sorular içinde ara
yeni soru sor
son sorular
son cevaplar
kategoriler
  • süslü
  • moda alışveriş
  • kuaför & güzellik merkezi
  • sağlık
  • spor
  • gönül işleri
  • aile arkadaş ilişkileri
  • cinsellik
  • eğitim & kariyer
  • seyahat
  • pet
  • sanat
  • bürokrasi
  • diğer
girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (1)
  • medya (0)

1. ispanya'nın başkenti. kimilerinin tabiriyle "la ciudad que nunca duerme"; hiç uyumayan şehir.

iki hafta önce madrid'deydim, ilk seyahatimdi. ispanyol dili ve edebiyatı okumuş birisi için oldukça ama oldukça geç bir buluşmaydı bu şehirle, ama lisans okuduğum dönemlerde ne yazık ki ekonomik olarak gitme durumum yoktu. sonra bir burs sayesinde ispanya'ya gitme imkanı yakaladım ama o zaman da barselona ve santander şehirlerine gitmiştim.

insan finlandiya'dan ispanya'ya giderken elbette bir "oh sıcak hava!" beklentisiyle gidiyor ama hava serindi gerçekten. istanbul'daki gibi biraz, yağmurlu ve nemliydi. ama ona rağmen o canlılığı, o havası çok güzeldi.

madrid'de deniz olmaması benim için en büyük dezavantaj ancak kısa süreliğine bir seyahata gidiyorsanız o havası ve canlılığı çok da aratmıyor denizi. otelimiz çok merkezi bir yerdeydi, Gran Vía metro durağının çok yakınındaydı, o sebeple birçok yere yürüyerek gidip şehri görerek deneyimleme imkanımız oldu. bu arada, üniversite yıllarımdan beri hayalimdi o meşhur madrid metrosuna binip "próxima estación" anonsunu dinlemek. onu da gerçekleştirmiş oldum :)

ilk gün palacio real'ı (gizlinot: kraliyet sarayı) ziyaret ettik, saat 18-20 arasında AB vatandaşlarına giriş ücretsiz (gizlinot: biraz ayrımcı bir yaklaşım bence). mimari olarak çok güzel bir bina, yine de para ödeyip gitmeyi tercih etmezdim ama bu tamamen kişisel bir tercih; kralların saraylarına dair detaylar çok ilgimi çekmiyor. ben daha çok örneğin kilise ve katedralleri, tarihi binaları, müzeleri gezmeyi seviyorum.

palacio real'den sonra yürüye yürüye otele geri döndük. puerta del sol meydanına vardığımızda, adına yakışır bir şekilde (gizlinot: Güneşin Kapısı) pırıl pırıl güneş parlıyordu. sonra tesadüfen muhteşem bir tapas bar bulduk; aslında hem bar hem de ispanya'ya özgü, geleneksel sarküteri ürünleri satan bir yerdi. eğer madrid'e gideniniz olursa tavsiye ederim; (link: https://museodeljamon.es/en/ museo del jamón). tam da insanların öğleden sonra mola verdiği bir saate denk gelmiş olacağız ki tıklım tıklımdı. özellikle o otantik, gerçek ispanyol deneyiminden ötürü ayrıca bir sevdim.

daha sonraki günlerde arkeoloji müzesini ve prado müzesi'ni ziyaret ettik. eğer sanat ve sanat tarihini çok ilginizi çekmiyorsa prado'yu pek tavsiye etmem ancak hem ispanyol (özellikle goya) hem de hollandalı, alman, fransız ve italyan ressamların o meşhur tablolarını, eserlerini görmek istiyorsanız 3-4 saat ayırmaya hazır olun. kendinizden geçeceksiniz.

bir akşam parque de el retiro'ya da gittik, çok büyük bir park. spor ve yürüyüş yapan, toplanıp piknik yapmaya ve beraber vakit geçirmeye giden insanlarla dolu. gündüz gözüyle görmek daha iyi olurdu ancak çok fazla vaktimiz olmadığı, hava da pek elverişli olmadığından bir daha gitmedik. bahar-yaz döneminde gidip görmek daha eğlenceli olur diye düşünüyorum.

bu ilk seyahatimi bir tanışma sayıyorum, gidip göremediğim birkaç müze ve yer de kaldı. madrid, örneğin orta çağ veya romalılardan kallma tarihi binaların bulunduğu bir şehir değil, o sebeple bir sonraki gidişimde, madrid'in yakınındaki toledo ve segovia şehirlerine de gitmek istiyorum, madrid'den günlük turlar düzenliyorlar. ama madrid, o ispanya kültürünü şöyle bir içinize çekmek, ispanyolca dinlemek için güzel bir başlangıç noktası.

19 mart 2018 15:25 19 mart 2018 15:28