yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (8)
    • medya (0)

    8. Benim en en en favori dizimdir. Çünkü hayat gibi ama biraz daha estetikleştirilmiş hali gibi. Bu sebeple finale kadar kimseyi tam olarak sevemiyorsun bu benim favori karakterim her şeyiyle ok diyemiyorsun. Gerçeğin ta kendisi. Herkesin zaafı var ve bu zaaflar bence büyük bir ustalıkla işlenmiş. Kendimi bir ölüm sahnesinde değil de atıyorum, alelade sayabileceğimiz bir bölüm finalinde Don  Draper bir yerlere dalmışken fon müzik eşliğinde ağlarken buluyorum. Çünkü hayat böyle, bu detaylar hayat. Dünyaya fırlatılmış olmanın, anlam aramanın, bulamamanın, kendi içinden çıkmanın ne denli zor olduğunu, hayatın öyle pembiş bir yer olmadığını, evliliklerin, aldatmaların, bir evde çocuk olmanın, ebeveyn olmanın, kadın olmanın, erkek olmanın, hayatla ve insanla ilgili her şeyin olduğu bir dizi bence. Çok seviyorum. 

    14 mayıs 19:31

    7. 50'ler ve 60'lar amerikasına takık olduğum için bu hayatta en sevdiğim dizi sanırım mad men. Konusu ile ilgili diğer süslüler yeterince bilgi vermişler. Ben başka bir şeye değinmek istiyorum bu dizi ile ilgili:

    ----- hardcore spoiler -----

    Edward hopper'ın resimlerini aşşırı severim. Mad men en sevdiğim dizi ise edward hopper da eserlerine en bayıldığım ressamlardan biri. (bu konuda derin bir bilgim yok ama bildiğim ve resimlerini, tekniklerini kendimce incelediğim ressamlar arasından diyeyim) hopper'ın resimlerine bakan birisi, resme ilgisi olsun veya olmasın, hemen, ama hemen yani, amerika'yı ve 1900lü yılların başını ve ortalarını resmettiğini anlar. Neyse, biraz önce hopper'ın bazı resimlerini inceliyordum. "summer evening" adlı eserine denk geldim. bakınca teninize değen tatlı ve hafiften serin rüzgarı hissedebilirsiniz, öyle bir resim, ama bana tanıdık hissettirmesinin başka bir nedeni daha varmış. İzleyenler bilir, mad men'in 6. sezon 9. bölümünde bölümünde betty henry ile, don da megan ile evli iken bobby'nin gideceği kampa birlikte gidiyorlardı. Sonra gece ayyynı summer evening'te resmedilmiş olan yapı gibi bir yapının verandasında sohbet ediyorlardı. Betty'de bir şort vardı bu resimdeki gibi, ayrıca üzerindeki hırka da resimdeki gibi kırmızı - pembe bir parçaydı. (Sonra olaylar gelişiyordu, sevişiyolardı falan edweljwk.) Yani bu tabloya gönderme yapılmış çok net. Bi' sevindim kendi kendime bunu akıl ettiği için ıhdjkhwkfjhwk. Sonra bunu ilk kez ben fark etmemişimdir diye düşündüm ve özellikle betty'nin çeşitli sahnelerinde edward hopper'dan ilham alındığını açıklayan (link: http://www.sanatatak.com/view/bir-edward-hopper-kadini-olarak-betty-draper şu) yazı ile karşılaştım. Mad men sever süslüler bakmak isterse diye buraya bırakıyorum. Ben resmen mest oldum çünkü. (gizlinot: swh)

    ----- hardcore spoiler -----

    24 nisan 06:25

    6. mrs. maisel bölümlerini bitirince aynı dönem(gizlinot: 1960lar Amerikası) dizisi oldukları için mad men'le devam edeyim diyerek başladım. daha evvel cnbc-e de yayınlandığı zamanlarda ara ara göz atardım ama baştan sona izlememiştim. nasip bu zamanaymış. jon hamm sen nasıl yürüyen bir libidosun ve january jones sen nasıl güzel bir kadınsın. mad men tr'de çekilse herhalde don draper'ı ibrahim çelikkol oynardı. aynı aura var jonla iboda. fakat dizi bende ciddi anksiyete oluşturuyor sırf bu yüzden bırakasım geliyor. dizide sigaranın biri sönmeden diğeri yanıyor. herkes ama herkes fabrika bacası gibi tütüyor. ekran başında benim nefesim daralıyor resmen. kokusu burnuma geliyor.

    12 ocak 17:16


    5. 3. sezonu yeni bitirmiş olarak buraya birkaç şey yazmak istedim. 60larda geçen ve tarihi olayları da arada vererek işleyişini beğendiğim Bir dizi.

    Buradan sonrası Spoiler olabilir. O yüzden dikkat.

    Don draper karakteri gerçekten beni dumur eden bir karakter. Gerçekten yakışıklı ve karizmatik. İşinde de iyi. Ama neden ısrarla karısını aldatıyor anlamıyorum. Kendine engel olamıyor sanırım. Örneğin 3. Sezonda betty ile roma'ya gitmişlerdi ve mükemmel, Çok romantik Bir haftasonu geçirmişlerdi. Aşklarını tazelemişlerdi resmen. Ama roma'dan döner dönmez Don ilk iş kızının eski sınıf öğretmeni ile ilişki yaşamaya başladı. Ki kadın kararsızdı ve Don 'seni Ne olursa olsun istiyorum' diyerek kendi Bu ilişkiye ön ayak oldu. Gerçekten Bu adamı anlamak mümkün değil. Don karakterine Bir türlü ısınamadım bunun en büyük sebebi de bu sadakatsizliği.

    Betty adına ilginç bir şekilde mutluyum. Don ile artık bir yere varamayacağını net Bir şekilde anladı ve boşanmak istiyor. Bunda Henry Francis denen adama aşık olmasının da payı var. Ama bana bir nebze de olsun masum Bir aşk gibi geliyor. Yıllarca kocası onu türlü türlü kadınla aldattı, kocası kendi gerçek kimliğini bile kendisinden sakladı. Yıllardır mutsuzdu. Kocasına öncesinde de ciddi bir güvensizlik duyuyordu ve evliliğini bitirme kararı almıştı ama üçüncü çocuğuna hamile olduğunu öğrenince Bu kararından vazgeçmek zorunda kalmıştı. Ama en sonunda yeni aşkı Henry francis onun yanında olup destek olunca artık net bir şekilde boşanmaya karar verdi. O yıllarda New York eyaletinde kadınların, kocasının aldattığını net delillerle belgelemediği takdirde boşanma hakkı yokmuş. Erkeğin ise boşanma hakkı var ve boşandıklarında kadın hiçbir şey alamıyor erkekten ve tabiki çocukların velayetini de alamıyor.

    60lı yıllarda kadınların haklarının Bu kadar kısıtlı oluşu beni çok şaşırttı. Böyle olduğunu bilmiyordum. Keza çalışma hayatında da kadınlar sürekli aşağılanıyor. Peggy olson kendisiyle aynı işi yapan erkekler kadar maaş alamıyor ve her fırsatta kadın olduğu için aşağı görülüyor. O zamanki erkekler için kadınların yapabileceği meslekler sekreterlik vs. Kadınların kendileri ile aynı işi yapabileceğine ihtimal dahi vermiyorlar. Üstelik Peggy artık aynı işi yapan kadın ve erkeklerin aynı maaşı alması gerektiğine dair çıkan yeni yasadan bahsediyor Don'a. Ama yine de Don onu tersleyip hak ettiği maaşı vermiyor.

    O yılları görünce bugünümüze şükür diyorum açıkçası kadınlar açısından.

    3 nisan 2019 19:56

    4. tekrar tekrar izlediğim dizilerden birisi.

    50'lere olan ilgim, uzun yıllar reklam sektöründe olmam gibi detaylar olmasa ağır ve kasvetli ortamını yine de sever miydim diyorum bazen. cevabım 'kesinlikle' oluyor.

    karakterlerin hiçbiri mükemmel değil. herkesin iyi ve kötü yanları çok güzel işleniyor. ama favorim elbette don.

    2012 yılında cannes lions festivali sırasında campaign dergisi bir happy hour düzenledi. gece 4'te yatağa girip sabah 7'de tekrar festival yollarına düştüğümüz için perişan halimiz ve tipimize bakmadan katılmıştık. bu sayede don draper'ı canlı canlı görme şansı yakaladım. aynı outfit, aynı jöleli yana yatırılmış saçlar, aynı karizma. ah ah.

    31 mart 2019 18:32

    3. bitti.

    taze yazıyorum.

    7 sezon boyunca ben don draper'ı sevmedim. sevmemek demeyelim ama favorim değildi. ama son bölümlerde özellikle son bölümde don ağladıkça ben de ağladım sanırım içten içe sevmişim don'u bunu anladım.

    reklamcılık öğrencisi olduğum için izlerken ayrı bir anlamlıydı benim için bu dizi.

    üzüldüm ya bitirmenin bir hüznü çöktü üstüme.

    yok ağlamıyorum gözüme toz kaçtı.

    7 nisan 2016 00:32

    2. 60lar Amerikasında bir reklam ajansının etrafında geçen olayları anlatan dönem dizisi. özellikle ilk sezonlardaki betty draper i canlandıran january jones'un giyim kuşam makyaj saç vs detaylarını, don draper i canlandıran jon hamm i ise tüm sezonlarda bayılarak izlediğim dizi. geçtiği yıllardaki kadın erkek ilişkilerini, kadınlara bakış, özellikle reklamcılık sektöründeki müşteri ilişkileri, iş bağlantıları aile ilişkileri vs, izlemesi birçok yönden hayret verici ve zevkli. özellikle karakterlerin boyutlu olması, hiçkimsenin salt iyi ya da salt kötü olmaması diziyi çok gerçekçi kılıyor. müzikler, dekorasyonlar, giyim kuşam saç baş alıyor başka bir yere götürüyor

    18 aralık 2015 16:35


    1. çekim sırasında ne kadar sigara ve viski tükettiklerini merak ediyorum. ayrıca, yüksek dozda (gbkz: jon hamm) içerir.

    9 kasım 2015 17:36