yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (2)
    • medya (0)

    2. Ergenken çok sevdiğim alacakaranlık serisi'nin birinci kitabının edward'ın bakış açısıyla anlatıldığı kitaptır. Alacakaranlık yaklaşık 400 sayfayken gece yarısı güneşi yaklaşık 700 sayfadır. Gece yarısı güneşi'ni bitirdikten sonra bazı sahnelere alacakaranlık kitabıyla beraber tekrar bakındım. Edward kendisinin ve bella'nın hareketlerine aşırı dikkat ediyor, bella ne derse analiz ediyor, kendi cümlelerini özenle seçiyor bu seçimi bile anlatıyor falan. Alacakaranlık'ta ise aynı sahnelerde neredeyse sadece konuşmaları okuyoruz. Tabii edward vampir olduğu için çok daha hızlı düşünüyor belki de yazar bu farka da değinmek istemiştir.

    Açıkçası gece yarısı güneşini okumak biraz yorucuydu. Edward'ın her şeye dikkat etmesi, her şeyden şüphe duyması, her an bella'nın gideceğinden korkması, her an bella'ya zarar vereceğim diye korkması ve sürekli gitmeliyim, hiç dönmemeliydim, oy ben nerelere gidem demeleri falan okurken boğuyor resmen. Amaa. Kocaman bir ama var burada cidden. Edward'ın karakterinin derinliğini tam anlamıyla anlıyoruz. Alacakaranlık'ta da anlıyorduk tabii ama onun bu sürekli acı çeken ve sürekli düşünceli halleri kelimelere dökülünce daha iyi anlaşılıyor. Bir de edward düşünebileceğimden çok daha fazla endişeli ve gelgitleri olan bi karakter. Bella'yı çok anlayamıyoruz çünkü edward da tam anlamıyla anlayamıyor. Hoş alacakaranlık'ta da bella'yı anlayamıyoruz ya neyse. (gizlinot: Sadece birinci kitap bazlı konuşuyorum. Bence diğer kitaplarda bella'yı anlıyoruz yani en azından ben anlıyorum.) Yalan yok şimdi, zaten edward favori karakterimdi belki de o yüzden kitabı çok daha derin bulmuş olabilirim. İçten içe diğer kitapları da edward'ın gözünden okumak istesem de edward diğer kitaplarda çok fazla acı çektiği için kalbimin buna dayanabileceğini sanmıyorum. (gizlinot: Shhahdhsjdhkafg) İçimde derinlerde bir yerde hala var olan ergen eliza için ilk kitabın yeri çok ayrı olsa da gece yarısı güneşi çok çok daha iyi yazılmış bir kitap. serinin de en iyi kitabı bence.

    Seri hakkında ise şunu diyebilirim tam bir ergen serisi gerçekten, edebi hiçbir yönü yok. Zaten bence birinci kitaptan sonraki üç kitap çok da güzel değildi. Ergenken bile sadece ilk kitabı çok sevdiğimi hatırlıyorum. İkinci kitapta jacob'ın olaya girmesiyle o büyülü gibi gözüken aşk bi tık bozuluyor benim için. Sonradan hee tamam bozulmamış diyorsun ama mehh. Hayır bi de okuyucu zaten edward ve bella'nın aşkı için okuyor ikinci kitapta da edward neredeyse yok abi böyle bi şey olabilir mi ya? Hadi tamam ayrı kalsınlar bari edward'ın yaşadıklarını da anlat. Neyi gizliyorsun bizden, biz sanki bilmiyoruz edward'ın bella'yı niye terk ettiğini. Mıç mıç kurt adam, jacob falan okuduk. Tutulma'da da kalkıp jacob'la bella'yı öpüştürdüler, hatırlıyorum da ergen kalbim unufak olmuştu. Püü size. Of bi de şafak vakti'nde kalkıp hamile bıraktılar kızı ya, gel de kafayı yeme. Ulan nerde kaldı ilk kitabın minnoşluğu, büyülü aşkı? Filmlere değinmek bile istemiyorum aslında çünkü asla kitapları yansıtmıyorlar. Özellikle ilk filmde okuyucunun en heyecanlandığı, filmde görmek istediği sahnelerin hepsi farklı resmen. Ayrıca kitapta edward'la bella sürekli temas halinde, edward bella'nın yanağını okşuyor, saçıyla oynuyor, başını göğsüne yaslayıp kalbinin sesini dinliyor falan ama filmde tık yok. Söylemeseler aşık olduklarını anlamayacağız. Oyunculuklar kötü desem ki kötü zaten ama yönetmen temas ettirmemiş yani oyuncular napsın? Yine de ilk filmin rengi, doğa manzaraları ve müzikleri şahaneydi bence. Ay ikinci filmin de müzikleri güzeldi bak. Memories of edward, slow life, possibility falan şahaneydi.

    Of çok uzattım. okunması gereken bi seri mi tabii ki de hayır. Bazı şeyler dönemine ait oluyor, bu seri de patladığı döneme ait bence. Son kullanma tarihi var yani. Ha okursan bi şey kaybeder misin buna da hayır. Her şeye rağmen seriyi seven akranlarım ve benim için güzel bir ergen hikayesiydi.

    19 eylül 22:27 19 eylül 23:10

    1. twilight serisinin 5. kitabı, olayları edward'ın gözünden okuyoruz bu kez. bilen bilir bunun çok ufak bir draft versiyonu sızdırılmıştı, sızdırılınca da (gbkz: stephanie meyer) kızıp devam etmemişti kitaba. artık tamamlanmış. goodreads'te tesadüfen görünce hey gidi deyip ingilizcesini e-pub olarak indirdim, okuyorum. eylül'de toefl'a gireceğim, ingilizce roman okumak iyi gelir belki. bu seriyi bana bir şey katsın bari diyerek komple ingilizcesinden okumuştum zaten.

    8 ağustos 22:24 9 ağustos 00:12