahatsızlıklardan kaçış yolu can yakmak olmamalı, değil.

aynı zamanda müslüm'ün acı dolu hayatının onu bu raddeye (bilinçsizce dayak atma raddesi) getirmesi de muhterem nur'un suçu değil.

ne olursa olsun çözüm asla şiddet değil.

12 kasım 20:28

59. Ah ah... o nasıl bir hayat. En azından eşiyle tanıştıktan sonra biraz yüzü gülmüş. Hayattayken beslediğim önyargılar için çok pişmanım. Film de güzeldi. 

12 kasım 18:25

58. İki yönetmen ile çekilmesinin bahtsızlığını yaşamış ve kurgusu parçalanmış film. "çok güzeldi ama ne oldu anlamadık yahu" diyorsanız, bir kopukluk hissettiyseniz sebebi bu. mesela filmin ikinci yarısı ilk yarısından bariz şekilde farklıydı en azından bunu hissetmişsinizdir.

ayla ile aynı yapımcıya sahip, yapımcı işini biliyor. Çok para dökerek ve kurguyu 'arka arkaya can alıcı olaylar koymak' taktiğiyle yaptığı için her filmi epik bir hal alıyor. Bir taraftan iyi, çünkü bizim sinemamızda bu bile yoktu. Özensiz romantik komedileri artık daha az görmemizi sağlayacak bu adımlar. Bir taraftan biraz kötü çünkü film yapmak seyirciyi ciğeri sökülene kadar ağlatmakla aynı şey değil.

Sonuç olarak, hataları olsa da bizim sinemamızla kıyasayınca ben gayet beğendim. Güzel işler bunlar, bu şekilde dünya çapında işler yapabilceğimize inanıyorum.

11 kasım 18:30 11 kasım 18:31


57. İnsanlar neden mutlu olmuyorlar anlamıyorum. Yapılan şeyler neden hep öfke ve memnuniyetsizlikle cezalandırılıyor. Müzikalite açısından çok başarılı buldum ben filmi, görüntü ile birlikte çok güzel anlatılmış. Timuçin Esen efsanevi bir oyunculuk sergilemiş ki genel olarak beğendiğim oyunculukları, her birini ayakta alkışlamak gerekir.

Aktarılan hayat zaten zor, ses bir deha, kişilik desen kendine münhasır. Böyle bir karaktere üstelik sesiyle can vermek, hikayeyi böylesine aktarmak muazzam bir iştir. Emeği geçen herkese teşekkürler. Yaşarken gülmemiş insan, ruhun şad olsun. Aşkınıza da hayran kalmamak elde değil.

11 kasım 18:26

56. Biyografi Belgeseli olarak izlenilecekse tamam, fakat acıma, üzülme ve acımadan doğan 'büyük adammış be' denmemesi gerek. Yani demem o ki, babayı varoş görüp sonrasında filmle sevmiş olmak ne bileyim aşırı aptalca. Ve tamamiyle populer olan şeye tapma rahatsızlığı belirtisi. Ve sırf içindeki dram için filme tapmayın allah aşkına.

Ayrıca babanın vasiyeti var hayatının çekilmemesine dair. Bu, üç kuruş para için çiğneniyorsa bu adam mezarda da kahroluyordur. Ve sırf içindeki dram için filme tapmayın allah aşkına.

Dipnot: eksilerinizi selamlıyorum şimdiden.

Dipdipnot: filme gitmedim, oyuncular bayağı kaliteli, bunlara sözüm yok.

Önemli Not: İnstagram'da ki seyfivideo duygularıma tercüman olmuş.

11 kasım 12:18 15 kasım 19:50

55. Yillardan sonra ilk defa sinemaya gittim.Normalde bu tarz filmlere de katlanamiyorum.nuri bilge ceylan, reha erdem, emin alper,zeki demirkubuz gibi veya festivallerde yayinlanan kaliteli denemeler haric turk sinemasini da basarili bulamiyorum.filmi de yorumlamayacagim.sadece muslum babadan izler gorebilmek icin gittim.Kendisi benim icin senelerdir cok özel bir yerde.arabesk kültürüyle  özdeslestiremedigim adeta caginin ozani gibi gordugum bir isim.tanri istemezse, kaç kadeh kirildi, hasret rüzgarlari, bir bilebilsen, itirazim var gibi sahane eserlerini anlayip dinlemek özümsemek gerek bence.

Yillar once murathan munganla cikardigi albumden sonra sair ve sanatci kimligiyle bilinen boylesi entelektuel bir insanin muslum babayla ne isi olur diye sorgulanmisti.murathan mungan katildigi bir programda bu durum icin sunlari soylemisti: 

Ben Mardin’liyim muslum gurses Urfa’dan yola cikmis Adana’da yetismis.Aranizda ne gibi ortaklik var diye sorular geliyor.sunu soyluyorum aramizda illa entelektuel bir ortakliklik mi olmasi gerekiyor? Bizi yola cikartan eski bir sarkisinda soyledigi gibi sevda yüklü kervanlar olamaz mi?

Yolu sevdadan gecen herkes bir gun muslum babaya ugrar.

8 kasım 18:03 9 kasım 18:29