yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (15)
    • medya (0)

    15. Yeterince boş zamanım olmasına rağmen , bu filmi izlediğim zaman için üzülüyorum. Benim için zaman kaybından başka birşey değil. 

    5 temmuz 22:28

    14. Burada yazılan yorumlardan sonra ben de izledim. Korku filmi diyemem ama tuhaf ve rahatsız edici. Yemyeşil doğa, çiçek böcek, beyaz ferah kıyafetler normalde mutluluk verir, yönetmen bu öğeleri etkileyici bir müzikle birleştirip gerilim unsuruna dönüştürmüş. Bu açıdan yenilikçi olduğunu düşünüyorum. Filme dair eleştirim giriş kısmı gereksiz uzun tutulmuş ama sonu aceleyle bitirilmiş gibi, daninin ruhali daha detaylı anlatılmalıydı bana göre.

    5 temmuz 21:54

    13. Bu film sayesinde artık doğu Avrupa etnik kiyafetlerinden korkuyorum. Işlemeli çiçekler, kırmızı mavi desenler falan tam kabus. Lakin Filmi kesinlikle öneririm, hatta mor sözlüğümüzde, bol yorum yapılmayı hak eden bir film olduğunu düşünüyorum.

    Spoiler xxxx

    Kalabalık gidilen tatilde neler neler oldu. Aslında her şey masum bir field study girişimiydi ağırlıklı olarak. Fakat Dani, kinder yumurtadan çıkan sürprizdi. Onun Gelmesini istemiyorlardı. 'Erkek muhabbetlerine' limon sıkılmasından hiç hoşlanmamışlardı. Ama bak, şimdi size ne oldu, mutlu musunuz (gizlinot: fgkkhsaf)

    Spoilerxxxx

    5 temmuz 21:22 5 temmuz 21:22


    12. çok aydınlık ve harika bir ortamda korku öğeleri barındırdığı için korku janrasına yeni bir kanal açtığı iddia edilen ari aster filmi. filmin en güçlü tarafının görüntü yönetimi olduğunu düşünmekle beraber, yönetmenin önceki filmlerinden hereditary'yi daha başarılı bulmaktayım... 

    5 temmuz 19:38

    11. Suslude ovulmese 3. Sinif korku filmidir bu diyip gececegim film olacakti. Yorumlari okuyunca merak edip izledim ve kesinlikle cok begendim. 

    Oncelikle korku diye siniflandirmak filme buyuk haksizlik olur psikolojik gerilim daha dogru bir siniflandirma olabilir. Filmin tamaminin aydinlik gunesli mukemmel bir dogada gecmesiyle filmde islenen konularin tezatligi cok hosuma gitti. Dikkatlice izlenmesi gereken bir film ancak filmin hipnotize eden bir hali oldugunda izlerken ister istemez tum dikkatinizi veriyorsunuz. The lobster tarzi filmleri begenenler bunu da begenecektir. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Konusunu cok okumadan izleyin derim. 

    Trivia: film isvecte degil macaristanda cekilmis. 

    5 temmuz 16:11

    10. Bu filmi sinema da izlemek nasip olmadı. İzleyebileceğim bi platform var mıdır?

    30 haziran 15:46

    9. edit: gorunce ekledim, gunduz vakti gecen korku filmi cekmek yeni bir sey degil. hatta bahsettigim 1973 yapimi wickerman de bir kasabada gunduz vakti geciyor.

    çok gerçekçi başlayan fakat, ikinci yarısı çorba olmus film. ----spoiler---- (buraya  kocaman bir "bence" koyuyorum) filmin basındaki kızın kardeşi için endişelenmesi, o yıkık psikolojiden aslında ondan ayrılmak isteyen erkek arkadaşına tutunmasini, o toksik ilişkiyi, o çocuğun arkadaşlarıyla muhabbetini falan örneği az bulunur derecede gerçekçi anlatmış. malesef bu grubun isveç'e gitmeleriyle filmin odak noktası şaşıyor. film konudan konuya atlamaya başlıyor. öyle ki yönetmen başka şeyler göstermek istediğinden olaylar "senaryo öyle yazdığı için" gelişmeye başlıyor. karakterler başrol hariç çok yüzeysel kalıp hayatın akışına ters davranmaya başlıyorlar. normal karakterlerin de karikatür gibi davranmaları, alakasız çekimler içine girdikleri cult'in absürdlüklerini daha az çarpıcı göstermiş. bu film sayesinde 1970'lerde yapılmış the wickerman adli bir filmi öğrendim. kesinlikle din eleştirisini yine bir cult üzerinden çok daha iyi yapan, karakterleri ve olay örgüsü çok daha oturmuş bir film. the wickerman'deki ana karakterin neyin içine düştüğünü anlayamaması, karşısındakileri küçümsemesi (tutucu din eğitimi ve polis olması nedeniyle) çok daha anlaşılırdı. tabii 1973'de muhafazakar bir polisin

    , bir cult'in içine girince ne ile karşılaşacağını kestirememesi ile 2019'da amerikalı gençlerin bir cult'in hem de önlerinde adam öldüren bir cult'in içinde özgüvenle gezmeleri aynı şey değil. problem de biraz buradan kaynaklaniyor. midsommer, bir kızın ailesini kaybetmesi ve bunu atlatmasını, the wickerman, isveç gelenekleri ve teen slasher'i birleştirerek yapmış.  yönetmen bu film için bir ayrılık filmi demiş. madem oyle, bence ikinci kısımda konuyu bu kadar dağıtmasaymış, aynı şeyleri kullanarak (fakat daha arka planda bırakarak) daha başarılı bir film elde edermiş. bence fikir güzel, ama işleniş kötüydü. bir daha izleyecegim ya da tavsiye edecegim bir film degil. bu filmi begenenlere the wickerman'i tavsiye ederim. yalniz 1973 yilinda cekileni izlesinler. (sanirim 2000'lerde yeniden yapilmis, kimse begenmemis)

    30 haziran 15:20 6 temmuz 02:49


    8. tek kelimeyle muhteşem. dikkatim dağılmadan, telefonuma dokunmadan izlediğim çok az film olur, öyle kolay odaklanamam ama bu film ilk saniyesinden son saniyesine kadar o kadar içine çekti ki beni... keşke bitmeseydi dedim hatta. 5 saat olsa yine izlerdim.

    eğer benim gibi isveç'e dair her şeye meraklı bir insansanız ve böyle bayrammış, festivalmiş hiç hoşlanmıyorsanız, bir de gerilim filmi seviyorsanız koşun izleyin. bayramlardan hoşlanmıyorsanız dedim evet, çünkü bana göre zaten bayram başlı başına gerilme sebebi, ne bayramı olursa olsun. sevemedim, sevemiyorum böyle kutlamaları. bir de böyle tuhaflıklarla birleşince gerim gerim gerildim, oradaymışım gibi hissettim. başından sonuna kadar tarif edemeyeceğim bir iç sıkıntısı ve gerilme hissiyle izledim filmi, bu da benim için bir nimet.

    ---------- spoiler (gizlinot: christian ve mark, sizer çok alçak adamlarsınız. pelle bile sizden daha masum kalıyor resmen. dani ile filmin daha ilk dakikalarından inanılmaz empati kurdum ve kadına o kadar üzüldüm ki izlerken. tüm ailesini korkunç bir şekilde kaybetmesi, hayatında tek dayanağı olarak sadece sevgilisi olacak onu istemeyen alçağın kalması, sevgilisinin arkadaşları tarafından yok yere istenmemesi ama başka kimsesi olmaması, direkt istenmediği bir yerde olmak, ortamı terk etmek isteyip gidememesi, psikolojisinin öyle bir durumda olması ki sonunda sevildiğini, istendiğini hissettiği korkunç topluluğa bir şekilde ait hissetmesi, orada mutlu olması... bence tek kelimeyle müthişti. filme doydum.) ----------

    edit: eklemeyi unutmuşum, kesinlikle herkese göre değil. zaten sıkılan ve çok kötü olduğunu düşünen bir sürü insan da olmuş. izlerseniz bolca gün ışığına, beyaz beyaz elbiselere, çiçeklere, temiz bir köy ortamına, danslara, müziklere ve uzun uzun sahnelere maruz kalacaksınız, ben bunlardan sıkılırım diyorsanız hiç bulaşmayın ama yok o uçağa biner, o arkadaş grubuyla isveç'e giderim diyorsanız kesinlikle izlemeye değer.

    30 haziran 03:09 30 haziran 03:14

    7. insana dinledikten-izledikten sonra tokluk hissi veren müzikler-filmler vardır ya işte beni doyuran film bu. benim için bununla aynı potadaki film de hereditary değil "funny games" (1997) kesinlikle. birini seven diğerini de sevecektir. izlemeyen gençler, izleyin annem.

    28 haziran 01:45

    6. Harika, harika ötesi! Daha fazla puan hak ediyor. Son zamanlarda en çok beğendiğim gerilim filmi diyebilirim. Bu film kesinlikle bir korku filmi değil. Tek kelimeyle özetlemem gerekse, çok gerçekçi bir film. Sanki bütün bunlar gerçekten yaşanmış gibi hissettim film bittikten sonra. Atmosferi içine çekiyor, göze batan yapmacıklık yok. Her şey dozajında. Biraz uzun bir film ama tavsiye ederim. Bir de bu filmi 'canlı' olarak tanımlardım sanırım. İnsana canlı hissettiren bir film bu. O renkler, açıklık, çekim açıları... Tüm duygu geçişleri güzel verilmiş, içe işliyor. Yönetmen bu filmden önce Herediatary garabetini çekmiş. Madem bu film gibi film yapacak yeteneğin vardı amcam sen hayırdır? Bundan sonrası spoylır olacak. Buyrun efenim. Çok ama çok fazla detay barındıran bir film bu. Tabii bu özelliği detaycı ve metafordan hoşlanan benim gibi izleyiciler için harika bir şey.

    ---------------Spoiler----------------

    --Esas oğlanın adının Christian olması ve bir pagan ayininde yakılması... Bu çocuğun adı başka bir şey olabilirdi. Yani Sırlar Dünyası'nın sırlı bir bölümünde karakter adlarının 'Müslüm' ve 'Hristo' olması kadar pragmatik. shdhdhdhd

    --Dani çok şeker çok tatlı bir kız. Günlerce kardeşine ulaşmaya çalıştı başaramadı, ailesine ulaşmaya çalıştı, başaramadı. Açıkçası kardeşinin ona gönderdiği son mesajdan ben de bunun bir intihar notu olduğunu anlayamadım ters köşe oldum. Meğer kız ailesinin evinde intihar etmiş, ailesini de beraberinde götürmüş. :( İntihar eden kişilerin düşük de olsa yanında başka insanları da götürme eğilimi olduğunu okumuştum bir yerlerde. İntihar o noktada bireysellikten çıkıyormuş tabii. Dani yıkıldı kızcağız. Dani bütün duygu geçişlerini güzel yansıtan, benim empati yaptığım tek karakter oldu.

    --- Christian'la bu Dani 4 yıldan fazladır beraberlermiş meğer. Adam arkadaşlarına öyle bir bitching yapıyor ki sanırsın Dani'yle dün tanıştı da kız buna askıntı oldu. Kızın iki derdini de dinleyemeyeceksen defolup gidersin muşmula herif. Sonunda hak ettiğini buldu, karma işe yaradı. O göz kanatan cinsel ilişki sahnesinde olan tek misyonunu yani 'hayat devam ettirme'yi yaptı ve öldürüldü. Aslında burada alttan alta Christian gibi ruhsuz erkeklerin çiftleşmekten başka bir işe yaramayacakları vurgulanıyor. Bunlarla geçirilen her saniye kayıp, bu adamlarla gelecek kurulamaz.

    -- Pelle denilen Fransız çakması şerefsiz adama helal olsun. Yaptıkları tüm o saçmalıklara rağmen sözüm ona ailesine kurban bulmak için adam üniversite okuyor be. Yok finalleri zormuş da bilmem ne. Yahu madem meraklısın gidin İsveç'e dağın tepesinde birbirinize napıyorsanız yapın. Adam üniversite okumayı, derslere girip çıkıp ortam oluşturmaya çalışmayı, o kadar incik cincik işle ve egoist hocalarla uğraşmayı göze almış. Ne için? Kurban bulmak için sdjjjddd. İşte eğitim amaç olarak değil de araç olarak kullanılırsa böyle olur. Bir de göze batmamak için boş muhabbetlere eşlik etmeye çalışıyor ama adamda gariplik olduğu bariz belli yani. Özellikle Dani'yi de İsveç'e davet ettikleri sahnede adam ben arızayım diye bağırıyor resmen. Bakışları falan garip, sapık gibi kısık kısık duraksamalı cevaplar. Daniciğim aile acısı olduğu için anlamadı. Anadolu çocuğu yer mi bunları? Bir de dk 1 gol 1 hesabı, millete uyuşturucu otlar verdi. Kimin verdiğine bakmaksızın, asla bu tür uyarıcı maddeleri denememek lazım. Olmaz olmaz demeyin.

    -- Köy ritüelinde iki yaşlının intiharını anında anladım, şaşırtıcı değildi yani. Dedim bunlar kesin atlayacak, öyle de oldu. Ama düştükten sonra henüz ölmeyen yaşlı adamın kafasını çekiçle dağıtmaları kötüydü. Burada mevzuya ayıktılar, hatta içlerinden ikisi 'Noluyoruzz?' falan oldu ama çok geçti artık, öldürülecekleri belliydi. Yavrum siz hiç korku filmi izlemediniz mi? Ortalığı neden velveleye verdiniz hemen evladım? En çok gürültü çıkaran en önce ölür. Sessizce plan yapacaktınız. Basic kural bunlar, her zaman soğukkanlı olan kazanır. Bu sahneleri izlerken çaresizliğe kapıldım, yani gitseler gidemezler, kalsalar kalamazlar. Yedikleri içtikleriyle sürekli bir madde etkisi altındalar, hem de köyün sakinleri kurban seçmiş bir kere. Bütün yollar kapandı. Sıraları gelene kadar göz boyamaya ve tiyatro oynamaya devam ediyorlar sadece. Yalnız buralar şu bakımdan ilginçti, bütününe baktığımızda akıl sağlığını ve şuurunu yitirmiş sapkın bir topluluk var karşımızda. Öte yandan bu topluluk 'kurban'larını elde tutmak için olabildiğince dışardaki insanlar gibi davranmayı, normal bilinçli bir biçimde konuşmayı da sürdürüyor. Bu geçişler çok keskin.

    --Christian gerzeği ve topluluktan bir kızın cinsel ilişki sahneleri muazzam çekilmiş. Christian bir yandan haz duyuyor, madde etkisi altında olduğu için etrafını tam bilinçli bir şekilde kavrayamıyor. O etraflarında çember oluşturan çıplak kadın topluluğu da insan doğasının ket vurulamazlığını temsil ediyor. O kadar algıları kapanmış ki, hiçbir değer ve ahlak yargıları yok. Sadece körü körüne benimsedikleri inançlar için yaşıyorlar. Bu açıklık iyi verilmiş. Christian o sahnede topluluğa kabul edilmiş olmanın sevincini ve şaşkınlığını da yaşıyordu, ama sonu ayı postunun içine konularak yakılmak oldu. Burada da ince bir mesaj var, her şey göründüğü gibi olmayabilir. Onunla işleri sadece birkaç sperm alana kadardı. Hayatın devamı için bir araçtı Christian, başka bir anlamı olmayan et parçasıydı.

    -- Dani Mayıs Kraliçesi olmaya çok yakıştı. Yahu niye 90 yılda bir oluyor bu? Yapın her sene işte. O çiçekten taçlar, kıyafetler ve dans gözlerimi aldı, çok güzeldi. Kafamı dağıttım resmen. Dani'yi koruyan şey sadece kraliçe olması değildi bence, zaten en baştan beri şans tanınan ve seçilmiş olan oydu. Diğerleri Dani'yi o köye çekmek için aracılardı sadece, onlar zaten ölecekti. Etrafındaki sahteliklerden kurtulması için ve ailesinin acısı karşısında ödediği bedeller yüzünden Dani'ye bir kurtuluş yolu gösterildi. Hem Christian'la asla olamayacağını açıkça görmesi için hem de boğazına kadar battığı bataklıktan kurtulması için oraya gitmesi gerekiyordu.

    -- Josh ve Christian'ın doktora tezi konusu kapışması güldürdü. Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı resmen hahaha. Çevrelerinde olan bitenden haberleri yok daha, bir de aylarca o toplumla kalıp tez yazacaklar güya. İsveç'te dağ köyüne gelince çakraları açıldı birden. Hatta nerdeyse robotlaştılar bir noktada, sanki o tezden başka düşündükleri hiçbir şey yoktu, çevrelerine daha alıcı gözüyle bakmaya başladılar, sorular sormalar falan. Okları daha fazla çektiler kendilerine. Siz Amerika gibi ülkede okuyup tez konusu bulamadıysanız geçmiş olsun zaten. Hele Josh salağı, gizli gizli adamların kutsal kitaplarından fotoğraf çekmeye çalıştı, uyarıldığı halde. Arının kovanına çomak soktu.

    --Sonda köyden birilerinin ve beraber geldiği arkadaşlarının komple yakılmalarından sonra Dani'nin yüzündeki mutluluk o kadar güzeldi ki. Bütün fazlalıklardan kurtulmuş gibiydi ki öyle de oldu zaten. Hem de kendi acılarını gördü o alevlerin içinde. Bütün ona acı veren şeyler yandı kül oldu.

    -- Son olarak bizim Fransız çakması Pelle'nin çok beğendiğim sözüyle bitircem. 'Does he feel like home to you?'' Christian sana evindeymiş gibi hissettiriyor mu, dedi. O kadar haklıydı ki aslında. Bize uzaktan yakından, küçükten büyüğe zarar veren hiçbir ilişkinin içinde olmamalıyız. Ben de ilerde yanında olduğum zaman evdeymiş hissi yaratan ve beni ne olursa olsun güvende hissettirecek biriyle hayatımı birleştirmek isterim. Kadınların sırtını güvenle yaslayabilecek baskın bir erkek figürü arayışı her zaman devam edecek sanırım. Güvendikçe severiz çünkü biz. Evimizdeymiş gibi rahat hissettirenlere gerçekten sevgi duyarız.

    -------------------Spoiler-------------------------------------

    27 haziran 01:36 27 haziran 12:57